Önceki ayet· 17:23Sonraki ayet· 17:25

İsrâ Suresi 24. Ayet· 17:24

↗ İsrâ suresi
Mekki
وَٱخۡفِضۡ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحۡمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرۡحَمۡهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرٗا
Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: "Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" de
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: "Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" de
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de: "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et."
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Rahmetten yerlere eğilme kanadını onlar için indir ve de ki: "Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi."
Süleyman Ateş
Onlara acımadan dolayı, küçülme kanadını indir, (onlara karşı alçak gönüllü ol) ve: "Ey (her varlığı terbiye edip yetiştiren) Rabbim! Bunlar, beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse sen de bunlara (öyle) acı!" de.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
And lower to them the wing of humility out of mercy and say, "My Lord, have mercy upon them as they brought me up [when I was] small
Fransızca
et par miséricorde, abaisse pour eux l'aile de l'humilité, et dis: «O mon Seigneur, fais-leur, à tous deux, miséricorde comme ils m'ont élevé tout petit»
İspanyolca
Trátenlos con humildad y compasión, y rueguen [por ellos diciendo]: "¡Oh, Señor mío! Ten misericordia de ellos como ellos la tuvieron conmigo cuando me criaron siendo niño
Rusça
Склони пред ними крыло смирения по милосердию своему и говори: «Господи! Помилуй их, ведь они растили меня ребенком»
Endonezce
Dan rendahkanlah dirimu terhadap keduanya dengan penuh kasih sayang dan ucapkanlah, "Wahai Tuhanku! Sayangilah keduanya sebagaimana mereka berdua telah mendidik aku pada waktu kecil
Bengalce
তাদের সামনে ভালবাসার সাথে, নম্রভাবে মাথা নত করে দাও এবং বলঃ হে পালনকর্তা, তাদের উভয়ের প্রতি রহম কর, যেমন তারা আমাকে শৈশবকালে লালন-পালন করেছেন।
Çince
你应当必恭必敬地服侍他俩,你应当说:“我的主啊!求你怜悯他俩,就像我幼年时他俩养育我那样。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine merhametten ileri gelen tevazu kanadını indir ve şöyle de: "Ey Rabbim! Küçüklüğümde onlar bana bakıp terbiye ettikleri gibi, şimdi sen de onlara merhamet et."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
23- Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve ana-babaya da iyi davranmanızı kesin olarak emretmiştir. Eğer onlardan biri veya her ikisi, yanında ihtiyarlığa ulaşırsa onlara “Öf!” (bile) deme ve onları azarlama! Onlara tatlı ve güzel söz söyle! 24- Onlara merhamet dolu tevazu kanadını ger ve de ki: “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl (merhametle) yetiştirdilerse sen de onlara öyle merhamet et!” 23. Allah Teâlâ, kendisine şirk koşulmasını yasakladıktan sonra tevhidi emrederek şöyle buyurmaktadır:“Rabbin” yerdekilerden olsun, göktekilerden olsun, ölülerden olsun, dirilerden olsun “kendisinden başkasına ibadet etmemenizi…” dinî bir hüküm ve şer’i birer emir olmak üzere “kesin olarak emretmiştir.” Çünkü Vâhid ve Ehad olan, bir tek ve Samed olan O’dur. Bütün kemal sıfatları yalnız O’nundur. Her türlü sıfatın en azametlisi yalnız O’nundur ve bu sıfatları yaratılmışlardan hiç kimseninkine benzemez. Görünen ve görünmeyen bütün nimetleri ihsan eden, her türlü kötülüğü önleyen, yaratan, rızık veren, bütün işleri yöneten O’dur. Bütün bunları tek başına yapan O’dur. O’nun dışındaki hiçbir varlığın bunlarda en ufak bir payı bile yoktur. Yüce Allah kendi hakkından sonra anne-baba hakkını yerine getirmeyi söz konusu ederek:“ana-babaya da iyi davranmanızı…” buyurmaktadır. Yani sözlü ve fiilî bütün iyilik şekilleriyle onlara iyilikte bulunun. Çünkü onlar, kulun varlığının sebebidirler. Onların çocuklarına olan sevgileri, iyilikleri ve yakınlıkları, haklarının daha bir kuvvetli ve onlara karşı iyi davranmanın da farz olmasını gerektirir. “Eğer onlardan biri veya her ikisi yanında ihtiyarlığa ulaşırsa” güçlerinin zayıflayacağı böyle bir yaşa ulaşır da bilinen şekilde lütuf ve ihsana ihtiyaçları bulunursa “onlara “öf”(bile) deme.” Bu, eziyet mertebelerinin en aşağısıdır. Bu ifadeyle onun dışındakilere de dikkat çekilmektedir. Yani onlara en asgari bir şekilde dahi eziyette bulunma! “Onları azarlama!” Onlara sert ve kaba sözlerle konuşma! “Onlara tatlı ve güzel söz söyle!” Sevdikleri lafızlarla, edeplice, kalplerini neşelendirecek ve gönüllerini rahatlatacak ifadelerle konuş! Bu sözler ise durumun, âdetlerin ve zamanın değişmesine göre değişiklik arzedebilir. 24. “Onlara merhamet dolu tevazu kanadını ger.” Onlardan korktuğun yahut onlardan birşeyler umduğun için vb. gibi ecir alınmayacak bir maksat dolayısıyla değil de sevabını umarak onlara karşı alçakgönüllü ol ve onlara merhametinden dolayı bu şekilde davran ve “De ki: Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl (merhametle) yetiştirdilerse sen de onlara öyle merhamet et!” Yani hayattayken de öldükten sonra da onlara rahmete nail olmaları için dua et! Bu da onların seni küçükken terbiye edip büyütmelerinin bir karşılığı olsun. Bundan şu anlaşılmaktadır: Terbiye ve yetiştirme ne kadar ileri derecede olursa hak da o kadar çok olur. Aynı şekilde bir kişinin, din ve dünyası hususunda -anne babası dışında- güzel bir şekilde terbiyesini üstlenen kimselerin de terbiye ettikleri o kişiler üzerinde böyle bir yetiştirme hakkı vardır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İkinci ödev ana babaya iyi davranmaktır. Âyette birinci ödeve bağlı olarak Allah’ın yalnız kendisine ibadet edilmesini buyurduğu belirtildikten hemen sonra, ana babaya iyilik etmeyi de buyurduğu belirtilmek suretiyle Allah’a kullukla ana babaya iyilik yan yana anılmış, böylece bu ödevin önemi vurgulanmıştır. Nitekim diğer bazı âyet ve hadislerde de Allah’a kulluk ile ana babaya iyilik etme yan yana zikredilmektedir. Bu hadislerin birinde Hz. Peygamber, en önemli amelleri “vaktinde kılınan namaz, anne babaya iyilik ve Allah yolunda cihad” şeklinde sıralamış (Buhârî, “Edeb”, 1; Müslim, “Îmân”, 137); diğer bir hadiste ise büyük günahların en büyüklerini “Allah’a ortak koşmak, ana babaya âsi olmak ve yalan şahitliği yapmak” diye ifade etmiştir (Buhârî, “Edeb, 6; Müslim, “Îmân”, 143, 144). Râzî (III, 165-166), âyet ve hadislerde Allah’a itaatle ana babaya iyilik vecîbelerinin yan yana zikredilmesinin sebeplerini özetle şöyle sıralar: a) İnsanın maddî ve mânevî gelişmesi için en değerli katkı, Allah’ın nimetlerinden sonra ana babanın fedakârlıklarıdır; b) Çocuğun varlık alanına çıkmasının asıl ve gerçek sebebi Allah, zâhirî ve hukukî sebebi ise ana babadır; c) Allah nimetlerini karşılıksız verdiği gibi ana baba da çocuklarının ihtiyaçlarını tamamen karşılık beklemeden yerine getirirler; d) Allah, kuluna günahkâr olsa bile nimet verdiği gibi ana baba da âsi bile olsa evlâtlarına desteklerini sürdürürler; e) Allah, kullarının iyiliklerinden memnun olup karşılığını fazlasıyla verdiği gibi ana baba da çocuklarının imkânlarını daha çok geliştirmelerine yardım eder, bundan mutlu olurlar (bu konuda daha fazla bilgi için bk. Mustafa Çağrıcı, “Ana Baba”, DİA, III, 103-105).
İsrâ Suresi 24. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine merhametten ileri gelen tevazu kanadını indir ve şöyle de: "Ey Rabbim! Küçüklüğümde onlar bana bakıp terbiye ettikleri gibi, şimdi sen de onlara merhamet et."