Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ey insanlar! Ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.
Süleyman Ateş
Ey insanlar eğer öldükten sonra dirilmekten kuşkuda iseniz (bilin ki) biz sizi (önce) topraktan, sonra nutfe(sperm)den, sonra alaka(embriyo)dan, sonra biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim. Dilediğimizi belirtilmiş bir süreye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra güç(ve kabiliyetler)inize ermeniz için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi (henüz çocukken) öldürülür, kimi de ömrün en kötü çağına(ihtiyarlığa) itilir ki, bilirken bir şey bilmez hale gelsin (çocukluğundaki gibi bedence ve akılca güçsüz bir duruma düşsün). Yeri de kurumuş, ölmüş görürsün. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çifti bitirir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.1%
İngilizce
O People, if you should be in doubt about the Resurrection, then [consider that] indeed, We created you from dust, then from a sperm-drop, then from a clinging clot, and then from a lump of flesh, formed and unformed - that We may show you. And We settle in the wombs whom We will for a specified term, then We bring you out as a child, and then [We develop you] that you may reach your [time of] maturity. And among you is he who is taken in [early] death, and among you is he who is returned to the most decrepit [old] age so that he knows, after [once having] knowledge, nothing. And you see the earth barren, but when We send down upon it rain, it quivers and swells and grows [something] of every beautiful kind
Fransızca
O hommes! Si vous doutez au sujet de la Résurrection, c'est Nous qui vous avons créés de terre, puis d'une goutte de sperme, puis d'une adhérence puis d'un embryon [normalement] formé aussi bien qu'informe pour vous montrer [Notre Omnipotence] et Nous déposerons dans les matrices ce que Nous voulons jusqu'à un terme fixé. Puis Nous vous en sortirons [à l'état] de bébé, pour qu'ensuite vous atteignez votre maturité. Il en est parmi vous qui meurent [jeunes] tandis que d'autres parviennent au plus vil de l'âge si bien qu'ils ne savent plus rien de ce qu'ils connaissaient auparavant. De même tu vois la terre desséchée: dès que Nous y faisons descendre de l'eau elle remue, se gonfle, et fait pousser toutes sortes de splendides couples de végétaux
İspanyolca
¡Oh, gente! Si tienen dudas de que tengo el poder para resucitarlos, sepan que he creado [a Adán] de barro, luego [a toda su descendencia] de un óvulo fecundado que luego se transforma en un embrión, luego en una masa de tejidos, algunos ya formados y otros por formarse; ello es una evidencia [de Mi poder y sabiduría]. Preservo en el útero materno a aquellos que decreté que completen su gestación. Los hago nacer, y luego de la infancia alcanzan la madurez; algunos mueren [antes de esta etapa] y otros alcanzan la vejez, y ya no recuerdan nada del conocimiento que habían adquirido. También pueden observar a la tierra árida, y cómo cuando hago que llueva sobre ella, se remueve, se hincha, y brota toda clase de plantas bellas
Rusça
О люди! Если вы сомневаетесь в воскрешении, то ведь Мы сотворили вас из земли, потом - из капли, потом - из сгустка крови, потом - из разжеванного кусочка, сформировавшегося или не сформировавшегося. Так Мы разъясняем вам истину. Мы помещаем в утробах то, что желаем, до назначенного срока. Потом Мы выводим вас младенцами, чтобы вы могли достигнуть зрелого возраста. Одни из вас умирают, другие же возвращаются в жалкую старость и забывают все, что знали. Ты видишь безжизненную землю. Но стоит Нам ниспослать на нее воду, как она приходит в движение, набухает и порождает всякие прекрасные растения
Endonezce
Wahai manusia! Jika kamu meragukan (hari) kebangkitan, maka sesungguhnya Kami telah menjadikan kamu dari tanah, kemudian dari setetes mani, kemudian dari segumpal darah, kemudian dari segumpal daging yang sempurna kejadiannya dan yang tidak sempurna, agar Kami jelaskan kepada kamu; dan Kami tetapkan dalam rahim menurut kehendak Kami sampai waktu yang sudah ditentukan, kemudian Kami keluarkan kamu sebagai bayi, kemudian (dengan berangsur-angsur) kamu sampai kepada usia dewasa, dan di antara kamu ada yang diwafatkan dan (ada pula) di antara kamu yang dikembalikan sampai usia sangat tua (pikun), sehingga dia tidak mengetahui lagi sesuatu yang telah diketahuinya. Dan kamu lihat bumi ini kering, kemudian apabila telah Kami turunkan air (hujan) di atasnya, hiduplah bumi itu dan menjadi subur serta menumbuhkan berbagai jenis pasangan tetumbuhan yang indah
Bengalce
হে লোকসকল! যদি তোমরা পুনরুত্থানের ব্যাপারে সন্দিগ্ধ হও, তবে (ভেবে দেখ-) আমি তোমাদেরকে মৃত্তিকা থেকে সৃষ্টি করেছি। এরপর বীর্য থেকে, এরপর জমাট রক্ত থেকে, এরপর পূর্ণাকৃতিবিশিষ্ট ও অপূর্ণাকৃতিবিশিষ্ট মাংসপিন্ড থেকে, তোমাদের কাছে ব্যক্ত করার জন্যে। আর আমি এক নির্দিষ্ট কালের জন্যে মাতৃগর্ভে যা ইচ্ছা রেখে দেই, এরপর আমি তোমাদেরকে শিশু অবস্থায় বের করি; তারপর যাতে তোমরা যৌবনে পদার্পণ কর। তোমাদের মধ্যে কেউ কেউ মৃত্যুমুখে পতিত হয় এবং তোমাদের মধ্যে কাউকে নিষ্কর্মা বয়স পর্যন্ত পৌছানো হয়, যাতে সে জানার পর জ্ঞাত বিষয় সম্পর্কে সজ্ঞান থাকে না। তুমি ভূমিকে পতিত দেখতে পাও, অতঃপর আমি যখন তাতে বৃষ্টি বর্ষণ করি, তখন তা সতেজ ও স্ফীত হয়ে যায় এবং সর্বপ্রকার সুদৃশ্য উদ্ভিদ উৎপন্ন করে।
Ey İnsanlar! Öldükten sonra sizi yeniden diriltmeye kadir oluşumuzda şüpheniz var ise yaratılışınızı düşünün. Babanız Âdem'i topraktan yarattık. Zürriyetinden gelen insanları ise erkeğin hanımının rahmine bıraktığı meniden yarattık. Ardından bu meni bir kan pıhtısına ve daha sonra da bu kan pıhtısı çiğnenmiş et parçasına benzer hale dönüşür. Sonra bu et parçası sağlıklı bir şekilde rahimde yaşayan bir çocuk olarak dünyaya gelene kadar kalıp, bekler ya da sağlıklı olmayan bir bebek olarak rahim onu düşürür. Bütün bunlar sizi evreler halinde yaratış kudretimizi açıklamak içindir. Rahimlere belirli bir vakitte doğana kadar dilediğimiz ceninleri yerleştiririz, bunun vakti dokuz aydır. Sonra analarınızın karınlarından bebek olarak çıkarır, sonra da kuvvetin ve aklın en kamil olduğu yaşa kadar ulaşırsınız. Kiminiz de bu vakit gelmeden önce vefat eder. Bazınız da aklının ve gücünün zayıfladığı ihtiyarlık yaşına kadar yaşar. Hatta çocuktan bile kötü halde olur ve bildiği şeyleri bilmez hale gelir. Yeryüzünü bitkisi olmayan bir halde görürsün, üzerine yağmur suyunu indirdiğimizde bitkiler açar. Bitkilerinin büyümesi ile yükselir ve bitkilerden her bir çeşit güzel manzaralar oluşturur.
5- Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilişten yana şüpheniz varsa (şunu bilin ki) biz sizi topraktan yarattık. Sonra nutfeden, sonra alakadan, sonra da şekli belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık ki size (kudretimizi) açıklayalım. Dilediğimizi rahimlerde belli bir zamana kadar durdururuz, sonra sizi bebek olarak çıkarırız. Sonra da rüşt çağınıza ermeniz için (yaşatırız). Kiminiz (bundan önce) ölür, kiminiz ise ömrün en kötü zamanına kadar götürülür tâ ki (sahip olduğu) az bir bilgiden sonra hiçbir şey bilmez bir hale gelsin. Sen yeryüzünü kupkuru görürsün. Ama Biz, üzerine su indirdiğimizde kıpırdanır, kabarır ve her çeşit güzel bitkiden bitirir. 6- Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, O ölüleri diriltecektir ve O, her şeye güç yetirendir. 7- Kıyamet de mutlaka gelecektir, onda hiçbir şüphe yoktur ve Allah, muhakkak kabirdekileri diriltecektir.
5. “Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilişten yana şüpheniz varsa...” Yani bu konuda herhangi bir tereddüdünüz var ve onun gerçekleşeceği konusunda bilginiz yoksa... demektir. Halbuki sizin göreviniz, bu hususta Rabbinizi tasdik etmek, onun peygamberlerinin doğruyu getirdiklerine inanmaktır. Ancak şüphe etmekte diretiyorsanız, işte size kendilerine tanık olduğunuz iki tane aklî delil sunuyoruz. Bunların her birisi, hakkında şüphe ettiğiniz hususa dair kesinlikle delildir ve kalplerinizden şüpheyi giderecek özelliktedir. Bu iki delilden birisi, insanın yaratılmasının başlangıcıdır. Onu ilk olarak var eden, onu tekrar yaratacaktır. Bu hususta şöyle buyurmaktadır:“Biz sizi topraktan yarattık.” Bu insanlığın atası, Âdem aleyhisselam’ın yaratılması ile olmuştu. “Sonra nutfeden” yani bir damla meniden ki bu da yaratmanın başlangıcıdır. “Sonra alakadan” yani o nutfe, Yüce Allah’ın izni ile kırmızı renkli bir kana dönüşür. “Sonra da şekli belli belirsiz bir çiğnem etten” yani o kan, bir çiğnem ete, çiğnenebilecek büyüklükteki bir et parçasına dönüşür ve bu et parçasından kimi zaman şekli belli ve tam bir insan yaratılır, kimi zaman da yaratılmadan önce rahimler onu dışarı atar. “ki size” yaratılışınızın aslını “açıklayalım” diye böyle yapıyoruz. Bununla birlikte Yüce Allah, insanın yaratılışını bir anda tamamlamaya kadirdir. Fakat O, bizlere hikmetinin kemâlini, kudretinin azametini ve rahmetinin genişliğini açıklamak için böyle yapmaktadır. “Dilediğimizi rahimlerde belli bir zamana kadar durdururuz.” Yani rahimlerin dışarı atmadıklarını, rahimlerde tutmayı dilediğimiz belli bir süre olan hamilelik süresince bırakırız. “Sonra sizi” annelerinizin karnından hiç bir şey bilmeyen, hiçbir şeye güç yetiremeyen “bir bebek olarak çıkarırız.” Biz size anneleri amade kıldık. Bu halinizde annelerinizin göğüslerinden size rızık verdik. Daha sonra aşamadan aşamaya geçer ve nihâyet en güçlü kuvvetli zamanınıza, rüşt çağınıza erişirsiniz. Bu ise güç ve aklın kemâl derecesidir. “Kiminiz” güçlü kuvvetli dönemine erişmeden önce “ölür” kiminiz de bu dönemi aşarak “ömrün en kötü zamanına kadar götürülür.” Yani onun en fena ve en kötü hali olan, diğer güçler gerileyip zayıfladığı gibi aklın da gerileyip gücünü oldukça kaybettiği ihtiyarlık ve bunaklık haline döndürülür. “tâ ki (sahip olduğu) az bir bilgiden sonra hiçbir şey bilmez bir hale gelsin.” Yani bu şekilde kendisine uzun ömür verilen kişi, bundan önce bilmiş olduğu şeyleri bilmeyecek hale gelsin diye bunları yapıyoruz. Önceden bildiklerini bilmeyişinin sebebi ise aklının zayıflamasıdır. İşte insanın güçlü hali, iki zayıflık ile kuşatılmıştır: çocukluk dönemi zayıflığı ve eksikliği ile yaşlılık döneminin zayıflığı ve eksikliği. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Allah sizi zayıf bir halde yaratan, sonra zayıflığın ardından kuvvet, sonra kuvvetin ardından zayıflık ve ihtiyarlık verendir. O, dilediğini yaratır. O, çok iyi bilendir, gücü her şeye yetendir.” (er-Rûm, 30/54) kinci delil ise ölümünden sonra yeryüzünün canlandırılması/diriltilmesidir. Yüce Allah, bu hususta şöyle buyurmaktadır:“Sen yeryüzünü kupkuru görürsün.” Yani üzerinde herhangi bir bitki, bir yeşillik bulunmaksızın, çıplak, toz toprak halinde görürsün. “Biz üzerine su indirdiğimizde” bitkiler ile harekete geçip “kıpırdanır, kabarır.” Yani daha önce seviyesi düşük iken yükselir, bunun sebebi ondaki bitkilerin gösterdiği artıştır. “Ve her çeşit güzel bitkiden bitirir.” Bakanların gözlerini kamaştıracak ve onları neşelendirecek şekilde göz alıcı çeşitli bitki türlerini yeşertir.
6-7. İşte bu iki delil, şu beş hususa kesin olarak delalet etmektedir: Âdem oğlunu size açıkladığı şekilde yaratan ve ölümünden sonra yeryüzünü dirilten O’dur. “Çünkü Allah hakkın ta kendisidir.” Kendisinden başkasına ibadet olunmaması gereken, hak ma’bud olan Rabdır. O’na ibadet hakkın kendisidir, O’nun dışındakilere ibadet ise batıldır. “O, ölüleri diriltecektir.” Tıpkı varlıkları ilkin yarattığı ve ölümünden sonra yeryüzünü dirilttiği gibi. “ve O, her şeye güç yetirendir.” Nitekim sizlere de tanık olduğunuz üzere kudretinin harikuladeliklerini ve san’atının büyüklüğünü göstermiştir. “Kıyamet de mutlaka gelecektir, onda hiçbir şüphe yoktur.” Öyleyse onun gerçekleşmesini uzak bir ihtimal görmenin açıklanabilir bir tarafı bulunmamaktadır. “Ve Allah, muhakkak kabirdekileri diriltecektir.” Sonra da iyisi ile kötüsü ile amellerinizin karşılığını verecektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah’ın kudreti ve dünya hayatından sonra yeni bir hayatın başlayacağı hususunda tartışmaya girişen inkârcıların zihinlere sokmaya çalıştığı şüpheler ve insanoğlunu ateşe sürüklemek için var gücüyle çaba harcayan şeytanın vesveseleri karşısında duyulacak tereddüt ve kuşkuların akılcı bir biçimde gözden geçirilmesi istenmekte, bu konuda yapılacak değerlendirmenin sağlıklı olabilmesi için apaçık örnekler ve kanıtlar ortaya konmaktadır. Bu örnek ve kanıtlar insanın kendisinden ve en yakın çevresinden seçilmiştir. Öldükten sonra dirilmenin aklen kabul edilebilirliğini ve Allah’ın buna kadir olduğunu görmek için dikkatleri iki şeye yöneltmek yeter: 1. İnsanın kendisinin nasıl dünyaya geldiği ve hangi aşamalardan geçtiği, 2. Kuru toprağın yağmurla canlanması ve türlü türlü bitkiler vermesi.
İnsanın yaratılış aşamaları toprak, nutfe, alaka ve belli belirsiz et parçası (mudga) şeklinde sıralanmıştır. Topraktan yaratılma ile insanoğlunun ilk atası Hz. Âdem’in yaratılışının kastedildiği görüşünün yanı sıra, insan vücudundaki elementlerle bedenin beslenmesi arasındaki ilişkiyi öne çıkaran yorumlar da vardır. Nutfenin Kur’an’da farklı bağlamda farklı anlamlarda kullanıldığı görülür. İnsanın meydana gelmesini sağlayan iki ana unsurdan erkeğin spermi veya bu spermin aşıladığı yumurta (zigot) mânasında anlaşılması mümkündür. Alaka kelimesinin başka âyetlerdeki kullanımı ve embriyonik gelişmeye ilişkin bilgiler dikkate alındığında bu kelimeyle aşılanmış yumurtanın ana rahminin iç cidarına asılı vaziyetinin kastedildiği anlaşılmaktadır.
5. âyette et parçası anlamındaki mudganın sıfatı olarak geçen ve “belli belirsiz” şeklinde çevirdiğimiz iki kavramdan ilki (muhallaka) tefsirlerde, “biçimi belirli hale gelmiş, kendisine ruh üflenmiş, tam, tamamlanmış, normal doğumla sonuçlanan, kusursuz noksansız biçimde”; ikincisi (gayru muhallaka) ise “biçimi henüz belirli hale gelmemiş, kendisine henüz ruh üflenmemiş, henüz tamamlanmamış, rahim tarafından dışarı atılan, düşük yapılan, kusuru noksanı olan” gibi farklı mânalarla açıklanmıştır (Taberî, XVII, 116-117; Râzî, XXIII, 8; Şevkânî, III, 491). Muhammed Esed’in âyetin bu kısmına “(temel unsurları ve istidatlarıyla) tamamlanmış ama (bütün öğeleriyle) henüz tamamlanmamış” şeklinde mâna vermesi (II, 667-668) bu iki sıfattan ilkinin olumlu, ikincisinin olumsuz olmasını izah açısından mantıkî görünmekle beraber; bu yorumu İbn Abbas ve Katâde’nin açıklamalarına dayandırması isabetli değildir ve bu konuda kaynak gösterdiği Taberî ile Beyzâvî incelendiğinde, Esed tarafından bu kaynakların yanlış anlaşıldığı görülmektedir. Zira Taberî’nin Katâde’den naklettiği yorum birinci kelime için “tam”, ikinci kelime için “tam olmayan” şeklindedir (XVII, 117); Beyzâvî ise bu konuda İbn Abbas’tan bir nakilde bulunmamıştır (IV, 288-289). İbn Abbas’tan bu ifadeyle ilgili olarak nakledilen yorum da, birinci kelime için “yaratılışı tamamlanmış”, ikinci kelime için “yaratılışı tamamlanmamış” şeklindedir (Hâzin, Lübâbü’t-te’vîl, IV, 288; Hâzin’in tefsiri, Mecmû‘a mine’t-tefâsîr içindeki Beyzâvî tefsirinin hemen altında yer aldığı için Esed bu ibareyi Beyzâvî tefsiri kapsamında görmüş olabilir).
Âyette insanların bulundukları duruma hangi aşamalardan geçerek geldiklerine değinildiğine göre birinci kelimeyi “normal doğumla sonuçlanan durumlar”, ikincisini de “düşük hali” olarak anlamak isabetli görünmemektedir (Râzî, XXIII, 8). Burada insanın geçirdiği aşamaların sıralandığı belli olmakla beraber, bu iki sıfatı birbirine bağlayan “ve” bağlacının bir sıralama anlamı taşıyıp taşımadığı açık değildir. O sebeple belirtilen kelimelerin yukarıda kaydedilen (normal doğum – düşük hali dışındaki) diğer yorumların her birine ihtimali bulunduğu söylenebilir. Bununla beraber âyetin bu kısmına “tedrîcî yaratma sürecine bağlı” anlamının verilmesi de (yakın bir tercüme için bk. Jacques Berque, Le Coran, s. 351) kanaatimizce embriyonik gelişmeyle ilgili bilgilere ve buradaki ifade akışına uygundur.
“Bebek olarak çıkarırız” ve “yetişkinlik çağına erişirsiniz” anlamındaki cümleler arasında gramer açısından değişik bağlar kurulmuş olmakla beraber, bunlar arasında nedensellik bağının bulunduğu görüşü daha kuvvetli görünmektedir (İbn Âşûr, XVII, 200). Bundan dolayı âyetin anılan kısmı, “Sonra sizi bebek olarak çıkarırız, ki daha sonra yetişkinlik çağınıza erişesiniz” şeklinde çevrilmiştir. Hemen ardından kimilerinin erken vefat ettirildiği belirtildiğinden, bu ifadenin bebek olarak dünyaya gelen her insanın yetişkinlik çağına ulaşması sonucunu içerdiği ileri sürülemez (“ömrün en düşkün çağı” diye çevrilen “erzel-i ömür” deyimi hakkında bk. Nahl 16/70).
Âyetin “yeryüzünü kupkuru ve cansızken” şeklinde çevirdiğimiz kısmına Elmalılı Muhammed Hamdi “arzı da... sönmüş kül halinde” anlamını vermiş ve bunu (özetle) şöyle açıklamıştır: Bu uyarı ilk bakışta, güneşin harareti karşısında arzın kuruduğunu gösterir. Bununla birlikte bu ifadeyi benzetme yoluyla değil hakiki mânasına göre anlamak hem maksadı daha açık bir biçimde ortaya koyar hem de zamanımızın bilimsel teorileri bu anlama daha uygundur. Zira bilimsel tesbitlere göre arz vaktiyle yanar bir ateş olduğundan, toprak esas itibariyle yanıp sönmüş bir ateşin kül halinde sertleşmiş ve çökelmiş biçimidir; bu durum hayatın tam zıddıdır (V, 3383-3384).
Ey İnsanlar! Öldükten sonra sizi yeniden diriltmeye kadir oluşumuzda şüpheniz var ise yaratılışınızı düşünün. Babanız Âdem'i topraktan yarattık. Zürriyetinden gelen insanları ise erkeğin hanımının rahmine bıraktığı meniden yarattık. Ardından bu meni bir kan pıhtısına ve daha sonra da bu kan pıhtısı çiğnenmiş et parçasına benzer hale dönüşür. Sonra bu et parçası sağlıklı bir şekilde rahimde yaşayan bir çocuk olarak dünyaya gelene kadar kalıp, bekler ya da sağlıklı olmayan bir bebek olarak rahim onu düşürür. Bütün bunlar sizi evreler halinde yaratış kudretimizi açıklamak içindir. Rahimlere belirli bir vakitte doğana kadar dilediğimiz ceninleri yerleştiririz, bunun vakti dokuz aydır. Sonra analarınızın karınlarından bebek olarak çıkarır, sonra da kuvvetin ve aklın en kamil olduğu yaşa kadar ulaşırsınız. Kiminiz de bu vakit gelmeden önce vefat eder. Bazınız da aklının ve gücünün zayıfladığı ihtiyarlık yaşına kadar yaşar. Hatta çocuktan bile kötü halde olur ve bildiği şeyleri bilmez hale gelir. Yeryüzünü bitkisi olmayan bir halde görürsün, üzerine yağmur suyunu indirdiğimizde bitkiler açar. Bitkilerinin büyümesi ile yükselir ve bitkilerden her bir çeşit güzel manzaralar oluşturur.