Önceki ayet· 16:124Sonraki ayet· 16:126

Nahl Suresi 125. Ayet· 16:125

↗ Nahl suresi
Mekki
ٱدۡعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلۡحِكۡمَةِ وَٱلۡمَوۡعِظَةِ ٱلۡحَسَنَةِۖ وَجَٰدِلۡهُم بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ
Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
(Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gerçeğe kılavuzlananları da en iyi bilendir.
Süleyman Ateş
Hikmetle ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel biçimde mücadele et. Kuşkusuz Rabbin, işte yolundan sapanları en iyi bilen O'dur ve O, yola gelenleri de en iyi bilendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.5%
İngilizce
Invite to the way of your Lord with wisdom and good instruction, and argue with them in a way that is best. Indeed, your Lord is most knowing of who has strayed from His way, and He is most knowing of who is [rightly] guided
Fransızca
Par la sagesse et la bonne exhortation appelle (les gens) au sentier de ton Seigneur. Et discute avec eux de la meilleure façon. Car c'est ton Seigneur qui connaît le mieux celui qui s'égare de Son sentier et c'est Lui qui connaît le mieux ceux qui sont bien guidés
İspanyolca
Convoca al sendero de tu Señor con sabiduría y bellas palabras. Argumenta de la mejor manera. Tu Señor sabe bien quién se extravía de Su camino y quién sigue la guía
Rusça
Призывай на путь Господа мудростью и добрым увещеванием и веди спор с ними наилучшим образом. Воистину, твой Господь лучше знает тех, кто сошел с Его пути, и лучше знает тех, кто следует прямым путем
Endonezce
Serulah (manusia) kepada jalan Tuhanmu dengan hikmah469) dan pengajaran yang baik, dan berdebatlah dengan mereka dengan cara yang baik. Sesungguhnya Tuhanmu, Dialah yang lebih mengetahui siapa yang sesat dari jalan-Nya dan Dialah yang lebih mengetahui siapa yang mendapat petunjuk
Bengalce
আপন পালনকর্তার পথের প্রতি আহবান করুন জ্ঞানের কথা বুঝিয়ে ও উপদেশ শুনিয়ে উত্তমরূপে এবং তাদের সাথে বিতর্ক করুন পছন্দ যুক্ত পন্থায়। নিশ্চয় আপনার পালনকর্তাই ঐ ব্যক্তি সম্পর্কে বিশেষ ভাবে জ্ঞাত রয়েছেন, যে তাঁর পথ থেকে বিচ্যুত হয়ে পড়েছে এবং তিনিই ভাল জানেন তাদেরকে, যারা সঠিক পথে আছে।
Çince
你应凭智慧和善言而劝人遵循主道,你应当以最优美的态度与人辩论,你的主的确知道谁是违背他的正道的,他的确知道谁是遵循他的正道的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Sen ve sana uyan Müminler, davet ederken, davet edilen kişinin durumu, anlayış ve itaat etmesini göz ününde bulundurun. Onları teşvik etme ve korkutma içeren nasihatler ve en güzel söz, fikir ve edebi yollarla tartışarak İslam dinine çağırın. Senin sorumluluğun insanları hidayete erdirmek değil, sadece tebliğ etmektir. Şüphesiz Rabbin İslam dininden dönenleri de, İslam diniyle hidayet bulanları da en iyi bilendir. Sen sakın onlar için üzülme!
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
125- Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla mücadeleni en güzel yolla yap. Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir. O, hidâyette olanları da çok iyi bilendir. 125. Yani müslümanlarıyla, kâfirleriyle insanları Rabbinin, faydalı ilmi ve salih ameli kapsayan dosdoğru yoluna davet et! Bu daveti de “hikmetle” yap. Yani herkese durumuna ve kavrayışına uygun, kabul ve itaatini sağlayacak şekilde davette bulun. Bilgisizce değil de ilimle davet etmek, daha önemli olan şeylere öncelik tanımak, zihinlerin daha kolay anlayıp kavrayabilecekleri, daha kolay kabul edilebilir şeyleri öne almak ve yumuşaklıkla davette bulunmak, hikmetle davetin kapsamı içerisindedir. Eğer muhatap, hikmet ile davete icabet ederse mesele yok, aksi takdirde onun “güzel öğütle” davet edilmesi yoluna gidilmelidir. Bu, yerine göre teşvik ve korkutmaların eşlik ettiği emir ve yasakların anlatılmasıyla yapılır. Bu da ya emirlerin ihtiva ettiği faydaları ve yasakların ihtiva ettiği zararları zikredip saymak suretiyle yapılır yahut da Allah’ın, dininin gereklerini yerine getirenlere yönelik ikram ve ihsanlarını, gereklerini yerine getirmeyen kimseleri de hakir düşürüp değersiz kıldığını hatırlatmakla ya da Yüce Allah’ın kendisine itaat eden kimselere hazırlamış olduğu dünyevi ve uhrevi mükâfatları, buna karşılık isyankârlara hazırlamış olduğu dünyevi ve uhrevi cezaları söz konusu etmekle olur. âyet davet olunan kişi, kendisinin hak üzere olduğu yahut da kendisini davet edenin batıl üzere olduğu görüşünde ise o zaman böyle bir kimseyle en güzel yol hangisi ise o yolla mücadele edilir, tartışılır. Bu da aklen ve naklen daveti kabul etmesini daha çok sağlayabilecek olan yoldur. Onun delil diye kabul ettiği şeyleri ona karşı aleyhte delil olarak ortaya koymak bu kabildendir. Böyle bir şey, maksadın gerçekleşmesi ihtimalini daha da yükseltir. Diğer taraftan bu mücadelenin düşmanlığa veyahut da karşılıklı hakarete varmaması gerekir. İşte bu durumda mücadelenin maksadı ortadan kalkar ve ondan gözetilen fayda gerçekleşmez. Mücadelede amaç, insanları hakka iletmek olmalıdır. Onlarla yarışmak ve onları yenik düşürmek gibi maksatlarla yapılmamalıdır. “Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir.” Kişiyi sapıklığa götüren sebebi de onun sapması sonucu ortaya çıkan amellerini de en iyi O bilir ve buna karşılık o kimseyi O cezalandıracaktır. “O hidâyette olanları da çok iyi bilendir.” Onların hidâyete elverişli kimseler olduklarını bildiğinden onları hidâyete iletmiştir, daha sonra da onlara lütuf ve ihsanda bulunarak onları hidâyetine seçmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Konu dikkate alındığında âyetteki davetin muhatap tarafı, genellikle müslüman olmayan ve İslâm konusunda Hz. Peygamber’le tartışmaya girişenlerdir. Ancak âyette muhatap belirtilmeyip ifadenin mutlak bırakılması, burada genel olarak davet ve tartışma konusunda bir yöntem bilgisinin verildiğini açıkça göstermektedir. Başka bir ifadeyle âyet, farklı seviyelerdeki insanlara yönelik olarak özelde İslâm davetinin, genelde ilmî ve fikrî tartışmaların, eğitim ve öğretimin başlıca yöntemlerini özetlemektedir. Başta İbn Rüşd olmak üzere genellikle müteahhir dönem İslâm âlimleri, düşünürleri ve müfessirlerine göre bu âyetteki hikmet, klasik mantıktaki burhana, “öğüt” (mev‘iza) hitabete, “tartışma” (mücadele) ise cedele tekabül eder. Fahreddin er-Râzî (XX, 138 vd.), tefsirlerde bu âyet hakkında yeterli açıklamaya rastlamadığını ifade ettikten sonra özetle şu bilgileri vermektedir: Herhangi bir görüş ve inanca davet, sağlam delile (hüccet) dayanmalıdır. Bütün deliller genellikle üç başlık altında toplanır: a) Tartışmasız doğru bilgi ve inanç sağlayan kesin delil. Âyetteki “hikmet”le kastedilen bu delildir, bütün bilgi derecelerinin en yükseği de budur; b) Kesin bilgiye değil, zannî işaretlere ve ikna gücüne dayalı deliller. “Güzel öğüt”le de bu kastedilmiştir; c) Bir gerçeği kanıtlamaktan çok, rakibi susturup tartışmadan çekilmesini sağlayan deliller. Buna da cedel denir ve iki çeşidi vardır: Özünde doğruluğu kesin olmamakla birlikte yaygın kabul görmüş bilgiler. Âyetteki “en güzel yöntemle tartış” buyruğu bunu ifade eder. Cedelin ikinci kısmı asılsız öncüllerden oluşur ve buna ancak erdemsiz insanlar başvurur. Râzî’ye göre âyette “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et” buyurulmakla, davetin asıl metodunun bu iki delile dayanması gerektiği ortaya konmuştur. Cedel ise bir gerçeği kanıtlamaktan çok rakibi susturmayı hedef alan yöntemdir. İslâm âlimlerinin önemli bir kısmı cedelin temelinde ne pahasına olursa olsun rakibi susturmak gibi bencil bir duygu gördükleri için bu yöntemi her zaman ahlâkî bulmamışlardır. Konumuz olan âyette tartışmanın en güzel yöntem ve üslûpla yapılması şartının getirilmesi de bu hassasiyeti yansıtmaktadır.
Nahl Suresi 125. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Sen ve sana uyan Müminler, davet ederken, davet edilen kişinin durumu, anlayış ve itaat etmesini göz ününde bulundurun. Onları teşvik etme ve korkutma içeren nasihatler ve en güzel söz, fikir ve edebi yollarla tartışarak İslam dinine çağırın. Senin sorumluluğun insanları hidayete erdirmek değil, sadece tebliğ etmektir. Şüphesiz Rabbin İslam dininden dönenleri de, İslam diniyle hidayet bulanları da en iyi bilendir. Sen sakın onlar için üzülme!