Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarfettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarfettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İnfak edilenler, Allah yolunda kapanıp kalmış, yeryüzünde dolaşamaz olmuş yoksullar içindir. İffet ve onurları yüzünden, cahiller bunları, zengin kişiler sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ve yırtıklık ederek insanlardan bir şey istemezler. Nimet ve imkândan infak ettiğiniz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.
Süleyman Ateş
(Sadakalar) şu fakirlere mahsustur ki, Allah yolunda kapanıp kalmışlardır. Yeryüzünde gezip dolaşamazlar. Bilmeyen, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Onları simalarından (yüzlerinden) tanırsın. Yüzsüzlük edip insanlardan istemezler. Yaptığınız her hayrı Allah bilir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.5%
İngilizce
[Charity is] for the poor who have been restricted for the cause of Allah, unable to move about in the land. An ignorant [person] would think them self-sufficient because of their restraint, but you will know them by their [characteristic] sign. They do not ask people persistently [or at all]. And whatever you spend of good - indeed, Allah is Knowing of it
Fransızca
Aux nécessiteux qui se sont confinés dans le sentier d'Allah, ne pouvant pas parcourir le monde, et que l'ignorant croit riches parce qu'ils ont honte de mendier - tu les reconnaîtras à leur aspect - Ils n'importunent personne en mendiant. Et tout ce que vous dépensez de vos biens, Allah le sait parfaitement
İspanyolca
[Den caridad a] los pobres que padecen necesidad [por dedicarse] a la causa de Dios y no pueden viajar por la tierra [para trabajar y ganar su sustento]. Quien ignora [la realidad de] su situación los cree ricos, ya que por dignidad no mendigan. Pero los reconocerás por su conducta, no piden inoportunamente. Lo que sea que des en caridad, Dios lo sabe
Rusça
Милостыня полагается неимущим, которые задержаны на пути Аллаха или не могут передвигаться по земле. Неосведомленный считает их богачами по причине их скромности. Ты узнаешь их по приметам: они не выпрашивают у людей милостыню настойчиво. Какое бы добро вы ни израсходовали, Аллах знает об этом
Endonezce
(Apa yang kamu infakkan) adalah untuk orang-orang fakir yang terhalang (usahanya karena jihad) di jalan Allah, sehingga dia yang tidak dapat berusaha di bumi; (orang lain) yang tidak tahu, menyangka bahwa mereka adalah orang-orang kaya karena mereka menjaga diri (dari meminta-minta). Engkau (Muhammad) mengenal mereka dari ciri-cirinya, mereka tidak meminta secara paksa kepada orang lain. Apa pun harta yang baik yang kamu infakkan, sungguh Allah Maha Mengetahui
Bengalce
খয়রাত ঐ সকল গরীব লোকের জন্যে যারা আল্লাহর পথে আবদ্ধ হয়ে গেছে-জীবিকার সন্ধানে অন্যত্র ঘোরাফেরা করতে সক্ষম নয়। অজ্ঞ লোকেরা যাঞ্চা না করার কারণে তাদেরকে অভাবমুক্ত মনে করে। তোমরা তাদেরকে তাদের লক্ষণ দ্বারা চিনবে। তারা মানুষের কাছে কাকুতি-মিনতি করে ভিক্ষা চায় না। তোমরা যে অর্থ ব্যয় করবে, তা আল্লাহ তা’আলা অবশ্যই পরিজ্ঞাত।
Allah yolunda cihat etmeleri rızık olarak bir şeyler bulmak için yolculuğa çıkmalarına engel olan fakirler için de malınızdan bir pay ayırın. Onların durumundan haberdar olmayan kimseler iffetlerinden dolayı isteyemedikleri için bu fakirleri zengin zannederler. Onları tanıyan kimseler ise, üzerlerinde ve kıyafetlerinde ihtiyaç sahibi olduklarına dair açıkça görülen işaretler ile onları bilirler. Onların özelliklerinden biri de ihtiyaçlarını insanlardan ısrarla isteyen diğer fakirler gibi değildirler. Allah, sizin mallarınızdan ve diğer şeylerinizden infak ettiklerinizi hakkı ile bilir. Allah size bu yaptıklarınızın karşılığını büyük bir ecir olarak verecektir.
273- (Sadakalar) Allah yolunda kendilerini vakfetmiş, yeryüzünde dolaşmaya gücü yetmeyen, iffetli davranmalarından dolayı bilmeyenin kendilerini zengin sandığı, senin ise simalarından tanıdığın ve yüzsüzlük edip de insanlardan (bir şey) istemeyen o fakirler içindir. Şüphesiz hayır türünden her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir. 274- Mallarını gece-gündüz, gizli-açık infak edenler var ya, işte onların Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.
273. Yani verdiğiniz sadakaları gereken araştırmayı yaparak, kendilerini Allah yoluna ve O’na itaate vakfetmiş, bununla birlikte mal kazanma istekleri bulunmayan ya da buna güçleri yetmeyen ve aynı zamanda da iffetli davranan, o nedenle de onları tanımayan kimsesinin kendilerini gördüğü vakit zengin zannettiği fakirleri bulmanız gerekir. “yüzsüzlük edip de insanlardan (bir şey) istemeyen” Ounlar hiçbir zaman istemezler. Eğer mecbur kaldıkları için isteyecek olsalar dahi isteklerinde yüzsüzlük edip ısrar etmezler. İşte bunlar ihtiyaçlarını gidermeleri için kendilerine infak edilen fakir kesimlerin en faziletlileridir. Onlara verilenle hacetleri giderilir, maksatlarını gerçekleştirmeleri için ve hayır yolunda onlara yardım edilmiş olur. Sabır, yaratıcının nimetini gözlemek ve yaratılmışlardan bir şey beklememek gibi nitelikleri dolayısı ile bu, onlara ilâhî bir mükâfat gibi olur. Bununla birlikte iyilik ve ihsan yollarında ve nerede olurlarsa olsunlar muhtaçlara infakta bulunmak elbetteki bir hayırdır, ecre sebeptir ve Allah nezdinde mükâfaatı görülecektir. Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
274. İşte bu şekilde infak edenleri Allah kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde gölgesinde barındıracaktır. Şüphesiz Allah onları pek çok hayırlara nail edecek, kederlerini, korkularını ve hoşlanmadıkları şeyleri onlardan uzak tutacaktır. “Rableri katında mükâfatları vardır” buyruğu da bu infak edenlerden her birisinin kendi durumuna uygun bir mükâfaatı vardır, demektir. Bu mükâfaatın özellikle “Rab’leri katında” olmakla tahsis edilmesi bu durumun ne kadar şerefli olduğuna ve ne büyük bir önem taşıdığına delildir. Nitekim sahih bir hadiste de şöyle buyrulmaktadır:“Şüphesiz ki kul helâl kazancından bir hurma tasadduk eder de Cebbar olan Allah onu eli ile alıp kabul eder ve o kimse için bu sadakayı tıpkı sizden herhangi birinin kendi tayını besleyip büyütmesi gibi besleyip büyütür. Nihayet o, kocaman bir dağ gibi oluverir.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Kendilerini Allah yoluna adayan, geçimlerini sağlamak üzere bir kazanç elde etmek için çalışma, ticaret ve seyahat etme imkânları bulunmayan yoksullar” kimlerdir? Âyetin nâzil olduğu tarihi göz önüne alan tefsirciler bunların Suffe ehliyle (Peygamber Mescidi’nin bir köşesinde barınan kimsesiz ve yoksul müslümanlar) Mekke’den hicret eden muhacirler olduğunu ifade etmişlerdir. Onların, Medine’ye yerleşip işgüç sahibi olmaları için zamana ve uygun şartlara ihtiyaç vardı. Allah rızâsı için (fî sebîlillâh) hicret etmişler; yurt, yuva ve işlerinden uzak düşmüşlerdi. O dönemde savaş ganimeti kabilinden bir gelirleri de yoktu. Şu halde infak ve tasaddukta bunların önceliği vardı. Bu tarihî durum dışında Allah rızâsı için O’nun dinini korumak, öğrenmek, öğretmek ve yaymak maksadıyla devamlı meşgul olduklarından dolayı iş ve ticaret yapma imkânı bulamayan kimselerin her zaman ve zeminde infak ve tasaddukta ön sırada olma hakları vardır. Bunlardan sonra sıra, meşrû bir mazeret sebebiyle çalışıp kazanma imkânı bulamayan fakat yine de insanlara el açıp dilenmeyen ve istemeyen yoksullara gelir. Âyette de belirtildiği gibi böyle iffetli, asil, insanlık şerefine düşkün kimseleri erbabı, simalarından tanır ve gereken yardımı yaparlar. Burada geçen sîmâ “yüzlerindeki nur, ibadet izi, yoksulluğun verdiği solgunluk, üstte başta görülen eksiklik” gibi farklı şekillerde yorumlanmıştır.
Allah yolunda cihat etmeleri rızık olarak bir şeyler bulmak için yolculuğa çıkmalarına engel olan fakirler için de malınızdan bir pay ayırın. Onların durumundan haberdar olmayan kimseler iffetlerinden dolayı isteyemedikleri için bu fakirleri zengin zannederler. Onları tanıyan kimseler ise, üzerlerinde ve kıyafetlerinde ihtiyaç sahibi olduklarına dair açıkça görülen işaretler ile onları bilirler. Onların özelliklerinden biri de ihtiyaçlarını insanlardan ısrarla isteyen diğer fakirler gibi değildirler. Allah, sizin mallarınızdan ve diğer şeylerinizden infak ettiklerinizi hakkı ile bilir. Allah size bu yaptıklarınızın karşılığını büyük bir ecir olarak verecektir.