İnananlarla karşılaştıkları zaman, "İnandık" derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, "Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?" derlerdi
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İnananlarla karşılaştıkları zaman, "İnandık" derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, "Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?" derlerdi
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
İnanmış olanlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler. Başbaşa kaldıklarında ise şöyle konuşurlar: "Allah'ın size açtığını, Rabbiniz katında sizinle tartışmada kanıt yapsınlar diye onlara söylüyor musunuz? Aklınızı işletmeyecek misiniz?"
Süleyman Ateş
İnananlara rastladıkları zaman: "İnandık" derler; birbirleriyle yalnız kaldıkları zaman: "Allah'ın size açtığını onlara söylüyorsunuz ki, onu Rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil olarak mı kullansınlar? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" derler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.6%
İngilizce
And when they meet those who believe, they say, "We have believed"; but when they are alone with one another, they say, "Do you talk to them about what Allah has revealed to you so they can argue with you about it before your Lord?" Then will you not reason
Fransızca
Et quand ils rencontrent des croyants, ils disent: «Nous croyons» et, une fois seuls entre eux, ils disent: «Allez-vous confier aux musulmans ce qu'Allah vous a révélé pour leur fournir, ainsi, un argument contre vous devant votre Seigneur! Etes-vous donc dépourvus de raison?»
İspanyolca
Y cuando se encuentran con los creyentes dicen: "¡Somos creyentes!" Pero cuando están entre ellos se dicen unos a otros: "¿Acaso van a contarles lo que Dios nos ha revelado para que puedan argumentar con ello contra nosotros ante nuestro Señor?" ¿Es que no razonan
Rusça
Когда они встречали верующих, то говорили: «Мы уверовали». Когда же они оставались наедине друг с другом, то говорили: «Неужели вы расскажете им о том, что открыл вам Аллах, чтобы они могли препираться с вами посредством этого перед вашим Господом? Неужели вы не уразумеете этого?»
Endonezce
Dan apabila mereka berjumpa dengan orang-orang yang beriman, mereka berkata, "Kami telah beriman." Tetapi apabila kembali kepada sesamanya, mereka bertanya, "Apakah akan kamu ceritakan kepada mereka apa yang telah diterangkan Allah kepadamu, sehingga mereka dapat menyanggah kamu di hadapan Tuhanmu? Tidakkah kamu mengerti
Bengalce
যখন তারা মুসলমানদের সাথে মিলিত হয়, তখন বলেঃ আমরা মুসলমান হয়েছি। আর যখন পরস্পরের সাথে নিভৃতে অবস্থান করে, তখন বলে, পালনকর্তা তোমাদের জন্যে যা প্রকাশ করেছেন, তা কি তাদের কাছে বলে দিচ্ছ? তাহলে যে তারা এ নিয়ে পালকর্তার সামনে তোমাদেরকে মিথ্যা প্রতিপন্ন করবে। তোমরা কি তা উপলব্ধি কর না
Yahudilerin hile ve tutarsızlıklarından bir tanesi de; onlardan bazısı Müminlerle karşılaştıklarında Tevrat'ın da şahitlik ettiği gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin gerçekliğini ve risaletinin doğruluğunu itiraf ediyorlardı. Ancak Yahudiler birbirleriyle baş başa kaldıklarında bu itiraflarından dolayı birbirlerini kınıyorlardı. Çünkü Müslümanlar (Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in) peygamberliğinin gerçekliğini itiraf etmelerini onlara delil olarak sunuyordu.
75- Şimdi bunların size inanacaklarını mı ümit ediyorsunuz? Hâlbuki onlardan bir fırka vardı ki Allah’ın kelâmını işitirlerdi de onu anladıktan sonra bile bile tahrif ederlerdi. 76- İman edenler ile karşılaştıklarında “İman ettik” derler. Birbirleri ile baş başa kaldıklarında, “Allah’ın size açtığını, onu Rabb’inizin huzurunda size karşı delil getirsinler diye mi onlara haber veriyorsunuz, akıl erdiremiyor musunuz?!” derler. 77- Onlar bilmiyorlar mı ki Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını bilmektedir? 78- Onların arasında ümmiler de vardır ki onlar, birtakım kuruntular dışında Kitab’ın ne olduğunu bilmezler ve yalnızca zanna uyarlar.
75. “Şimdi bunların size inanacaklarını mı ümit ediyorsunuz?” Bu buyruk ile kitap ehlinin iman edeceklerinden yana mü’minlerin umutları kesilmektedir. Yani onların iman edeceklerini ummayın, çünkü onların sahip oldukları ahlâk onlardan yana ümitlenmeyi gerektirmemektedir. Çünkü onlar anlayıp öğrendikten sonra bile bile Allah’ın Kelam’ını tahrif ediyorlar ve ona Allah’ın murad etmediği manalar veriyorlardı. Böylelikle insanlara Allah tarafından gelmemiş bu manaların Allah tarafından gönderildiği izlenimi vermeye çalışıyorlardı. Kendileri için bir şeref ve dinlerinin kaynağı olarak gördükleri kitaplarına karşı tutumları bu olduğuna ve bu kitapla insanları Allah’ın yolundan alıkoyduklarına göre, onların size iman edecekleri nasıl umulabilir ki? Bu çok uzak bir ihtimaldir.
76. Daha sonra Yüce Allah Kitap ehlinin münafıklarının halini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“İman edenler ile karşılaştıklarında: “İman ettik” derler” dilleri ile sözlü olarak -kalplerinde olmadığı halde- iman izhar ederler. “Birbirleri ile baş başa kaldıklarında” yanlarında kendi dindaşlarından başka hiçbir kimse olmadığında birbirlerine: “Allah’ın size açtığını, onu Rabb’inizin huzurunda size karşı delil getirsinler diye mi onlara haber veriyorsunuz?” Yani sizler iman izhar ediyor ve onlara sizin de onlar gibi olduğunuzu haber mi veriyorsunuz? Bu onların elinde sizin aleyhinizde bir delil olacaktı. Zira onlar: Ehli kitap bizim üzerinde olduğumuz yolun hak, kendi yollarının ise batıl olduğunu ikrar ettiler, derler ve bunu Rabbiniz katında aleyhinize delil getirirler. “Akıl erdiremiyor musunuz?” Yani siz aklınızı kullanıp aleyhinize delil olabilecek işi yapmaktan vazgeçmiyor musunuz? Bu onların birbirlerine söyledikleri sözlerdir.
77. “Onlar bilmiyorlar mı ki Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını bilmektedir?” Onlar akidelerini kendi aralarında gizleseler ve bu gizlemeleri sayesinde mü’minler lehine ve kendi aleyhlerine bir delil oluşmayacağını zannetseler de bu onların bir hatası ve büyük cehaletleridir. Çünkü Allah subhanehu onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da çok iyi bilir. Dolayısıyla da onların gerçek durumlarını kullarına açıkça gösterir.
78. “Onların arasında” yani kitab ehlinin içinde “ümmiler de vardır ki” yani ilim ehlinden olmayan avam kimseler de vardır. “onlar birtakım kuruntular dışında Kitab’ın ne olduğunu bilmezler ve yalnızca zanna uyarlar.” Yani onlar, Allah’ın Kitab’ından onu okumanın dışında hiçbir nasibi olmayan ve kendilerinden öncekilerin -ki onlar kendi durumlarını hakkıyla biliyorlardı- yanında bulunanlardan haberleri olmayan kimselerdir. Bunların sahip oldukları, birtakım zanlardan ve aralarındaki ilim ehlini taklit etmekten ibarettir. Yüce Allah bu âyet-i kerimelerde onların ilim adamlarını, avamlarını, münafıklarını ve aralarından münafıklık etmeyen kimseleri de söz konusu etmektedir. Aralarından ilim adamları, üzerinde bulundukları sapıklığa sıkı sıkıya bağlıdırlar. Avam ise onları basiretsiz bir şekilde onları taklit ederler. Buna göre siz -ey müminler- her iki kesimden yana da ümit var olamazsınız.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber dönemindeki yahudilerin ikiyüzlü tutumlarının anlatıldığı âyetlerde bu karakterdeki bir topluluktan, içtenlikle iman edip müslümanlara katılmalarının beklenemeyeceğine işaret edilmektedir. Tefsirlerdeki çeşitli rivayetlere göre bazı yahudiler müslümanlarla karşılaştıklarında kendilerinin de iman ettiklerini söyler ve Hz. Muhammed’in peygamberliği, atalarının isyanları sebebiyle çektikleri cezalar ve hakaretle anılmaları gibi konulara ilişkin olarak Tevrat’ta yer alan açıklamalar hususunda müslümanlara bilgi verirlerdi. Daha sonra bunlar, bir araya geldikleri diğer yahudiler, özellikle de din adamları tarafından bu tutumları sebebiyle eleştirilirler; bu yaptıklarının akıllıca bir iş olmadığı, çünkü müslümanlara verdikleri bu tür bilgilerin yeri geldiğinde (veya âhirette) kendilerinin aleyhinde kullanılabileceği hatırlatılarak uyarılırlardı. Halbuki Allah onların sakladıklarını da açıkladıklarını da biliyordu ve İsrâiloğulları’nın tarihine ilişkin olarak Kur’an’ın muhtelif sûrelerinde yer alan geniş pasajlardaki bilgilerle müslümanlara da bildiriyordu.
Yahudilerin hile ve tutarsızlıklarından bir tanesi de; onlardan bazısı Müminlerle karşılaştıklarında Tevrat'ın da şahitlik ettiği gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin gerçekliğini ve risaletinin doğruluğunu itiraf ediyorlardı. Ancak Yahudiler birbirleriyle baş başa kaldıklarında bu itiraflarından dolayı birbirlerini kınıyorlardı. Çünkü Müslümanlar (Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in) peygamberliğinin gerçekliğini itiraf etmelerini onlara delil olarak sunuyordu.