Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin. Sabrederseniz and olsun ki bu, sabredenler için daha iyidir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin. Sabrederseniz and olsun ki bu, sabredenler için daha iyidir
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Süleyman Ateş
Eğer azab edecekseniz, size yapılan azab kadar azab edin. Ama sabdederseniz, andolsun ki o, sabredenler için daha iyidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
And if you punish [an enemy, O believers], punish with an equivalent of that with which you were harmed. But if you are patient - it is better for those who are patient
Fransızca
Et si vous punissez, infligez [à l'agresseur] une punition égale au tort qu'il vous a fait. Et si vous endurez... cela est certes meilleur pour les endurants
İspanyolca
Si los agreden, respondan del mismo modo que se los ha agredido [y no se excedan]. Pero si son pacientes [y perdonan] será lo mejor para ustedes
Rusça
Если вы подвергните их наказанию, то наказывайте их так, как они наказывали вас. Но если вы проявите терпение, то так будет лучше для терпеливых
Endonezce
Dan jika kamu membalas, maka balaslah dengan (balasan) yang sama dengan siksaan yang ditimpakan kepadamu. Tetapi jika kamu bersabar, sesungguhnya itulah yang lebih baik bagi orang yang sabar
Bengalce
আর যদি তোমরা প্রতিশোধ গ্রহণ কর, তবে ঐ পরিমাণ প্রতিশোধ গ্রহণ করবে, যে পরিমাণ তোমাদেরকে কষ্ট দেয়া হয়। যদি সবর কর, তবে তা সবরকারীদের জন্যে উত্তম।
Eğer düşmanınızı cezalandırmak isterseniz, aşırıya gitmeden size yaptığının aynısıyla onu cezalandırın. Buna güç yetirebildiğiniz halde, sabreder ve onu cezalandırmazsanız, bu durum sabredenler için onların sizleri cezalandırmasının öcünü almaktan daha hayırlıdır.
126- Eğer bir ceza verecek olursanız size yapılanın aynıyla ceza verin. Eğer sabrederseniz elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır. 127- Sen sabret, ki senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır, onlar için üzülme ve kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da endişe etme. 128- Çünkü Allah, korkup sakınanlarla ve ihsan sahipleriyle beraberdir.
126. Yüce Allah, adaletle cezalandırmayı mubah kılmak, ama fazilet ve ihsanı da teşvik etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Eğer” söz ve davranışıyla size karşı kötü davranan kimselere “bir ceza verecek olursanız” size yapılanların daha fazlasını yapmaksızın “size yapılanın aynıyla ceza verin. Eğer sabrederseniz” ceza vermeyerek onların suçlarını bağışlayacak olursanız “elbette bu, sabredenler için” haksızlığa karşılık vermekten “daha hayırlıdır.” Allah’ın nezdindeki senin için daha hayırlıdır, âkıbeti de daha güzeldir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kim affeder ve ıslah edip düzeltirse onun ecrini vermek Allah’a aittir”(eş-Şûrâ, 42/40)
127. Yüce Allah, Peygamberine insanları Allah’ın yoluna davet etmek yolunda sabırlı davranmasını ve bu uğurda Allah’tan yardım dileyerek kendi gücüne güven duymamasını emredip şöyle buyurmaktadır:“Sen sabret, ki senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır.” Sabır üzere sana yardımcı olan ve sebat veren O’dur. Onları davet edip de davetini kabul etmediklerini görecek olursan da “onlar için üzülme” Çünkü üzülmenin sana bir faydası yoktur. “Kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da endişe etme!” Bundan dolayı darlanma, sıkılma! Çünkü onların bu tuzakları kendi başlarına geçecektir. Ayrıca sen korkup sakınanlardan (muttakilerden) ve ihsan sahibi kimselerdensin. Allah da yardımıyla, tevfikiyle ve doğruya ulaştırmasıyla “korkup sakınanlarla ve ihsan sahipleriyle beraberdir.” Ki onlar, küfür ve günahlardan korunup sakınan, Yüce Allah’a O’nu görüyormuşcasına, O’nu görmüyorsa dahi O’nun kendisini gördüğünün bilinci içinde ihsan üzere ibadet eden, bunun yanı sıra her yönüyle insanlara karşılık gözetmeksizin faydalı olmaya çalışan kimselerdirler. Yüce Allah’tan bizleri muttakî ve ihsan sahibi kullarından eylemesini niyaz ederiz.
ahl Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, lütuf ve ihsanı dolayısıyla yalnız Allah’adır.
***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Adalet İslâm’ın aslî ilkesidir ve insan bu ilkeyi ancak kendisi aleyhine yani özveri yönünde aşabilir (âyet 90); buna mukabil, karşı taraf putperest, inkârcı veya başka bir dinden bile olsa ona, onun kendisine verdiği zarardan fazla bir zarar veremez; gördüğü zarara kurallar çerçevesinde dengiyle cevap vermek adalet ilkesinden doğan bir haktır. Ancak yine de Allah, resulüne ve onun şahsında müslümanlara, eğer sabır gösterirlerse, yani kötülüğe dengiyle dahi karşılık verme arzularını dizginleyip mukabelede bulunmazlar ve bu haklarını kullanmazlarsa bunun sabır erdemini kazanmış kişiler için daha hayırlı olacağını bildirmektedir. İslâm ahlâk literatüründe bu davranışın adı hilimdir. Bazı eski tefsirlerde bu âyetin hükmünün cihadı emreden âyetlerle neshedildiği ileri sürülmüşse de (bk. Taberî, XIV, 195; İbn Atıyye, III, 433; Râzî, XX, 141) bu görüşü kabul etmek mümkün değildir; çünkü cihad özel durumlarla ilgili geçici bir mücadele yöntemidir; buna karşılık kötülük edenlere adalet ölçüsü içinde cevap vermek hak olmakla birlikte, bağışlama yolunu tercih etmek ilâhî dinlerin ahlâk öğretilerinde başta gelen erdemlerindendir. Başka bir açıdan bakıldığında affetmek insan psikolojisini cezalandırmaktan daha fazla etkilediği için pratikte insanları kazanmak için daha etkili bir yoldur. Âyette sabrın daha hayırlı olduğu belirtilirken böyle bir imada da bulunulmuş olabilir.
Eğer düşmanınızı cezalandırmak isterseniz, aşırıya gitmeden size yaptığının aynısıyla onu cezalandırın. Buna güç yetirebildiğiniz halde, sabreder ve onu cezalandırmazsanız, bu durum sabredenler için onların sizleri cezalandırmasının öcünü almaktan daha hayırlıdır.