Önceki ayet· 61:13Sonraki ayet· 62:1

Saff Suresi 14. Ayet· 61:14

↗ Saff suresi
Medeni
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُوٓاْ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ لِلۡحَوَارِيِّـۧنَ مَنۡ أَنصَارِيٓ إِلَى ٱللَّهِۖ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ نَحۡنُ أَنصَارُ ٱللَّهِۖ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةٞ مِّنۢ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةٞۖ فَأَيَّدۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَىٰ عَدُوِّهِمۡ فَأَصۡبَحُواْ ظَٰهِرِينَ
Ey inananlar! Allah'ın dininin yardımcıları olun. Nitekim, Meryem oğlu İsa, Havarilere: "Allah'a giden yolda yardımcılarım kimlerdir?" deyince, Havariler: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz" demişlerdi. İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkar etmişti; ama Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de üstün geldiler
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey inananlar! Allah'ın dininin yardımcıları olun. Nitekim, Meryem oğlu İsa, Havarilere: "Allah'a giden yolda yardımcılarım kimlerdir?" deyince, Havariler: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz" demişlerdi. İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkar etmişti; ama Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de üstün geldiler
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey inananlar, Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: "Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler: "Allah (yolun)un yardımcıları biziz." dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkar etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ey iman sahipleri! Allah'ın yardımcıları olun! Hani, Meryem oğlu İsa, havarilere: "Allah'a gidişte benim yardımcılarım kimdir?" demişti de, havariler: "Biz, Allah'ın yardımcılarıyız!" cevabını vermişlerdi. Bunun ardından, İsrailoğullarından bir zümre iman etmiş, bir zümre de küfre sapmıştı. Nihayet biz, iman sahiplerini düşmanlarına karşı güçlendirdik de onlar üstün geldiler.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu Îsa da havarilere: "Allah yolunda benim yardımcıları kimdir?" demişti. Havariler: "Allah(yolun)un yardımcların biziz" dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkar etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
O you who have believed, be supporters of Allah, as when Jesus, the son of Mary, said to the disciples, "Who are my supporters for Allah?" The disciples said, "We are supporters of Allah." And a faction of the Children of Israel believed and a faction disbelieved. So We supported those who believed against their enemy, and they became dominant
Fransızca
O vous qui avez cru! Soyez les alliés d'Allah, à l'instar de ce que Jésus fils de Marie a dit aux apôtres: «Qui sont mes alliés (pour la cause) d'Allah?» - Les apôtres dirent: «Nous sommes les alliés d'Allah». Un groupe des Enfants d'Israël crut, tandis qu'un groupe nia. Nous aidâmes donc ceux qui crurent contre leur ennemi, et ils triomphèrent
İspanyolca
¡Creyentes! Socorran [la religión de] Dios como lo hicieron los discípulos de Jesús, el hijo de María, cuando les dijo: "¿Quiénes me socorrerán en la causa de Dios?" Los discípulos respondieron: "Seremos los socorredores de [la religión de] Dios". Pero un grupo de los Hijos de Israel creyó [en la profecía de Jesús] y otro grupo rechazó su Mensaje. Entonces di Mi apoyo a los creyentes y así vencieron a sus enemigos
Rusça
О те, которые уверовали! Будьте помощниками Аллаха. Иса (Иисус), сын Марьям (Марии), сказал апостолам: «Кто будет моим помощником на пути к Аллаху?». Апостолы ответили: «Мы - помощники Аллаха». Часть сынов Исраила (Израиля) уверовала, а другая часть не уверовала. Мы поддержали тех, которые уверовали, в борьбе с их врагами, и они вышли победителями
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Jadilah kamu penolong-penolong (agama) Allah sebagaimana Isa putra Maryam telah berkata kepada pengikut-pengikutnya yang setia, "Siapakah yang akan menjadi penolong-penolongku (untuk menegakkan agama) Allah?" Pengikut-pengikutnya yang setia itu berkata, "Kamilah penolong-penolong (agama) Allah," lalu segolongan dari Bani Israil beriman dan segolongan (yang lain) kafir; lalu Kami berikan kekuatan kepada orang-orang yang beriman terhadap musuh-musuh mereka, sehingga mereka menjadi orang-orang yang menang
Bengalce
মুমিনগণ, তোমরা আল্লাহর সাহায্যকারী হয়ে যাও, যেমন ঈসা ইবনে-মরিয়ম তার শিষ্যবর্গকে বলেছিল, আল্লাহর পথে কে আমার সাহায্যকারী হবে? শিষ্যবর্গ বলেছিলঃ আমরা আল্লাহর পথে সাহায্যকারী। অতঃপর বনী-ইসরাঈলের একদল বিশ্বাস স্থাপন করল এবং একদল কাফের হয়ে গেল। যারা বিশ্বাস স্থাপন করেছিল, আমি তাদেরকে তাদের শত্রুদের মোকাবেলায় শক্তি যোগালাম, ফলে তারা বিজয়ী হল।
Çince
信道的人们啊!你们应当做协助安拉的人,犹如麦尔彦之子尔撒对他的门徒所说的:“谁是与我共同协助安拉的?那些门徒说:我们是协助安拉的。以色列的後裔中,有一派人已经信道,有一派人并不信道。我扶助信道的人们对抗他们的敌人,故他们变成优胜的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman edip, Allah'ın kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Tıpkı İsa -aleyhisselam- Havariler'e: "Allah’ın dini için benim yardımcılarım kimdir?" dediğinde; ona yardım eden Havariler'in yardım ettiği gibi sizler de resulünüzün size getirmiş olduğu Allah'ın dininin yardımcıları olun. Havariler, İsa -aleyhisselam-'a: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz." demişlerdi. İsrailoğulları'ndan bir zümre İsa -aleyhisselam-'a iman etmiş bir diğer zümre ise inkâr etmişti. Bunun üzerine biz de İsa -aleyhisselam-'a iman edenleri düşmanlarına karşı desteklemiştik de, onlar inkâr edenlere karşı üstün gelmişlerdi.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
10- Ey iman edenler! Sizi can yakıcı bir azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi? 11- Allah’a ve Rasûlüne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla da Allah yolunda cihâd edersiniz. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. 12- (Böyle yaparsanız) Allah günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki çok hoş meskenlere koyar. İşte büyük kurtuluş da budur. 13- Ve hoşlanacağınız bir şey daha: Allah’tan bir zafer ve yakın bir fetih. Mü’minlere müjdele! 14- Ey iman edenler! Allah’ın/dininin yardımcıları olun. Nitekim Meryemoğlu İsa da Havarilere:“Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kim olacak?” demiş, Havariler de:“Biz, Allah’ın/dininin yardımcılarıyız” demişlerdi. Böylece İsrailoğullarından bir kesim iman etmiş, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik de üstün gelenler onlar oldular. 10. Bu buyruklarda merhametliler merhametlisi Yüce Allah’ın, mü’min kullarına yönelik bir vasiyeti, yol göstermesi ve irşadı yer almaktadır. Bununla en büyük ticaret, en üstün maksat ve en yüce isteğin yolu gösterilmektedir ki onunla can yakıcı azaptan kurtuluş ve ebedi nimetlere nail oluş gerçekleşir. Bu buyrukta (“size göstereyim mi” denilerek) bunun, aklı başında herkesin rağbet edeceği ve akıllı her bir kimsenin can atacağı bir şey olduğu ifade edilmiştir. 11. Sanki: Bu kadar üstün ve değerli olan ticaret nedir?, diye sorulmuşçasına Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Allah’a ve Rasûlüne iman edersiniz.” Bilindiği gibi tam ve eksiksiz iman, Allah’ın tasdik edilmesini emrettiği her şeyi kesin olarak tasdik etmektir ki bu da en üstün ve değerlilerinden biri Allah yolunda cihad etmek olan bedeni amelleri gerektiren bir imandır. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır: "Mallarınızla ve canlarınızla da Allah yolunda cihâd edersiniz.” İslâm’ın düşmanları ile çarpışmak uğrunda, Allah’ın dinini ve yüce adını yükseltmek için canlarınızı feda edersiniz ve bu maksatla elinizden geldiğince mallarınızı infak edersiniz. Bu, her ne kadar nefislerin hoşlanmadığı ve onlara ağır gelen bir şey ise de “eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” Çünkü düşmanlara karşı zafer kazanmak, zilletin yerine izzet ve güç sahibi olmak, geniş rızka, rahat ve huzurlu bir kalbe sahi olmak gibi dünyevî hayırlar hep buna bağlıdır. Yine Allah’ın mükâfatlarına nail olmak ve O’nun cezasından kurtulmak gibi uhrevî hayırlar da bununla elde edilir. Bundan dolayı Allah, âhiretteki mükâfatı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: 12. “(Böyle yaparsanız) Allah günahlarınızı bağışlar.” Bu buyruk, büyük ve küçük günahları kapsar. Zira Allah’a iman ve Allah yolunda cihad etmek, [kul hakkı hariç] bütün günahlara -büyük bile olsalar- kefârettir. "Ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere” yani meskenlerinin, köşklerinin, odalarının ve ağaçlarının altından, kokuşmayan sudan, tadı değişmeyen sütten, içenlere lezzet veren şaraptan ve süzme baldan nehirler akar. Onlara her türlü meyvelerden de ihsan edilir. "ve Adn cennetlerindeki çok hoş meskenlere koyar.” Yükseklik, yücelik, güzel yapı ve süs gibi her türlü güzelliği kendisinde toplamış meskenlere yerleştirir. Öyle ki “İlliyyîn”de bulunan köşklerdekileri, cennetlikler tıpkı doğu veya batı ufkunda görülen inci misali parlak bir yıldız gibi görürler. Dahası cennetin yapılarının kimisi altın kerpiçlerden, kimisi de gümüş kerpiçlerdendir. Çadırları da inci ile mercandandır. Oralarda kimi evler zümrütten, kimileri de başka güzel renkli mücevherlerdendir. Hatta bunlar, o kadar şeffaftırlar ki dışarıdan içleri, içlerinden dışları görülür. Orada öyle iyi ve güzel şeyler vardır ki kimsenin bunları tam manasıyla anlatması söz konusu olamaz. Çünkü onlar, hiç kimsenin hatırından dahi geçmemiştir. Görmedikçe, güzelliğinden yararlanmadıkça ve onlarla gözleri aydınlanmadıkça hiç kimsenin böylesini idrâk etmesine imkân da yoktur. Öyle ki eğer Yüce Allah, cennetlikleri tam ve eksiksiz bir surette, ölüp yok olmayacak şekilde yaratmamış olsaydı, sevinçten nerede ise ölürlerdi. Varlıklardan hiç kimsenin kendisini gereği gibi övme imkânına sahip olamadığı Zatın şanı ne yücedir! O, kendi zatını övdüğü gibidir. Mahlukatından herkesin kendisini övdüğünden çok daha ileridir. Nimetler yurdu cenneti yaratan, orada insanların akıllarını hayrete düşürecek, gönüllerini kendisine bağlayacak pek çok güzellikler ve muazzam şeyler yaratan O celal ve cemal sahibi Allah’ın şanı ne yücedir! O Yüce Allah’ın hikmeti o kadar mükemmeldir ki bunun bir tecellisi şudur: Kullar cenneti görüp de içindeki nimetlere bakacak olsalardı, hiçbir kimse amelde bulunmaktan geri kalmaz ve nimetleri acısı ile karışık, sevinci kederine bulanmış, hevesi kursakta bırakan bu dünya yurdundaki hayatlarından lezzet almazlardı. Adn cennetine bu adın veriliş sebebi, oraya girenlerin ebediyen çıkmamak üzere orada yerleşmiş olmaları ve oradan ayrılmayı da istemeksizin sürekli kalacak olmalarından dolayıdır. İşte bu pek büyük mükâfat ve pek güzel ecir, eşi benzersi olmayan büyük bir kurtuluştur. Bu, (bu ticaretin) âhiretteki mükâfatıdır. 13. Bu ticaretin dünyevî mükâfatına gelince bunu da Yüce Allah şöylece dile getirmektedir:“Ve hoşlanacağınız bir şey daha” yani sizler seveceğiniz bir hususu daha elde edeceksiniz: Düşmanlarınıza karşı aziz olmanızı sağlayacak ve sizi sevindirecek “Allah’tan bir zafer ve yakın bir fetih” ile İslâm’ın dairesi genişleyecek, bu yolla bol rızıklar elde edeceksiniz. İşte mücahid mü’minlerin mükâfatı budur. Başkaları cihâdın gereklerini yerine getirmeleri halinde kendileri cihâda fiilen katılmayan mü’minlere gelince; Yüce Allah bunların da lütuf ve ihsandan ümitlerini kesmemeleri için:“mü’minlere müjdele!” buyurmaktadır. Yani herkese imanı oranında verielcek olan dünyevî ve uhrevî mükâfatı müjdele! Allah yolunda cihâd eden mücâhidlerin derecesine ulaşmasalar da hepsi için bir müjde vardır. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:“Kim Rab olarak Allah’ı, din olarak İslâm’ı, rasûl olarak Muhammed’i gönül hoşnutluğu ile kabul edecek olursa ona cennet vacib olur.” Hadisi rivâyet eden Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh hayretle şöyle demiştir:“Ey Allah’ın Rasûlü, bunu bana bir daha tekrarlar mısın?” Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sözünü bir daha tekrarladıktan sonra devamla şöyle buyurdu: “Bir başka (amel) daha vardır ki, onun sayesinde kul cennette yüz derece yükseltilir. İki derecenin arasındaki mesafe ise gök ile yer arası kadardır.” Ebu Said: “O (amel) nedir, ey Allah’ın Rasûlü?” deyince de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah yolunda cihâd” buyurdu. Müslim rivâyet etmiştir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 14. “Ey iman edenler!” Sözlerinizle ve davranışlarınızla “Allah’ın/dininin yardımcıları olun.” Bu da Allah’ın dinini nefislerde uygulamak, başkalarına uygulamak için gayret etmek, bu dine karşı inat eden ve mücadele verenlerle hem beden hem de malla cihad etmek, ilim zannettiği şeylerle bâtıla yardımcı olan ve hakkı reddetmeye kalkışan kimselere karşı da onların delillerini çürütmek, onlara karşı delilleri ortaya koymak ve başkalarını ondan sakındırmak sureti ile yapılır. Allah’ın Kitabının ve Rasûlünün sünnetini öğrenmek, öğretmek, buna teşvik etmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak da Allah’ın dinine yardım etmenin kapsamı içerisindedir. Daha sonra Yüce Allah, mü’minlere kendilerinden önceki salihlere uymayı hatırlatarak onları gayrete getirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Nitekim Meryem oğlu İsa da Havarilere: Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kim olacak?” Yani onların dikkatlerini çekerek şöyle demişti: Kim Allah’ın dinine yardım etme yolunda bana yardımcı olur? Kim benim yaptığımı yapar, ben nereye gidersem gelir ve nereden çıkarsam çıkar? “Havariler de” ellerini çabuk tutarak: “Biz, Allah’ın/dininin yardımcılarıyız, demişlerdi.” Böylece İsa aleyhisselam ile beraberindeki Havariler, Allah’ın dinine yardımcı olmaya devam ettiler. "Böylece” İsa aleyhisselam ve Havarilerin davette bulunmaları üzere “İsrailoğullarından bir kesim iman etmiş” onlardan başka “bir kesim de inkâr etmişti.” Onların çağrılarını kabul etmemiş, bunun üzerine mü’minler de kâfirlerle cihâda koyulmuşlardı. "Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik.” Onlara güç verdik ve düşmanlarına karşı onlara yardım ettik. “de” düşmana karşı “üstün gelenler onlar oldular.” Onları yenik düşürdüler. İşte ey Muhammed ümmeti! Sizler de Allah’ın dininin yardımcıları ve davetçileri olun ki Allah da sizden öncekilere yardım ettiği gibi, size de yardım etsin, zafer versin ve sizleri düşmanlarınıza üstün ve galip kılsın. Saf Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bütün varlıkların Allah’ı tesbih ettiği yani Allah’ın evrendeki mutlak egemenliği hatırlatılıp bu gerçeği dikkate alanlar açısından özü sözü bir olmamanın, hele Allah’a karşı zevâhiri kurtarma çabası içine girmenin ne kadar saçma olduğuna dikkat çekilerek başlayan sûrenin sonunda, kurtuluş yolunun samimi bir iman ve bu imana uygun davranışlardan geçtiği bildirilmekte; Hz. Muhammed’den önceki peygamber Hz. Îsâ’nın hayatından canlı bir örnek verilerek Allah’ın dinine içtenlikle destek olanlar büyük fetihler ve zaferlerle, sonunda da en büyük başarı olan âhiret mutluluğuna erişmekle müjdelenmektedir. 13. âyetin “Allah’ın yardımı ve yakın bir fetih! Haydi müminleri müjdele” şeklinde çevrilen kısmı, savaşlarda müslümanların morallerini yükseltici bir ifade olarak sık sık tekrar edilmiş; özellikle Osmanlı’da ordunun muzaffer olacağı inancını pekiştirmek üzere mehteranın icrâ ettiği mûsikinin arasında coşku verecek biçimde seslendirilmiştir. Hz. Îsâ’ya iman etmiş olanlar büyük sıkıntılara mâruz kalsalar da sonunda inkârcılara karşı büyük bir üstünlük elde etmişlerdir. 14. âyet bu tarihî gerçeğe gönderme yaparak müslümanların bundan sonuçlar çıkarmaları istenmektedir. Bununla birlikte gözden kaçırılmaması gereken bir husus, dünyada elde edilecek zafer ve üstünlüğün 13. âyette “hoşunuza gidecek bir şey daha” şeklinde nitelenmiş olduğu ve 12. âyette belirtildiği üzere asıl güzel sonucun, keza kurtuluş ve başarının Allah’ın hoşnutluğuna ve âhiret mutluluğuna erişmek olduğudur. 14. âyetin “Böylece üstün geldiler” şeklinde çevrilen son cümlesi, “Allah Hz. Muhammed’i gönderip iman eden o kimseleri onaylayan bildirimlerde bulununca, özellikle Hz. Îsâ’nın Allah’ın kelimesi olduğunu haber verince, onların delilleri açık hale geldi veya delillerinin üstünlüğü ortaya çıktı” gibi mânalarla da açıklanmıştır (bk. Taberî, XXVIII, 92-93; İbn Atıyye, V, 305; Râzî, XXIX, 319. İman temeline dayalı olarak can ve malla Allah yolunda cihad etmenin ticaret olarak nitelenmesinin izahı için bk. Tevbe 9/111; “cihad” hakkında bk. Nisâ 4/84, 95; Mâide 5/35; Tevbe 9/73; Hac 22/77-78; adn cenneti hakkında bk. Ra‘d 13/23-24; “Allah’ın yardımcıları olma”nın anlamı hakkında bk. Âl-i İmrân 3/52; “havâri”, Hz. Îsâ’nın havârileri ve aralarında geçen konuşma hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3/3-4, 19, 45, özellikle 52; Mâide 5/110-115).
Saff Suresi 14. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman edip, Allah'ın kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Tıpkı İsa -aleyhisselam- Havariler'e: "Allah’ın dini için benim yardımcılarım kimdir?" dediğinde; ona yardım eden Havariler'in yardım ettiği gibi sizler de resulünüzün size getirmiş olduğu Allah'ın dininin yardımcıları olun. Havariler, İsa -aleyhisselam-'a: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz." demişlerdi. İsrailoğulları'ndan bir zümre İsa -aleyhisselam-'a iman etmiş bir diğer zümre ise inkâr etmişti. Bunun üzerine biz de İsa -aleyhisselam-'a iman edenleri düşmanlarına karşı desteklemiştik de, onlar inkâr edenlere karşı üstün gelmişlerdi.