Önceki ayet· 2:38Sonraki ayet· 2:40

Bakara Suresi 39. Ayet· 2:39

↗ Bakara suresi
Medeni
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
İnkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar cehennemlik olanlardır, onlar orada temelli kalacaklardır
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İnkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar cehennemlik olanlardır, onlar orada temelli kalacaklardır
Elmalılı Hamdi Yazır
İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Nankörlüğe sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, ateşin dostu olacaklardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.
Süleyman Ateşen ayrışan
İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
And those who disbelieve and deny Our signs - those will be companions of the Fire; they will abide therein eternally
Fransızca
Et ceux qui ne croient pas (à nos messagers) et traitent de mensonge Nos révélations, ceux-là sont les gens du Feu où ils demeureront éternellement
İspanyolca
Pero quienes no crean y desmientan Mis signos serán los habitantes del Fuego, donde morarán eternamente
Rusça
А те, которые не уверуют и сочтут ложью Наши знамения, будут обитателями Огня. Они пребудут там вечно
Endonezce
Adapun orang-orang yang kafir dan mendustakan ayat-ayat Kami, mereka itu penghuni neraka. Mereka kekal di dalamnya
Bengalce
আর যে লোক তা অস্বীকার করবে এবং আমার নিদর্শনগুলোকে মিথ্যা প্রতিপন্ন করার প্রয়াস পাবে, তারাই হবে জাহান্নামবাসী; অন্তকাল সেখানে থাকবে।
Çince
不信道而且否认我的迹象的人,是火狱的居民,他们将永居其中。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ayetlerimizi yalanlayıp, inkâr edenler var ya; işte onlar Cehennem ehlidir ve oradan kesinlikle çıkmayacaklardır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
38- “Hepiniz oradan inin” dedik. “Şâyet benden size bir hidâyet gelir de kim benim hidâyetime uyarsa, onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.” 39- Küfre saplananlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar ateş ehlidirler ve onlar orada ebediyen kalacaklardır. 38. Yüce Allah, Cennet’ten indirilmeyi zikredeceği hususa bir girizgah olarak tekrar söz konusu etmiştir ki bu husus şudur:“Şâyet benden size bir hidâyet gelir de…” Yani ey insanlar ve cinler! Her ne zaman size benden bir “hidayet”, yani, sizi bana yakınlaştıracak, rızama doğru getirecek bir Peygamber ve bir Kitab gelecek olur da aranızdan “kim benim hidâyetime uyarsa” yani Peygamberlerime ve kitaplarıma iman etmek ve onlarla hidâyet bulmak sureti ile kim hidâyetime uyacak olursa -ki bu da Rasûllerin ve kitapların verdiği bütün haberleri tasdik etmek, emirleri yerine getirmek ve yasaklardan kaçınmak sureti ile olur- “onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.” Bir diğer âyet-i kerimede bu durum şöyle ifade edilmektedir:“Kim benim hidâyetime uyarsa, o hem sapıtmaz, hem de bedbaht olmaz.”(Tâ-hâ, 20/123) Görüldüğü gibi, Yüce Allah hidâyetine tabi olmanın dört sonucu olduğunu belirtmektedir: Korku ve üzüntünün bulunmaması ki bu ikisinin arasındaki fark şudur: Eğer hoşlanılmayan bir şey geçmişte kalmışsa bu, üzüntü doğurur. Eğer onun ilerde gelmesi bekleniyorsa bu da korkuyu meydana getirir. Yüce Allah bu ikisinin de hidayete tabi olan için söz konusu olmayacağını belirtmektedir. Bunlar söz konusu olmadığında ise bunların zıddı söz konusu olur ki bu da tam bir güven hissidir. Aynı şekilde hidayete tabi olanlar için sapıklık ve bedbahtlık da söz konusu olmayacaktır. Bu iki olmayınca da onların zıddı gerçekleşecek demektir ki bunlar da hidayet ve mutluluktur. O halde Allah’ın hidâyetine tabi olan kimseler için hem dünyada, hem âhirette güven, mutluluk ve hidâyet gerçekleşir. Hoşa gitmeyen korku, üzüntü, sapıklık ve bedbahtlığın da her türlüsünden uzak kalır. Böylelikle arzulanan şeyler elde edilmiş, hoşlanılmayan ve korkulan şeylerden de uzak kalınmış olur. 39. “Küfre saplananlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar…” Bu buyrukta bir öncekinin aksi durum söz konusu edilmektedir. Allah’ın hidâyetine tabi olmayıp Allah’ı inkar/küfür eden ve O’nun âyetlerini yalanlayan kimseler “ateş ehlidirler.” Yani arkadaşın arkadaşından ayrılmaması, alacaklının borçlusunun peşini bırakmaması gibi onlar da ateşten ayrılmayacaktır. “orada ebediyen kalacaklardır.” Ne oradan çıkabilirler, ne azapları diner, ne de yardım görürler. Bu ve benzeri âyetlerde cin ve insanlardan oluşan mahlûkatın mutlu/cennetlik kimselerle bedbaht/cehennemlik kimseler olmak üzere ikiye ayrıldıkları, her iki kesimin nitelikleri ve bunlar arasında yer almayı gerektiren ameller belirtilir. Yine cinlerin hem emir ve yasak bakımından hem de sevap ve ceza bakımından insanlar gibi oldukları ifade edilmektedir. Daha sonra Yüce Allah, İsrailoğullarına olan nimet ve ihsanlarını hatırlatmaya geçerek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yeryüzünde insan tek başına değil toplu olarak yaşayacaktır; rabbi onu sosyal bir varlık olarak yaratmıştır. Topluluk halinde yaşayan insanların arzu ve ihtiyaçlarının çatışmaması mümkün değildir. Çatışan arzular ve ihtiyaçlar anlaşmazlıklar ve düşmanlıkları beraberinde getirecek, insanlar birbirinin kurdu olacaklardır. Onları ıslah edecek, uygarlaştıracak, ihtiyaç ve arzuların kültür ve medeniyete kaynaklık etmesini sağlayacak bir nizama ihtiyaç vardır. İşte hak dinler bu nizamı koymak üzere gönderilmiştir. Ona uyanlar dünyada korkudan kurtulacak, hür ve güvenlik içinde yaşayacak; dileyen mümin, dileyen kâfir, isteyen sâlih, isteyen fâsık olabilecek; âhiret hayatında da sâlihler hüzün ve kederden kurtulup mutluluğa kavuşacak, kâfirler ise dünyada ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. Kur’an’ın açık ifadesine ve buna dayalı İslâm inancına göre Hz. Âdem’in işlediği, bağışlanmamış, dünyaya taşınmış, nesline miras kalmış ve Hz. Îsâ’nın kurban edilmesine sebep teşkil etmiş bir “aslî günah” yoktur. Hz. Âdem’in davranışı ya günah değildir ya da Allah tarafından kendisine öğretilen ve onun da yerine getirdiği tövbe sayesinde temizlenmiştir. Ayrıca bütün hak dinlerin de adı olan İslâm’a göre kimse kimsenin günahını yüklenmez (Fâtır 35/18), suç ve günah şahsîdir. Yine yahudi ve hıristiyan kaynaklarından İslâmî geleneğe geçmiş bulunan kadın hakkındaki olumsuz telakki, yani “kadının şeytanlığı, fettanlığı, Âdem’in şeytana kanmasına ve cennetten çıkarılmasına sebep oluşu, bu yüzden ‘aslî günahın’ asıl sebebinin kadın olduğu, dünyada ondan uzak kalınması gerektiği...” inanç ve anlayışı da Kur’an’ın lafız ve ruhuna aykırıdır. Kur’an-ı Kerîm bu macerada Hz. Âdem’le eşini birlikte (tekil değil, ikil olarak) anmakta, gerek Allah’ın uyarısına ve gerekse şeytanın saptırmasına birlikte muhatap olduklarını; ayak kaydıranın da kadın değil şeytan olduğunu açıklamaktadır. Bir insan ve Allah’ın bir kulu olarak kadının erkekten farkının bulunmadığı, kemal yolculuğu ve yarışında erkek ile eşit fırsata sahip bulunduğu ise pek çok âyette açık ve kesin olarak ortaya konmuştur (meselâ bk. Bakara 2/228; Ahzâb 33/35; Hucurât 49/13).
Bakara Suresi 39. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ayetlerimizi yalanlayıp, inkâr edenler var ya; işte onlar Cehennem ehlidir ve oradan kesinlikle çıkmayacaklardır.