Önceki ayet· 10:36Sonraki ayet· 10:38

Yûnus Suresi 37. Ayet· 10:37

↗ Yûnus suresi
Mekki
وَمَا كَانَ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ أَن يُفۡتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن تَصۡدِيقَ ٱلَّذِي بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَتَفۡصِيلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا رَيۡبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Bu Kuran, Allah'tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden öncekini doğrular ve O Kitap'ı açıklar. Alemlerin Rabbinden geldiğinden şüphe yoktur
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bu Kuran, Allah'tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden öncekini doğrular ve O Kitap'ı açıklar. Alemlerin Rabbinden geldiğinden şüphe yoktur
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu Kur'ân, Allah'dan başkası tarafından uydurulamaz, lâkin kendinden önceki kitapları tasdik eder ve o kitabı (levhi mahfuzu) ayrıntılı olarak açıklar. Onda şüphe edilecek hiç bir şey yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Bu Kur'an, Allah'ın berisinden birilerince yalan isnatlarla oluşturulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap'ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Âlemlerin Rabbi'ndendir o.
Süleyman Ateşen ayrışan
Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından uydurulacak bir şey değildir. Ancak kendinden öncekinin doğrulaması ve Kitabın açıklamasıdır. Onda asla şüphe yoktur. Alemlerin Rabbi tarafından(indirilmiş)dir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.2%
İngilizce
And it was not [possible] for this Qur'an to be produced by other than Allah, but [it is] a confirmation of what was before it and a detailed explanation of the [former] Scripture, about which there is no doubt, from the Lord of the worlds
Fransızca
Ce Coran n'est nullement à être forgé en dehors d'Allah mais c'est la confirmation de ce qui existait déjà avant lui, et l'exposé détaillé du Livre en quoi il n'y a pas de doute, venu du Seigneur de l'Univers
İspanyolca
El Corán no puede provenir sino de Dios. Confirma las revelaciones anteriores y explica detalladamente Sus preceptos, no hay duda alguna que proviene del Señor del universo
Rusça
Этот Коран не может быть сочинением кого-либо, кроме Аллаха. Он является подтверждением того, что было до него, и разъяснением Писания от Господа миров, в котором нет сомнения
Endonezce
Dan tidak mungkin Alquran ini dibuat-buat oleh selain Allah; tetapi (Alquran) membenarkan (kitab-kitab) yang sebelumnya dan menjelaskan hukum-hukum yang telah ditetapkannya,388) tidak ada keraguan di dalamnya, (diturunkan) dari Tuhan seluruh alam
Bengalce
আর কোরআন সে জিনিস নয় যে, আল্লাহ ব্যতীত কেউ তা বানিয়ে নেবে। অবশ্য এটি পূর্ববর্তী কালামের সত্যায়ন করে এবং সে সমস্ত বিষয়ের বিশ্লেষণ দান করে যা তোমার প্রতি দেয়া হয়েছে, যাতে কোন সন্দেহ নেই-তোমার বিশ্বপালনকর্তার পক্ষ থেকে।
Çince
这部《古兰经》不是可以舍安拉而伪造的,却是安拉降示来证实以前的天经,并详述安拉所制定的律例的。其中毫无疑义,乃是从众世界的主降示的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İnsanların, bir benzerini getirmekten aciz kalmaları sebebi ile Kur'an hakkında onun uydurma olduğunu söylemeleri ve Kur'an'ı Allah'tan başkasına nispet etmeleri doğru değildir. Kur'an, kendinden önce indirilmiş olan kitapları tasdik eden ve onların içerisinde yer alan mücmel hükümleri açıklayan bir kitaptır. Hiçbir şüphe yoktur ki, Kur'an bütün yaratılmışların Rabbi olan Allah -Subhânehu ve Teâlâ- tarafından indirilmiştir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
37- Bu Kur’ân, Allah’tan (gelmeyip de) başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir. Fakat o, kendisinden öncekileri doğrulamakta ve o kitabı açıklamaktadır. Onda hiçbir şüphe yoktur. O, âlemlerin Rabbindendir. 38- Yoksa onlar:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “O halde eğer doğru söyleyenler iseniz onun benzeri bir sûre getirin ve (bunun için) Allah’tan başka kimi (yardıma) çağırabilecekseniz çağırın!” 39- Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları ve te’vili kendilerine henüz gelmemiş bir şeyi yalanlamaktadırlar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Ama bak, zalimlerin sonu nasıl oldu! 40- Aralarından ona inanan kimseler de vardır, ona iman etmeyenler de vardır. Rabbin, fesatçıları en iyi bilendir. 41- Eğer onlar seni yalanlarlarsa de ki:“Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız da size. Siz, benim yaptıklarımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım.” 37. Yüce Allah şöyle buyuruyor:“Bu Kur’ân, Allah’tan (gelmeyip de) başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir.” Bu Kur’ân’ı uydurup da Allah'a nispet etmek imkânsız bir şeydir ve düşünülemez. Çünkü o, öyle yüce bir kitaptır ki “Önünden de arkasından da batıl ona erişemez. Hikmeti sonsuz, her hamde layık olan tarafından indirilmiştir.”(Fussilet, 41/42) Yine o, öyle bir Kitaptır ki “Bir benzerini getirmek için insanlar ve cinler bir araya toplansalar, birbirine yardımcı olsalar dahi yine bir benzerini getiremezler”(el-İsra, 17/88) O, âlemlerin Rabbinin kelâmı olan bir Kitap’tır. Herhangi bir insanın onun gibi yahut ona yakın bir söz söylemesi nasıl mümkün olabilir? Çünkü söz, söyleyenin azametine ve sahip olduğu sıfatlara uygundur. Eğer azameti ve sıfatlarının kemali bakımından Allah’a benzer bir kimse varsa o takdirde onun, bu Kur’an’ın benzerini getirmesi de mümkün olur. Farz-ı muhal herhangi bir kimsenin, bu Kur’an’ı alemlerin Rabbi Allah’a iftira ederek uydurduğunu kabul etsek dahi Yüce Allah, onu derhal cezalandırır ve hiç vakit geçirmeden onu ibretli bir cezaya çarptırır. “Fakat” Yüce Allah, bu Kitabı alemlere bir rahmet, bütün kullara karşı da bir delil olmak üzere indirmiştir ve “o, kendisinden öncekileri” daha önce Allah’ın indirmiş olduğu semavi kitapları, onlara uygun düşmek, onların tanıklık ettikleri hususları doğrulamak, ineceği yönündeki müjdelerini haklı çıkartıp onların haber verdikleri gibi indirilmek suretiyle “doğrulamakta ve o kitabı” helâli, haramı, dinî ve kaderî hükümleri, doğru haberleri “açıklamaktadır.”“Onda hiçbir şüphe yoktur. O âlemlerin Rabbindendir.” Hakkında hiçbir şekilde şüphe ve tereddüt söz konusu değildir. Bilakis o, son derece kesin hakkın ta kendisidir. “O” bütün yaratıkları nimetleri ile besleyip büyüten, terbiye eden “âlemlerin Rabbindendir.” Onun tarafından indirilmiştir. Yüce Allah’ın rubûbiyetinin en büyük tecellilerinden biri de insanların dini ve dünyevi maslahatlarını, üstün ahlaki değerleri ve güzel amelleri ihtiva eden bu Kitabı onlara indirmiş olmasıdır. 38. “Yoksa onlar” yani haksızlık ederek ve inatlaşarak Kur'ân’ı yalanlayanlar: “Onu” Muhammed, Allah’a iftira ederek “kendisi uydurdu, mu diyorlar?” Onlara, eğer güç yetirecek olurlarsa iddialarının mümkün olduğunu ortaya koyacak, aksi takdirde sözlerinin batıl olduğunu ortaya çıkaracak bağlayıcı bir hususa davet ederek “de ki: O halde eğer doğru söyleyenler iseniz onun benzeri bir sûre getirin ve (bunun için) Allah’tan başka kimi (yardıma) çağırabilirseniz çağırın” da onun benzeri bir sûre getirmek üzere size yardımcı olsunlar. Ama böyle bir şey ise imkânsızdır. Çünkü eğer böyle bir şey mümkün olsa idi, hiç şüphesiz bunu yapabileceklerini iddia eder ve Kur'ân’ın bir benzerini ortaya koyarlardı. Ancak, onların buna güç yetiremedikleri açıkça ortaya çıktığına göre, söylediklerinin batıl olduğu ve delil olacak bir tarafının da bulunmadığı ortaya çıkmaktadır. 39. Onları, hakkı içeren ve ondan öte hakkın bulunmadığı bu Kur’an-ı Kerim’i yalanlamaya iten neden onların, ilmini kavrayamadıkları bir şeyi yalanlamaya kalkışmalarıdır. Eğer onlar ilmini kuşatabilmiş olsalardı ve onu gereği gibi kavrasalardı, hiç şüphesiz onu doğrular ve ona itaatle boyun eğerlerdi. Aynı şekilde onlara şu ana kadar “onun tevili” de gelmemiştir. Yani üzerlerine inmekle tehdit ettiği azap, kendilerini gelip bulacağını vaad ettiği ibretli ceza henüz onlara gelmemiştir. O nedenle yalanlamaya devam etmektedirler. Onların bu yalanlamaları ise kendilerinden öncekilerin yalanlamaları kabilindendir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Ama bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!” Zalimlerin sonu, geriye onlardan hiçbir kimseyi bırakmayan helak oluştur. İşte bunlar da yalanlamayı sürdürmekten sakınsınlar. Aksi takdirde onlara da yalanlayan ümmetlerin ve helâk edilmiş nesillerin başına gelenlerin aynısı gelir. Bu buyrukta işleri iyice araştırıp tetkik etmek gerektiğine ve insanın herhangi bir şeyi iyice anlayıp kavramadan önce kabul veya reddetmekte aceleci davranmaması gerektiğine delil vardır. 40. “Aralarından ona” Kur’ân-ı Kerim’e ve onun getirdiklerine “inanan kimseler de vardır, ona iman etmeyenler de vardır. Rabbin fesatçıları en iyi bilendir.” Fesatçılar ise zulme saparak, inatlaşarak ve bozgunculuğa yönelerek Kur’ân’a iman etmeyen kimselerdir. İşte Yüce Allah onları bu fesatlarına karşılık en çetin azap ile cezalandıracaktır. 41. “Eğer onlar seni yalanlarlarsa” sen yine davetini sürdür, onların hesaplarından sana bir şey düşmediği gibi senin hesabından da onlara bir şey düşmez. Herkesin ameli kendine. O bakımdan “de ki: Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız da size. Siz, benim yaptıklarımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım.” Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir. “Kim bir salih amel işlerse kendi lehinedir, kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir.”(Fussilet, 41/46; el-Casiye 45/15)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyetlerinden de anlaşılacağı üzere sûrenin asıl maksadı, inkâr-cıların Kur’an’a itirazlarını cevaplamak, onun vahiy eseri olduğunu ortaya koymaktır. Bunun için –diğer bazı konular yanında– özellikle yüce Allah’ın nelere muktedir olduğunu anlatan açıklamalar yapıldıktan, hatta bu hususu bizzat putperestlerin de kabul ettikleri hatırlatıldıktan sonra, aynı yüce kudretin, olağan üstü bir yolla peygamberine Kur’an’ı göndermesinin de imkânsız olmadığını anlatmak üzere tekrar vahiy konusuna dönülmüş; konumuz olan âyette, vahiy fikrine bir türlü akılları yatmayan veya statülerini ve menfaatlerini korumak için öyle davranan müşriklerin, Kur’an’ı Hz. Muhammed’in uydurduğu şeklindeki iddialarına cevap verilmiştir. Kur’an-ı Kerîm’in “kendisinden önceki ilâhî kitapları doğrulama­sı”ndan maksat, insanlığın gelişmelerine paralel olarak yeni hükümler içermesi yanında, zamanla kısmen tahrife uğradığı için kuşkulu hale gelmiş olan Tevrat, İncil gibi kutsal kitapların kusurlarını gidererek onların doğru olan asıllarını onaylaması ve yeni ifade kalıpları içinde tekrar insanlığa sunmasıdır. Bazı müfessirler, “konulmuş olan hükümler” diye çevirdiğimiz âyet metnindeki kitap kelimesini de eski kitaplar olarak anlamışlardır; ancak Taberî (XI, 117) ve Zemahşerî (II, 191) gibi müfessirler –muhtemelen bu anlayışın, âyette lüzumsuz bir tekrar bulunduğu kanaatine yol açacağını düşündükleri için– buradaki kitap kelimesini “Allah’ın Muhammed ümmetine yazdığı, onlara farz kıldığı hükümler” şeklinde açıklamışlardır.
Yûnus Suresi 37. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İnsanların, bir benzerini getirmekten aciz kalmaları sebebi ile Kur'an hakkında onun uydurma olduğunu söylemeleri ve Kur'an'ı Allah'tan başkasına nispet etmeleri doğru değildir. Kur'an, kendinden önce indirilmiş olan kitapları tasdik eden ve onların içerisinde yer alan mücmel hükümleri açıklayan bir kitaptır. Hiçbir şüphe yoktur ki, Kur'an bütün yaratılmışların Rabbi olan Allah -Subhânehu ve Teâlâ- tarafından indirilmiştir.