Önceki ayet· 2:263Sonraki ayet· 2:265

Bakara Suresi 264. Ayet· 2:264

↗ Bakara suresi
Medeni
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُبۡطِلُواْ صَدَقَٰتِكُم بِٱلۡمَنِّ وَٱلۡأَذَىٰ كَٱلَّذِي يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۖ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفۡوَانٍ عَلَيۡهِ تُرَابٞ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٞ فَتَرَكَهُۥ صَلۡدٗاۖ لَّا يَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَيۡءٖ مِّمَّا كَسَبُواْۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ
Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman sahipleri! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak varken tepesine şiddetli bir yağmur inip kendisini cascavlak bırakmış yalçın bir kayanın haline benzer. Böyleleri, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, küfre sapan bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.
Süleyman Ateşen ayrışan
Ey inananlar, insanlara gösteriş için malını verip Allah'a ve ahiret gününe inanmayan adam gibi, başa kakmak ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Öylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan şu kayaya benzer ki, bir sağnak indi de (üstündeki toprağı silip süpürerek) onu sert bir taş halinde bıraktı. (Böyleleri), kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, kafir toplumu doğru yola iletmez.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
O you who have believed, do not invalidate your charities with reminders or injury as does one who spends his wealth [only] to be seen by the people and does not believe in Allah and the Last Day. His example is like that of a [large] smooth stone upon which is dust and is hit by a downpour that leaves it bare. They are unable [to keep] anything of what they have earned. And Allah does not guide the disbelieving people
Fransızca
O les croyants! N'annulez pas vos aumônes par un rappel ou un tort, comme celui qui dépense son bien par ostentation devant les gens sans croire en Allah et au Jour dernier. Il ressemble à un rocher recouvert de terre: qu'une averse l'atteigne, elle le laisse dénué. De pareils hommes ne tirent aucun profit de leurs actes. Et Allah ne guide pas les gens mécréants
İspanyolca
¡Oh, creyentes! No malogren sus caridades haciendo alarde de ellas u ofendiendo, como aquel que contribuye para que la gente lo vea, pero [en realidad] no cree en Dios ni en el Día del Juicio Final. Su ejemplo es como el de una roca cubierta de tierra, a la cual le cae un aguacero que la deja al descubierto. Esas personas no obtendrán recompensa alguna por sus [buenas] obras, porque Dios no guía a la gente que se niega a reconocer la verdad
Rusça
О те, которые уверовали! Не делайте ваши подаяния тщетными своими попреками и оскорблениями, подобно тому, кто расходует свое имущество ради показухи и не веруют при этом в Аллаха и в Последний день. Притчей о нем является притча о гладкой скале, покрытой слоем земли. Но вот выпал ливень и оставил скалу голой. Они не властны ни над чем из того, что приобрели. Аллах не ведет прямым путем неверующих людей
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Janganlah kamu merusak sedekahmu dengan menyebut-nyebutnya dan menyakiti (perasaan penerima), seperti orang yang menginfakkan hartanya karena riya` (pamer) kepada manusia dan dia tidak beriman kepada Allah dan hari akhir. Perumpaannya (orang itu) seperti batu licin yang di atasnya ada debu, kemudian batu itu ditimpa hujan lebat, maka tinggallah batu itu licin lagi. Mereka tidak memperoleh sesuatu apa pun dari apa yang mereka kerjakan. Dan Allah tidak memberi petunjuk kepada orang-orang kafir
Bengalce
হে ঈমানদারগণ!তোমরা অনুগ্রহের কথা প্রকাশ করে এবং কষ্ট দিয়ে নিজেদের দান খয়রাত বরবাদ করো না সে ব্যক্তির মত যে নিজের ধন-সম্পদ লোক দেখানোর উদ্দেশ্যে ব্যয় করে এবং আল্লাহ ও পরকালের প্রতি বিশ্বাস রাখে না। অতএব, এ ব্যাক্তির দৃষ্টান্ত একটি মসৃণ পাথরের মত যার উপর কিছু মাটি পড়েছিল। অতঃপর এর উপর প্রবল বৃষ্টি বর্ষিত হলো, অনন্তর তাকে সম্পূর্ণ পরিষ্কার করে দিল। তারা ঐ বস্তুর কোন সওয়াব পায় না, যা তারা উপার্জন করেছে। আল্লাহ কাফের সম্প্রদায়কে পথ প্রদর্শন করেন না।
Çince
信道的人们啊!你们不要责备受施的人,也不要损害他,以免使你们的施舍变为无效,犹如为沽名而施舍财产,并不信安拉和后世的人一样。他譬如一个光滑的石头,上面铺着一层浮土,一阵大雨过后,使它变的又硬又滑。他们不能获得他们所施舍的任何报酬。安拉是不引导不信道的民众的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve onun resulüne tabi olun. Başa kakmak suretiyle eziyet ederek sadakalarınızın sevabını ifsat etmeyin. Böyle yapanların misali insanların onu görmesi ve övmesi için malını sarf eden kimseye benzer. O kimse kâfir bir kimsedir. Allah'a ve Kıyamet gününe iman etmez ve Kıyamet günündeki sevap ve cezaya da iman etmez. Bunun misali; üzerinde toprak bulunan kaygan bir kayaya benzer. Bu kayaya sağanak bir yağmur isabet ettiğinde onun üzerindeki toprağı alıp götürür ve böylece o kaya, üzerinde hiçbir şey olmayan bir kaya haline gelir. İşte riya yapanların amellerinin ve vermiş oldukları sadakaların sevaplarının gidişi de böyledir. Böyle kimseler için Allah katında amellerinden hiçbir şey kalmaz. Allah kâfirlere hidayet etmez. Onları rızasına, onlara fayda verecek olan amellere ve infak etmeye ulaştırmaz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
264- Ey iman edenler! Malını sırf insanlara gösteriş olsun diye infak eden, Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen kimse gibi sadakalarınızı başa kakmakla ve eziyet vermekle boşa çıkarmayın. Böyle birinin misali, üzerinde (azıcık) toprak bulunan, sağnak halinde yağan bir yağmurla (o toprak da sıyrılan, böylece) cascavlak ortada kalan bir kayaya benzer. Onlar kazandıkları hiç bir şeyi ele geçiremezler. Allah kâfirler topluluğuna yol göstermez. 265- Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile mallarını infak edenlerin misali de yüksek bir tepenin üstünde bulunan ve bol yağmur aldığı için meyvelerini iki kat veren güzel bir bahçeye benzer. O bol yağmur almasa bile çise alır (ki bu da ona yeter). Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir. 266- Sizden herhangi biriniz ister mi ki hurma ve üzüm ağaçlarından bir bahçesi olsun, altından ırmaklar aksın, orada her çeşit meyveleri bulunsun ve kendisine de ihtiyarlık gelip çatsın, üstelik elleri ermez güçleri yetmez küçük çocukları da olsun, derken o bahçeye içinde ateş olan bir kasırga isabet etsin de bahçe (tümden) yanıversin? İşte Allah düşünesiniz diye âyetleri size böylece açıklar. 264-266. Allah, bu âyet-i kerimelerde (farklı tiplere dair) üç misal vermektedir: Kendi rızası için infak edip bu infakının akabinde başa kakma ve herhangi bir eziyet bulunmayan kişi, yaptığı infakın akabinde başa kakıp eziyet eden kişi ve bir de riyakârlık yapan kişi. Birincisinin infakı iman ve tam bir ihlâs ile verildiğinden dolayı makbuldür ve kat kat mükâfaat görecektir. Çünkü bu infak, “Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile” yapılmıştır. Yani bunlar cömertlikle, doğru ve samimi niyet üzere sebat eder halde infaklarını yaparlar. İşte böyle bir amelin misali “yüksek bir tepenin üstünde bulunan... güzel bir bahçeye benzer.” Böyle bir yer rüzgar ve güneş alır ve böyle bir bahçede su da boldur. Eğer bu bahçeye bol bir yağmur isabet etmeyecek olsa dahi bir çisinti bile yeterlidir. Çünkü onun yeri ve verimi güzeldir. Ayrıca bu bahçenin mahsullerinin gelişmesi, serpilmesi ve güzel meyve vermesi için gerekli bütün sebepler bir arada bulunmaktadır. İşte bundan dolayı bu bahçe “meyvelerini iki kat verir.” Bu niteliğe sahip olan bahçe insanın istediği en mükemmel türden bir bahçedir. O halde böyle bir faziletli amel de en yüce mertebeye sahip bir ameldir. Allah için infak etmekle birlikte bu infakın akabinde onu başa kakan, eziyet veren yahut da bir amel işleyip arkasından o ameli iptal edecek bir iş yapan kimsenin misali ise diğer örnekte sözü geçen bahçe sahibi kimseye benzer. Yüce Allah bu bahçeye “içinde ateş olan bir kasırga” yani şiddetli bir fırtına musallat eder de o bahçe yanıp kül olur. Üstelik bu bahçe sahibinin güçsüz çoluk çocuğu vardır ve kendisi de yaşlanmış, güçsüz düşmüştür. İşte böyle bir durum en çetin durumlardan biridir. Bundan dolayı Yüce Allah bu misalin başında:“Sizden herhangi biriniz ister mi ki...” diye muhataplarca çok kötü olduğunun kabul edileceğini ifade eden bir soru ile başlamaktadır. Çünkü böyle bir bahçenin ağaçlarının güzel bir hal almasından ve mahsullerini vermesinden sonra aniden yok olup gitmesi, çok büyük bir musibettir. Diğer taraftan böyle bir facianın meydana geldiği sırada o bahçenin sahibinin çalışamayacak kadar zayıflamış yaşlı biridir ve güçsüz çoluk çocuğu da vardır. Onlar kendisine yardımcı olamamakta, üstelik onların ihtiyaçlarını da kendisi karşılamaktadır. Bu da bir başka facia! Buna göre önceleri Allah için bir amelde bulunan sonra da bu amelini ona aykırı bir işle iptal edip boşa çıkaran kişi, bu örnekteki gibi, bahçesine son derece muhtaç olduğu bir sırada karşı karşıya kaldığı böyle bir musibetle her şeyini kaybeden kimsenin durumuna benzer. Üçüncü örnek ise Allah’a imanı bulunmayan, onun mükâfaatını da ummayan ve insanlara karşı riyakarlık yapan kimseye dairdir. Böyle bir kimsenin kalbi kaypak bir kayaya benzer. Kayanın üzerinde bir parça toprak vardır. Onu gören kişi bu toprağa yağmur isabet edecek olursa onun güzel araziler gibi bitki bitireceğini zanneder. Ancak o, oldukça şiddetli bir yağmurun isabet ederek üzerindeki toprağı alıp götürdüğü, böylece cascavlak bıraktığı bir kayadan ibarettir. Bu misal, içinde imanın bulunmadığı, aksine katılaşmış, yumuşamayan ve Allah korkusu da duymayan riyakâr kimsenin kalbine uygun bir örnektir. Böyle bir kimsenin amel ve infaklarının üzerinde yükseleceği bir temeli olmadığı gibi varacağı bir gayesi de yoktur. Aksine böylesinin ameli -kabul şartını taşımadığından dolayı- geçersizdir, boşa gitmiştir. Bundan önceki misalde sözü edilen kişinin ameli ise kabul şartının var olmasından sonra -kabulüne engel hususlar ortaya çıktığı için- boşa gitmiştir. Birinci örnekteki kişinin ameli ise makbuldür, kat kat mükâfaat görecektir. Çünkü bu amel iman, ihlâs, sebat vb. gibi şartları taşımakla birlikte, ameli boşa çıkaracak engellerden de uzaktır. Bu üç misal, amel sahibi herkes için geçerlidir. O nedenle herkes kendisini ve başkalarını bu adaletli ölçülerle ve uygun misallerle ölçüp tartsın. “İşte misaller... Biz bunları insanlara örnek veriyoruz. Ancak onları alimlerden başkası düşünüp anlamaz.”(el-Ankebut, 29/43)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Malî yardımın, infak ve sadakanın Allah rızâsı için yapılmış olmasının kesin işareti, yardım yapılan kimseden hiçbir menfaat beklememek, onu yardım sebebiyle minnet altında tutmamak, incitmemek, hiç böyle bir şey olmamış gibi davranmaktır. Büyük ecri bu şekilde verenler alacak, korku ve üzüntüden kurtulma saadeti de bunların olacaktır. Vâhidî’nin rivayetine göre 262. âyet Hz. Osman ve Abdurrahman b. Avf’ın, Tebük Seferi öncesinde orduya yaptıkları yardım vesilesiyle gelmiştir. Bu iki büyük sahâbîden birincisi savaş araç ve gereçleri olmayan bütün gazilerin bu ihtiyaçlarını karşılamış, ikincisi de servetinin yarısını bağışlamıştır (Esbâbü’n-nüzûl, s. 61). Kendisine sadaka verilecek kişiye karşı takınılacak tavır bir şekilde onu incitecekse bunu vermek yerine uygun sözler söylemek ve ihtiyacını arzeden kişiyi hoş görmek, durumunu başkalarına duyurmamak mânevî sonuç, ecir ve ahlâkî davranış olarak tercih edilmektedir. İnsanları, sadaka ve malî yardım yüzünden minnet altında bırakmaya ve incitmeye kalkışanların bu davranışı, Allah’a ve âhirete iman etmeyen, başkalarına gösteriş olsun diye veya kişiden menfaat beklediği için harcama yapan kimselerin davranışlarına benzetilmiş, bunun da semere ve sonucu kaya misaliyle anlatılmıştır. Yalçın ve pürüzsüz bir kayanın üzerindeki toprak şiddetli yağmur aldığında sıyrılıp yere inmekte, düz yerlerdeki toprağa bereket getiren yağmur bu kayada toprağı yok etmektedir. Sadaka da böyledir; Allah rızâsı için verildiği ve karşılığında bir menfaat beklenmediği, ihtiyaç sahibi incitilmediği takdirde harcayana bereket ve ecir getirir, aksi halde verilen boşa gider, hem maldan olunur hem de sevaptan mahrum kalınır.
Bakara Suresi 264. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve onun resulüne tabi olun. Başa kakmak suretiyle eziyet ederek sadakalarınızın sevabını ifsat etmeyin. Böyle yapanların misali insanların onu görmesi ve övmesi için malını sarf eden kimseye benzer. O kimse kâfir bir kimsedir. Allah'a ve Kıyamet gününe iman etmez ve Kıyamet günündeki sevap ve cezaya da iman etmez. Bunun misali; üzerinde toprak bulunan kaygan bir kayaya benzer. Bu kayaya sağanak bir yağmur isabet ettiğinde onun üzerindeki toprağı alıp götürür ve böylece o kaya, üzerinde hiçbir şey olmayan bir kaya haline gelir. İşte riya yapanların amellerinin ve vermiş oldukları sadakaların sevaplarının gidişi de böyledir. Böyle kimseler için Allah katında amellerinden hiçbir şey kalmaz. Allah kâfirlere hidayet etmez. Onları rızasına, onlara fayda verecek olan amellere ve infak etmeye ulaştırmaz.