Önceki ayet· 12:107Sonraki ayet· 12:109

Yûsuf Suresi 108. Ayet· 12:108

↗ Yûsuf suresi
Mekki
قُلۡ هَٰذِهِۦ سَبِيلِيٓ أَدۡعُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۚ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَا۠ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِيۖ وَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ
De ki: "Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a eş koşanlardan değilim
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a eş koşanlardan değilim
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (işte böyleyiz). Ben Allah'ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilim.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "İşte benim yolum budur. Ben, Allah'a basîret üzere çağırırım/dua ederim. Beni izleyenler de... Şanı yücedir Allah'ın! Ben müşriklerden değilim."
Süleyman Ateşen ayrışan
De ki: "İşte benim yolum budur: Allah'a basiretle da'vet ederim. Ben ve bana uyanlar... Allah'ın şanı yücedir, ben ortak koşanlardan değilim."
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.6%
İngilizce
Say, "This is my way; I invite to Allah with insight, I and those who follow me. And exalted is Allah; and I am not of those who associate others with Him
Fransızca
Dis: «Voici ma voie, j'appelle les gens à [la religion] d'Allah, moi et ceux qui me suivent, nous basant sur une preuve évidente. Gloire à Allah! Et je ne suis point du nombre des associateurs
İspanyolca
Di: "Éste es mi sendero, tanto yo como quienes me siguen invitamos a adorar a Dios con conocimiento. ¡Glorificado sea Dios! No soy de los que idolatran divinidades junto a Dios
Rusça
Скажи: «Таков мой путь. Я и мои последователи призываем к Аллаху согласно убеждению. Пречист Аллах, и я не являюсь одним из многобожников»
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Inilah jalanku, aku dan orang-orang yang mengikutiku mengajak (kamu) kepada Allah dengan yakin, Mahasuci Allah, dan aku tidak termasuk orang-orang musyrik
Bengalce
বলে দিনঃ এই আমার পথ। আমি আল্লাহর দিকে বুঝে সুঝে দাওয়াত দেই আমি এবং আমার অনুসারীরা। আল্লাহ পবিত্র। আমি অংশীবাদীদের অন্তর্ভুক্ত নই।
Çince
你说:“这是我的道路,我号召人们信仰安拉,我和随从我的人,都是依据明证的。(我证)安拉,超绝万物!我不是以物配主的人。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Rasûl!- Davet ettiğin kimselere de ki: Bu benim insanları apaçık delil ile davet ettiğim yolumdur. Bana tabi olanlar, benim yolumu izleyenler ve sünnetim üzerine hareket edenler de bu yola davet ederler. Allah -Subhânehû ve Teâlâ-, kendisine nispet ettikleri kemalini nefyeden celaline yakışmayan hususlardan münezzehtir. Allah'a şirk koşanlardan değilim. Bilakis ben, Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'yı tevhid eden birleyenlerdenim.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
108- De ki:“İşte bu, benim yolumdur. Ben basiret üzere Allah’a davet ederim. Ben de bana uyanlar da. Allah’ı tenzih ederim. Ben müşriklerden de değilim.” 109- Senden önce (peygamber olarak) gönderdiklerimiz de şehir halkından kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkeklerden başkası değildi. Hiç yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin nasıl bir âkıbete uğradığına bakmadılar mı? Âhiret yurdu takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Siz hâlâ akıllanmayacak mısınız? 108. Yüce Allah peygamberi Muhammed’e sallallahu aleyhi ve sellem hitaben şöyle buyurmaktadır: İnsanlara “de ki: İşte bu, benim yolumdur.” Benim kendisine davet ettiğim yol işte budur. Bu, Allah’a, O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaştıran, hakkı bilip gereğince amel etmeyi, onu başkalarına tercih etmeyi, dini yalnızca Allah’a, O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın, halis kılmayı içeren bir yoldur. “Ben basiret üzere Allah’a davet ederim.” İnsanları, Rablerine ulaşmaya teşvik ediyorum. Onları bundan uzaklaştıracak şeylerden de sakındırıyorum. Bununla birlikte ben, dinimden yana bir basiret üzereyim. Yani bu konuda herhangi bir şüphe ve tereddüt olmaksızın kesin bir bilgiye sahibim. “Ben de” böyleyim “bana uyanlar da.” Ben basiret üzere davet ettiğim gibi onlar da basiret üzere Allah’ın yoluna davet ederler. “Allah’ı” O’nun celâline yakışmadığı yahut da kemaline aykırı düştüğü halde O’na nispet edilen her şeyden “tenzih ederim. Ben” hiçbir amelimde şirk koşan “müşriklerden değilim.” Aksine dini yalnızca O’na halis kılarak ibadet ederim. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 109. “Senden önce (peygamber olarak) gönderdiklerimiz de şehir halkından kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkeklerden başkası değildi.” Yani biz senden önce peygamber olarak melekleri göndermediğimiz gibi insan dışında değişik varlıkları da göndermedik. O halde senin kavmin ne diye senin peygamberliğini garip karşılıyor ve senin kendilerinden üstün bir tarafının olmadığı iddiasında bulunuyor? Hiç şüphesiz bu konuda senden önceki peygamberler senin için güzel bir örnektir. Bunlar “şehir halkından” idiler, çölde yaşayanlardan değildiler. Aksine onlar, akılları daha olgun, görüşleri daha sağlıklı şehir ahalisindendiler. Bu da onların durumları açık seçik bir şekilde ortaya çıksın ve halleri belirgin bir şekilde anlaşılsın diyedir. Bunlar, madem senin sözlerini doğrulamıyorlar o zaman “hiç yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin nasıl bir âkıbete uğradığına” yalanlamaları sebebi ile Allah’ın onları nasıl helak ettiğine “bakmadılar mı?” O halde siz de onların yaptıklarını yapmaktan sakının. Yoksa onlara isabet eden size de isabet edecektir. “Âhiret yurdu” yani cennet ve içindeki ebedî nimetler, Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak sureti ile takvalı hareket eden “takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır.” Çünkü dünya nimetleri insanın hevesini kursağında bırakır, eksiktir ve tükenir. Âhiret nimeti ise tam ve kâmildir. Ebediyyen son bulmaz. Aksine kesintisiz bir artış içerisindedir, süreklidir. O “ardı arkası kesilmeyen bir bağıştır.”(Hûd, 11/108)“Siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?” Hayırlı ve üstün olanı, daha aşağı ve değersiz olana tercih etmenizi sağlayacak akıllarınız yok mu?
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Ne yaptığımı bilerek” diye çevirdiğimiz basîret kelimesi sözlükte, “delil, kesin kanıt, inanç, bilgi, ibret alınacak şey, zihinsel olarak görmek, kestirmek, sezmek, idrak etmek, anlama ve kavrama yeteneği” gibi anlamlara gelmektedir. “Akla uygun, bilinç ve duyarlılıkla donanmış bir kavrayış” şeklinde de çevrilmiştir (Esed, II, 480). Âyette Hz. Peygamber’e, yolunun İslâm dini olduğunu, insanları sadece Allah’a çağırdığını, dolayısıyla kendisi ve ona uyanların aydınlık bir yol üzerinde bulunduklarını, Allah’a ortak koşanlardan olmadığını bildirmesi emredilmiştir. İşte Allah’a davet, bu şekilde basiret üzere, ne dediğini bilerek, ihlâs ve samimiyetle, hikmet ve güzel öğütle olmalıdır (ayrıca bk. Nahl 16/125).
Yûsuf Suresi 108. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Rasûl!- Davet ettiğin kimselere de ki: Bu benim insanları apaçık delil ile davet ettiğim yolumdur. Bana tabi olanlar, benim yolumu izleyenler ve sünnetim üzerine hareket edenler de bu yola davet ederler. Allah -Subhânehû ve Teâlâ-, kendisine nispet ettikleri kemalini nefyeden celaline yakışmayan hususlardan münezzehtir. Allah'a şirk koşanlardan değilim. Bilakis ben, Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'yı tevhid eden birleyenlerdenim.