Önceki ayet· 17:22Sonraki ayet· 17:24

İsrâ Suresi 23. Ayet· 17:23

↗ İsrâ suresi
Mekki
۞وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنًاۚ إِمَّا يَبۡلُغَنَّ عِندَكَ ٱلۡكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوۡ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفّٖ وَلَا تَنۡهَرۡهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوۡلٗا كَرِيمٗا
Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı "Öf" bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı "Öf" bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle.
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbin şöyle hükmetti: O'ndan başkasına kulluk/ibadet etmeyin, anaya-babaya çok güzel davranın: Onlardan birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına gelirse sakın onlara "Öf!" bile deme; onları azarlama, onlara tatlı-iltifatlı söz söyle.
Süleyman Ateşen ayrışan
Rabbin, yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya, iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşır(ihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlar)sa sakın onlara "Öf!" deme, onları azarlama! Onlara güzel söz söyle.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.8%
İngilizce
And your Lord has decreed that you not worship except Him, and to parents, good treatment. Whether one or both of them reach old age [while] with you, say not to them [so much as], "uff," and do not repel them but speak to them a noble word
Fransızca
Et ton Seigneur a décrété: «N'adorez que Lui; et (marquez) de la bonté envers les père et mère: si l'un d'eux ou tous deux doivent atteindre la vieillesse auprès de toi, alors ne leur dis point: «Fi!» et ne les brusque pas, mais adresse-leur des paroles respectueuses
İspanyolca
Tu Señor ha ordenado que no adoren sino a Él y que honren a sus padres. Si uno de ellos o ambos llegan a la vejez, no sean insolentes con ellos, ni siquiera les digan: "¡Uf!" Háblenles siempre con bondad
Rusça
Твой Господь предписал вам не поклоняться никому, кроме Него, и делать добро родителям. Если один из родителей или оба достигнут старости, то не говори им: «Тьфу!». - не кричи на них и обращайся к ним почтительно
Endonezce
Dan Tuhanmu telah memerintahkan agar kamu jangan menyembah selain Dia dan hendaklah berbuat baik kepada ibu bapak. Jika salah seorang di antara keduanya atau kedua-duanya sampai berusia lanjut dalam pemeliharaanmu, maka sekali-kali janganlah engkau mengatakan kepada keduanya perkataan "ah" dan janganlah engkau membentak keduanya, dan ucapkanlah kepada keduanya perkataan yang baik
Bengalce
তোমার পালনকর্তা আদেশ করেছেন যে, তাঁকে ছাড়া অন্য কারও এবাদত করো না এবং পিতা-মাতার সাথে সদ্ব-ব্যবহার কর। তাদের মধ্যে কেউ অথবা উভয়েই যদি তোমার জীবদ্দশায় বার্ধক্যে উপনীত হয়; তবে তাদেরকে ‘উহ’ শব্দটিও বলো না এবং তাদেরকে ধমক দিও না এবং বল তাদেরকে শিষ্ঠাচারপূর্ণ কথা।
Çince
你的主曾下令说:你们应当只崇拜他,应当孝敬父母。如果他俩中的一人或者两人在你的堂上达到老迈,那么,你不要对他俩说:“呸!”不要呵斥他俩,你应当对他俩说有礼貌的话。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey kul!- Rabbin, kendisinden başkasına ibadet edilmemesini, anne ve babaya özellikle de yaşlandıkları zaman iyilik etmeni emretti. Eğer onlardan biri yahut her ikisi de senin yanında ihtiyarlığa erişirlerse onlardan usandığını ve bıktığını gösteren "Öf" sözüyle dahi onları azarlama ve onlara kaba söz söyleme. Onlara hoşlanacakları yumuşak, güzel ve edep içeren söz söyle.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
23- Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve ana-babaya da iyi davranmanızı kesin olarak emretmiştir. Eğer onlardan biri veya her ikisi, yanında ihtiyarlığa ulaşırsa onlara “Öf!” (bile) deme ve onları azarlama! Onlara tatlı ve güzel söz söyle! 24- Onlara merhamet dolu tevazu kanadını ger ve de ki: “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl (merhametle) yetiştirdilerse sen de onlara öyle merhamet et!” 23. Allah Teâlâ, kendisine şirk koşulmasını yasakladıktan sonra tevhidi emrederek şöyle buyurmaktadır:“Rabbin” yerdekilerden olsun, göktekilerden olsun, ölülerden olsun, dirilerden olsun “kendisinden başkasına ibadet etmemenizi…” dinî bir hüküm ve şer’i birer emir olmak üzere “kesin olarak emretmiştir.” Çünkü Vâhid ve Ehad olan, bir tek ve Samed olan O’dur. Bütün kemal sıfatları yalnız O’nundur. Her türlü sıfatın en azametlisi yalnız O’nundur ve bu sıfatları yaratılmışlardan hiç kimseninkine benzemez. Görünen ve görünmeyen bütün nimetleri ihsan eden, her türlü kötülüğü önleyen, yaratan, rızık veren, bütün işleri yöneten O’dur. Bütün bunları tek başına yapan O’dur. O’nun dışındaki hiçbir varlığın bunlarda en ufak bir payı bile yoktur. Yüce Allah kendi hakkından sonra anne-baba hakkını yerine getirmeyi söz konusu ederek:“ana-babaya da iyi davranmanızı…” buyurmaktadır. Yani sözlü ve fiilî bütün iyilik şekilleriyle onlara iyilikte bulunun. Çünkü onlar, kulun varlığının sebebidirler. Onların çocuklarına olan sevgileri, iyilikleri ve yakınlıkları, haklarının daha bir kuvvetli ve onlara karşı iyi davranmanın da farz olmasını gerektirir. “Eğer onlardan biri veya her ikisi yanında ihtiyarlığa ulaşırsa” güçlerinin zayıflayacağı böyle bir yaşa ulaşır da bilinen şekilde lütuf ve ihsana ihtiyaçları bulunursa “onlara “öf”(bile) deme.” Bu, eziyet mertebelerinin en aşağısıdır. Bu ifadeyle onun dışındakilere de dikkat çekilmektedir. Yani onlara en asgari bir şekilde dahi eziyette bulunma! “Onları azarlama!” Onlara sert ve kaba sözlerle konuşma! “Onlara tatlı ve güzel söz söyle!” Sevdikleri lafızlarla, edeplice, kalplerini neşelendirecek ve gönüllerini rahatlatacak ifadelerle konuş! Bu sözler ise durumun, âdetlerin ve zamanın değişmesine göre değişiklik arzedebilir. 24. “Onlara merhamet dolu tevazu kanadını ger.” Onlardan korktuğun yahut onlardan birşeyler umduğun için vb. gibi ecir alınmayacak bir maksat dolayısıyla değil de sevabını umarak onlara karşı alçakgönüllü ol ve onlara merhametinden dolayı bu şekilde davran ve “De ki: Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl (merhametle) yetiştirdilerse sen de onlara öyle merhamet et!” Yani hayattayken de öldükten sonra da onlara rahmete nail olmaları için dua et! Bu da onların seni küçükken terbiye edip büyütmelerinin bir karşılığı olsun. Bundan şu anlaşılmaktadır: Terbiye ve yetiştirme ne kadar ileri derecede olursa hak da o kadar çok olur. Aynı şekilde bir kişinin, din ve dünyası hususunda -anne babası dışında- güzel bir şekilde terbiyesini üstlenen kimselerin de terbiye ettikleri o kişiler üzerinde böyle bir yetiştirme hakkı vardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İkinci ödev ana babaya iyi davranmaktır. Âyette birinci ödeve bağlı olarak Allah’ın yalnız kendisine ibadet edilmesini buyurduğu belirtildikten hemen sonra, ana babaya iyilik etmeyi de buyurduğu belirtilmek suretiyle Allah’a kullukla ana babaya iyilik yan yana anılmış, böylece bu ödevin önemi vurgulanmıştır. Nitekim diğer bazı âyet ve hadislerde de Allah’a kulluk ile ana babaya iyilik etme yan yana zikredilmektedir. Bu hadislerin birinde Hz. Peygamber, en önemli amelleri “vaktinde kılınan namaz, anne babaya iyilik ve Allah yolunda cihad” şeklinde sıralamış (Buhârî, “Edeb”, 1; Müslim, “Îmân”, 137); diğer bir hadiste ise büyük günahların en büyüklerini “Allah’a ortak koşmak, ana babaya âsi olmak ve yalan şahitliği yapmak” diye ifade etmiştir (Buhârî, “Edeb, 6; Müslim, “Îmân”, 143, 144). Râzî (III, 165-166), âyet ve hadislerde Allah’a itaatle ana babaya iyilik vecîbelerinin yan yana zikredilmesinin sebeplerini özetle şöyle sıralar: a) İnsanın maddî ve mânevî gelişmesi için en değerli katkı, Allah’ın nimetlerinden sonra ana babanın fedakârlıklarıdır; b) Çocuğun varlık alanına çıkmasının asıl ve gerçek sebebi Allah, zâhirî ve hukukî sebebi ise ana babadır; c) Allah nimetlerini karşılıksız verdiği gibi ana baba da çocuklarının ihtiyaçlarını tamamen karşılık beklemeden yerine getirirler; d) Allah, kuluna günahkâr olsa bile nimet verdiği gibi ana baba da âsi bile olsa evlâtlarına desteklerini sürdürürler; e) Allah, kullarının iyiliklerinden memnun olup karşılığını fazlasıyla verdiği gibi ana baba da çocuklarının imkânlarını daha çok geliştirmelerine yardım eder, bundan mutlu olurlar (bu konuda daha fazla bilgi için bk. Mustafa Çağrıcı, “Ana Baba”, DİA, III, 103-105).
İsrâ Suresi 23. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey kul!- Rabbin, kendisinden başkasına ibadet edilmemesini, anne ve babaya özellikle de yaşlandıkları zaman iyilik etmeni emretti. Eğer onlardan biri yahut her ikisi de senin yanında ihtiyarlığa erişirlerse onlardan usandığını ve bıktığını gösteren "Öf" sözüyle dahi onları azarlama ve onlara kaba söz söyleme. Onlara hoşlanacakları yumuşak, güzel ve edep içeren söz söyle.