Önceki ayet· 21:43Sonraki ayet· 21:45

Enbiyâ Suresi 44. Ayet· 21:44

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
بَلۡ مَتَّعۡنَا هَـٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمۡ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۗ أَفَلَا يَرَوۡنَ أَنَّا نَأۡتِي ٱلۡأَرۡضَ نَنقُصُهَا مِنۡ أَطۡرَافِهَآۚ أَفَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Doğrusu biz o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara uzun geldi. Fakat şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? O halde üstün gelen onlar mıdır?
Yaşar Nuri Öztürk
Gerçek şu ki, biz onları ve atalarını, ömür kendilerine uzun gelecek kadar nimetlendirdik. Hâlâ görmüyorlar mı ki, biz yerküreye geliyor, onu uçlarından eksiltiyoruz. Galip gelenler onlar mı?
Süleyman Ateş
Biz onları ve atalarını yaşattık, nihayet kendilerine ömür uzun geldi, (ebedi yaşayacaklarını sandılar). Bizim, yere gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mı (yoksa biz miyiz)?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
But, [on the contrary], We have provided good things for these [disbelievers] and their fathers until life was prolonged for them. Then do they not see that We set upon the land, reducing it from its borders? So it is they who will overcome
Fransızca
Au contraire Nous avons accordé une jouissance [temporaire] à ceux-là comme à leurs ancêtres jusqu'à un âge avancé. Ne voient-ils pas que Nous venons à la terre que Nous réduisons de tous côtés? Seront-ils alors les vainqueurs
İspanyolca
A ellos y a sus padres los dejé disfrutar muchas bondades y les otorgué una larga vida. ¿Acaso no ven que van perdiendo el control del territorio? ¿Pensaron que iban a ser los vencedores
Rusça
Мы позволили им и их отцам пользоваться благами, так что их жизнь затянулась. Неужели они не видят, что Мы уменьшаем землю по краям (отдаем ее во владение верующим)? Неужели это они одержат верх
Endonezce
Sebenarnya Kami telah memberi mereka dan nenek moyang mereka kenikmatan (hidup di dunia) hingga panjang usia mereka. Maka apakah mereka tidak melihat bahwa Kami mendatangi negeri (yang berada di bawah kekuasaan orang kafir), lalu Kami kurangi luasnya dari ujung-ujung negeri. Apakah mereka yang menang
Bengalce
বরং আমি তাদেরকে এবং তাদের বাপ-দাদাকে ভোগসম্বার দিয়েছিলাম, এমনকি তাদের আয়ুস্কালও দীর্ঘ হয়েছিল। তারা কি দেখে না যে, আমি তাদের দেশকে চতুর্দিক থেকে হ্রাস করে আনছি। এরপরও কি তারা বিজয়ী হবে
Çince
不然,我使这等人和他们的祖先得享受安乐,直到他们的寿命延长。难道他们不知道我来缩小他们的边境吗?难道他们是战胜者吗?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bilakis bu kâfirleri ve atalarını kendilerine sunduğumuz nimetlerle rızıklandırdık, bunu istidrâc olarak (zalim, kâfir ve azgın kişilerin tedricî olarak felakete yaklaştırılması ve bu esnada kendilerine bazı geçici imkân ve başarıların sağlanması) verdik. Öyle uzun zaman yaşadılar ki bu onları aldattı. Küfürlerini işlemeye devam ettiler. Nimetlerimizle aldanan ve azabımız için acele edenler, üzerinde yaşayanları boyun eğdirerek yeryüzünü etrafından kısalttığımızı ve onlara galip geldiğimizi görmüyorlar mı? Başkalarının başına gelenin kendi başlarına gelmeyeceğini mi zannediyorlar? Onlar galip gelenler değiller, bilakis onlar mağlup olanlardır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
42- De ki:“Gece ve gündüz Rahman’dan başka sizi kim koruyabilir?” Ne var ki onlar, Rablerinin zikrinden yüz çevirmektedirler. 43- Yoksa onların, bizim dışımızda kendilerini koruyacak ilâhları mı var? O (ilah dedikleri) kendi kendilerine bile yardım edemezler. Onlara tarafımızdan bir destek de verilmez. 44- Aksine Biz, bunları da atalarını da nimetlerle faydalandırdık öyle ki (rahat içinde) uzun ömürler sürdüler (ve hep böyle gidecek sandılar). Görmediler mi ki Biz yeryüzüne yöneliyoruz da onu etrafından eksiltiyoruz? Şimdi üstün gelecekler onlar mı? 42. Yüce Allah, kendisinden başka ilâh edinen müşriklere âcizliklerini ve onların, rahmeti iyileri de kötüleri de gece ve gündüz kuşatmış olan Rahman Rablerine her vakit zorunlu olarak muhtaç olduklarını hatırlatarak şöyle buyurmaktadır:“De ki: Gece” yataklarınızda uykuya dalıp hiçbir şeyi hissetmediğiniz vakit “ve” sağa sola yayılıp gaflete daldığınız “gündüz” vaktinde “Rahman’dan başka” O’nun yerine “sizi kim koruyabilir?” Yani sizi ondan başka koruyan var mıdır? Hayır, O’ndan başka koruyucu yoktur. “Ne var ki onlar, Rablerinin zikrinden yüz çevirmektedirler.” Bundan dolayı da O’na ortak koştular. Aksi takdirde onlar Rablerine yönelirler, O’nun öğütlerini kabul ederler, akıllarını başlarına alır ve işlerinde ilâhî tevfike mazhar olurlardı. 43. “Yoksa onların bizim dışımızda kendilerini koruyacak ilâhları mı vardır?” Biz, onlara hoşlarına gitmeyecek bir şey yapmak istesek, ilâh kabul ettikleri varlıklar arasından bu hoşlarına gitmeyecek hale ve tepelerine inecek kötülüğe karşı kendilerini korumaya gücü yetecek kimse var mıdır acaba? “O (ilah dedikleri) kendi kendilerine bile yardım edemezler. Onlara tarafımızdan bir destek de verilmez.” Biz onların işlerinde onlara yardımcı olmayız. Allah tarafından destek almayacak olurlarsa o vakit onlar, bütün işlerinde yardımsız kalırlar. Herhangi bir fayda sağlayamaz, hiçbir zararı da önleyemezler. 44. Ancak onların küfür ve şirkleri üzere devam etmelerinin asıl sebebi şudur:“Aksine Biz, bunları da atalarını da nimetlerle faydalandırdık öyle ki (rahat içinde) uzun ömürler sürdüler (ve hep böyle gidecek sandılar).” Yani onlara pek çok mal ve evlat verdik. Ömürlerini uzattık. Onlar da bunlarla faydalanmakla meşgul oldular, gaflete dalıp oyalandılar. Ne için yaratıldıklarını hatırlarına getirmediler. Yaşadıkları bu süre uzayıp gidince de kalpleri katılaştı, azgınlıkları daha da arttı. İnkâr ve küfürleri de katmerleşti. Eğer yeryüzünde yakın çevrelerinde bulunanlara dikkat edecek olsalar görecekleri, helâk edilenlerden başkası olmayacaktır. Sadece ağıt yakıp feryat edenlerin seslerini işiteceklerdir. Fark edecekleri, ardı arkasına gelip de helâk edilmiş nesillerden başkası olmayacaktır. Ölümün, canları ağına düşürmek için her yola tuzak kurmuş olduğunu göreceklerdir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Görmediler mi ki Biz yeryüzüne yöneliyoruz da onu etrafından eksiltiyoruz?” Yani ahalisinin peyderpey ölümü ve yok oluşu sureti ile onu eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Nihâyet yeryüzünde hiçbir şey kalmayacak ve onun üzerindeki her şeye Allah, mirasçı olacaktır ki O, mirasçıların en hayırlısıdır. Eğer onlar bu gerçeği görseler aldanmayacaklar ve mevcut durumlarını sürdürmeyeceklerdir. “Şimdi üstün gelecekler onlar mı?” Allah’ın kaderinin dışına çıkabilirler mi? Ölmeme güç ve imkânına sahip olabilirler mi? Onlar böyle bir durumda mıdırlar ki uzun yaşamaya aldanıyorlar? Yoksa durumları şu mudur: Canlarını almak üzere Rablerinin elçisi onlara geldiğinde ona boyun eğecek, zilletle itaat edecek ve en ufak bir şekilde de karşı koyamayacaklardır, bir düşünsünler!
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke putperestlerine, içinde bulundukları geçici nimet ve güvenliğe aldanmamaları, Allah resûlüne ve İslâm’a karşı düşmanca tavırlarını sürdürdükleri takdirde bütün bu nimetleri, güvenliklerini ve hâkimiyet alanlarını adım adım kaybedecekleri uyarısında bulunulmaktadır (“yerin etrafının eksiltilmesi” konusunda bilgi için bk. Ra‘d 13/41).
Enbiyâ Suresi 44. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bilakis bu kâfirleri ve atalarını kendilerine sunduğumuz nimetlerle rızıklandırdık, bunu istidrâc olarak (zalim, kâfir ve azgın kişilerin tedricî olarak felakete yaklaştırılması ve bu esnada kendilerine bazı geçici imkân ve başarıların sağlanması) verdik. Öyle uzun zaman yaşadılar ki bu onları aldattı. Küfürlerini işlemeye devam ettiler. Nimetlerimizle aldanan ve azabımız için acele edenler, üzerinde yaşayanları boyun eğdirerek yeryüzünü etrafından kısalttığımızı ve onlara galip geldiğimizi görmüyorlar mı? Başkalarının başına gelenin kendi başlarına gelmeyeceğini mi zannediyorlar? Onlar galip gelenler değiller, bilakis onlar mağlup olanlardır.