Önceki ayet· 17:27Sonraki ayet· 17:29

İsrâ Suresi 28. Ayet· 17:28

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَإِمَّا تُعۡرِضَنَّ عَنۡهُمُ ٱبۡتِغَآءَ رَحۡمَةٖ مِّن رَّبِّكَ تَرۡجُوهَا فَقُل لَّهُمۡ قَوۡلٗا مَّيۡسُورٗا
Rabbin'den umduğun rahmeti elde etmek için, hak sahiblerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rabbin'den umduğun rahmeti elde etmek için, hak sahiblerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet (rızık) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer onlardan, Rabbinden ümit ettiğin bir rahmeti bekleme yüzünden yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak/tatlı bir söz söyle.
Süleyman Ateşen ayrışan
Eğer (elin dar olduğu için) Rabbinden umduğun bir rahmeti bekleyerek onlardan yüz çevirecek, (onlara birşey vermeyecek) olursan, bari onlara yumuşak söz söyle.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
And if you [must] turn away from the needy awaiting mercy from your Lord which you expect, then speak to them a gentle word
Fransızca
Si tu t'écartes d'eux à la recherche d'une miséricorde de Ton Seigneur, que tu espères, adresse-leur une parole bienveillante
İspanyolca
Pero si no puedes darles una ayuda, y esperas una misericordia de tu Señor, excúsate con amabilidad
Rusça
Если ты отворачиваешься от них (если у тебя нет средств на пожертвования, и ты отказываешь тем, кто имеет на них право), желая обрести милость Аллаха, на которую ты надеешься, то говори с ними любезно
Endonezce
Dan jika engkau berpaling dari mereka untuk memperoleh rahmat dari Tuhanmu yang engkau harapkan, maka katakanlah kepada mereka ucapan yang lemah lembut
Bengalce
এবং তোমার পালনকর্তার করুণার প্রত্যাশায় অপেক্ষামান থাকাকালে যদি কোন সময় তাদেরকে বিমুখ করতে হয়, তখন তাদের সাথে নম্রভাবে কথা বল।
Çince
如果你必须求得你所希望的从主降示的恩惠后才能周济他们,那么,你应该对他们说温和的话。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Henüz Allah'ın sana vereceği rızkı beklemekteysen ve şayet onlara verecek bir şeye sahip değilsen, en azından bu durumda onlara yumuşak söz söyle. Onların rızıklarının genişlemesi için dua et. Yahut, yüce Allah'tan sana bir nimet gelmesi halinde, onlara vereceğine dair vaatte bulun.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
26- Yakınlara hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. Ama saçıp savurma! 27- Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytansa Rabbine karşı çok nankördür. 28- Eğer Rabbinden gelmesini umduğun bir rahmeti beklerken bu (sayılanlardan) yüz çevirir (de bir şey veremez)sen o halde (hiç olmazsa) onlara gönül alıcı bir söz söyle. 29- Elini boynuna bağlama! Onu büsbütün de açma! Yoksa kınanmış ve pişman bir halde kalakalırsın. 30- Şüphesiz ki Rabbin, dilediğinin rızkını genişletir ve daraltır. Şüphesiz O, kullarından haberdardır, onları hakkıyla görendir. 26. “Yakınlara” iyilik ve ikramın farz ve sünnet türünden hak ettiği “hakkını ver.” Bu hak durumların ve yakınlıkların farklılığına, ihtiyaç duyup duymamaya ve zamana göre değişiklik arz eder. “yoksula” yoksulluğunun ortadan kalkması için zekât ve onun dışındaki haklarını ver; “ve yolda kalmışa da.” memleketinden uzaklarda ve kendisini oraya ulaştıracak kadar imkanı bulunmayan yabancı kimselere de hakkını ver. “Ama saçıp savurma!” Bunların hepsine maldan, verene zarar vermeyecek şekilde verilir ve verilecek miktar, uygun olandan fazla olmamalıdır. Çünkü bunu aksi, savurganlıktır. Yüce Allah da bunu yasaklamış ve ardından şöyle buyurmuştur: 27. “Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir.” Zira şeytan, yerilmeyi gerektirmeyen hiçbir şeye çağırmaz. O, insanı cimriliğe ve eli sıkılığa çağırır. Bu konuda kişi şeytana itaat etmezse bu sefer de onu saçıp savurmaya ve israfa çağırır. Yüce Allah ise en adaletli ve en dengeli olan işi emreder ve bundan dolayı da kişiyi över. Nitekim Yüce Allah, Rahman’ın has kullarından söz ederken şöyle buyurmaktadır:“Onlar ki infak ettiklerinde israf da etmezler, cimrilik de etmezler. Bunun arasında orta bir yol tutarlar.”(el-Furkân, 25/67) Burada da Allah şöyle buyurmaktadır: 29. “Elini boynuna bağlama!” Bu, aşırı cimrilikten ve pintilikten kinayedir. (Eli sıkı olma, demektir). “Onu büsbütün de açma!” Uygun olmayan yerlere ve gerekenden fazla harcamada bulunma! Çünkü böyle yapacak olursan, yaptıklarından dolayı “kınanmış ve pişman bir halde kalakalırsın.” Yani malın elden gider de elin bomboş kalır. Böylece elinde ne mal namına bir şey kalmadığı gibi övgüye de nail olamazsın. 28. Bu emir, güç yetirebilme ve varlık halinde yakınlara bir şeyler vermeyi içermektedir. Eğer verecek bir yoksa yahut da mevcut şartlarda infak etmekte zorluk söz konusu ise Yüce Allah, onlara güzel bir şekilde karşılık verilmesini emrederek şöyle buyurmaktadır:“Eğer Rabbinden gelmesini umduğun bir rahmeti beklerken bu (sayılanlardan) yüz çevirir (de bir şey veremez)sen” yani Allah’tan kolaylık sağlayacağını umduğun bir başka zaman onlara vermek üzere onlardan yüz çevirecek olursan “o halde (hiç olmazsa) onlara” yumuşak bir söz söylemek, ilk fırsatta bir şeyler verme vaadinde bulunmak ve mevcut durumda da imkânın olmadığını belirterek özür dilemek suretiyle “gönül alıcı bir söz söyle!” Böylelikle yanından gönülleri hoş bir şekilde ayrılıp gitsinler. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Güzel bir söz ve bağışlama, arkasından eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır.”(el-Bakara, 2/263) Bu da Yüce Allah’ın kullarına lütfunun bir tecellisidir ki kullarına nezdinden gelecek rahmet ve rızkı beklemelerini emretmektedir. Çünkü bunu beklemek de bir ibadettir. Aynı şekilde insanlara imkân olması halinde sadaka vereceğine ve iyilikte bulunacağına dair vaatte bulunmak da bir ibadettir. Çünkü bir iyiliği yapmayı kararlaştırmak da bir iyiliktir. Bundan dolayı insanın elinden gelen, güç yetirebildiği hayrı yapması, güç yetiremediklerini de yapmaya niyet etmesi gerekir ki ondan da sevap alsın ve hatta Yüce Allah, onun umudunu gerçekleştirmeyi kolaylaştıracak bir sebebi var etsin. Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: 30. “Şüphesiz ki Rabbin” kullarından “dilediğinin rızkını genişletir ve” hikmetinin bir gereği olarak da dilediği kimsenin rızkını “daraltır. Şüphesiz O, kullarından gerçekten haberdardır, onları hakkıyla görendir.” Onlara onlar için elverişli ve uygun bildiği şekilde karşılık verir, işlerini de lütuf ve keremiyle çekip çevirir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber, yoksul müslümanların geçimiyle bizzat ilgilenir, imkânları nisbetinde onların bakımını sağlar, kendisinde yoksa diğer müslümanları buna teşvik ederdi. Âyette Hz. Peygamber’in, bizzat kendisi de maddî sıkıntı içinde bulunduğu ve bu hususta Allah’ın rahmetini, lutuf ve ihsanını beklediği için ihtiyaç içinde olduğunu açıklayanlara yardım edemeyecekse nasıl davranması gerektiği bildirilmektedir. Buna göre insan, yardım isteyen birine olumlu cevap verme imkânına sahip değilse ümit verici, yatıştırıcı, güzel sözler söylemeli; onu kırmamaya, gönlünü incitmemeye çalışmalı, tatlı dille mazeretini ifade etmelidir (Şevkânî, III, 250-251).
İsrâ Suresi 28. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Henüz Allah'ın sana vereceği rızkı beklemekteysen ve şayet onlara verecek bir şeye sahip değilsen, en azından bu durumda onlara yumuşak söz söyle. Onların rızıklarının genişlemesi için dua et. Yahut, yüce Allah'tan sana bir nimet gelmesi halinde, onlara vereceğine dair vaatte bulun.