Önceki ayet· 10:93Sonraki ayet· 10:95

Yûnus Suresi 94. Ayet· 10:94

↗ Yûnus suresi
Mekki
فَإِن كُنتَ فِي شَكّٖ مِّمَّآ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ فَسۡـَٔلِ ٱلَّذِينَ يَقۡرَءُونَ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكَۚ لَقَدۡ جَآءَكَ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ
Sana indirdiğimizden şüphede isen, senden önce indirdiğimiz Kitap'ları okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakın şüphelenenlerden olma
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sana indirdiğimizden şüphede isen, senden önce indirdiğimiz Kitap'ları okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakın şüphelenenlerden olma
Elmalılı Hamdi Yazır
Sana indirdiklerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. Sakın şüphe edenlerden olma!
Yaşar Nuri Öztürk
Şayet sen, sana indirdiğimizden kuşkulanmakta isen, senden önce kitabı okuyanlara sor. Yemin olsun, hak sana Rabbinden gelmiştir. O halde, sakın kuşkulananlardan olma!
Süleyman Ateş
Eğer sen, sana indirdiğimizden kuşkuda isen, senden önce Kitabı okuyanlara sor. Andolsun, sana Rabbinden hak geldi, sakın kuşkulananlardan olma!
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.0%
İngilizce
So if you are in doubt, [O Muhammad], about that which We have revealed to you, then ask those who have been reading the Scripture before you. The truth has certainly come to you from your Lord, so never be among the doubters
Fransızca
Et si tu es en doute sur ce que Nous avons fait descendre vers toi, interroge alors ceux qui lisent le Livre révélé avant toi. La vérité certes, t'est venue de ton Seigneur: ne sois donc point de ceux qui doutent
İspanyolca
[¡Oh, Mujámmad!] Si tienes alguna duda sobre lo que te ha sido revelado, pregúntales a quienes leían la revelación que te precedió. Te ha llegado la Verdad de tu Señor, no seas de los indecisos
Rusça
Если ты сомневаешься в том, что Мы ниспослали тебе, то спроси тех, кто начал читать Писание раньше тебя. Воистину, к тебе явилась истина от твоего Господа. Не будь же в числе тех, кто сомневается
Endonezce
Maka jika engkau (Muhammad) berada dalam keragu-raguan tentang apa yang Kami turunkan kepadamu, maka tanyakanlah kepada orang yang membaca kitab sebelummu. Sungguh, telah datang kebenaran kepadamu dari Tuhanmu, maka janganlah sekali-kali engkau termasuk orang yang ragu
Bengalce
সুতরাং তুমি যদি সে বস্তু সম্পর্কে কোন সন্দেহের সম্মুখীন হয়ে থাক যা তোমার প্রতি আমি নাযিল করেছি, তবে তাদেরকে জিজ্ঞেস করো যারা তোমার পূর্ব থেকে কিতাব পাঠ করছে। এতে কোন সন্দেহ নেই যে, তোমার পরওয়ারদেগারের নিকট থেকে তোমার নিকট সত্য বিষয় এসেছে। কাজেই তুমি কস্মিনকালেও সন্দেহকারী হয়ো না।
Çince
假若你怀疑我所降示你的经典,你就问问那些常常诵读在你之前所降示的天经的人们。从你的主发出的真理,确已降临你,故你切莫居于怀疑者的行列,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Eğer sana Kur'an'dan indirdiklerimizden dolayı kuşku ve şaşkınlık içerisinde isen, İman eden Yahudilerden Tevrat'ı okuyanlara ve Hristiyanlardan İncil'i okuyanlara sor. Onlar; onun özelliklerine dair kitaplarında (Tevrat ve İncil'de) bulduklarına binaen sana indirilenin hak olduğunu haber vereceklerdir. İçerisinde hiçbir şüphe olmayan hak sana Rabbin tarafından gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
94- Eğer sana indirdiğimizden yana şüphede isen senden önce kitabı okuyanlara sor. Andolsun ki hak, sana Rabbinden gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95- Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra zarara uğrayanlardan olursun. 94. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“Eğer sana indirdiğimizden yana” acaba o doğru mudur, değil midir, diye “şüphede isen, senden önce kitabı okuyanlara sor.” Yani Kitap ehli arasından insaflı ve gerçekten derin bilgi sahibi olanlara sor. Onlar sana senin bildirdiklerinin doğru olduğunu ve yanlarında bulunan bilgilere uygun düştüğünü ifade edeceklerdir. Şayet “Yahudi ve hristiyanlardan oluşan kitap ehlinin bir çoğu hatta büyük çoğunluğu, Allah Rasûlünü yalanladılar, ona karşı inat ettiler ve onun çağrısını kabul etmediler. Yüce Allah ise Peygamberine onların tanıklıklarına başvurmasını ve tanıklıklarının, getirdiğinin doğruluğuna bir delil, gerçek söylediğine bir belge olarak kabul etmesini emretmektedir. Bu nasıl olur?” denilecek olursa buna birkaç şekilde cevap verilebilir: 1. Tanıklık/şahitlik, herhangi bir kesime yahut mezhebe veya beldeye vs. izafe edilecek olursa bu, ancak aralarından adaletli ve doğru söyleyen kimseleri kapsar. Bunların dışında kalanlara gelince çoğunluk onlar olsa bile onlara itibar edilmez. Çünkü şahitliğin esası, adalet ve doğruluktur. Nitekim bu tanıklık da onların Rabbani alimlerinin birçoğunun imana gelmesi ile gerçekleşmiştir. Mesela Abdullah b. Selam ve arkadaşları ile gerek Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in döneminde gerekse de halifeleri ile onlardan sonraki dönemlerde İslâm’a giren pek çok kitap ehli gibi. 2. Kitap ehlinin Peygamber lehine yapacakları şahitlikleri, onların mensubu bulundukları kitapları Tevrat’a dayanmaktadır. Şâyet Tevrat’ta Kur’an’a uygun ve Kur’an’ı tasdik eden, onun doğuluğuna tanıklık eden şeyler varsa yahudiler baştan sona kadar onları inkârda birleşseler dahi bu, Allah Rasûlünün getirdiklerini tenkit etmeye yeterli bir sebep değildir. 3. Yüce Allah, peygamberine kitap ehlinden, getirdiklerinin doğruluğuna tanıklık etmelerini istemeyi emretmiş ve bunu açıkça ortaya koyup herkese ilan etmişti. Bilindiği gibi onların pek çoğu, insanlar arasında Allah’ın Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in çağrısını çürütmeye en çok gayret edenlerlerdendir. Eğer onlar gerçekten Yüce Allah’ın sözünü ettiği şeyleri reddedecek bilgilere sahip olsalardı hiç şüphesiz bunu açıklar ve ortaya koyarlardı. Bunların hiçbirisi olmadığına göre düşmanlık edenin, bu iddiayı reddetmeyerek böyle bir şeyi kabul ve ikrar etmesi, Kur’an-ı Kerim’in doğruluğunun ve gerçekliğinin en büyük delillerinden birisidir. 4. Şu da bir gerçek ki Kitap ehlinin pek çoğu Allah Rasûlünün davetini reddetmiş değildir. Aksine onların çoğu bu daveti kabul etmiş, kendi istek ve iradesi ile buna uymuştur. Allah Rasûlü, peygamber olarak gönderildiğinde yeryüzü insanlarının arasında dine mensup olanların çoğunluğu kitap ehli idi. Onun getirdiği bu din üzerinden fazla bir zaman geçmeden Şam’ın (Suriye’nin), Mısır’ın, Irak’ın ve onlara komşu olan kitap ehli dininin yerleşmiş olduğu beldelerin büyük çoğunluğu İslâm’a boyun eğdi. Geriye liderliklerini hakka tercih eden ileri konumdaki kimseler ile onlara uyan cahil avamdan, gerçek anlamda değil de ismen onların dinlerine bağlı bulunanlardan başkaları kalmadı. Bu tür ismen kitap ehli olanlara misal, gerçekte bütün peygamberlerin dinlerini terk etmiş ve dehrî/ateist olan batılılar gösterilebilir. Bunların hristiyanlığa mensubiyetleri, sadece kendi yönetimlerinin propagandasını yapmak ve kendi batıllarını güzel göstermek için olmuştur. Nitekim onların aşikar hallerini bilen kimseler de bu gerçeği açıkça bilirler. “Andolsun ki hak sana Rabbinden gelmiştir.” ki onda hiçbir bakımdan şüphe söz konusu olmaz. “O halde sakın şüphe edenlerden olma!” Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir:“(Bu), sana indirilen bir kitaptır. Sakın ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.”(el-A’raf, 7/2) 95. “Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra zarara uğrayanlardan olursun.” Bu son iki âyet-i kerime ile Yüce Allah, iki hususu yasaklamaktadır: Bu Kur’an hakkında şüphe ve tereddüde düşmek, bundan daha ileri derecede olmak üzere de onu yalanlamaktır. Oysa bu Kur’an, Yüce Allah’ın hiçbir şekilde yalanlamayı kabul etmeyen apaçık âyetleridir. Yalanlanması halinde ise zarar ve ziyan söz konusudur. Zarar ise asla kâr etmemek demektir. Bu da dünya ve âhirette mükâfatın elden kaçırılması, buna karşılık dünya ve âhirette cezanın söz konusu olmasıyla olur. Diğer taraftan bir şeyin yasaklanması, onun zıddını emredilmesi demektir. O halde bu Kur’ân’ı Kerim’in tam anlamı ile tasdik edilmesi, kalbin ondan yana mutmain olması, ilim ve amel ile ona yönelmesi bu ayette emrediliyor demektir. Böylelikle kul, en üstün maksadı gerçekleştirmiş, en değerli arzuyu ve en üstü şerefi elde etmiş bulunan “kâr edenlerden” olur ve zarara uğramaktan uzak kalır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Burada kime hitap edildiği hususunda birçok yorum yapılmıştır (Râzî, XVII, 160-162). Hz. Peygamber’e hitap edildiğini kabul edenler, âyetin devamındaki ifadelerden onun Allah’ın âyetlerini yalan sayanlardan olabileceği ve bu hususta uyarıldığı gibi sakıncalı bir sonucun çıkacağını dikkate alarak, bunu Türkçe’deki “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” şeklinde ifade edilen ve Arapça’da “ta‘rîz” adıyla bilinen üslûp çerçevesinde düşünmek gerektiği veya Resûlullah’ın çevresindeki inkârcılara böyle söylemesinin istendiği gibi izahlar yapmışlardır. Ancak Resûlullah’ın beşer olarak şüphelenmesinin mümkün olduğu, fiilen böyle bir durumun olmamasının da Allah’ın takdir ve inâyetinin sonucu olduğu düşünülebilir. Öte yandan, burada “ey insanoğlu!” gibi bir hitabın bulunduğunun ve ilâhî vahye muhatap olan insana seslenilmiş olduğunun kabulü ise, önceki âyetlerde hatırlatılan peygamber kıssalarının hemen ardından yer verilen bu ikazı daha anlamlı kılmakta ve bu kıssadan çıkarılacak derslerin evrenselliğini daha belirgin biçimde ortaya koymaktadır. 94. âyetteki “kitâp”tan maksadın Hz. Muhammed’den önceki peygamberlerin getirdikleri vahiyler ve “daha önce kitabı okuyanlar”dan maksadın da bu peygamberlere mensup kişiler olduğu müfessirler tarafından genellikle kabul edilir. Öte yandan birçok müfessir yahudilerden belirli kişilerin isimlerini zikrederek buradaki buyruğu somut bir anlatıma kavuşturmak istemişler, hatta bazıları –Mekke döneminde bu yahudilerle temasın bulunmadığını göz önüne alarak– bu iki âyetle müteakip âyetin Medine’de indiğini ileri sürmüşlerdir. Fakat burada bir varsayımdan hareketle, bütün zamanları ve şahısları kapsayan genel ve soyut bir buyruğun söz konusu olduğunu kabul etmek sözün önüne ve sonuna daha uygun düşmektedir (Reşîd Rızâ, XI, 480).
Yûnus Suresi 94. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Eğer sana Kur'an'dan indirdiklerimizden dolayı kuşku ve şaşkınlık içerisinde isen, İman eden Yahudilerden Tevrat'ı okuyanlara ve Hristiyanlardan İncil'i okuyanlara sor. Onlar; onun özelliklerine dair kitaplarında (Tevrat ve İncil'de) bulduklarına binaen sana indirilenin hak olduğunu haber vereceklerdir. İçerisinde hiçbir şüphe olmayan hak sana Rabbin tarafından gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!