Önceki ayet· 21:44Sonraki ayet· 21:46

Enbiyâ Suresi 45. Ayet· 21:45

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
قُلۡ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلۡوَحۡيِۚ وَلَا يَسۡمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ
De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!
Süleyman Ateş
De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
Say, "I only warn you by revelation." But the deaf do not hear the call when they are warned
Fransızca
Dis: «Je vous avertis par ce qui m'est révélé». Les sourds, cependant, n'entendent pas l'appel quand on les avertit
İspanyolca
Diles [¡oh, Mujámmad!]: "Solo los exhorto con la revelación". Pero los sordos [de corazón] no oyen cuando se los exhorta
Rusça
Скажи: «Я предостерегаю вас посредством откровения». Но глухие не слышат зова, даже когда их предостерегают
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Sesungguhnya aku hanya memberimu peringatan sesuai dengan wahyu." Tetapi orang tuli tidak mendengar seruan apabila mereka diberi peringatan
Bengalce
বলুনঃ আমি তো কেবল ওহীর মাধ্যমেই তোমাদেরকে সতর্ক করি, কিন্তু বধিরদেরকে যখন সতর্ক করা হয়, তখন তারা সে সতর্কবাণী শোনে না।
Çince
你说:“我只借启示而警告你们。”当聋子被警告的时候,他们听不见召唤。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- De ki: -Ey İnsanlar!- Rabbimin bana indirdiği vahiyle Allah'ın azabından sizi korkutuyorum. Sağır olanlar Allah'ın azabı ile korkutulduklarında, çağrıldıkları hakkı kabul etme kastıyla dinlemezler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
45- De ki:“Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Ne var ki sağırlar, uyarıldıkları zaman yapılan çağrıyı işitmezler.” 46- Eğer Rabbinin azabından onlara azıcık bir şey dokunacak olsa elbette:“Yazıklar olsun bize! Biz gerçekten zalimdik” diyeceklerdir. 45. Ey Muhammed! Bütün insanlara de ki:“Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Yani ben ancak bir Rasûlüm. Ben size kendiliğimden bir şey getirmiyorum. Allah’ın hazineleri de yanımda değildir, gaybı da bilmem. Sizlere melek olduğumu da söylemiyorum. Ben, sizleri ancak Allah’ın bana göndermiş olduğu vahiylerle korkutup uyarıyorum. Eğer benim çağrımı kabul edecek olursanız esasen siz Allah’ın çağrısını kabul etmiş olacaksınız. Bundan dolayı da O, sizi mükâfaatlandıracaktır. Şâyet yüz çevirir ve karşı koyarsanız benim elimde hiçbir şey yoktur. İş bütünü ile Allah’ın elindedir, takdir her şeyiyle O’nundur. “Ne var ki sağırlar uyarıldıkları zaman yapılan çağrıyı işitmezler.” Sağır hiçbir şey işitemez. Çünkü onun işitme duyusu bozulmuş, işlemez hale gelmiştir. İşitmek için sesin varlığı ile birlikte onu işitmeye kabil bir organın da bulunması şarttır. İşte vahiy de kalplerin ve ruhların hayat bulmasına, Allah’tan gelen buyrukların iyice anlaşılmasına bir sebeptir. Ancak kalp hidâyeti işitmeye elverişli değil ise hidâyet ve iman karşısında, seslerin karşısındaki sağır kulağın durumunda olur. İşte bu müşrikler de hidâyete karşı sağırdırlar. Dolayısı ile de -özellikle azabın henüz kendilerine gelmediği, azabın acılarının henüz kendilerine dokunmadığı- bu hallerinde hidâyet bulmamalarının garipsenecek bir tarafı yoktur. 46. “Eğer Rabbinin azabından onlara azıcık bir şey” çok küçük bir bölüm dahi “dokunacak olsa elbette: Yazıklar olsun bize! Biz gerçekten zalimdik” diyeceklerdir. Yani onlar, kendilerine beddua etmek, ölümün gelmesini isteyip pişmanlık duymak, zulümlerini ve küfürlerini kabul etmek ve o azabı hak ettiklerini itiraf etmek dışında hiçbir şey yapmayacaklardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke putperestlerine, içinde bulundukları geçici nimet ve güvenliğe aldanmamaları, Allah resûlüne ve İslâm’a karşı düşmanca tavırlarını sürdürdükleri takdirde bütün bu nimetleri, güvenliklerini ve hâkimiyet alanlarını adım adım kaybedecekleri uyarısında bulunulmaktadır (“yerin etrafının eksiltilmesi” konusunda bilgi için bk. Ra‘d 13/41).
Enbiyâ Suresi 45. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- De ki: -Ey İnsanlar!- Rabbimin bana indirdiği vahiyle Allah'ın azabından sizi korkutuyorum. Sağır olanlar Allah'ın azabı ile korkutulduklarında, çağrıldıkları hakkı kabul etme kastıyla dinlemezler.