Önceki ayet· 48:12Sonraki ayet· 48:14

Fetih Suresi 13. Ayet· 48:13

↗ Fetih suresi
Medeni
وَمَن لَّمۡ يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَٰفِرِينَ سَعِيرٗا
Allah'a ve Peygamberine kim inanmamışsa bilsin ki, şüphesiz Biz, inkarcılar için çılgın alevli cehennemi hazırlamışızdır
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah'a ve Peygamberine kim inanmamışsa bilsin ki, şüphesiz Biz, inkarcılar için çılgın alevli cehennemi hazırlamışızdır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Kim Allah'a ve Rasulüne iman etmezse şüphesiz biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.
Yaşar Nuri Öztürk
Kim Allah'a ve resulüne iman etmezse bilsin ki biz, inkârcılar için alevli bir ateş hazırladık.
Süleyman Ateş
Kim Allah'a ve Elçisine inanmazsa bilsin ki, biz, kafirler için alevli bir ateş hazırlamışızdır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
And whoever has not believed in Allah and His Messenger - then indeed, We have prepared for the disbelievers a Blaze
Fransızca
Et quiconque ne croit pas en Allah et en Son messager... alors, pour les mécréants, Nous avons préparé une fournaise ardente
İspanyolca
Quien no crea en Dios y en Su Mensajero sepa que el castigo del Infierno está reservado para los incrédulos
Rusça
Если кто не уверует в Аллаха и Его Посланника, то ведь Мы приготовили неверующим Пламя
Endonezce
Dan barangsiapa tidak beriman kepada Allah dan Rasul-Nya, maka sesungguhnya Kami telah menyediakan untuk orang-orang kafir itu neraka yang menyala-nyala
Bengalce
যারা আল্লাহ ও তাঁর রসূলে বিশ্বাস করে না, আমি সেসব কাফেরের জন্যে জ্বলন্ত অগ্নি প্রস্তুত রেখেছি।
Çince
不信安拉和使者的人,我确已为他们这等不信者预设了火狱了。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim Allah'a ve O'nun resulüne iman etmezse işte o kâfirdir. Şüphesiz biz, kıyamet günü kâfirler için kendisi ile azap olunacakları şiddetli/alevli bir ateş hazırladık.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
11- Bedevîlerden (Hudeybiye’ye çıkmayıp) geri kalanlar, sana:“Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Onun için bize mağfiret dile!” diyecekler. Onlar, dilleriyle kalplerinde olmayan şeyleri söylerler. De ki:“Eğer Allah size bir zarar vermeyi dilerse yahut da size bir fayda ulaştırmayı isterse O’na karşı sizin için kim ne yapabilir? Bilakis, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” 12- Aslında siz, Rasûlün ve mü’minlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini düşündünüz ve bu düşünce, kalplerinize cazip geldi. Böylece kötü bir zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz. 13- Kim Allah’a ve Rasûlüne iman etmezse (bilsin ki) Biz, kâfirler için alevli bir ateş hazırlamışızdır. 11. Yüce Allah, imanları zayıf, kalplerinde hastalık bulunan ve Allah hakkında kötü zan besleyen bedevîlerden; Allah yolunda cihada çıkmayarak Rasûlünden geri kalanları yermekte, onların, mallarının ve evlatlarının Allah yolunda cihada çıkmaktan kendilerini alıkoyduklarını belirterek özür dileyeceklerini ve Allah Rasûlünden kendileri için mağfiret dilemesini isteyeceklerini bildirmektedir. Bu hususta Yüce Allah, onlar hakkında şöyle buyurmaktadır:“Onlar, dilleriyle kalplerinde olmayan şeyleri söylerler.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den günahlarının bağışlanmasını dilemesini istemeleri, zahiren pişman olduklarına ve içten içe günah işlediklerini itiraf ettiklerine, tevbe ve istiğfarı gerektirici bir şekilde geri kaldıklarını anladıklarına delildir. Şâyet kalplerindeki kanaat de gerçekten bu olsa idi, Rasûlün onlar için mağfiret dilemesinin kendilerine bir faydası olurdu. Çünkü onlar, bu durumda tevbe edip Allah’a yönelmiş olacaklardı. Ancak kalplerindeki asıl kanaat, onların Allah hakkında kötü zan beslediklerinden dolayı geri kalmış oldukları yönündedir: 12. Onlar “Rasûlün ve mü’minlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini” sanmışlardı. Öldürüleceklerini ve toptan imha edileceklerini düşünüyorlardı. Bu zanları onlara cazip görünüp kalplerine iyice yerleşti ve sonunda sapasağlam bir kanaat haline geldi. Bunun ise iki sebebi vardı: 1. Evvela onlar “helâki hak etmiş” büsbütün hayırsız “bir topluluk” idiler. Zira onlarda hayır namına bir şey bulunsaydı, kalplerinde böyle bir kanaat olmazdı. 2. Onların imanlarının zayıf olması, Allah’ın vaadine ve dinine yardım edip kelimesini yücelteceğine besledikleri yakînin az olmasıdır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 13. “Kim Allah’a ve Rasûlüne iman etmezse” şüphesiz o cezalandırılmayı hak etmiş bir kâfirdir; ki “Biz, kâfirler için alevli bir ateş hazırlamışızdır.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Savaşa katılmayan Arap kabileleri”, Medine civarında yaşayan Gıfâr, Müzeyne, Cüheyne, Eşca‘, Eslem ve Dîl isimli bedevî gruplarıdır. Bunlar daha önce Hz. Peygamber’le beraber sefere çıkma sözü verdikleri halde, imanları kişiliklerine yansımadığı, henüz şuur ve kararlarına yeterince hâkim olmadığı, müminlerin de bu seferden sağ kalarak dönemeyeceklerini sandıkları için sözlerinde durmadılar. Sonradan kendilerine hesap sorulunca da hayvanları ile çoluk çocuklarının bakımını bahane ettiler. Tevbe sûresinde (9/81-85), Tebük Seferi’ne katılmamak için bahaneler uyduran, özellikle havaların aşırı sıcak olduğu gerekçesine sığınan, fakat aynı zamanda müminleri de sefere çıkmaktan caydırmaya çalışan münafıkların âkıbetinin çok acı olacağı belirtilmiş; Hz. Peygamber’in bu kişilerden sağ kalanlarla karşılaşması halinde onların kendi maiyetinde bir sefere çıkmalarına müsaade etmemesi emredilmiş, ölenle­rin ise imansız olarak can verdikleri bildirilip onlara karşı bir dinî vecîbe ifa etme cihetine gitmemesi istenmiştir. Burada geçen “savaşa katılmayanlar” ile orada geçenlerin aynı olduğunu; bunlardan münafıkların kastedildiğini düşünenler olmuşsa da, ileride açıklaması gelecek olan 16. âyet bu anlayışa mânidir. Ayrıca Tebük Harbi Hudeybiye’den üç yıl sonra olmuştur. Hudeybiye seferine katılmadıkları için kınanan, uyarılan, kendilerine öğüt verilen ve ceza olarak da “Hayber Savaşı’na katılmaktan mahrum bırakılan” gruplar, münafıklar değil, yeni iman etmiş fakat yeterince eğitim görmemiş bedevîlerdir.
Fetih Suresi 13. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kim Allah'a ve O'nun resulüne iman etmezse işte o kâfirdir. Şüphesiz biz, kıyamet günü kâfirler için kendisi ile azap olunacakları şiddetli/alevli bir ateş hazırladık.