Önceki ayet· 12:81Sonraki ayet· 12:83

Yûsuf Suresi 82. Ayet· 12:82

↗ Yûsuf suresi
Mekki
وَسۡـَٔلِ ٱلۡقَرۡيَةَ ٱلَّتِي كُنَّا فِيهَا وَٱلۡعِيرَ ٱلَّتِيٓ أَقۡبَلۡنَا فِيهَاۖ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
(İnanmazsan) İçinde bulunduğumuz kente ve beraber geldiğimiz kervana sor. Biz doğru söylüyoruz!"
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
(İnanmazsan) İçinde bulunduğumuz kente ve beraber geldiğimiz kervana sor. Biz doğru söylüyoruz!"
Elmalılı Hamdi Yazır
"Hem orada bulunduğumuz şehir halkına, hem içinde bulunduğumuz kervana sor. Ve emin ol ki, biz kesinlikle doğru söylüyoruz."
Yaşar Nuri Öztürk
"İçinde bulunduğumuz kente, beraberinde döndüğümüz kervana sor. Biz gerçeğin ta kendisini söylüyoruz."
Süleyman Ateş
(İnanmazsan) İçinde bulunduğumuz kente ve beraber geldiğimiz kervana sor. Biz doğru söylüyoruz!"
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
And ask the city in which we were and the caravan in which we came - and indeed, we are truthful
Fransızca
Et interroge la ville où nous étions, ainsi que la caravane dans laquelle nous sommes arrivés. Nous disons réellement la vérité.»
İspanyolca
Y pregunta en la ciudad donde estuvimos y a la caravana con la que regresamos, pues decimos la verdad
Rusça
Спроси жителей селения, в котором мы были, и караванщиков, с которыми мы вернулись. Воистину, мы говорим правду"»
Endonezce
Dan tanyalah (penduduk) negeri tempat kami berada, dan kafilah yang datang bersama kami. Dan kami adalah orang yang benar
Bengalce
জিজ্ঞেস করুন ঐ জনপদের লোকদেরকে যেখানে আমরা ছিলাম এবং ঐ কাফেলাকে, যাদের সাথে আমরা এসেছি। নিশ্চিতই আমরা সত্য বলছি।
Çince
请你问一问我们曾居住的那座市镇和与我们同行的队商吧,我们确是诚实的。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Babamız!- Doğru söylediğimizden emin olman için içinde olduğumuz Mısır halkına ve beraber geldiğimiz kafileye sor, bizim sana haber verdiğimiz şeyi haber vereceklerdir. Gerçekten biz, (Bünyamin'in) hırsızlık yaptığını söylediğimiz hususta doğru söyleyenleriz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
80- Artık ondan ümitlerini kesince (meseleyi) gizlice konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki:“Babanızın sizden Allah adına (yeminle) sağlam bir söz almış olduğunu, daha önce de Yusuf hakkında işlediğimiz kusuru bilmez misiniz? O nedenle ben, ya babam izin verinceye yahut da Allah hakkımda hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 81- “Siz babanıza dönün ve deyin ki: Ey babamız, gerçek şu ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak kesin bildiğimize göre şahitlik ediyoruz. Biz gaybın gözcüleri değiliz ki!” 82- “(İstersen) içinde bulunduğumuz şehir (halkına) ve beraber geldiğimiz kafileye de sor! Biz gerçekten doğru söylüyoruz.” 83- Dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle (çirkin) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Ümit ederim ki Allah, onları hep birlikte bana getirecektir. Her şeyi bilen ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki O’dur.” 80. Kardeşleri, artık Yusuf’un, kardeşleri Bünyamin’i yanlarına almalarına müsamaha edeceğinden yana “ümitlerini kesince (meseleyi) gizlice konuşmak üzere bir kenara çekildiler.” Yani başka bir kimse beraberlerinde olmaksızın yalnızca kendileri bir araya geldiler, kendi aralarında fısıldaşarak konuşmaya koyuldular. “Büyükleri dedi ki: Babanızın sizden” onu koruyacağınıza ve sizin etrafınız kuşatılmadıkça onu geri getireceğinize dair “Allah adına (yeminle) sağlam bir söz almış olduğunu, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmez misiniz?” Böylelikle sizler şu iki işi bir arada yapmış oldunuz: Önceden Yusuf hakkında kusurlu davranmanız ve şimdi de küçük kardeşini geri götürmeyişiniz. Benim babama bakacak yüzüm yok. “O nedenle ben, ya babam bana izin verinceye yahut da Allah hakkımda hükmedinceye” ya tek başıma yahut da kardeşimle birlikte dönüşümü takdir buyuruncaya “kadar bu yerden asla ayrılmayacağım.” Burada kalmaya devam edeceğim ve buradan başka bir yere gitmeyeceğim. “O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 81. Daha sonra onlara babalarına neler söyleyeceklerini tavsiye ederek şunları söyledi:“Siz babanıza dönün ve deyin ki: Ey babamız, gerçek şu ki oğlun hırsızlık yaptı.” Yani hırsızlık yaptı ve bu nedenle alıkonuldu. Biz bu konuda bütün gayretimizi harcamamıza rağmen onu sana getiremedik. Durum da şudur: Biz bilmediğimiz bir şeye tanıklık etmiyoruz. Aksine “Biz ancak kesin bildiğimize göre şahitlik ediyoruz.” Çünkü bizler tasın, onun yükü arasından çıkartıldığını gördük. “Biz gaybın gözcüleri değiliz ki!” Yani eğer bizler gaybı bilen kimseler olsaydık elbette onu beraberimizde alıp götürmek için gayret göstermez ve sana da bu konuda söz vermezdik. Biz işin buralara kadar varacağını sanmıyorduk. 82. Eğer bu sözlerimizde şüphe ediyor isen “içinde bulunduğumuz şehir (halkına) ve beraber geldiğimiz kafileye de sor!” Çünkü onlar da bizim sana haber verdiğimiz bu hususları bilirler. “Biz gerçekten doğru söylüyoruz.” Asla yalan söylemiyoruz, gerçekleri değiştirmiyoruz. Herhangi bir tahrifatta da bulunmuyoruz. Aksine gerçek budur. 83. Babalarının yanına dönüp ona bu haberi bildirdiklerinde babalarının kederi daha da arttı, üzüntüsü kat kat çoğaldı. Yine birincisinde de onları itham ettiği gibi bunda da onları itham etti ve “Dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle (çirkin) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır.” Ben, bu konuda hiçbir rahatsızlık ve öfke duymadan, insanlara da şikayet etmeden güzel bir şekilde sabretmeye sığınacağım. Daha sonra da işin daha da ağırlaştığını ve sıkıntının son haddine vardığını görünce kurtuluşun gerçekleşeceği ümidiyle şöyle dedi:“Ümit ederim ki Allah, onları hep birlikte” Yusuf’u da, Bünyamin’i de Mısır’da kalan büyük kardeşlerini de “bana getirecektir. Her şeyi bilen yegane ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki O’dur.” Benim durumumu, artık bu sıkıntımın sona ermesi için lütfuna ihtiyacımı, ihsanına olan zorunlu muhtaçlığımı bilen de O’dur, her bir şeye bir kader tayin eden ve her bir işe Rabbani hikmetinin gerektirdiği şekilde nihai bir nokta tespit eden ve hikmeti sonsuz olan da O’dur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kardeşlerin büyüklerinden maksat yaşça büyük olan Ruben mi yoksa akılca üstün olan Şem‘ûn (Şimeon) mu olduğu konusunda farklı rivayetler vardır. Taberî yaşça büyük olan Ruben’in kastedildiğini bildiren rivayetlerin daha isabetli olduğu kanaatindedir (bk. XIII, 33-34). Hz. Yûsuf’un kararlı tutumu karşısında, ondan ümitlerini kesen kardeşleri, durumu kendi aralarında görüşmek üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri Ruben, Bünyâmin hakkında babalarına verdikleri sözü, daha önce de Hz. Yûsuf’a yaptıklarını onlara hatırlattı. Yûsuf’un bu kardeşi, daha önce onu öldürmek isteyen kardeşlerine, onu kuyuya atmalarını teklif etmiş ve ölümden kurtarmıştı (âyet 10; Taberî, XII, 155-156). Hz. Ya‘kūb’un oğulları, 81. âyetin son cümlesiyle, Bünyâmin’i koru­yacaklarına dair babalarına söz verdikleri zaman onun hırsızlık suçundan dolayı Mısır’da alıkonulacağını bilemeyeceklerini ifade etmek istemişlerdi.
Yûsuf Suresi 82. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Babamız!- Doğru söylediğimizden emin olman için içinde olduğumuz Mısır halkına ve beraber geldiğimiz kafileye sor, bizim sana haber verdiğimiz şeyi haber vereceklerdir. Gerçekten biz, (Bünyamin'in) hırsızlık yaptığını söylediğimiz hususta doğru söyleyenleriz.