Önceki ayet· 40:5Sonraki ayet· 40:7

Mü'min Suresi 6. Ayet· 40:6

↗ Mü'min suresi
Mekki
وَكَذَٰلِكَ حَقَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ
İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o nankörlük eden kâfirlere Rabbinin (azab) sözü öyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İşte böyle! Rabbinin, nankörlüğe sapanlar hakkındaki, "Onlar ateş yâranıdır" sözü tam gerçekleşti.
Süleyman Ateş
Böylece Rabbinin inkar edenler hakkındaki "Onlar ateş halkıdır" sözü yerini bulmuş oldu.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.4%
İngilizce
And thus has the word of your Lord come into effect upon those who disbelieved that they are companions of the Fire
Fransızca
Ainsi s'avéra juste la Parole de ton Seigneur contre ceux qui ont mécru: «Ils seront les gens du Feu»
İspanyolca
Así fue como se cumplió el designio de tu Señor sobre los que se negaron a creer: que ellos serían los moradores del Fuego
Rusça
Так сбылось Слово твоего Господа относительно того, что неверующие окажутся обитателями Огня
Endonezce
Dan demikianlah telah pasti berlaku ketetapan Tuhanmu terhadap orang-orang kafir, (yaitu) sesungguhnya mereka adalah penghuni neraka
Bengalce
এভাবে কাফেরদের বেলায় আপনার পালনকর্তার এ বাক্য সত্য হল যে, তারা জাহান্নামী।
Çince
不信道者当这样受你的主的判决,他们是居住火狱的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah; bu yalanlayan ümmetlerin, helak edilmesine hükmetti. -Ey Resul!- Rabbinin kâfirler hakkındaki; "Onlar cehennemliklerdir." sözü gerçekleşmiştir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
4- Allah’ın âyetleri hakkında ancak kâfirler tartışır. O halde onların ülkelerde gezip dolaşması seni aldatmasın. 5- Onlardan önce Nûh’un kavmi, Nûh’un kavminden sonra da (peygamberlere karşı birleşen müşrik) birlikler yalanlamışlardı. Her ümmet peygamberini yakalayıp öldürmeye kastetmiş ve hakkı ortadan kaldırmak için batılla tartışmışlardı. Ben de onları (azapla ansızın) yakaladım. Peki, benim cezalandırmam nasılmış?! 6- Böylece Rabbinin, kâfirlerin cehennemlik olduğu yönündeki (azap) sözü, onlar hakkında gerçekleşmiş oldu. 4. Yüce Allah, “Allah’ın âyetleri hakkında ancak kâfirler tartışır” buyurmaktadır. Burada tartışmaktan kasıt, Allah’ın âyetlerini reddetmek, batıl ile onlara karşı çıkmak maksadı ile yapılan tartışmadır. Bu ise kâfirlerin yaptığı bir iştir. Müminlere gelince onlar hakka boyun eğerler. Bundan maksatları da hak ile batılı çürütmektir. Bu yüzden insanın, bir başkasının dünyevî hali dolayısı ile aldanmaması, Allah’ın dünyada ona bir şeyler vermiş olmasını, onu sevdiğine ve o kimsenin hak üzere olduğuna delil saymaması gerekir. Bu bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O halde onların ülkelerde gezip dolaşması seni aldatmasın.” Yani çeşitli ticaret ve kazanç imkânları ile oralarda gidip gelmelerine aldanma! Aksine kula düşen, insanları hak ile değerlendirmek, şer’î hakikatlere bakarak o hakikatler ile insanları tartmaktır. Hakkı, bilgisiz ve akılsız kimselerin yaptığı gibi insanlarla tartmaya kalkışmamaktır. Daha sonra Yüce Allah, önceki ümmetlerden bazılarının yaptığı gibi Allah’ın âyetlerini iptal etmek maksadı ile onlara karşı çıkıp tartışanları tehdit ederek şöyle buyurmaktadır: 5. “Onlardan önce Nûh’un kavmi” yine Âd kavmi de “Nûh’un kavminden sonra da birlikler” güruhlar halinde bir araya gelen, hakkı iptal etmek ve batılı zafere kavuşturmak üzere bir araya toplanan “birlikler yalanladılar.” Öyle ki bu gruplaşmaları sonunda “her ümmet peygamberini yakalayıp öldürmeye kastetmiş…” Bir peygambere karşı yapılabilecek en ileri saldırı budur. Oysa o peygamberler, hayır ehlinin önderleridir. Saf hakikat, onlarla beraberdir. Onların getirdikleri hakta hiçbir şüphe ve tereddüt yoktur. Ama bu ümmetler, onları öldürmek istediler. Peki, böyle bir azgınlık, sapıklık ve bedbahtlıktan sonra içinden çıkmaları mümkün olmayacak pek büyük azaptan başkası söz konusu olabilir mi? Bundan dolayı Allah, onların dünyevî ve uhrevî cezaları hususunda şöyle buyurmaktadır:“Ben de” yalanlamaları ve pygamberlere karşı birleşmeleri dolayısı ile “onları (azapla ansızın) yakaladım. Peki, benim cezalandırmam nasılmış?” Elbette o, cezanın en çetini ve en müthişi idi. Bu ceza ya bir çığlıktı, ya üzerlerine yağan bir taş yağmuru idi, ya yere onları yutması için ya da denize onları boğmaları için verdiği bir emirdi. Sonunda onlar, sönmüş bir ateş alevi gibi hareketsiz kalıverdiler. 6. “Böylece Rabbinin, kâfirlerin cehennemlik olduğu yönündeki (azap) sözü, onlar hakkında gerçekleşmiş oldu” öncekiler hakkında azap sözüne sebep olan sapıklık hükmü hak olduğu gibi bu kafirler hakkında da hak olmuştur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaya girişmek”ten maksat, yüce Allah’ın kelâmından olabildiğince doğru ve sağlıklı bir şekilde yararlanmak için bunların anlamını kavrama çabası içinde olmak, bu amaçla âyetlerin anlamları üzerine bilimsel tartışmalar yapmak değildir; zira bu, müslümanların başlıca görevlerinden olup İslâm tarihi boyunca da başta tefsir olmak üzere fıkıh, kelâm gibi ilimlerde bu tür tartışmalar geniş bir biçimde yapılmıştır. Âyetin eleştirdiği tutum, Mekke putperestlerinin, akıllarınca 2. âyette vurgulanan hakikati yani Kur’an’ın Allah katından indirildiği gerçeğini inkâr maksadıyla tartışmaya girişerek bu gerçekle mücadele etmeye, onu çürütmeye çalışmalarıydı. Bunlar çoğunlukla o günkü toplumun ekonomik ve sosyal statü bakımından ileri gelen kesimini oluşturdukları için Kur’an’ın hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi değerleri önde tutan öğretisi karşısında bu konumlarının sarsılacağından kaygı duyuyor, bu sebeple Allah’ın âyetlerini etkisiz kılma savaşı veriyorlardı. Onlar, bütün inkârcı ve zorba tutumlarına rağmen, belirtilen ekonomik ve sosyal konumları sayesinde çeşitli şehirlere daha çok ticaret amaçlı geziler yapabiliyor, geniş imkânlar elde edebiliyorlardı. Muhtemelen bu durumun müslümanlar üzerinde bir moral bozukluğuna ve ümitsizliğe yol açmasını önlemek üzere âyette, “Onların şehirden şehire rahat rahat dolaşabilmesi seni yanıltmasın” buyurulmuş; böylece yüce Allah’ın onlara bu imkânları vermesinin, kendileri için bir fırsat ve imtihan olduğu, sonunda hak edenlerin gerektiği şekilde cezalandırılacağı ima edilmiştir (İbn Âşûr, XXIV, 83). Nitekim 5-7. âyetlerde Hz. Nûh’un inkârcı kavmiyle bunların ardından gelen çeşitli toplumların benzer tutumlarına ve bunların âkıbetlerine yapılan kısa değinmeler de bunu göstermektedir. Kur’an-ı Kerîm, inkâr ve haksızlıkta ısrar eden hiçbir toplumun bu tutumunu devam ettirdiği sürece ayakta kalamayacağını, mutlaka günün birinde kahredici bir ceza ile yok olup gideceğini, âhirette de cehenneme atılacaklarını, bunun ilâhî bir yasa (sünnetullah) olduğunu sık sık vurgular.
Mü'min Suresi 6. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah; bu yalanlayan ümmetlerin, helak edilmesine hükmetti. -Ey Resul!- Rabbinin kâfirler hakkındaki; "Onlar cehennemliklerdir." sözü gerçekleşmiştir.