Önceki ayet· 2:261Sonraki ayet· 2:263

Bakara Suresi 262. Ayet· 2:262

↗ Bakara suresi
Medeni
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ لَا يُتۡبِعُونَ مَآ أَنفَقُواْ مَنّٗا وَلَآ أَذٗى لَّهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Mallarını Allah yolunda harcayıp sonra bu harcadıklarına bir eziyet ve başa kakma eklemeyenlerin, Rableri katında kendilerine has ödülleri vardır. Korku yoktur onlar için; tasalanmayacaklardır onlar.
Süleyman Ateş
Mallarını Allah yolunda verip de sonra verdiklerinin ardından başa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin, Rableri katında ödülleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.8%
İngilizce
Those who spend their wealth in the way of Allah and then do not follow up what they have spent with reminders [of it] or [other] injury will have their reward with their Lord, and there will be no fear concerning them, nor will they grieve
Fransızca
Ceux qui dépensent leurs biens dans le sentier d'Allah sans faire suivre leurs largesses ni d'un rappel ni d'un tort, auront leur récompense auprès de leur Seigneur. Nulle crainte pour eux, et ils ne seront point affligés
İspanyolca
Quienes contribuyan por la causa de Dios, y luego no malogren sus obras con alardes o agravios, obtendrán su recompensa en la otra vida, donde no sentirán temor ni tristeza
Rusça
Тем, кто расходует свое имущество на пути Аллаха и не сопровождает свои пожертвования попреками и оскорблениями, уготована награда у их Господа. Они не познают страха и не будут опечалены
Endonezce
Orang yang menginfakkan hartanya di jalan Allah, kemudian tidak mengiringi apa yang dia infakkan itu dengan menyebut-nyebutnya dan menyakiti (perasaan penerima), mereka memperoleh pahala di sisi Tuhan mereka. Tidak ada rasa takut pada mereka dan mereka tidak bersedih hati
Bengalce
যারা স্বীয় ধন সম্পদ আল্লাহর রাস্তায় ব্যয় করে, এরপর ব্যয় করার পর সে অনুগ্রহের কথা প্রকাশ করে না এবং কষ্টও দেয় না, তাদেরই জন্যে তাদের পালনকর্তার কাছে রয়েছে পুরস্কার এবং তাদের কোন আশংকা নেই, তারা চিন্তিতও হবে না।
Çince
为主道而施舍财产,施后不责备受施的人,也不损害他,这等人,在他们的主那里,要享受他们的报酬,他们将来没有恐惧,也不忧愁。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Mallarını Allah'a itaat etme ve O'nun rızasını kazanmak uğrunda harcayıp, bu çabalarından sonra yaptıklarının sevabını boşa çıkaracak, başa kakma ve minnet altında bırakma gibi davranışlarda bulunmayanların mükâfatları Rableri katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda da onlara bir korku yoktur. Onlar elde ettikleri yüce nimetlerden dolayı geçmişte olanlara üzülmeyeceklerdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
261- Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu, yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan tek bir tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir. Allah Vâsidir, Alîmdir. 262- Mallarını Allah yolunda infak edip de sonra o infaklarının arkasından başa kakmayan ve bir eziyette de bulunmayanların Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de. 261. “Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu…” Bu buyruk Yüce Allah’ın kullarına, mallarını kendi yolunda infak etmelerine dair yaptığı büyük bir teşviktir. O’nun yolu ise O’na ulaştıran yoldur. Bir kimsenin faydalı ilimlerin ilerlemesi için, Allah yolunda cihada hazırlık için, mücahitlerin techiz edilmeleri için ve müslümanlara fayda sağlayacak bütün hayır alanlarında malını infak etmesi bunun kapsamına girmektedir. Bundan hemen sonra ise ihtiyaç sahiplerine, fakir ve yoksullara infak gelir. Bazan her iki husus bir arada olabilir. O takdirde yapılan bu infakta bir taraftan ihtiyaçlar giderilmekte iken, diğer taraftan hayır ve itaatlere yardımcı olunabilir. Bu şekilde infaklar yedi yüz katına ve bundan da fazlasına kadar kat kat mükâfaatlandırılır. İşte bundan dolayı:“Allah dilediğine kat kat verir.” buyrulmaktadır. Bu da infak edenin kalbindeki iman, eksiksiz ihlâs ve infakının getirdiği sonuçlara ve faydalara göredir. Zira bazı hayır yollarına infakta zincirleme giden faydalar ve pek çok maslahatlar söz konusu olabilir. Bundan dolayı mükâfaat da amelin türündendir. 262. Daha sonra Yüce Allah, bir başka mükâfaat daha söz konusu etmiştir ki o, şartlarını eksiksiz taşıyan ve olmaması gereken nitelikleri de bulunmayan bir halde kendi yolunda mallarını infak edenler için. Onlar, infaklarının akabinde bu iyiliklerini infak ettikleri kimselerin başına kakmayan, iyiliklerini sayıp dökmeyen ve onlara sözlü ya da fiili hiçbir eziyet vermeyen kimselerdir. İşte böylelerinin “Rab’leri yanında” O’nun bu husustaki bilgisine göre, nafakalarına, nafakalarının faydasına göre “mükâfaatları vardır.” Bu, O’nun lütfundandır, yoksa onların sadakaları bu seviyeye ulaşamaz. “Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.” Yüce Allah üzülmeyeceklerini belirterek geçmişte hoşlarına gitmeyecek şeyleri ortadan kaldıracağını, korku olmayacağını belirterek de gelecekte korkmayacaklarını belirtmektedir. Böylelikle onlar sevdiklerini elde etmiş, hoşlanmadıklarından da uzaklaşmış olurlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Malî yardımın, infak ve sadakanın Allah rızâsı için yapılmış olmasının kesin işareti, yardım yapılan kimseden hiçbir menfaat beklememek, onu yardım sebebiyle minnet altında tutmamak, incitmemek, hiç böyle bir şey olmamış gibi davranmaktır. Büyük ecri bu şekilde verenler alacak, korku ve üzüntüden kurtulma saadeti de bunların olacaktır. Vâhidî’nin rivayetine göre 262. âyet Hz. Osman ve Abdurrahman b. Avf’ın, Tebük Seferi öncesinde orduya yaptıkları yardım vesilesiyle gelmiştir. Bu iki büyük sahâbîden birincisi savaş araç ve gereçleri olmayan bütün gazilerin bu ihtiyaçlarını karşılamış, ikincisi de servetinin yarısını bağışlamıştır (Esbâbü’n-nüzûl, s. 61). Kendisine sadaka verilecek kişiye karşı takınılacak tavır bir şekilde onu incitecekse bunu vermek yerine uygun sözler söylemek ve ihtiyacını arzeden kişiyi hoş görmek, durumunu başkalarına duyurmamak mânevî sonuç, ecir ve ahlâkî davranış olarak tercih edilmektedir. İnsanları, sadaka ve malî yardım yüzünden minnet altında bırakmaya ve incitmeye kalkışanların bu davranışı, Allah’a ve âhirete iman etmeyen, başkalarına gösteriş olsun diye veya kişiden menfaat beklediği için harcama yapan kimselerin davranışlarına benzetilmiş, bunun da semere ve sonucu kaya misaliyle anlatılmıştır. Yalçın ve pürüzsüz bir kayanın üzerindeki toprak şiddetli yağmur aldığında sıyrılıp yere inmekte, düz yerlerdeki toprağa bereket getiren yağmur bu kayada toprağı yok etmektedir. Sadaka da böyledir; Allah rızâsı için verildiği ve karşılığında bir menfaat beklenmediği, ihtiyaç sahibi incitilmediği takdirde harcayana bereket ve ecir getirir, aksi halde verilen boşa gider, hem maldan olunur hem de sevaptan mahrum kalınır.
Bakara Suresi 262. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Mallarını Allah'a itaat etme ve O'nun rızasını kazanmak uğrunda harcayıp, bu çabalarından sonra yaptıklarının sevabını boşa çıkaracak, başa kakma ve minnet altında bırakma gibi davranışlarda bulunmayanların mükâfatları Rableri katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda da onlara bir korku yoktur. Onlar elde ettikleri yüce nimetlerden dolayı geçmişte olanlara üzülmeyeceklerdir.