Önceki ayet· 5:58Sonraki ayet· 5:60

Mâide Suresi 59. Ayet· 5:59

↗ Mâide suresi
Medeni
قُلۡ يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ هَلۡ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلُ وَأَنَّ أَكۡثَرَكُمۡ فَٰسِقُونَ
De ki, "Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
De ki, "Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmışlarsınız".
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
De ki: "Ey Ehlikitap! Sadece şunun için bizden hoşlanmıyorsunuz: Allah'a, bize indirilene, daha önce indirilene inanmışız. Doğrusu şu ki, sizin çoğunuz yoldan sapmış olanlardır."
Süleyman Ateş
De ki: "Ey Kitap ehli, Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa sizin çoğunuz yoldan çıkmıştır."
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.1%
İngilizce
Say, "O People of the Scripture, do you resent us except [for the fact] that we have believed in Allah and what was revealed to us and what was revealed before and because most of you are defiantly disobedient
Fransızca
Dis: «O gens du Livre! Est-ce que vous nous reprochez autre chose que de croire en Allah, à ce qu'on a fait descendre vers nous et à ce qu'on a fait descendre auparavant? Mais la plupart d'entre vous sont des pervers
İspanyolca
Di: "¡Oh, Gente del Libro! ¿Acaso nos reprochan que creamos en Dios, en la revelación que nos fue enviada y lo que fue revelado anteriormente, o lo hacen solamente porque la mayoría de ustedes son perversos
Rusça
Скажи: «О люди Писания! Неужели вы упрекаете нас только в том (или питаете к нам злобу только из-за того), что мы уверовали в Аллаха, в то, что ниспослано нам и что было ниспослано прежде, и в то, что большинство из вас являются нечестивцами?»
Endonezce
Katakanlah, "Wahai Ahli Kitab! Apakah kamu memandang kami salah, hanya karena kami beriman kepada Allah, kepada apa yang diturunkan kepada kami dan kepada apa yang diturunkan sebelumnya? Sungguh, kebanyakan dari kamu adalah orang-orang yang fasik
Bengalce
বলুনঃ হে আহলে কিতাবগণ, আমাদের সাথে তোমাদের এছাড়া কি শত্রুতা যে, আমরা বিশ্বাস স্থাপন করেছি আল্লাহর প্রতি, আমাদের উপর অবতীর্ণ গ্রন্থের প্রতি এবং পূর্বে অবতীর্ণ গ্রন্থের প্রতি। আর তোমাদের অধিকাংশই নাফরমান।
Çince
你说:“信奉天经的人们啊!你们责备我们,只为我们确信安拉,确信他降示我们的经典,和他以前降示的经典;只为你们大半是犯罪的人。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Ehlikitaptan küçümseyip alay edenlere de ki: Siz bizi sadece Allah'a, bize indirilene ve bizden öncekilere indirilene iman etmemizden dolayı mı ayıplıyorsunuz? Biz inanıyoruz ki, sizin çoğunuz yüce Allah'ın emirlerine uymayı ve O'na iman etmeyi terk ettiniz ve itaatının dışına çıktınız. Sizin bizleri ayıpladığınız bu şey, bizim için övgüdür, yerme ve eleştiri konusu değildir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
59- De ki:“Ey ehl-i kitap! Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” 60- De ki:“Allah nezdinde ceza bakımından bundan daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimselerdir. İşte yerleri daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar bunlardır.” 61- Size geldikleri zaman “İman ettik” derler. Halbuki küfürle girerler ve yine küfürle çıkarlar. Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir. 62- Onlardan pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün. İşledikleri amel ne kadar da kötüdür! 63- Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya! Yaptıkları iş ne kadar kötüdür! 59. Ey Peygamber, Kitab ehlini susturmak üzere “de ki: Ey ehl-i kitap” şüphesiz İslâm dini gerçek dindir. O nedenle onların bu dine dil uzatmaları ve onu kınamaları, ancak övülmesi gereken bir sebep dolayısıyladır. “Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” Yani sizin bize olan şu kininizin, bizim Allah’a iman edişimizden, önceki ve sonraki kitaplarına inanmamızdan, önceki ve sonraki peygamberlere iman etmemizden ve bizim bu şekilde iman etmeyen kimsenin yoldan çıkmış bir kâfir olduğunu kesin olarak bilip ortaya koymamızdan başka bir sebebi var mı? Aslında bütün mükelleflerin en birinci görevi olan bu tutumun dışında bizi kınamanızın başka bir sebebi var mı? Bununla birlikte onların çoğu fasıktırlar. Yani Allah’a itaat sınırlarının dışına çıkıp O’na isyan fiillerini işleme cesaretini gösteren kimselerdir. O halde ey fasıklar, sizin için susmak daha uygundur. Eğer sizler fasıklıktan uzak olmakla birlikte -ki bu oldukça uzak bir ihtimaldir- bizi kınamış olsaydınız; bu kusurunuz fasık olmakla birlikte bizi tenkit edip ayıplama halinizden kötülük itibariyle daha hafif olurdu. 60. Mü’minlere dil uzatıp onları kınamaları, mü’minlerin kötülük üzere olduklarına dair bir kanaate sahip olmalarını gerektirdiğinden dolayı Allah, kendilerinin üzerinde bulundukları halin ne kadar kötü olduğunu haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah nezdinde ceza bakımından bundan” yani -sizin dediğinizi doğru farzedecek olursak- sizin kendisi dolayısı ile bizi kınadığınız husustan “daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği” rahmetinden uzaklaştırdığı “gazabına uğrattığı” ve dünyada da âhirette de cezalandırdığı “içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta” yani şeytana “tapanlar çıkardığı kimselerdir.” Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her bir şey tağuttur. “İşte yerleri” mü’minlere göre “daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” bu çirkin niteliklere sahip olan bu kimselerdir. Müminlere gelince Allah’ın rahmeti onlara yakındır, Allah kendilerinden razı olmuş, dünyada ve âhirette onları mükâfatlandırmıştır. Çünkü onlar, dinlerini yanlızca O’na halis kılmışlardır. “doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” Yani bunlar doğru ve orta yoldan çokça uzaklaşmışlardır. Buradaki “daha fena” ve “daha çok sapmış” şeklindeki ifadeler, gerçek anlamından başka maksatla kullanılan tafdil kiplerindendir. (Yani bu ifadelerden “müminler de sapmıştır, ama onlar daha çok sapmıştır” gibi bir anlam kastedilmemektedir.) 61. “Size geldikleri zaman” münafıklık ederek ve size karşı hilekarlık kastı ile “İman ettik, derler. Halbuki küfürle” içli dışlı oldukları halde “girerler ve yine küfürle çıkarlar.” Onların girişleri de çıkışları da küfür iledir. Bununla birlikte mü’min olduklarını iddia etmektedirler. Bunlardan daha kötü kim olabilir? Bunlardan daha çirkin hal kimin hali olabilir? “Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir.” O nedenle hayrı ile şerri ile amellerinin karşılığını verecektir. 62. Daha sonra Allah Teala, mü’min kullarına dil uzatmaları ve onları kınamlarına karşılık mü’minlere yardımcı olmak üzere böylelerinin kusurlarını saymaya devam ederek şöyle buyurmaktadır:“Onlardan” yahudilerden “pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün.” Yani bunlar gerek Yaratıcı ile ilgili masiyetlerde gerekse de yaratılmışlara karşı haksızlık ve düşmanlıkta hırs içinde yarışırlar. Haram yemekten de geri durmazlar. Yüce Allah onların bu işleri yaptıklarını haber vermekle yetinmeyip bir de bu konuda birbirleri ile yarıştıklarını haber vermektedir ki bu, onların kötülüklerine, murdarlıklarına, nefislerinin mayasında masiyet ve zulüm sevgisinin bulunduğuna delildir. Böyle olmasına rağmen bir de kendilerinin oldukça yüce ve üstün makamlara sahip olduklarını iddia etmektedirler. “İşledikleri amel ne kadar da kötüdür!” Bu, onları ileri derecede yermek ve onları tenkit edip ayıplamak anlamını taşımaktadır. 63. “Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya!” Allah’ın kendilerine ilim ve hikmet lütfettiği kimseler olan ve insanlara faydalı olmak için ortaya çıkan ilim adamları, işlemekte oldukları masiyetlerden neden onları alıkoymuyor? Onları bu masiyetlerden alıkoymalı değiller mi? Ta ki cahilliklerinden kurtulabilsinler ve Allah’ın bunlara karşı delili de ortaya konmuş olsun. Çünkü ilim adamları, insanlara ilâhi emir ve yasakları bildirmekle, onlara şer’î yolu açıklayıp hayır işlemeye teşvik etmekle, kötülüklerden de sakındırıp uzaklaştırmakla yükümlüdürler. “Yaptıkları iş ne kadar kötüdür!”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İslâm’ın Medine’de hızla yayıldığını gören Ehl-i kitap (yahudiler) müslümanları kıskandıkları için onlara karşı kin ve nefret besliyor, onları küçümsüyorlardı. Bu sebeple âyet-i kerîmede Hz. Peygamber’den onların bu kin ve nefretlerinin sebebini sorması istenmektedir. Çünkü müslümanların Allah’a, Peygamber’e ve daha önce gelmiş olan kitaplara iman etmeleri bir suç ve kusur değildi! Peygamberlerini tasdik edip kitaplarına iman ettikleri için Ehl-i kitabın müslümanları takdir etmeleri gerekirken, aksine kıskandıklarından dolayı onlara karşı kin ve nefret hisleriyle davranıyorlardı. Âyetten anlaşıldığına göre Ehl-i kitabın müslümanlara karşı menfi tavırlarının iki sebebi vardır: Biri, müslümanların Hz. Muhammed ve Kur’an dahil peygamberlere ve onlara indirilmiş olan kitaplara iman etmeleridir. İkinci sebep ise Ehl-i kitabın çoğunun yoldan çıkmış kimseler olmalarıdır.
Mâide Suresi 59. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Ehlikitaptan küçümseyip alay edenlere de ki: Siz bizi sadece Allah'a, bize indirilene ve bizden öncekilere indirilene iman etmemizden dolayı mı ayıplıyorsunuz? Biz inanıyoruz ki, sizin çoğunuz yüce Allah'ın emirlerine uymayı ve O'na iman etmeyi terk ettiniz ve itaatının dışına çıktınız. Sizin bizleri ayıpladığınız bu şey, bizim için övgüdür, yerme ve eleştiri konusu değildir.