Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet eder
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet eder
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey inananlar! Mallarınızı aranızda bâtıl bir yolla/tutarsız bahanelerle yemeyin. Kendi hoşnutluğunuzla gerçekleşmiş bir ticaret olursa başka. Kendi canlarınıza kıymayın/intihar etmeyin. Hiç kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, mallarınızı aranızda batılla (doğru olmayan yollarla, haksız yere) yemeyin. Kendi rızanızla yaptığınız ticaret olursa başka. Canlarınızı da öldürmeyin. Doğrusu Allah, size karşı çok merhametlidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.0%
İngilizce
O you who have believed, do not consume one another's wealth unjustly but only [in lawful] business by mutual consent. And do not kill yourselves [or one another]. Indeed, Allah is to you ever Merciful
Fransızca
O les croyants! Que les uns d'entre vous ne mangent pas les biens des autres illégalement. Mais qu'il y ait du négoce (légal), entre vous, par consentement mutuel. Et ne vous tuez pas vous-mêmes. Allah, en vérité, est Miséricordieux envers vous
İspanyolca
¡Oh, creyentes! No estafen ni usurpen injustamente, sino que comercien de mutuo acuerdo. No se maten a ustedes mismos. Dios es Misericordioso con ustedes
Rusça
О те, которые уверовали! Не пожирайте своего имущества между собой незаконно, а только путем торговли по обоюдному вашему согласию. Не убивайте самих себя (друг друга), ведь Аллах милостив к вам
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Janganlah kamu saling memakan harta sesamamu dengan jalan yang batil (tidak benar), kecuali dalam perdagangan yang berlaku atas dasar suka sama suka di antara kamu. Dan janganlah kamu membunuh dirimu. Sungguh, Allah Maha Penyayang kepadamu
Bengalce
হে ঈমানদারগণ! তোমরা একে অপরের সম্পদ অন্যায়ভাবে গ্রাস করো না। কেবলমাত্র তোমাদের পরস্পরের সম্মতিক্রমে যে ব্যবসা করা হয় তা বৈধ। আর তোমরা নিজেদের কাউকে হত্যা করো না। নিঃসন্দেহে আল্লাহ তা’আলা তোমাদের প্রতি দয়ালু।
Ey Allah'a iman edip resulüne ittiba edenler! Birbirinizin mallarını, hırsızlık, rüşvet ve bunlar gibi haksız yollarla alıp, el koymayın. Karşılıklı rızaya dayalı sözleşmelerle elde edilen ticaret mallarını alıp, yemeniz ve dilediğiniz gibi tasarrufta bulunmanız size helaldir. Birbirinizi öldürmeyin. Sizden biriniz kendi canına da kıymasın ve tehlikeye atmasın. Şüphesiz Allah size karşı merhametlidir. Birbirinizin kanlarını, mallarını ve ırzlarını haram kılması da O'nun rahmetindendir.
29- Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Aranızda karşılıklı anlaşma ile gerçekleştirdiğiniz bir ticaret olması müstesnâ. Kendinizi öldürmeyin. Şüphe yok ki Allah size karşı çok merhametlidir. 30- Kim sınırları aşarak ve haksızlık ederek bunu yaparsa biz onu ateşe sokacağız. Bu da Allah’a pek kolaydır.
29. Yüce Allah mü’min kullarına mallarını aralarında batıl yollarla yemelerini yasaklamaktadır. Bu yasak gasb, hırsızlık, kumar ve âdi kazanç yolları ile başkasının malını almayı ve yemeyi kapsar. Hatta bunun kapsamına bir kimsenin kendi malını azgınlık ve israf yollarında yemesi dahi girebilir. Çünkü bu da batıl yollardandır ve hak değildir. Yüce Allah malları batıl yolla yemeyi haram kılmakla birlikte diğer taraftan da ticaretle ve karşılıklı rıza gibi şartları içeren ve engellerden de uzak olan kazanç yolları ile malları yemeyi müslümanlara mubah kılmıştır. “Kendinizi öldürmeyin” yâni hem biriniz diğerini öldürmesin, hem de kimse kendisini öldürmesin (intihar etmesin). Kişinin kendisini tehlikeye atması, telef ve yok olmaya götürecek tehlikeli işler yapması da bunun kapsamına girmektedir. “Şüphe yok ki Allah size karşı çok merhametlidir.” Canlarınızı, mallarınızı koruma altına alması, size bunları boşa harcamaktan ve telef etmekten men etmesi ve buna bağlı olarak bir takım ceza ve sınırlar getirmiş olması da O’nun rahmetinin bir tecellisidir. Burada “mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin” ve “kendinizi öldürmeyin” özlü ifadeleri üzerinde düşünelim. Bu ifadelerde hem başkasının mallarını, hem de kişinin kendi malını yemesi, hem kişinin kendisini öldürmesi, hem de başkasını öldürmesi oldukça kısa bir şekilde yasaklanmaktadır. Zira bu ifadeler:“Kiminiz kiminizin malını yemesin” ibaresi ile “Kiminiz kiminizi öldürmesin” ibarelerinden daha kısadır. Üstelik bu ibareler başkalarının malı ile başkalarının canını ifade etmede yetersiz kalmaktadır. Çünkü ayette malların ve canların, mü’minlere izafe edilmesi, mü’minlerin karşılıklı sevgi, merhamet, şefkat ve maslahatları itibari ile tek bir vücut gibi olduklarını ifade etmektedir. Zira iman onları hem dini hem de dünyevi maslahatlar etrafında bir araya getirmektedir. Şanı Yüce Allah batıl yollarla malları yemeyi yasakladıktan sonra -ki bu hem malı batıl yollarla yiyen için hem de malı alınan kimse için son derece zararlıdır- onlara maslahatlarını gerçekleştirecek çeşitli kazanç yollarını, ticareti, çeşitli meslekleri ve ücretle iş yaptırma yollarını mubah kılarak:“Aranızda karşılıklı anlaşma ile gerçekleştirdiğiniz bir ticaret olması müstesna” buyurmaktadır. Yani bu şekildeki mal kazanma yolları sizin için mubah kılınmıştır. Ticarette karşılıklı rıza şartının aranması, yapılan akdin faiz akdi olmamasının şart olduğuna delalet etmesi içindir. Çünkü faizli akitler, ticaret türünden değildir. Aksine ticaretin esas maksadına aykırıdır. Diğer taraftan akit taraflarının razı olmaları ve bu akdi hür tercihleri ile yapmaları da şarttır. Akit konusu olan varlığın bilinmesi de bu rızanın tamamlayıcı unsurlarından biridir. Çünkü akde konu olan şey bilinmiyorsa o şeyin teslim edilebileceğin dair bir rızanın oluşması düşünülemez. Çünkü teslim edilmesi mümkün olmayan şeyin satışı, kumarın satışına benzer. Bütün çeşitleri ile garar (tehlikeli, bir tarafa zararlı) satış ise rıza ile yapılmaktan uzaktır. O bakımdan bu gibi akitler geçerli olamaz. Yine bu âyet-i kerimede akitlerin ona delalet edebilecek söz ya da fiille gerçekleşebileceğini ortaya koymaktadır. Çünkü Yüce Allah karşılıklı rızayı şart koşmaktadır. Rıza hangi yolla gerçekleşirse akit de o yolla gerçekleşmiş olur. Daha sonra Yüce Allah:“Şüphe yok ki Allah size karşı çok merhametlidir” buyruğu ile âyeti sona erdirmektedir. İşte kanlarınızı ve mallarınızı himaye altına alması, onları koruması ve onları haksızca çiğnemenizi yasaklaması da O’nun merhametindendir. Daha sonra da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
30. “Kim” bilmeyerek ve unutarak değil de “sınırları aşarak ve haksızlık ederek bunu yaparsa” batıl yollarla malları yer ve cana kıyma yoluna başvurursa “biz onu ateşe sokacağız.” Buradaki “ateş” anlamındaki “نارا” kelimesinin belirtisiz gelmesi onun çok büyük bir ateş olduğunu ifade etmektedir. “Bu da Allah’a pek kolaydır.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Önceki âyetlerde servetin ve menfaatin intikalinde rol oynayan miras, hibe, mehir gibi meşrû yollardan söz edilmişti. Bu âyette de en geniş mânasında yani “karşılıklı rızaya dayanan ve konusu maddî değerler olan hukukî işlem” anlamında ticaretten söz edilmekte; bu yollar dışında kalan, bunlara ters düşen ve bundan dolayı haksız (bâtıl) diye nitelenen yol ve şekillerle insanların mallarını ellerinden almak ve bunlardan yararlanmak yasaklanmaktadır. Hırsızlık, gasp, rüşvet, faizcilik ve tefecilik, fâhiş fiyat, aldatma bu bâtıl yolların ve şekillerin önde gelenleri ve yaygın olanlarıdır. Ticaret genellikle alınan malı, üzerine kâr koyarak satmak suretiyle yapılır. Mal alınırken bir bedel takdir edilmiştir; satılırken aynı bedelle devredilmediğine göre –fazlalıktan ibaret olan– kâr karşılıksız gibi gözükmekte, bu bakımdan da “haksız kazanç yolları”na yakın bulunmakta, bir bakıma onları andırmaktadır. Muhtemelen bu sebepledir ki, haksız kazanç yasaklanırken hemen yanında –istisna şekliyle– ticaret serbest bırakılmıştır. Alımla satım bedelleri arasındaki artı fiyat farkından ibaret olan kâr da meşrûdur. Çünkü malı alıp satan tâcir hem kamuya yararlı bir hizmet görmekte hem sermayesini riske atmakta hem de emek çekip meşgul olmaktadır. Hz. Ömer ihtikârı (karaborsa) yasakladıktan sonra “... fakat kim yazda ve kışta, zahmet çekip yüklenerek pazara mal getirirse o kişi, Ömer’in misafiridir; istediği gibi satsın, istediği gibi tutsun” diyerek bu gerekçeye işaret etmiştir (el-Muvatta’, “Büyû‘”, 56). Bâtıl yollarda bu unsurlar ve nitelikler yoktur; güçlü olan karşı tarafı ezmekte, onun zaaf ve ihtiyaç içinde olmasından yararlanmakta, gerçek rızâ söz konusu olmadan malını alıp yemektedir.
“Kendinizi öldürmeyin” cümlesinde hem hayatın hem de kamu düzeninin korunmasını hedefleyen önemli ve ince işaretler mevcuttur. Malların haksız yollardan elde edilip yenilmesi ve faydalanılması yasaklandıktan hemen sonra “Kendinizi öldürmeyin” buyurulması özellikle dikkat çekicidir. Şöyle ki; haksızlık, hukukî ve sosyal adaletsizlik anarşiyi doğurur veya körükler; bir kere toplum düzeni bozulup asayiş ortadan kalkınca can güvenliği de tehlikeye düşer; yalnız haksızlığa uğrayanlar değil, başkasının malını haksız olarak alıp yiyen veya başkasının canına haksız olarak kıyan da bu güvensizlikten nasibini alır, kendisi canından olduğu gibi yakınlarının da mal ve canları zarar görür. Âyetin asıl hedefi haksız olarak başkasını öldürmeyi yasaklamak olduğu halde bu başkalarını kastederek “Kendinizi öldürmeyin” buyurulması, hayat hakkının korunması bakımından çok güçlü bir vurgu taşımaktadır. Zira kişinin kendi hayatıyla başkasının hayatı arasında fark yoktur, bütün hayatlar eşit derecede korunmaya lâyıktır, korunma hakkına sahiptir. Birinin canına kıyan kendi canına kıydığını düşünmeli, bu şuur içinde olmalıdır.
Âyet, İslâm’ın bütün muâmelât hükümlerinin hedefi olan “beş zaruri/önemli değerin ve amacın (makasıdü’ş-şerîa) korunması” ilkesinden ikisini ihtiva etmektedir: Canın korunması ve malın korunması. Bundan önceki âyetler evliliği teşvik edip zinayı yasaklayarak neslin korunması ilkesini, ileride gelecek 43. âyet sarhoş olmayı yasaklayarak aklın korunması ilkesini, aralarda sık sık tekrarlanan Allah’a itaat ve kulluk, resulüne itaat ve ittibâ, bütün peygamberlerin getirip tebliğ ettikleri dine inanma ve bağlanma emirleri de dinin korunması maksadını ihtiva etmektedir.
Ey Allah'a iman edip resulüne ittiba edenler! Birbirinizin mallarını, hırsızlık, rüşvet ve bunlar gibi haksız yollarla alıp, el koymayın. Karşılıklı rızaya dayalı sözleşmelerle elde edilen ticaret mallarını alıp, yemeniz ve dilediğiniz gibi tasarrufta bulunmanız size helaldir. Birbirinizi öldürmeyin. Sizden biriniz kendi canına da kıymasın ve tehlikeye atmasın. Şüphesiz Allah size karşı merhametlidir. Birbirinizin kanlarını, mallarını ve ırzlarını haram kılması da O'nun rahmetindendir.