Önceki ayet· 19:8Sonraki ayet· 19:10

Meryem Suresi 9. Ayet· 19:9

↗ Meryem suresi
Mekki
قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٞ وَقَدۡ خَلَقۡتُكَ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ تَكُ شَيۡـٔٗا
Allah: "Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım" dedi
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah: "Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım" dedi
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
(Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: "Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin."
Yaşar Nuri Öztürk
"Bu budur." dedi. Rabbin şöyle buyurdu: "Onu yapmak benim için çok kolaydır. Nitekim daha önce de sen hiçbir şey değilken seni yaratmıştım."
Süleyman Ateş
Dedi: "Öyledir, ama Rabbin: 'O bana kolaydır, daha önce sen de hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım' dedi."
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.9%
İngilizce
[An angel] said, "Thus [it will be]; your Lord says, 'It is easy for Me, for I created you before, while you were nothing
Fransızca
[Allah] lui dit: «Ainsi sera-t-il! Ton Seigneur a dit: «Ceci m'est facile. Et avant cela, Je t'ai créé alors que tu n'étais rien»
İspanyolca
Dijo [el ángel]: "Así será, pues tu Señor dice: ‘Eso es fácil para Mí, te he creado antes, cuando no existías’
Rusça
Он сказал: «Все так и будет! Господь твой сказал: «Это для Меня легко, ведь прежде Я сотворил тебя самого, хотя тебя вообще не было»»
Endonezce
(Allah) berfirman, "Demikianlah." Tuhanmu berfirman, "Hal itu mudah bagi-Ku; sungguh, engkau telah Aku ciptakan sebelum itu, padahal (pada waktu itu) engkau belum berwujud sama sekali
Bengalce
তিনি বললেনঃ এমনিতেই হবে। তোমার পালনকর্তা বলে দিয়েছেনঃ এটা আমার পক্ষে সহজ। আমি তো পুর্বে তোমাকে সৃষ্টি করেছি এবং তুমি কিছুই ছিলে না।
Çince
主说:“事情就是这样。”你的主说:“这对于我是容易的。以前你不存在,而我创造了你。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Melek dedi ki: Evet dediğin gibi hanımın doğuramaz ve sen de ihtiyarlığın son noktasına gelmiş ve kemiklerin zayıflamış bir yaştasın. Ancak Rabbin şöyle buyurdu: Allah'ın Yahya'yı kısır bir anneden ve ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış bir babadan yaratması çok kolaydır. Ey Zekeriya! Ben seni daha önceden zikredilen bir şey değilken yoktan var ettim.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
7- “Ey Zekeriyâ, seni bir oğul ile müjdeliyoruz ki ismi Yahya’dır. Biz, bundan önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık.” 8- Dedi ki:“Rabbim! Hanımım kısır olduğu ve ben de yaşlılığın son demlerine vardığım halde benim nasıl oğlum olabilir ki?” 9- Dedi ki:“Öyledir, Rabbin buyurdu ki: Bu, benim için pek kolaydır. Bundan önce de seni, hiçbir şey değilken (yoktan) yaratmıştım.” 10- “Rabbim, bana bir alamet ver” dedi. “Senin alametin, sapasağlam olduğun halde insanlarla üç (gün üç) gece konuşamamandır.” buyurdu. 11- Bunun üzerine mabedden kavminin karşısına çıkıp onlara:“Sabah-akşam tesbih edin” diye işaret etti. 7. Yüce Allah melekler vasıtasıyla Zekeriyâ’ya, Yahya’nın doğacağı müjdesini bildirdi. Allah ona Yahya ismini verdi. Gerçekten de Yahya’nın kendisi ile adı arasında bir uyum vardır. O, hem hissedilir, maddi bir hayat yaşadı ve bununla lütuf tamam oldu, hem de manevi bir hayat sürdü ki bu da kalbin ve ruhun vahiy, ilim ve din ile hayat bulmasıdır. “Biz, bundan önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık.” Yani ondan önce bu isimde hiçbir kimse yoktur. Anlamın şöyle olma ihtimali de vardır: Biz, ondan önce onun bir benzeri ve onunla denk bir kimse yaratmadık. O zaman bu, Yahya’nın kemalinin, övülmeye değer sıfatlara sahip oluşunun, kendisinden öncekilere üstün olduğunun bir müjdesi olur. Ancak bu ihtimale göre bu umumun mutlaka İbrahim, Mûsâ, Nuh (hepsine selâm olsun) ve bunlara benzer kat’i olarak Yahya’dan daha faziletli olan peygamberler ile tahsis edilmesi gerekir. 8. İşte o vakit Zekeriyâ’ya istediği bu çocuğun doğacağı müjdesi verilince bunu şaşkınlıkla karşıladı ve hayret ederek şunları söyledi:“Rabbim” çocuğumun olmasının engelleri bende de hanımımda da bulunuyor iken “benim nasıl oğlum olabilir ki?” Sanki Zekeriyâ, bu duasını yaptığı vakit kalbindeki güçlü duygu ile aşırı derecedeki çocuk arzusundan ötürü bu engeli hatırına getirmemiş gibidir. İşte bu halde duası kabul olununca çocuk sahibi olacağından hayrete düştü. 9. Yüce Allah da ona şu şekilde cevap verdi:“Öyledir, Rabbin buyurdu ki: Bu, benim için pek kolaydır.” Yani bu iş, adeten ve Allah’ın yaratıklar arasında geçerli olan sünnetine/kanununa göre anlaşılmadık bir iş olabilir. Ancak Allah’ın kudreti, sebepler olmaksızın da böyle bir şeyi var etmeye yeter. Çünkü bu, Allah’a kolaydır. Zira daha önceden hiçbir şey değilken onu yoktan var etmiştir. O nedenle bu, O’na hiç zor gelmez. 10. “Rabbim, bana bir alamet ver, dedi” ki kalbim onunla mutmain olsun. Bu, Yüce Allah’ın verdiği haberden yana şüphe dolayısıyla söylenmiş bir söz değildir. Bu, İbrahim el-Halil’in şu talebine benzemektedir:“Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster! Yoksa inanmadın mı? diye buyurdu. O da: Elbette (inandım), ama kalbimin mutmain olması için (istiyorum), demişti.”(el-Bakara, 2/260) Böylelikle ilminin daha artmasını, yakîn ilimden sonra ayne’l-yakîne ulaşmayı istemiş, Allah da ona olan rahmetinin tecellisi olarak bu isteğini kabul etmişti. “Senin alametin sapasağlam olduğun halde insanlarla üç (gün üç) gece konuşamamandır, buyurdu.” Diğer bir âyet-i kerimede ise “İşaret ile müstesna üç gün konuşamamandır”(Âl-i İmrân, 3/41) buyrulmaktadır. Anlam aynıdır. Çünkü günü belirtmek için (Arapçada) kimi zaman “gece”, kimi zaman da “gün” tabiri kullanılır, ki her ikisinin de ifade ettiği anlam aynıdır. Hiç şüphesiz ki bu, hayret verici mucizelerdendir. Üç gün süre ile herhangi bir dilsizlik, bir hastalık olmadan konuşmaktan aciz olması, bir eksikliği bulunmayıp her şeyi tastamam olmakla birlikte konuşamaması, Yüce Allah’ın olağanüstü güç ve kudretinin delillerdendir. Bununla birlikte onun, sadece insanlarla ve onlara hitap ile ilgili konularda konuşması engellenmişti. Tesbih, tehlil, zikir ve buna benzer şeyler söylemesi engellenmemişti. O bakımdan bir başka âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:“Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”(Al-i İmran, 3/41) 11. Böylelikle kalbi mutmain oldu ve bu büyük müjdeden dolayı sevindi. Allah’ın kendisine verdiği emre uyarak O’na şükretti, ibadet etti ve O’nu andı. Mihrabına/mabedine, ibadete çekildi. Mihrabdan kavminin karşısına çıkarak onlara:“Sabah-akşam tesbih edin, diye işaret etti.” Çünkü Yahya’nın doğum müjdesi herkes hakkında dini bir maslahat idi.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Zekeriyyâ özellikle çocuk değil, kendisine mânen vâris olacak bir halef istemişti, Allah çocuk vereceğini müjdeleyince sevinmiş ve şaşkınlığını ifade etmiştir. Alâmet olarak sapasağlam olmasına rağmen, üç gece insanlarla konuşamayacağı hususu, Âl-i İmrân sûresinde ise insanlarla üç gün, işaretten başka bir şekilde konuşamayacağı şeklindedir. Şu halde burada geceler gündüzleriyle birlikte, Âl-i İmrân’da ise günler geceleriyle birlikte kastedilmektedir. Aynı zamanda işaretle konuşabileceği de bildirilmiş ve sabah akşam Allah’ı çokça zikretmesi emredilmiştir (bu konuda ayrıca bk. Âl-i İmrân 3/41). Şüphesiz ki kâinatı yoktan var eden, Âdem’i topraktan yaratan o yüce kudret için ihtiyar ana babadan bir çocuk dünyaya getirmek zor bir şey değildir. Zira o, bir şeyi yaratmak istediği zaman “ol” der, hemen oluverir (bk. Yâsîn 36/82).
Meryem Suresi 9. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Melek dedi ki: Evet dediğin gibi hanımın doğuramaz ve sen de ihtiyarlığın son noktasına gelmiş ve kemiklerin zayıflamış bir yaştasın. Ancak Rabbin şöyle buyurdu: Allah'ın Yahya'yı kısır bir anneden ve ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış bir babadan yaratması çok kolaydır. Ey Zekeriya! Ben seni daha önceden zikredilen bir şey değilken yoktan var ettim.