Önceki ayet· 9:34Sonraki ayet· 9:36

Tevbe Suresi 35. Ayet· 9:35

↗ Tevbe suresi
Medeni
يَوۡمَ يُحۡمَىٰ عَلَيۡهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكۡوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمۡ وَجُنُوبُهُمۡ وَظُهُورُهُمۡۖ هَٰذَا مَا كَنَزۡتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡ فَذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَكۡنِزُونَ
Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, "Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın" denecek
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, "Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın" denecek
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): "İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" denilecek.
Yaşar Nuri Öztürk
Gün olur, cehennem ateşinde onların üzerine lav dökülür de bununla onların alınları, böğürleri, sırtları dağlanır: "İşte egolarınız için yığdıklarınız. Hadi, tadın biriktirmiş olduklarınızı!"
Süleyman Ateş
O gün cehennem ateşinde bunların üzeri ısıtılı(p pullanı)r; bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır: "İşte nefisleriniz için yığdıklarınız, yığdıklarınızı tadın!" (denilir).
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
The Day when it will be heated in the fire of Hell and seared therewith will be their foreheads, their flanks, and their backs, [it will be said], "This is what you hoarded for yourselves, so taste what you used to hoard
Fransızca
le jour où (ces trésors) seront portés à l'incandescence dans le feu de l'Enfer et qu'ils en seront cautérisés, front, flancs et dos: voici ce que vous avez thésaurisé pour vous-mêmes. Goûtez de ce que vous thésaurisiez.»
İspanyolca
El Día del Juicio, lo que atesoraron se tornará incandescente por el fuego del Infierno, y sus frentes, sus costados y sus espaldas serán marcados con ello. [Se les dirá:] "Esto es lo que atesoraron, sufran ahora su castigo
Rusça
В тот день они (накопленные ими сокровища) будут раскалены в огне Геенны, и ими будут заклеймены их лбы, бока и спины. Им будет сказано: «Вот то, что вы копили для себя. Вкусите же то, что вы копили!»
Endonezce
(Ingatlah) Pada hari ketika emas dan perak di panaskan dalam neraka Jahanam, lalu dengan itu disetrika dahi, lambung dan punggung mereka (seraya dikatakan) kepada mereka, "Inilah harta bendamu yang kamu simpan untuk dirimu sendiri, maka rasakanlah (akibat dari) apa yang kamu simpan itu
Bengalce
সে দিন জাহান্নামের আগুনে তা উত্তপ্ত করা হবে এবং তার দ্বারা তাদের ললাট, পার্শ্ব ও পৃষ্ঠদেশকে দগ্ধ করা হবে (সেদিন বলা হবে), এগুলো যা তোমরা নিজেদের জন্যে জমা রেখেছিলে, সুতরাং এক্ষণে আস্বাদ গ্রহণ কর জমা করে রাখার।
Çince
在那日,要把那些金银放在火狱的火里烧红,然后用来烙他们的前额、肋下和脊背。这是你们为自己而窖藏的金银。你们尝尝藏在窖里的东西的滋味吧!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biriktirip hakkını vermeyi engelledikleri o şeyler kıyamet günü cehennem ateşinde yakılır. Bu ateşin şiddeti artınca biriktirdikleri o şeyler alınlarının, yanlarının ve sırtlarının üzerine konulur. Bir azarlama olarak onlara şöyle denir: "İşte bu sizin biriktirip onlardaki farz olan hakları eda etmediğiniz mallarınızdır. Topladığınız ve haklarını eda etmediğiniz mallarınızın vebali olarak azabı ve bunun cezasını tadın."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
34- Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu insanların mallarını batıl yollarla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü yığıp biriktiren ve onları Allah yolunda infak etmeyenler var ya onlara can yakıcı bir azabı müjdele! 35- O gün bunlar, cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak ve onlara:“İşte kendiniz için yığıp biriktirdikleriniz! Haydi, biriktirdiğiniz şeyleri tadın bakalım!” denecek. 34. “Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu…” Bu buyrukla Yüce Allah, mü’min kullarını insanların mallarını batıl yollarla yani haksız şekilde yiyen ve Allah’ın yolundan alıkoyan alim ve abidlerden oluşan haham ve rahiplerin birçoğuna karşı uyarmaktadır. Çünkü bunlar, insanların mallarından birtakım maaşlar alıyor yahut da insanlar bunlara kendi mallarının bir kısmını veriyorlarsa hiç şüphesiz bunun sebebi, onların ilimleri, ibadetleri, hidâyette olmaları ve doğru yola iletmeleridir. Bunlar ise bu malları almakla birlikte insanları Allah’ın yolundan alıkoymaktadırlar. Dolayısı ile onların bu malları almaları bir haksız kazanç ve zulümdür. Çünkü insanların bunlara mallarını gönül hoşluğu ile vermelerinin tek amacı, kendilerine Sırat-ı Müstakimi göstermelerini istemeleridir. Onların insanların mallarını haksızca alış şekillerinden birisi de Allah’ın indirdiğinden başka şekillerde fetva yahut da hüküm verme karşılığında mal almalarıdır. İşte bu tür haham ile rahiplerden şu iki halleri dolayısı ile sakınmak gerekir: İnsanların mallarını haksız yollarla almaları ve Allah’ın yolundan alıkoymaları. “Altın ve gümüşü yığıp biriktiren” saklayan “ve onları Allah yolunda” yani Allah'a ulaştıran hayır yollarında “infak etmeyenler var ya…” Burada haram kılınan mal biriktirme (كنز), kişinin üzerine farz olan harcamayı yapmayıp bundan kaçınmasıdır. İşte haram olan budur. Meselâ verilmesi gereken zekâtı vermemek yahut eşlere ve akrabaya yönelik farz nafakayı temin etmemek ya da farz olması halinde Allah yolunda infakı terk etmek gibi. İşte “onlara can yakıcı bir azabı müjdele!” 35. Daha sonra Yüce Allah bu azabı şöylece açıklamaktadır:“O gün bunlar” yani biriktirdikleri mallar, her bir dinar yahut dirhem ayrı ayrı “cehennem ateşinde kızdırılacak da onların” Kıyamet gününde “alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak” ve süresi elli bin yıl kadar olan bir günde bunlar soğudukça tekrar kızdırılacaktır. Ayrıca onlara azarlama ve kınama olmak üzere de şöyle denecek:“İşte kendiniz için yığıp biriktirdikleriniz! Haydi, biriktirdiğiniz şeyleri tadın bakalım.” Size hiçbir şekilde zulmedilmiyor. Ancak sizler, bu mallarınızı infak etmemekle kendinize zulmettiniz ve bundan dolayı azap görmektesiniz. Yüce Allah, bu iki âyet-i kerimede insanın malı ile ilgili tasarruflarındaki sapmasını söz konusu etmektedir. Bu da iki türlü olmaktadır: Birincisi, kişiye hiçbir şekilde fayda sağlamayan aksine katıksız zarardan başka bir sonuç getirmeyen batıl yollarda malını harcamaktır. Mesela mallarını Yüce Allah’a itaate yardımcı olmayan, aksine nefsi arzular ve günahlar uğrunda ya da Allah yolundan alıkoymak için harcamak buna örnektir. İkincisi de kişinin malını farz olan yollarda harcamayıp saklamasıdır. Bir şeyin yasaklanması ise onun zıddının emredilmesi demektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyette önce, yahudi din âlimlerinden ve hıristiyan din adamlarından birçoğunun, dini istismar etmek suretiyle haksız kazanç elde ettiklerine ve bu şekilde sağladıkları güçle insanları Allah’ın gösterdiği yoldan alıkoyma çabası içinde olduklarına dikkat çekilmiştir. Bu kimselerin din üzerinden çıkar sağlamalarıyla ilgili olarak, verdikleri hükümler için rüşvet almaları, ilâhî kitapta değişiklik yapıp yazdıkları tahrif edilmiş nüshaları satmaları, Allah katında duaların kabulüne aracı olacağı izlenimi vererek bağış almaları, günah çıkarma karşılığında bir gelir elde etmeleri ve birçok dolambaçlı yollarla kendileri için malî kaynaklar oluşturmaları gibi izahlar yapılmıştır. Allah yolundan alıkoymanın şekli ile ilgili olarak da tefsirlerde, zaman ve mekâna göre değişik çabaların sarfedildiğine dair açıklamalar yer alır (Taberî, X, 117; Reşîd Rızâ, X, 395-402). Âyette daha sonra, topluma iyi örnek olacak yerde kişisel ihtiraslarını bütün değerlerin üstünde tutan bu din temsilcileriyle birlikte, –özellikle o günkü şartlarda– temel iktisadî mübâdele araçları olan altın ve gümüşü stok ederek ekonomiyi durağanlaştıran ve böylece toplumun çeşitli mahrumiyetlere mâruz kalmasına sebebiyet veren kimselerin de acı veren bir azaba çarptırılacakları bildirilmiştir. Müteakip âyette de, bu cezanın ne kadar ağır olacağını gösteren bir tasvire yer verilmiştir. 34. âyette, Allah’ın hoşnut olacağı yollara harcamak üzere mâkul birikim sağlayan kişilerin bu kapsamda düşünülmemesi için konan özel kayıttan, burada, iktisadî hayatın canlılığını sağlayan mübâdele araçlarını sırf kişisel servetlerini artırma amacıyla kilitleyenlerin kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu ifadenin tefsiri sırasında Hz. Peygamber’e ve sahâbîlere atfen zikredilen birçok rivayet de, başta zekât ödemeleri olmak üzere gereken vecîbeleri ihmal etmeksizin ve üzerinde kul hakkı bulundurmaksızın servete sahip olmanın buradaki yergi ifadesinin kapsamında olmadığını göstermektedir. İbn Âşûr, esasen âyetin bu konuya sırf servet sahibi olma ve mal stoklamayı yerme veya hayır yollarına harcama yapmayı övme bağlamında değinmediğini, âyetteki tehdit ifadesinin harcama yapmaksızın (ekonominin tıkanmasına yol açacak tarzda) servet biriktirmeyle ilgili olduğunu belirtir (X, 177).
Tevbe Suresi 35. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biriktirip hakkını vermeyi engelledikleri o şeyler kıyamet günü cehennem ateşinde yakılır. Bu ateşin şiddeti artınca biriktirdikleri o şeyler alınlarının, yanlarının ve sırtlarının üzerine konulur. Bir azarlama olarak onlara şöyle denir: "İşte bu sizin biriktirip onlardaki farz olan hakları eda etmediğiniz mallarınızdır. Topladığınız ve haklarını eda etmediğiniz mallarınızın vebali olarak azabı ve bunun cezasını tadın."