Önceki ayet· 98:5Sonraki ayet· 98:7

Beyyine Suresi 6. Ayet· 98:6

↗ Beyyine suresi
Medeni
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآۚ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمۡ شَرُّ ٱلۡبَرِيَّةِ
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kötüsüdürler
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kötüsüdürler
Elmalılı Hamdi Yazır
Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ehlikitap'ın küfre sapanlarıyla müşrikler, içinde sürekli kalıcılar olarak cehennem ateşindedirler. İşte onlardır yaratılmışların en şerlisi.
Süleyman Ateş
Kitap ehlinden ve (Allah'a) ortak koşanlardan olan nankörler, sürekli olarak cehennem ateşindedirler. Onlar, halkın en şerlisidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
Indeed, they who disbelieved among the People of the Scripture and the polytheists will be in the fire of Hell, abiding eternally therein. Those are the worst of creatures
Fransızca
Les infidèles parmi les gens du Livre, ainsi que les Associateurs iront au feu de l'Enfer, pour y demeurer éternellement. De toute la création, ce sont eux les pires
İspanyolca
Quienes se negaron a seguir la verdad, sean Gente del Libro o idólatras, serán castigados eternamente en el fuego del Infierno. Ellos son lo peor entre todos los seres creados
Rusça
Воистину, неверующие из людей Писания и многобожников окажутся в огне Геенны и пребудут там вечно. Они являются наихудшими из тварей
Endonezce
Sungguh, orang-orang yang kafir dari golongan Ahli Kitab dan orang-orang musyrik (akan masuk) ke neraka Jahanam; mereka kekal di dalamnya selama-lamanya. Mereka itu adalah sejahat-jahat makhluk
Bengalce
আহলে-কিতাব ও মুশরেকদের মধ্যে যারা কাফের, তারা জাহান্নামের আগুনে স্থায়ীভাবে থাকবে। তারাই সৃষ্টির অধম।
Çince
信奉天经者和以物配主者,他们中的不信道者,必入火狱,而永居其中;这等人是最恶的人。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Küfredenler -Yahudi, Hristiyan ve müşrikler- kıyamet günü sonsuza kadar orada kalacakları cehenneme gireceklerdir. Onlar, Allah'a karşı olan küfürleri ve peygamberini yalanlamalarından ötürü yaratılmışların en şerlileridirler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1,2,3- Kitap ehli olan kafirlerle müşrikler, kendilerine apaçık delil, yani Allah tarafından gönderilmiş ve içinde dosdoğru hükümlerin yazılı olduğu tertemiz sahifeleri okuyan bir Rasûl gelinceye kadar (küfürlerinden) ayrılacak değillerdi. 4- Ne var ki kendilerine Kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ihtilafa düştüler. 5- Halbuki onlara dini O’na has kılan hanîfler olarak Allah’a ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından ve zekâtı vermelerinden başkası emredilmemişti. Zaten dosdoğru din de budur. 6- Gerçek şu ki ister Kitap ehli, ister müşrik olsun tüm kâfirler, cehennem ateşindedirler ve orada ebediyen kalacaklardır. Yaratılmışların en kötüleri de işte onlardır. 7- İman edip salih ameller işleyenlere gelince işte onlar da yaratılmışların en iyileridir. 8- Onların Rableri katındaki mükâfatları, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar orada ebediyen kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır. İşte bu (mükafat), Rabbinden korkan kimseler içindir. (Mekke’de inmiştir. 8 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-3. “Kitap ehlinden” yani hristiyanlar ile yahudilerden “kâfir olanlar ve” sair ümmetler arasındaki çeşitli “müşrikler, kendilerine apaçık delil… gelinceye kadar” üzerinde bulundukları küfür ve sapıklıklarından “ayrılacak değillerdi.” Azgınlık ve sapıklıklarına devam edecekler, geçen zaman onların küfürlerinden başka bir şeylerini artırmayacaktı. Bu durumlarına da apaçık delil ve gözleri kamaştıracak belge gelinceye kadar devam edeceklerdi. Arkasından bu belgenin mahiyetini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“...yani Allah tarafından gönderilmiş… bir rasûldür.” Allah, bu rasûlü insanları hakka davet etmek için göndermiştir. Ona insanlara hikmeti öğretmek, onları tertemiz edip arındırmak ve karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için de okuyacağı bir Kitap indirmiştir. Bundan dolayı o, “…tertemiz sahifeleri okuyan” yani şeytanın yaklaşmasına karşı korunmuş, ancak tertemiz kimselerin dokunabildiği sahifeleri okuyup durur. Çünkü bu sahifeler, en yüce sözün ifadesidir. Bundan dolayı bunlar hakkında şöyle buyurulmaktadır:“İçinde” yani bu sahifelerde “dosdoğru hükümler” gerçek haberler, hakka ve dosdoğru yola ileten adaletli emirler vardır. İşte bunlara bu apaçık delil gelince, o vakit kimin hakka talip olduğu, hakkı aradığı, kimin de hakkı aramak gibi bir maksadının olmadığı açıkça ortaya çıkmış oldu. Helâk olan, apaçık bir delil üzere helâk oldu; hayatta kalan da apaçık bir delil üzere hayatta kalmış oldu. 4. Kitap ehlinin bu peygambere iman etmeyerek ona itaatle boyun eğmemiş olmaları, daha önce benzeri görülmedik bir sapıklık ve inat örneği değildir. Çünkü onların bu şekilde tefrikaya ayrılığa düşmeleri ve gruplaşmaları “ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra” olmuştur. Oysa bu apaçık delil, o delile tabi olanların bir araya gelip toplanmalarını ve ittifak etmelerini gerektirir. Ancak onlar, değersiz ve bayağı kimseler olduklarından dolayı hidâyet, onların sapıklıklarını; basiret de onların körlüklerini artırmaktan başka bir işe yaramadı. Oysa bütün Kitaplar, aynı esası getirmiş, aynı dini bildirmişlerdir: 5. “Halbuki onlara” diğer şeriatlerde “dini O’na has kılan” gizli ve açık bütün ibadetlerinde yalnız Allah rızasını ve O’nun nezdinde yakın olmaya çalışan; “hanîfler” tevhide aykırı bütün dinlerden uzaklaşıp yüz çevirenler “olarak Allah’a ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından ve zekâtı vermelerinden başkası emredilmemişti.” Namaz ve zekât, ihlâsla Allah’a ibadetin kapsamı içerisinde olmakla birlikte faziletleri ve şerefleri dolayısı ile ayrıca zikredilmişlerdir. Zira bu iki ibadeti yerine getiren kimsenin bu durumu, dinin diğer bütün şer’î hükümlerini de yerine getirmesine delil sayılır. "Zaten dosdoğru din de budur.” Yani Allah’ın nimet dolu cennetlerine ulaştıran dosdoğru din, tevhid ve dinde ihlâslı olmak budur. Onun dışındaki yollar ise cehenneme ulaştırır. 6. Daha sonra Yüce Allah, kâfirlerin kendilerine apaçık delil geldikten sonraki amellerinin karşılığını ve cezasını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Gerçek şu ki ister Kitap ehli, ister müşrik olsun tüm kâfirler, cehennem ateşindedirler.” Ateş azabı onları çepeçevre kuşatacak ve bu cezaları çok ağır olacaktır. “orada ebediyen kalacaklardır.” Bu azapları hafifletilmez ve onlar orada ümitlerini kesmiş olacaklardır. "Yaratılmışların en kötüleri de işte onlardır.” Çünkü bunlar hakkı bildikten sonra terk ettiler, böylelikle dünya ve âhireti kaybettiler. 7. “İman edip salih ameller işleyenlere gelince işte onlar da yaratılmışların en iyileridir.” Çünkü onlar, Allah’a ibadet etmiş ve O’nu tanımışlardır. Böylelikle dünya ve âhiret nimetlerine kavuşarak umduklarını elde etmişlerdir. 8. “Onların Rableri katındaki mükâfatları, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir.” Yani orada konaklayacaklardır. Başka yere taşınmak, göç etmek söz konusu değildir. Ondan daha ötesini talep etmek de mümkün değildir. “Onlar orada ebediyen kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır.” Dünyada iken işlemiş oldukları, Allah’ı razı edecek işlerden dolayı O, onlardan razı olduğu gibi onlar da O’nun kendilerine hazırlamış olduğu pek bol lütuf ve ihsanlar dolayısı ile O’ndan hoşnut olacaklardır. "İşte bu” güzel mükâfat “Rabbinden korkan” böylelikle O’na isyandan kaçınan ve kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getiren “kimseler içindir.” Beyyine Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Allah'a hamdolsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu sûrenin indiği Medine ve çevresindeki yahudiler ve hıristiyanlar, son peygamber Hz. Muhammed’in risâleti hakkında bilgi sahibi oldukları halde, o hak peygamberi ve Kur’an’ı inkâr ettikleri; putperestler ise ayrıca bir olan Allah’a ortak koştukları için halkın en kötüsü olarak nitelendirilmişlerdir. Onlara ibadet etmeleri ve namaz kılıp zekât vermelerinin emredilmesi İslâm dinini kabul etmeye çağrıldıklarını ifade eder. Sonuç olarak, inkârcılar yeryüzünün en kötüleri olarak uhrevî cezayı, inanıp iyi işler yapanlar ise yeryüzünün en iyileri olarak uhrevî mutluluğu hak etmişlerdir. Bu ikincilerin kavuşacakları en büyük mutluluk ise yüce Allah’ın rızasına nâil olmalarıdır. Zira bir hadîs-i kudsîde belirtildiği üzere onlara gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan aklının tasavvur edemeyeceği derecede güzel bir ödül hazırlanmıştır (Buhârî, “Tevhîd”, 35; Müslim, “Îmân”, 312). Bundan dolayı 8. âyette onların da Allah’a karşı hoşnutluk ve memnuniyet hissiyle dolacakları bildirilmektedir. Sûrenin sonunda bütün bu nimet ve lütufların, müminin yüce rabbine karşı duyduğu derin saygı ve korkunun sonucu olduğu ifade edilmiştir.
Beyyine Suresi 6. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Küfredenler -Yahudi, Hristiyan ve müşrikler- kıyamet günü sonsuza kadar orada kalacakları cehenneme gireceklerdir. Onlar, Allah'a karşı olan küfürleri ve peygamberini yalanlamalarından ötürü yaratılmışların en şerlileridirler.