Önceki ayet· 100:10Sonraki ayet· 101:1

Âdiyât Suresi 11. Ayet· 100:11

↗ Âdiyât suresi
Mekki
إِنَّ رَبَّهُم بِهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّخَبِيرُۢ
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
O gün Rableri onların bütün yaptıklarından haberdardır
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Hiç kuşkusuz, o gün, Rableri onlardan iyice haberdar olacaktır.
Süleyman Ateş
O gün Rabbleri onların her halini haber almış(gizli ve açık bütün yaptıklarını bilmiş)tir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.9%
İngilizce
Indeed, their Lord with them, that Day, is [fully] Acquainted
Fransızca
ce jour-là, certes, leur Seigneur sera Parfaitement Connaisseur d'eux
İspanyolca
ese día su Señor estará bien informado de lo que hicieron
Rusça
в тот день Господь их будет осведомлен о них
Endonezce
sungguh, Tuhan mereka pada hari itu Mahateliti terhadap keadaan mereka
Bengalce
সেদিন তাদের কি হবে, সে সম্পর্কে তাদের পালনকর্তা সবিশেষ জ্ঞাত।
Çince
在那日,他们的主,确是彻知他们的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz Rableri o gün, bütün bunlardan haberdardır. Kullarının yaptıklarından hiçbir şey ona gizli kalmaz. Onlara bütün bunların karşılığını verecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Andolsun nefes nefese koşanlara, 2- (Nalları ile) kıvılcım çıkartanlara, 3- Sabahleyin baskın yapanlara, 4- Derken orayı toza boğan, 5- Ve bu şekilde bir (düşman) topluluğun ortasına dalan (atlara) ki; 6- İnsan Rabbine karşı çok nankördür. 7- Kendisi de buna kesinlikle şahittir. 8- Ondaki mal sevgisi de gerçekten çok aşırıdır. 9- O, bilmez mi ki kabirlerin altı(ndakiler) üstüne getirildiği, 10- Ve kalplerde olanlar da açığa çıkartıldığı zaman (onu neler bekliyor)? 11- Çünkü o gün Rableri onlardan tümüyle haberdardır. (Mekke’de inmiştir. 11 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1. Yüce Allah, insanlar tarafından da bilinen birtakım göz kamaştırıcı özellikleri ve apaçık nimetleri dolayısı ile atlara yemin etmektedir. Ancak bu atlara başka tür hayvanların onlara ortak olmadığı özel birtakım özellikleri ile yemin etmekte ve şöyle buyurmaktadır:“Andolsun nefes nefese koşanlara...” Yani hızlı koştukları vakit göğüslerinden nefes sesi çıkan ve oldukça hızlı koşan atlara. 2. Toynaklarının sağlam ve güçlü oluşundan ötürü hızla koşmaları esnasında taşlara çarparak “kıvılcım çıkartanlara;” 3. Düşmanlara “sabahleyin baskın yapanlara;” Bu çoğunlukla görülen durumdur. Zira baskınlar, çoğu kere sabah gerçekleşir. 4. “Derken” koşmaları ve baskınları ile “orayı toza boğan;” 5. “Ve bu şekilde” binicileri ile birlikte kendilerine baskın yapılan düşman “topluluğun ortasına dalanlara ki;” 6. Hakkında yemin edilen hususa gelince o da:“İnsan Rabbine karşı çok nankördür” buyruğudur. Yani Allah’ın kendisine ihsan ettiği hayırlarını başkalarından esirger. İnsan, tabiatı ve mayası itibari ile üzerindeki hakları cömertlikle yerine getirmez, bu hakları tam ve eksiksiz olarak ifa etmez. Aksine tabiatı itibari ile üzerindeki malî ve bedenî hakları yerine getirmekten kaçınır ve tembellik eder. Allah’ın kendilerine hidâyet verip de bu vasıftan kurtularak gönül hoşluğu ile ve cömertlikle hakları yerine getirenler ise bundan müstesnâdır. 7. “Kendisi de buna kesinlikle şahittir.” Yani insan, kendi nefsinden bildiği üzere bu hakları yerine getirmemesi ve cimriliği noktasında kendi aleyhine bir tanıktır. Bunu ret ve inkâr etmez. Çünkü bu apaçıktır. Buradaki zamirin Yüce Allah’a ait olması da mümkündür. Yani kul, Rabbine karşı çok nankördür, cimridir ve Allah da buna şahittir. Buna göre bu ifade, Rabbine karşı nankörlük eden kimseler hakkında -Allah’ın onların bu haline tanık olduğu bildirilmek suretiyle- oldukça ağır bir tehdittir. 8. “Ondaki” insandaki “mal sevgisi de gerçekten çok aşırıdır.” Malı çokça sever. İşte yerine getirilmesi gereken bu hakları terk etmesine onu iten de bu sevgisi, kendi nefsinin isteklerini Rabbinin rızasının önüne geçirmesidir. Bütün bunlara sebep de onun görüşünü sadece bu dünya ile kısıtlaması ve âhiretten gafil olmasıdır. Bundan dolayı Yüce Allah, kötülüklerin cezalarının verileceği günden korkmaya teşvik etmek üzere şöyle buyurmaktadır: 9-10. “O,” bu aldanmış insan “bilmez mi ki kabirlerin altı(ndakiler) üstüne getirildiği” Allah ölüleri diriltip mahşerde toplamak için onları kabirlerinden çıkarttığı “ve kalplerde olanlar da açığa çıkartıldığı zaman” içlerinde ne varsa açıkça ortaya çıktığı, kalplerinde gizli bulunan hayır ve şerler ortaya döküldüğü, gizli şeyler aleni, saklı olan şeyler görünür olduğu ve insanların yüzlerinde yaptıkları amellerin sonuçları açıkça görüldüğü zaman; 11. “Çünkü o gün” görünen, görünmeyen, gizli ve açık amellerini de bu amellere görecekleri karşılıkları da bilen “Rableri onlardan tümüyle haberdardır.” Yüce Allah'ın, her zaman için her şeyden haberdar olmakla birlikte özellikle onların o gündeki hallerinden haberdar olduğunu belirtmesindeki amaç, yapılan amellerin karşılığının Allah’ın ilmi ve bilgisi dahilinde olarak mutlaka görüleceğinin hatırlatılmasıdır. Âdiyât Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Dünya menfaati ve servet biriktirme hırsıyla cimrilik ve nankörlük eden kimse bu haliyle aslında kendisine ne derece kötülük ettiğini düşünmeye davet edilmekte ve uyarılmakta; aksi halde o kişinin, kıyamet gününde, kabirlerde gömülmüş bulunanların dışarıya fırlatıldığı, bütün gizliliklerin ortaya döküldüğü (bk. Târık 86/9), kalplerde saklı gizli tutulan niyetler ve maksatların bile açığa çıkarıldığı zaman perişan olacağı bildirilmektedir. “Kalplerde gizlenenlerin ortaya konması”, niyet halinde kalıp eyleme dönüşmeyen kötü düşüncelerin mutlaka cezalandırılacağını değil; davranışların dayandığı niyet ve yöneldiği amaçların değerlendirileceğini ifade etmektedir. Bununla birlikte iyice tasarlanıp karar verilmiş, ancak imkân ve fırsat oluşmadığı için yapılamamış kararlara “kalbin amelleri” denilmekte, bunların da karşılığını bulacağı belirtilmektedir (meselâ bk. Gazzâlî, İhyâ, IV, 373-375). 11. âyette “İşte o gün (anlayacaklar ki) rableri onlardan tam mânasıyla haberdardır” buyurulması, Allah Teâlâ’nın onların niyetlerini ve yaptıklarını önceden bildiği gibi kıyamet gününde de her şeyden haberdar olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü O’nun ilmi sonsuzdur, hiçbir şeyden gafil değildir, gizli olanı da âşikâr olanı da, öncekini de sonrakini de bilir. Dünyada verdiği nimetlere karşı nankörlük ve cimrilik ederek bu nimetlerden Allah yolunda harcamamış olan kimselerin yaptıklarından da mutlaka haberdardır ve âhirette bunu gösterecek, yapılanların karşılığını da verecektir.
Âdiyât Suresi 11. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz Rableri o gün, bütün bunlardan haberdardır. Kullarının yaptıklarından hiçbir şey ona gizli kalmaz. Onlara bütün bunların karşılığını verecektir.