Önceki ayet· 22:66Sonraki ayet· 22:68

Hac Suresi 67. Ayet· 22:67

↗ Hac suresi
Medeni
لِّكُلِّ أُمَّةٖ جَعَلۡنَا مَنسَكًا هُمۡ نَاسِكُوهُۖ فَلَا يُنَٰزِعُنَّكَ فِي ٱلۡأَمۡرِۚ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدٗى مُّسۡتَقِيمٖ
Biz her ümmete, uydukları bir mensek (ibadet yöntemi) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru, bir yol üzerindesin.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Biz her ümmete, uydukları bir mensek (ibadet yöntemi) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru, bir yol üzerindesin.
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin.
Yaşar Nuri Öztürk
Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın.
Süleyman Ateş
Biz her ümmete, uydukları bir mensek (ibadet yöntemi) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru, bir yol üzerindesin.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
For every religion We have appointed rites which they perform. So, [O Muhammad], let the disbelievers not contend with you over the matter but invite them to your Lord. Indeed, you are upon straight guidance
Fransızca
A chaque communauté, Nous avons assigné un culte à suivre. Qu'ils ne disputent donc point avec toi l'ordre reçu! Et appelle à ton Seigneur. Tu es certes sur une voie droite
İspanyolca
A cada comunidad le he revelado sus propios ritos para que los observen. [¡Oh, Mujámmad!] No dejes que [te discutan] sobre los preceptos. Exhorta a creer en tu Señor, porque tú estás en la guía del camino recto
Rusça
Для каждой общины Мы установили обряды, которые они отправляют, и пусть они не спорят с тобой по этому поводу. Призывай же к своему Господу. Воистину, ты - на прямом пути
Endonezce
Bagi setiap umat telah Kami tetapkan syariat tertentu yang (harus) mereka amalkan, maka tidak sepantasnya mereka berbantahan dengan engkau dalam urusan (syariat) ini, dan serulah (mereka) kepada Tuhanmu. Sungguh, engkau (Muhammad) berada di jalan yang lurus
Bengalce
আমি প্রত্যেক উম্মতের জন্যে এবাদতের একটি নিয়ম-কানুন নির্ধারণ করে দিয়েছি, যা তারা পালন করে। অতএব তারা যেন এ ব্যাপারে আপনার সাথে বিতর্ক না করে। আপনি তাদেরকে পালনকর্তার দিকে আহবান করুন। নিশ্চয় আপনি সরল পথেই আছেন।
Çince
我为每个民族制定一种供献仪式,让他们有所遵循,绝不是让他们为这事与你争论。你应当召唤众人来崇拜你的主,你确是在正路上的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz her bir millete şeriat verdik. Onlar kendi şeriatları ile amel ederler. -Ey Resul!- Müşrikler ve başka dinlere mensup olanlar senin şeriatin hakkında seninle tartışmasınlar. Sen tartışmaya onlardan daha hak sahibisin. Çünkü onlar batıl ehlidir. İnsanları ihlasla Allah'ı birlemeye çağır. Şüphesiz sen hiçbir eğriliğin bulunmadığı dosdoğru yol üzeresin.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
67- Biz her ümmet için uyguladıkları bir ibadet yolu tayin ettik. O halde onlar, din hususunda seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. 68- Yine de seninle tartışırlarsa de ki:“Allah yapmakta olduklarınız en iyi bilendir.” 69- Allah, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz hususlara dair kıyamet gününde aranızda hüküm verecektir. 70- Bilmez misin ki Allah, gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir? Şüphesiz ki bütün bunlar bir kitaptadır. Gerçekten bu, Allah’a göre çok kolaydır. 67. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Biz her ümmet için uyguladıkları bir ibadet yolu” bir ibadet şekli “tayin ettik.” Bu “ibadet yolu” adalet ve hikmette ortak olmakla birlikte bazı hususlarda farklılık gösterebilir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi elbette hepinizi bir ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği ile sizi imtihan etmek istedi.”(el-Maide, 5/48) Her ümmet kendi hallerine göre bu ibadet gereğince amel ederler. Hiçbir şeriata karşı itiraz söz konusu olamaz. Özellikle de müşrik ve apaçık bilgisizlik içerisinde bulunan ümmiler için bu böyledir. Çünkü Allah Rasûlünün risaleti, delilleri ile sabit olduğu takdirde onun bütün getirdiklerinin kabul edilmesi ve teslimiyetle karşılanması, getirdiklerine karşı itirazdan vazgeçilmesi gerekir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O halde onlar, din hususunda seninle asla çekişmesinler.” Seni yalanlayanlar seninle çekişmesin, getirdiklerinin bir kısmına karşı bile olsa bozuk akılları ile itiraza kalkışmasınlar. Mesela yaptıkları yanlış kıyas ile leşin yenilmesinin helâl olması konusunda seninle tartışırken “Kendi öldürdüklerinizi yersiniz de Allah’ın öldürdüğünü niye yemezsiniz?” demeye kalkışmasınlar. Yine “Alışveriş de faiz gibidir.”(el-Bakara, 2/275) şeklindeki itirazları bu kabildendir. Bunların tek tek cevaplandırılması gerekmez. Çünkü onlar, risaletin kaynağına itiraz etmektedirler. Dolayısı ile bu gibi meselelerde tek tek tartışmak ve bunlar hakkında delil getirmek söz konusu değildir. Aksine her bir konu ile ilgili yapılacak açıklama ayrıdır. O nedenle Allah Rasûlünün risaletini inkâr eden bir kimse böyle bir itirazı ileri sürer de: Ben doğru yolu bulmak için tartışıyorum, iddiasında bulunursa ona şöyle denilir: Seninle tartışma konusu, risaletin kabul edilip edilmemesi meselesidir. Aksi takdirde sadece diğer konularda tartışmayı istemesi, işi yokuşa sürmek ve karşısındakini aciz bırakmak maksadında olduğunu gösterir. Bundan dolayı Yüce Allah, Rasûlüne Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğüt ile davet etmesini ve bu yol üzere devam etmesini emretmiştir. İtiraz edenler ister itiraza devam etsinler, ister etmesinler. İzlemekte olduğun davet yolundan herhangi bir şey seni geri çevirmemelidir. Çünkü “Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.” Senin bu yolun itidalli bir yoldur. Maksada ulaştıran bir yoldur. Hak bilgisini ve onun gereğince ameli içerir. Yolunun doğruluğundan yana eminsin. Dininin gerçekliğine dair bilgin kesindir. Bu da Rabbinin sana verdiği emir üzere kararlılıkla yürümeni gerektirir. Hakkında şüphe söz konusu olan bir din üzere olmadığın gibi uydurulmuş bir söze de davet etmiyorsun ki insanların hevâları ve görüşleri seni durdursun, onların itirazları yolunda ilerlemene engel olsun. Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır:“O halde sen Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık hak üzeresin.”(en-Neml, 27/79) ununla birlikte Yüce Allah’ın “Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin” buyruğunda şeriatın cüz’i/fer’i hükümlerine karşı itiraz eden kimselere akl-ı selim ile verilecek cevapların mahiyeti gösterilmektedir. Çünkü buradaki dosdoğru yol, Allah Rasûlünün getirdiği her şeyin ayrılmaz bir sıfatıdır. O da aslî/itikadi ve fer’i bütün meselelerde kendisi ile doğruya ulaşılan, doğru elde edilen yoldur. Bu ise güzelliği, adaleti ve hikmeti akıl ile ve selim fıtrat ile bilinen meselelerdir. Bu da emrolunan ve yasak kılınan şeyler üzerinde ayrı ayrı düşünmek ile öğrenilebilecek bir husustur. Bundan dolayı Yüce Allah bu gibi hallerde kendisi ile tartışmayı sürdürecek olurlarsa, onlarla tartışmaktan vazgeçmesini emrederek şöyle buyurmaktadır: 68-69. “Yine de seninle tartışırlarsa de ki: Allah yapmakta olduklarınızı en iyi bilendir.” O, sizin maksatlarınızı ve niyetlerinizi bilendir ve size bunların karşılığını verecektir. “Allah, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz hususlara dair kıyamet gününde aranızda hüküm verecektir.” İzlediği yolu dosdoğru yola (Sırat-ı Mustakime) uygun gelen kimse, nimet dolu cennetlere gireceklerdendir. Bu yoldan ayrılıp sapan ise alevli ateşe girecekler arasındadır. 70. Şanı Yüce Allah’ın hükmünün tam ve eksiksiz oluşunun bir göstergesi de hükmünü ilme dayalı olarak koymuş olmasıdır. Bundan dolayı Yüce Allah, ilminin ve Kitabının her şeyi kuşattığını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Bilmez misin ki Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir?” Bütün işlerin zahirini de batınını da gizlisini de açığını da büyüğünü de küçüğünü önce olanını da sonra olanını da bilir. Göklerde ve yerde olacak her şeyi kuşatmış olan bu ilmi Allah, bir kitapta tespit etmiştir. Bu da Levh-i Mahfuzdur. Zira Yüce Allah, kalemi yarattığında ona:“Yaz” buyurdu. Kalem: “Neyi yazayım?” diye sorunca ona: “Kıyamet gününe kadar olacak her şeyi yaz!” diye emretti. “Gerçekten bu, Allah’a göre çok kolaydır.” Sizin için tasavvuru kabil olmayan bir husus olsa dahi her şeyi bilgisi ile kuşatmak ve her şeyi vakıaya uygun olarak bir kitapta yazmak Yüce Allah için pek kolaydır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Dinî kurallar” şeklinde çevirdiğimiz mensek kelimesi “kurban kesme ibadeti, kurban kesme yeri veya kurban kesme usulü” mânalarına geldiği gibi, “ibadet mahalli, ibadet şekli ve din” anlamında da kullanılır. 34. âyetin bağlamı genel olarak müfessirleri bu kelimeyi kurban kesme ibadeti ile irtibatlandırmaya yöneltmiş olmakla beraber, bu âyette birbirinden farklı yorumlar yapılmıştır. Taberî, “kutladıkları bayram, akıttıkları kan, kestikleri kurban ve hac ibadeti” şeklindeki yorumları aktardıktan sonra, kendisinin burada kurban bayramı günlerinde Mina’da akıtılan kanın kastedildiği yorumunu tercih ettiğini, zira müşriklerle Resûlullah arasında geçen tartışmanın bu konuda olduğunu belirtir (XVII, 198-199). İbn Âşûr, kelimenin “ibadet mahalli” anlamından yola çıkarak bu ifadenin karşı görüşleri geçersiz kılan bir delil taşıdığını ileri sürer. Onun izahına göre âyet, bütün ilâhî dinlerde, Allah’a yakınlaşma amacıyla yapılan ibadet için mekân birliği ilkesinin benimsendiğine, dolayısıyla müşriklerin putları için ayrı ayrı mâbed ve sunaklar yapmalarının bu ilkeyle çeliştiğine dikkat çekmektedir. Şu var ki mensek kelimesiyle 34. âyette “kurban yeri”, burada ise “hac mahalli” kastedilmiştir (XVII, 327-328). Râzî (XXIII, 64) ve Şevkânî (III, 526-527) gibi müfessirler ise âyetin bağlamı bir anlam sınırlandırmasını gerektirmediği için kelimeyi din ve din kuralları şeklinde yorumlamışlardır. Biz de aynı gerekçeyle meâlinde bu mânayı tercih ettik. Bazı rivayetlerde bu âyetin müşriklerin kendiliğinden ölmüş (meyte = murdar) hayvan etinin yasaklanması hükmüne işaretle, “Allah’ın öldürdüğünü haram sayıp yemiyorsunuz da kendi elinizle kestiğinizi helâl sayıp yiyorsunuz” şeklinde yöneltilen eleştiri dolayısıyla indiği belirtilir (Şevkânî, III, 528; Derveze, VII, 118-119). Âyette her ümmet için dinî kurallar belirlenmiş olduğuna değinilerek, öncelikle Allah tarafından toplumların şartlarına ve beşerî gelişmelere göre farklı dinî hükümlerin bildirilmiş olduğu realitesine dikkat çekilmektedir. Bu gerçeğin göz önünde bulundurulması halinde Mekke putperestlerinin Hz. Muhammed’in peygamberliğini yadırgamamaları ve bu noktadan hareketle bir tartışmaya girmemeleri gerekir. Bu husus kabul edildikten sonra geriye onun getirdiği mesajın sahih bir kaynağa dayanıp dayanmadığı ve doğru yola çağrıda bulunup bulunmadığı meselesi kalır ki, âyetin devamında bu noktaya açıklık getirilmiş, Resûlullah’tan rabbinin yoluna çağrıya devam etmesi istenmiş ve kendisinin dosdoğru bir yolda olduğu bildirilmiştir.
Hac Suresi 67. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz her bir millete şeriat verdik. Onlar kendi şeriatları ile amel ederler. -Ey Resul!- Müşrikler ve başka dinlere mensup olanlar senin şeriatin hakkında seninle tartışmasınlar. Sen tartışmaya onlardan daha hak sahibisin. Çünkü onlar batıl ehlidir. İnsanları ihlasla Allah'ı birlemeye çağır. Şüphesiz sen hiçbir eğriliğin bulunmadığı dosdoğru yol üzeresin.