On dört ayetlik bu Medenî sure adını, Allah yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf hâlinde duranlardan söz eden ayetten alır; saf kelimesi dizi ve sıra anlamındadır. Nüzul sıralamasında yüz dokuzuncu sıradadır ve göklerde ve yerde olanların tesbihini bildiren bir açılışla başlar.
Surenin ilk vurgusu söz ile davranış arasındaki uyumsuzluk üzerinedir: yapılmayacak bir şeyin söylenmesi ağır bir tutum olarak nitelenir. Hemen ardından gelen saf benzetmesi aynı düşünceyi topluluk ölçeğine taşır; sözünde duran bireylerden oluşan bir topluluk, dağılmayan bir yapı olarak resmedilir. Sıdk ve ihlas konularının surede öne çıkması bu bağlantıdan kaynaklanır.
İkinci bölüm iki peygamberin kavimleriyle ilişkisini yan yana koyar. Mûsâ, kendisinin elçi olduğunu bildikleri hâlde kavminin ona eziyet etmesinden söz eder; İsa ise kendisinden önceki kitabı doğruladığını ve kendisinden sonra gelecek olanı müjdelediğini söyler, buna rağmen getirdiği deliller sihir sayılır. Her iki örnekte de reddedilen taraf elçidir; bu, hakkın karşılaştığı dirence dair tekrar eden bir örüntüyü gösterir. Metin, ağızla söndürülmek istenen bir ışık benzetmesiyle hakkın sonunda üstün geleceğini bildirir. Kapanış bölümü ise bir ticaret benzetmesi kurar: mal ve canla gösterilen çabanın karşılığında bağışlanma, bahçeler ve yakın bir yardım anılır. Sure, İsa'nın havarilerine yönelttiği çağrıyı ve onların verdiği karşılığı hatırlatarak biter.
Saff suresi 14 ayetten oluşur ve Medeni bir suredir (nüzul/iniş sırası: 109).
Bu sayfada Saff suresinin her ayetini Arapça metni, Türkçe meali ve tefsiriyle okuyabilir; ayete tıklayıp dört Türkçe meal karşılaştırması, kelime kelime anlam ve ilişkili ayetlere geçebilirsiniz.
Evet. Sure içindeki her ayetin yanındaki dinle düğmesiyle Arapça tilavetini sesli dinleyebilirsiniz.