Önceki ayet· 2:109Sonraki ayet· 2:111

Bakara Suresi 110. Ayet· 2:110

↗ Bakara suresi
Medeni
وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَۚ وَمَا تُقَدِّمُواْ لِأَنفُسِكُم مِّنۡ خَيۡرٖ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ
Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür
Elmalılı Hamdi Yazır
Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin. Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz her hayrı, Allah katında bulacaksınız. Hiç kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Namazı kılın, zekatı verin; kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her hayrı, Allah'ın yanında bulursunuz, Allah yaptıklarınızı görür.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.5%
İngilizce
And establish prayer and give zakah, and whatever good you put forward for yourselves - you will find it with Allah. Indeed, Allah of what you do, is Seeing
Fransızca
Et accomplissez la Salât et acquittez la Zakât. Et tout ce que vous avancez de bien pour vous-mêmes, vous le retrouverez auprès d'Allah, car Allah voit parfaitement ce que vous faites
İspanyolca
Realicen la oración y paguen el zakat, y [sepan que] todo el bien que hagan será para su propio beneficio, y su recompensa la encontrarán junto a Dios. Dios sabe cuanto hacen
Rusça
Совершайте намаз и выплачивайте закят. Все то доброе, что вы предварите для себя, вы найдете у Аллаха. Воистину, Аллах видит то, что вы совершаете
Endonezce
Dan laksanakanlah salat dan tunaikanlah zakat. Dan segala kebaikan yang kamu kerjakan untuk dirimu, kamu akan mendapatkannya (pahala) di sisi Allah. Sungguh, Allah Maha Melihat apa yang kamu kerjakan
Bengalce
তোমরা নামায প্রতিষ্ঠা কর এবং যাকাত দাও। তোমরা নিজের জন্যে পূর্বে যে সৎকর্ম প্রেরণ করবে, তা আল্লাহর কাছে পাবে। তোমরা যা কিছু কর, নিশ্চয় আল্লাহ তা প্রত্যক্ষ করেন।
Çince
你们应当谨守拜功,完纳天课。凡你们为自己而行的善,你们将在安拉那里发现其报酬。安拉却是明察你们的行为的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Namazınızı rükunleri, farzları ve sünnetleriyle tam olarak eda edin ve mallarınızın zekâtını hak edenlere verin. Hayatınızda hangi salih ameli işlerseniz, ölümünüzden önce kendiniz için hayrı biriktirmiş olarak yollarsanız sevabını kıyamet gününde Rabbinizin katında bulursunuz ve bunun mükâfatını size verir. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızı görendir. Herkesin amelinin karşılığını verir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
108- Yoksa siz de Peygamberinizden, önceden Mûsâ’dan isteklerde bulunulduğu gibi istekte bulunmak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfürle değişirse doğru yoldan sapıtmış olur. 109- Ehl-i Kitap’tan birçoğu hak kendilerine besbelli olmuşken sırf içlerine yerleşmiş olan kıskançlıktan dolayı sizi imanınızdan sonra (tekrar) küfre döndürmeyi çok isterler. Artık Allah’ın emri gelinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir. 110- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Nefisleriniz için önden ne hayır gönderirseniz, Allah nezdinde onu bulacaksınız. Şüphesiz Allah ne yaptığınızı çok iyi görendir. 108. “Yoksa siz de Peygamberinizden, önceden Mûsâ’dan isteklerde bulunulduğu gibi istekte bulunmak mı istiyorsunuz?” Yüce Allah mü’minlere ya da yahudilere Rasullerinden Musa’dan istenenler türünden isteklerde bulunmalarını yasaklamaktadır. Bundan kasıt ise işi yokuşa sürmek ve itiraz etmek gayesi ile yapılan istekler ve sorulan sorulardır. Yüce Allah’ın şu buyruklarında işaret ettiği gibi:“Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Gerçekten Mûsâ’dan daha büyüğünü istemişlerdi de, Allah’ı bize apaçık göster, demişlerdi.”(en-Nisa, 4/153)“Ey iman edenler! Size açıklanınca üzüleceğiniz birtakım şeyleri sormayın.”(el-Maide, 5/101) İşte bu ve benzerleri, hakkında soru sorulması ve istekte bulunulması yasak kılınan hususlardandır. Doğrunun gösterilmesi ve öğrenmek kastı ile soru sormaya gelince, bu övülmüş bir husustur. Yüce Allah, şu buyruklarında olduğu gibi, bunu emretmektedir:“Eğer bilmiyor iseniz, zikir/ilim ehline sorun.”(en-Nahl, 16/43, el-Enbiyâ, 21/7). Yüce Allah onların soru sormalarını da takdir etmekte (reddetmemektedir), şu buyruklarda olduğu gibi:“Sana içki ve kumar hakkında sorarlar.”(el-Bakara, 2/219); “Sana yetimler hakkında soru sorarlar.”(el-Maide, 5/220) ve benzeri gibi. Yasak kılınmış soru sormalar ve istekler yerilmiş olduğundan ve kimi zaman bunların sahiplerini küfre kadar götürebildiğinden Yüce Allah:“Kim imanı küfürle değişirse doğru yoldan sapıtmış olur.” diye buyurmaktadır. 109. Daha sonra Yüce Allah, kitap ehlinin pek çoğunun kıskançlığını ve onların “sizi imanınızdan sonra (tekrar) küfre döndürmeyi çok isterler” şeklindeki çok şiddetli arzularını haber vermektedir. Bu uğurda çalışıp çabaladılar, türlü hile ve tuzaklar hazırladılar ama onların kurdukları tuzaklar hep aleyhlerine dönmüştür. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kitap Ehlinden bir zümre dedi ki: İman edenlere indirilene gündüzün başında iman edin, sonunda da küfredin. Olur ki dönerler.”(Ali İmran, 3/77) Bu da onların nefislerinden kaynaklanan kıskançlıklarından dolayıdır. Yüce Allah mü’minlere kendilerine kötülük yapanlara -Allah’ın emri gelinceye kadar- af ve hoşgörü ile karşılık vermelerini emretmektedir. Daha sonra Yüce Allah onlara cihad emrini verdi. Böylelikle Allah mü’minlerin yüreklerine soğuk su serpti ve onların kimilerini öldürdüler, kimilerini esir aldılar, kimilerini de sürgüne gönderdiler. “Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.” 110. “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin…” Daha sonra Yüce Allah hâli hazırdaki zamanda namazı dosdoğru kılma, zekâtı verme ve Allah’a yakınlaştırıcı her türlü fiili yapmakla vakit geçirmelerini emretmekte, hayır namına yaptıkları her bir şeyin Allah nezdinde asla kaybolmayacağını, boşa çıkmayacağını, aksine onu Allah katında tam manasıyla tespit edilmiş ve eksiksiz olarak bulacaklarını vaat etmektedir:“Şüphesiz Allah neler yaptığınızı çok iyi görendir.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bir önceki âyette verilen mesajdan sonra burada müslümanlara, kendilerine düşmanlık duyguları besleyenlerle verimsiz ve anlamsız bir mücadeleye girişerek gerilimi daha da arttırması kaçınılmaz olan bir ortam oluşturmak yerine, müslüman olmanın gerekleri olan namazlarını kılıp zekâtlarını vermeleri ve genel olarak Allah nezdinde mükâfatını görecekleri, yararlı sonuçlar alacakları hayırlı işler yapmaları emredilmekte; her şeyi gören ve bilen Allah’ın, yaptıkları bu güzel işleri de göreceğine ve hak ettikleri karşılığı vereceğine işaret buyurulmaktadır (hayır kavramı hakkında genişbilgi için bk. Bakara 2/215).
Bakara Suresi 110. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Namazınızı rükunleri, farzları ve sünnetleriyle tam olarak eda edin ve mallarınızın zekâtını hak edenlere verin. Hayatınızda hangi salih ameli işlerseniz, ölümünüzden önce kendiniz için hayrı biriktirmiş olarak yollarsanız sevabını kıyamet gününde Rabbinizin katında bulursunuz ve bunun mükâfatını size verir. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızı görendir. Herkesin amelinin karşılığını verir.