Diyanet İşlerien ayrışan
Fakat O Allah benim Rabbimdir, ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam!
Elmalılı Hamdi Yazır
"Fakat ben iman ederek diyorum ki: O Allah, benim Rabbimdir, ben Rabbime kimseyi ortak koşmam."
Yaşar Nuri Öztürk
"Lâkin, o Allah benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."
Süleyman Ateş
Fakat O Allah benim Rabbimdir, ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ama ben senin dediğin gibi değil de, şöyle derim: O Allah -Subhânehu ve Teâlâ- nimetleriyle bizlere lütfeden Rabbimdir ve ben Rabbime ibadette hiç kimseyi O’na ortak koşmam.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
37- Arkadaşı ona karşılık vererek dedi ki:“Seni önce topraktan, sonra da bir damla sudan yaratan, sonra da seni tam bir insan haline getireni inkar mı ediyorsun?” 38- “Ama ben (böyle yapmam). O Allah, benim Rabbim’dir ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.”
37. Yani mü’min arkadaşı ona öğüt vererek, Yüce Allah’ın onu dünyada ilk olarak yaratmış olduğu halini hatırlatarak ve:“Seni önce topraktan, sonra da bir damla sudan yaratan, sonra da seni tam bir insan haline getireni” diyerek ona Allah’ı hatırlatmaktadır. Yani seni var eden, ihtiyaçlarını karşılayan, nimetlerini ihsan edip kesintisiz olarak bağışlayan, seni bir halden bir hale naklederek sonunda bir adam yapıp azaları ve aklî melekeleri ile kâmil bir hale getiren, böylelikle senin için sebepleri kolaylaştırıp bunca dünya nimetlerini ihsan eden yüce Allah'tır. Sen bu nimetleri kendi güç ve imkânlarınla elde etmedin. Aksine bunlar Yüce Allah’ın sana bir lütfudur. Peki, seni önce topraktan yaratan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni tam bir insan yapan Allah’ı inkar etmen olacak şey değil? O’nun nimetlerini nasıl bilmezlikten gelebilirsin? O’nun seni diriltmeyeceğini, diriltse dahi şu anda sahip olduğun bahçenden daha iyisini vereceğini nasıl iddia edebilirsin? Bu yapılmaması gereken ve hiç uygun olmayan bir iddiadır.
38. Mü’min arkadaşı onun halini, küfür ve azgınlığını sürdürdüğünü görünce Rabbine şükretmek ve bu gibi tartışma ve şüphelerin varid olması halinde bile dinini açıkça ilan etmek üzere şunları söylemiştir:“Ama ben (böyle yapmam). O Allah, benim Rabbim’dir ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.” Bu sözleriyle Rabbinin rububiyetini ve rububiyetinde tek oluşunu ikrar edip O’na itaat ve ibadete bağlılığını, O’na hiçbir yaratılmışı ortak koşmayacağını açıkça ilan etmektedir.
Daha sonra da -mal ve çocuklarının azlığına rağmen- Yüce Allah’ın ona ihsan etmiş olduğu iman ve İslâm nimetinin, gerçek nimet olduğunu, bunların dışındaki nimetlerin ise yok olmaya mahkum olduğunu, hatta bunlardan dolayı azaba ve ibretli cezalara maruz kalınabileceğini hatırlatarak şunları söylemektedir:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yüce Allah önceki âyetlerde inanmayanların cehennemdeki durumlarıyla inananların cennetteki durumlarını anlattıktan sonra, burada da bu iki grubun hallerine uygun olarak biri imanın, diğeri küfrün temsilcisi durumundaki iki adamın inanç ve davranış özelliklerini örnek vermiştir. Âyetlerden anlaşıldığına göre küfrün temsilcisi olan şahıs büyük bir servete sahiptir; imanın temsilcisi ise fakir ve zayıftır. Servet sahibi olan şahıs Allah’a iman edip verdiği nimete şükredeceği yerde, servetini fakir arkadaşına karşı böbürlenme ve nankörlük vesilesi yapmıştır. Malının yok olmayacağına ve kıyametin kopmayacağına inanmaktadır; kopsa bile âhirette Allah katında dünyadakinden daha iyi bir durumda olacağını iddia etmektedir.
Âhirete inanan arkadaşı ise iman ve sâlih amel konusunda ona öğüt vermiş, kendisini topraktan yaratıp çeşitli safhalardan geçirdikten sonra mükemmel bir insan haline getiren Allah’a ortak koşarak nankörlük etmesinin uygun olmadığını, âhireti inkâr etmenin bir bakıma Allah’ı inkâr etmek olduğunu bildirmiştir. Zenginlik de yoksulluk da birer imtihan aracıdır. Bu âyetlerde imtihanı kazanan ile kaybeden iki örnek canlı bir üslûp içinde, karşılaştırma yöntemiyle verilmektedir.
Bu iki kişinin kimlikleri konusunda tefsirlerde farklı görüşler vardır: a) Bunlar Mekke’de Mahzûm kabilesinden iki kardeştir. Biri kâfir olan Esved b. Abdü’l-Eşed, diğeri ise müslüman olan kardeşi Ebû Seleme’dir. Bahçeler ise muhtemelen Tâif’te bulunmaktadır. b) Bunlar İsrâiloğulları’ndan iki kardeştir. Babalarından kalan mirası bölüştüklerinde, mümin olan malını hayır yolunda harcamış, diğeri ise örnekte anlatılan bağları satın almıştır. Sonuç ise anlatıldığı gibi hüsrandır (İbn Âşûr, XV, 316). c) Bu olay inananla inanmayan insanın iç dünyalarını anlatan bir temsildir. Burada inanmanın insan ruhuna verdiği güven ve huzur ile inançsızlığın sebep olduğu güvensizlik ve huzursuzluk anlatılarak Mekkeli zengin müşriklerle yoksul müslümanların ruh halleri tasvir edilmiştir. Yoksul insanlarla beraber oturmaya tenezzül etmeyen zenginlerin tutumlarını kınayan ve Hz. Peygamber’e onların sözlerine uymamasını emreden âyetlerden sonra bu misalin getirilmesi, müşriklerin sonunun o bahçe sahibi zenginin sonuna benzeyeceğine işaret etmektedir.