Önceki ayet· 18:36Sonraki ayet· 18:38

Kehf Suresi 37. Ayet· 18:37

↗ Kehf suresi
Mekki
قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرۡتَ بِٱلَّذِي خَلَقَكَ مِن تُرَابٖ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٖ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلٗا
Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra nutfe (sperm)den yaratan, sonra da seni bir adam biçimine koyan Rabbine nankörlük mü ettin?"
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra nutfe (sperm)den yaratan, sonra da seni bir adam biçimine koyan Rabbine nankörlük mü ettin?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine kendisiyle münakaşa eden arkadaşı da ona şöyle dedi: "Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkar ediyorsun?
Yaşar Nuri Öztürk
Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Sen, seni topraktan, sonra meniden yaratıp sonra da bir adam olarak biçimlendiren kudrete nankörlük mü ettin?"
Süleyman Ateş
Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra nutfe (sperm)den yaratan, sonra da seni bir adam biçimine koyan Rabbine nankörlük mü ettin?"
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.3%
İngilizce
His companion said to him while he was conversing with him, "Have you disbelieved in He who created you from dust and then from a sperm-drop and then proportioned you [as] a man
Fransızca
Son compagnon lui dit, tout en conversant avec lui: «Serais-tu mécréant envers Celui qui t'a créé de terre, puis de sperme et enfin t'a façonné en homme
İspanyolca
El creyente con quien hablaba le preguntó [haciéndolo reflexionar]: "¿No crees en Quien ha creado a tu padre de polvo, luego a toda su descendencia de un óvulo fecundado, y te ha dado la forma de un ser humano con todas sus facultades
Rusça
Товарищ его, беседуя с ним, сказал: «Неужели ты не веруешь в Того, Кто сотворил тебя из земли, потом - из капли, а потом сделал тебя мужчиной
Endonezce
Kawannya (yang beriman) berkata kepadanya sambil bercakap-cakap dengannya, "Apakah engkau ingkar kepada (Tuhan) yang menciptakan engkau dari tanah, kemudian dari setetes air mani, lalu Dia menjadikan engkau seorang laki-laki yang sempurna
Bengalce
তার সঙ্গী তাকে কথা প্রসঙ্গে বললঃ তুমি তাঁকে অস্বীকার করছ, যিনি তোমাকে সৃষ্টি করেছেন মাটি থেকে, অতঃপর বীর্য থেকে, অতঃপর র্পূনাঙ্গ করেছেন তোমাকে মানবাকৃতিতে
Çince
他的朋友以辩驳的态度对他说:你不信造物主吗?他创造你,先用泥土,继用精液,然后使你变成一个完整的男子。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kendisiyle konuşan Mümin kimse ise, ona sözünü tekrar ederek şöyle dedi: "Baban Âdem'i topraktan yaratan, sonra seni meniden yaratan, sonra da olgun erkek bir insan haline getiren, bütün azalarını dengeli ve mükemmel olarak yaratan Rabbine iman etmede küfür mü ediyorsun? Şüphesiz bunların hepsini eksiksiz olarak yapmaya gücü yetenin, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
37- Arkadaşı ona karşılık vererek dedi ki:“Seni önce topraktan, sonra da bir damla sudan yaratan, sonra da seni tam bir insan haline getireni inkar mı ediyorsun?” 38- “Ama ben (böyle yapmam). O Allah, benim Rabbim’dir ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.” 37. Yani mü’min arkadaşı ona öğüt vererek, Yüce Allah’ın onu dünyada ilk olarak yaratmış olduğu halini hatırlatarak ve:“Seni önce topraktan, sonra da bir damla sudan yaratan, sonra da seni tam bir insan haline getireni” diyerek ona Allah’ı hatırlatmaktadır. Yani seni var eden, ihtiyaçlarını karşılayan, nimetlerini ihsan edip kesintisiz olarak bağışlayan, seni bir halden bir hale naklederek sonunda bir adam yapıp azaları ve aklî melekeleri ile kâmil bir hale getiren, böylelikle senin için sebepleri kolaylaştırıp bunca dünya nimetlerini ihsan eden yüce Allah'tır. Sen bu nimetleri kendi güç ve imkânlarınla elde etmedin. Aksine bunlar Yüce Allah’ın sana bir lütfudur. Peki, seni önce topraktan yaratan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni tam bir insan yapan Allah’ı inkar etmen olacak şey değil? O’nun nimetlerini nasıl bilmezlikten gelebilirsin? O’nun seni diriltmeyeceğini, diriltse dahi şu anda sahip olduğun bahçenden daha iyisini vereceğini nasıl iddia edebilirsin? Bu yapılmaması gereken ve hiç uygun olmayan bir iddiadır. 38. Mü’min arkadaşı onun halini, küfür ve azgınlığını sürdürdüğünü görünce Rabbine şükretmek ve bu gibi tartışma ve şüphelerin varid olması halinde bile dinini açıkça ilan etmek üzere şunları söylemiştir:“Ama ben (böyle yapmam). O Allah, benim Rabbim’dir ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.” Bu sözleriyle Rabbinin rububiyetini ve rububiyetinde tek oluşunu ikrar edip O’na itaat ve ibadete bağlılığını, O’na hiçbir yaratılmışı ortak koşmayacağını açıkça ilan etmektedir. Daha sonra da -mal ve çocuklarının azlığına rağmen- Yüce Allah’ın ona ihsan etmiş olduğu iman ve İslâm nimetinin, gerçek nimet olduğunu, bunların dışındaki nimetlerin ise yok olmaya mahkum olduğunu, hatta bunlardan dolayı azaba ve ibretli cezalara maruz kalınabileceğini hatırlatarak şunları söylemektedir:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yüce Allah önceki âyetlerde inanmayanların cehennemdeki durumlarıyla inananların cennetteki durumlarını anlattıktan sonra, burada da bu iki grubun hallerine uygun olarak biri imanın, diğeri küfrün temsilcisi durumundaki iki adamın inanç ve davranış özelliklerini örnek vermiştir. Âyetlerden anlaşıldığına göre küfrün temsilcisi olan şahıs büyük bir servete sahiptir; imanın temsilcisi ise fakir ve zayıftır. Servet sahibi olan şahıs Allah’a iman edip verdiği nimete şükredeceği yerde, servetini fakir arkadaşına karşı böbürlenme ve nankörlük vesilesi yapmıştır. Malının yok olmayacağına ve kıyametin kopmayacağına inanmaktadır; kopsa bile âhirette Allah katında dünyadakinden daha iyi bir durumda olacağını iddia etmektedir. Âhirete inanan arkadaşı ise iman ve sâlih amel konusunda ona öğüt vermiş, kendisini topraktan yaratıp çeşitli safhalardan geçirdikten sonra mükemmel bir insan haline getiren Allah’a ortak koşarak nankörlük etmesinin uygun olmadığını, âhireti inkâr etmenin bir bakıma Allah’ı inkâr etmek olduğunu bildirmiştir. Zenginlik de yoksulluk da birer imtihan aracıdır. Bu âyetlerde imtihanı kazanan ile kaybeden iki örnek canlı bir üslûp içinde, karşılaştırma yöntemiyle verilmektedir. Bu iki kişinin kimlikleri konusunda tefsirlerde farklı görüşler vardır: a) Bunlar Mekke’de Mahzûm kabilesinden iki kardeştir. Biri kâfir olan Esved b. Abdü’l-Eşed, diğeri ise müslüman olan kardeşi Ebû Seleme’dir. Bahçeler ise muhtemelen Tâif’te bulunmaktadır. b) Bunlar İsrâiloğulları’ndan iki kardeştir. Babalarından kalan mirası bölüştüklerinde, mümin olan malını hayır yolunda harcamış, diğeri ise örnekte anlatılan bağları satın almıştır. Sonuç ise anlatıldığı gibi hüsrandır (İbn Âşûr, XV, 316). c) Bu olay inananla inanmayan insanın iç dünyalarını anlatan bir temsildir. Burada inanmanın insan ruhuna verdiği güven ve huzur ile inançsızlığın sebep olduğu güvensizlik ve huzursuzluk anlatılarak Mekkeli zengin müşriklerle yoksul müslümanların ruh halleri tasvir edilmiştir. Yoksul insanlarla beraber oturmaya tenezzül etmeyen zenginlerin tutumlarını kınayan ve Hz. Peygamber’e onların sözlerine uymamasını emreden âyetlerden sonra bu misalin getirilmesi, müşriklerin sonunun o bahçe sahibi zenginin sonuna benzeyeceğine işaret etmektedir.
Kehf Suresi 37. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kendisiyle konuşan Mümin kimse ise, ona sözünü tekrar ederek şöyle dedi: "Baban Âdem'i topraktan yaratan, sonra seni meniden yaratan, sonra da olgun erkek bir insan haline getiren, bütün azalarını dengeli ve mükemmel olarak yaratan Rabbine iman etmede küfür mü ediyorsun? Şüphesiz bunların hepsini eksiksiz olarak yapmaya gücü yetenin, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.