Önceki ayet· 12:108Sonraki ayet· 12:110

Yûsuf Suresi 109. Ayet· 12:109

↗ Yûsuf suresi
Mekki
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ إِلَّا رِجَالٗا نُّوحِيٓ إِلَيۡهِم مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡقُرَىٰٓۗ أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۗ وَلَدَارُ ٱلۡأٓخِرَةِ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
Senden önce kasabalar halkından şüphesiz, kendilerine vahyettiğimiz bir takım insanlar gönderdik. Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önce geçenlerin sonlarının ne olduğunu görsünler? Ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hayırlıdır. Akletmez misiniz
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Senden önce kasabalar halkından şüphesiz, kendilerine vahyettiğimiz bir takım insanlar gönderdik. Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önce geçenlerin sonlarının ne olduğunu görsünler? Ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hayırlıdır. Akletmez misiniz
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdiğimiz birtakım erkeklerden başkası değillerdi. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?
Yaşar Nuri Öztürk
Senden önce gönderdiklerimiz de kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz bazı erlerden başkası değildi. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nice oldu görsünler. Elbette ki âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllarınızı kullanmayacak mısınız?"
Süleyman Ateş
Senden önce de kentler halkından, yalnız kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka, (elçi) göndermedik. Yeryüzünde hiç gezmediler mi ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Korunanlar için ahiret yurdu daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.8%
İngilizce
And We sent not before you [as messengers] except men to whom We revealed from among the people of cities. So have they not traveled through the earth and observed how was the end of those before them? And the home of the Hereafter is best for those who fear Allah; then will you not reason
Fransızca
Nous n'avons envoyé avant toi que des hommes originaires des cités, à qui Nous avons fait des révélations. [Ces gens là] n'ont-ils pas parcouru la terre et considéré quelle fut la fin de ceux qui ont vécu avant eux? La demeure de l'au-delà est assurément meilleure pour ceux qui craignent [Allah]. Ne raisonnerez-vous donc pas
İspanyolca
No he enviado antes de ti sino a hombres que pertenecían a sus propias comunidades para que le transmitieran Mi revelación. ¿Por qué [quienes rechazan este mensaje] no viajan por el mundo y observan cómo fue que acabaron los pueblos de la antigüedad [que desmintieron a los Profetas]? La morada de la otra vida será mejor para quienes tienen temor de Dios. ¿Es que no van a reflexionar
Rusça
До тебя Мы направляли посланниками только мужей из селений, которым мы внушали откровение. Разве они не странствовали по земле и не видели, каким был конец тех, которые жили до них? Воистину, обитель в Последней жизни лучше для богобоязненных. Неужели они не разумеют
Endonezce
Dan Kami tidak mengutus sebelummu (Muhammad), melainkan orang laki-laki yang Kami berikan wahyu kepadanya di antara penduduk negeri. Tidakkah mereka bepergian di bumi lalu melihat bagaimana kesudahan orang-orang sebelum mereka (yang mendustakan rasul). Dan sungguh, negeri akhirat itu lebih baik bagi orang yang bertakwa. Tidakkah kamu mengerti
Bengalce
আপনার পূর্বে আমি যতজনকে রসূল করে পাঠিয়েছি, তারা সবাই পুরুষই ছিল জনপদবাসীদের মধ্য থেকে। আমি তাঁদের কাছে ওহী প্রেরণ করতাম। তারা কি দেশ-বিদেশ ভ্রমণ করে না, যাতে দেখে নিত কিরূপ পরিণতি হয়েছে তাদের যারা পূর্বে ছিল ? সংযমকারীদের জন্যে পরকালের আবাসই উত্তম। তারা কি এখনও বোঝে না
Çince
在你之前,我只派遣了城市居民中的若干男子,我启示他们。难道他们没有在大地上旅行,因而观察前人的结局是怎样的吗?后世的住所,对于敬畏者是更好的。难道你们不理解吗?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Senden önce insanlardan sadece erkek olan peygamberler gönderdik, melek göndermedik. Sana vahyettiğimiz gibi onlara da vahyettik. Onlar çöl halkı olan bedeviler değil şehir halkıydı. Kavimleri onları yalanladı, biz de onları helak ettik. Seni yalanlayanlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce yalanlayanların sonu nasıl oldu düşünüp ibret almazlar mı? Ahiret yurdundaki nimetler dünyada Allah'tan korkan takva sahipleri için daha hayırlıdır. Emirlerini yerine getirip -bunun en büyüğü iman etmektir- yasaklarından sakınarak -bunun en büyüğü Allah'a şirk koşmaktır- Allah'tan korkmanın sizin için daha hayırlı olduğunu akıl etmeyecek misiniz?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
108- De ki:“İşte bu, benim yolumdur. Ben basiret üzere Allah’a davet ederim. Ben de bana uyanlar da. Allah’ı tenzih ederim. Ben müşriklerden de değilim.” 109- Senden önce (peygamber olarak) gönderdiklerimiz de şehir halkından kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkeklerden başkası değildi. Hiç yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin nasıl bir âkıbete uğradığına bakmadılar mı? Âhiret yurdu takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Siz hâlâ akıllanmayacak mısınız? 108. Yüce Allah peygamberi Muhammed’e sallallahu aleyhi ve sellem hitaben şöyle buyurmaktadır: İnsanlara “de ki: İşte bu, benim yolumdur.” Benim kendisine davet ettiğim yol işte budur. Bu, Allah’a, O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaştıran, hakkı bilip gereğince amel etmeyi, onu başkalarına tercih etmeyi, dini yalnızca Allah’a, O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın, halis kılmayı içeren bir yoldur. “Ben basiret üzere Allah’a davet ederim.” İnsanları, Rablerine ulaşmaya teşvik ediyorum. Onları bundan uzaklaştıracak şeylerden de sakındırıyorum. Bununla birlikte ben, dinimden yana bir basiret üzereyim. Yani bu konuda herhangi bir şüphe ve tereddüt olmaksızın kesin bir bilgiye sahibim. “Ben de” böyleyim “bana uyanlar da.” Ben basiret üzere davet ettiğim gibi onlar da basiret üzere Allah’ın yoluna davet ederler. “Allah’ı” O’nun celâline yakışmadığı yahut da kemaline aykırı düştüğü halde O’na nispet edilen her şeyden “tenzih ederim. Ben” hiçbir amelimde şirk koşan “müşriklerden değilim.” Aksine dini yalnızca O’na halis kılarak ibadet ederim. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 109. “Senden önce (peygamber olarak) gönderdiklerimiz de şehir halkından kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkeklerden başkası değildi.” Yani biz senden önce peygamber olarak melekleri göndermediğimiz gibi insan dışında değişik varlıkları da göndermedik. O halde senin kavmin ne diye senin peygamberliğini garip karşılıyor ve senin kendilerinden üstün bir tarafının olmadığı iddiasında bulunuyor? Hiç şüphesiz bu konuda senden önceki peygamberler senin için güzel bir örnektir. Bunlar “şehir halkından” idiler, çölde yaşayanlardan değildiler. Aksine onlar, akılları daha olgun, görüşleri daha sağlıklı şehir ahalisindendiler. Bu da onların durumları açık seçik bir şekilde ortaya çıksın ve halleri belirgin bir şekilde anlaşılsın diyedir. Bunlar, madem senin sözlerini doğrulamıyorlar o zaman “hiç yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin nasıl bir âkıbete uğradığına” yalanlamaları sebebi ile Allah’ın onları nasıl helak ettiğine “bakmadılar mı?” O halde siz de onların yaptıklarını yapmaktan sakının. Yoksa onlara isabet eden size de isabet edecektir. “Âhiret yurdu” yani cennet ve içindeki ebedî nimetler, Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak sureti ile takvalı hareket eden “takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır.” Çünkü dünya nimetleri insanın hevesini kursağında bırakır, eksiktir ve tükenir. Âhiret nimeti ise tam ve kâmildir. Ebediyyen son bulmaz. Aksine kesintisiz bir artış içerisindedir, süreklidir. O “ardı arkası kesilmeyen bir bağıştır.”(Hûd, 11/108)“Siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?” Hayırlı ve üstün olanı, daha aşağı ve değersiz olana tercih etmenizi sağlayacak akıllarınız yok mu?
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyet-i kerîme, müşriklerin Hz. Peygamber’i kastederek, “Ona bir melek indirilseydi ya!” (En‘âm 6/8) meâlindeki sözlerine cevap olarak inmiştir. Bu ve benzeri âyetler, insanlara cin ve melek gibi insandan başka varlıklardan peygamber gönderilmediğini ifade eder. “Kişiler” diye çevirdiğimiz ve sözlükte “erkekler” mânasına gelen “ricâl” kelimesine dayanan müfessirler çoğunluğuna göre, peygamberlerin tamamı erkeklerden gönderilmiştir. Ancak bazı âlimler Hz. İbrâhim’in eşi Sâre’nin, Hz. Mûsâ’nın annesinin ve Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in de peygamber olduklarını iddia etmişlerdir. Zira bunlara da ya doğrudan veya melek vasıtasıyla vahyedilmiştir (krş. Âl-i İmrân 3/42; Hûd 11/71; Kasas 28/7; Tahrîm 66/11-12). İşte bu âyetlerde adı geçen kadınların peygamber olduklarına işaret bulunmakla beraber çoğunluğa göre bunlar peygamber değil, sadece faziletli hanımlardır (İbn Kesîr, IV, 346). Müfessirler, “şehir halkı içinden” diye çevirdiğimiz min ehli’l-kurâ ifadesini dikkate alarak peygamberlerin göçebe kesimden değil, yerleşik medenî toplumlardan seçilmiş oldukları kanaatine varmışlardır (Râzî, XVIII, 226; Şevkânî, III, 69). Ehli’l-kurâ tamlamasına, “yeryüzünde yaşayan insanlar” mânası veren İbn Abbas’a göre ise bundan maksat, peygamberlerin müşriklerin istediği gibi göklerdeki varlıklardan değil, yeryüzünde yaşayan insanlardan gönderilmiş olduğunu ifade etmektir (İbn Kesîr, IV, 346).
Yûsuf Suresi 109. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Senden önce insanlardan sadece erkek olan peygamberler gönderdik, melek göndermedik. Sana vahyettiğimiz gibi onlara da vahyettik. Onlar çöl halkı olan bedeviler değil şehir halkıydı. Kavimleri onları yalanladı, biz de onları helak ettik. Seni yalanlayanlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce yalanlayanların sonu nasıl oldu düşünüp ibret almazlar mı? Ahiret yurdundaki nimetler dünyada Allah'tan korkan takva sahipleri için daha hayırlıdır. Emirlerini yerine getirip -bunun en büyüğü iman etmektir- yasaklarından sakınarak -bunun en büyüğü Allah'a şirk koşmaktır- Allah'tan korkmanın sizin için daha hayırlı olduğunu akıl etmeyecek misiniz?