Önceki ayet· 82:15Sonraki ayet· 82:17

İnfitâr Suresi 16. Ayet· 82:16

↗ İnfitâr suresi
Mekki
وَمَا هُمۡ عَنۡهَا بِغَآئِبِينَ
Oradan bir daha ayrılamazlar
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Oradan bir daha ayrılamazlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar o cehennemin gözünden kaçamazlar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Onlar ondan, görülmeyecek şekilde uzaklaşmış değillerdir.
Süleyman Ateş
Onlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.2%
İngilizce
And never therefrom will they be absent
Fransızca
incapables de s'en échapper
İspanyolca
del que no podrán salir
Rusça
Они не смогут избежать этого
Endonezce
Dan mereka tidak mungkin keluar dari neraka itu
Bengalce
তারা সেখান থেকে পৃথক হবে না।
Çince
他们绝不得离开它。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Oradan asla ayrılamayacak, bilakis sonsuza kadar kalacaklardır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
13- İyi ve itaatkar müminler, hiç şüphesiz nimetler içindedirler. 14- Kötü ve günahkarlar ise hiç şüphesiz cehennemdedirler. 15- Onlar, hesap günü oraya gireceklerdir. 16- Ve bir daha oradan ayrılmayacaklardır. 17- Hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? 18- Evet; hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? 19- O gün kimse kimseye en ufak bir fayda sağlama imkanına sahip değildir. O gün emir/hüküm yalnız Allah’ındır. 13. Burada “İyi ve itaatkar müminler”(ٱلۡأَبۡرَارَ )”dan kasıt, Allah’ın haklarını da kullarının haklarını da yerine getiren, kalbî amellerinde ve azalarının yaptıkları amellerde iyilikten ayrılmayanlardır. Bunların mükâfatı da hem dünya yurdunda, hem berzah/kabir aleminde, hem de ebedilik yurdunda kalbî, ruhî ve bedenî nimetlere nail olmaktır. 14. Allah’ın haklarını ve kullarının haklarını gereği gibi yerine getirmeyerek bu konuda kusurlu davranan “kötü ve günahkarlar”a gelince bunların kalpleri de kötüdür, amelleri de kötüdür ve bunlar “hiç şüphesiz cehennemdedirler.” Gerek dünya yurdunda, gerek berzah aleminde, gerekse de ebedilik yurdunda can yakıcı bir azap görürler. 15. “Onlar, hesap günü oraya gireceklerdir.” Yani amellerin karşılığının verileceği o günde, en çetin azaba uğratılmak üzere orayı boylayacaklardır. 16. “Ve bir daha oradan ayrılmayacaklardır.” Aksine sürekli orada kalacaklar, oradan başka bir yere çıkıp gidemeyeceklerdir. 17-18. “Hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? Evet; hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki?” Bu ifadeler ile zihinleri alak bullak eden o pek çetin günün dehşeti ifade edilmektedir. 19. “O gün kimse kimseye en ufak bir fayda sağlama imkanına sahip değildir.” İsterse bu kişi, onun yakın bir akrabası, candan bir sevdiği olsun. Çünkü herkes, kendi nefsi ile uğraşacaktır. Kendi nefsinin kurtuluşundan başka bir şey düşünmeyecektir. "O gün emir/hüküm yalnız Allah’ındır.” Kulları arasında O hüküm verecektir. Mazlumun zalimdeki hakkını alıp sahibine verecektir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. İnfitâr Sûresinin tefsiri burada sona ermektedir. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Amellerin kayda geçirilmesi ve uhrevî yargı sürecinin sonucu özetlenmektedir. Sûrenin ana konusu kıyamet ve âhiret ile uhrevî sorumluluk olduğuna göre buradaki “erdemliler” (ebrâr), bir gün kıyametin kopacağına, dünyada yapıp ettiklerinin kaydedildiği belgelerin önlerine konacağına ve bunların hesabını vereceklerine inanarak bu belgeleri yani amel defterlerini iyilikleriyle dolduran mümin kişilerdir. Bu duyarlılık birçok âyette takvâ kavramıyla da ifade edilmektedir. “Kötüler” (füccâr) ise kıyamete, uhrevî yargı ve sorumluluğa inanmayan, amel defterlerini kötülüklerle kirletenlerdir. Ehl-i sünnet âlimleri, buradaki “füccâr”la sadece inkârcıların kastedildiğini, günahkâr müminleri kapsamadığını belirtirler; çünkü onlar kıyamet ve âhirete inanırlar (bu tartışma için bk. Râzî, XXXI, 84-85). Ancak, bu âyetlerin, inananıyla inanmayanıyla bütün insanları âhiret kaygısı taşımaya çağırdığında kuşku yoktur.
İnfitâr Suresi 16. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Oradan asla ayrılamayacak, bilakis sonsuza kadar kalacaklardır.