Önceki ayet· 77:47Sonraki ayet· 77:49

Mürselât Suresi 48. Ayet· 77:48

↗ Mürselât suresi
Mekki
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ
Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara, "rukû' edin!" dendiğinde rukû etmezler.
Süleyman Ateş
Onlara: "Rüku' edin" dendiği zaman rüku' etmezler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.4%
İngilizce
And when it is said to them, "Bow [in prayer]," they do not bow
Fransızca
Et quand on leur dit: «Inclinez-vous, ils ne s'inclinent pas
İspanyolca
Cuando se les dice: "Hagan la oración", no la hacen
Rusça
Когда им говорят: «Поклонитесь!». - они не кланяются
Endonezce
Dan apabila dikatakan kepada mereka, "Rukuklah," mereka tidak mau rukuk
Bengalce
যখন তাদেরকে বলা হয়, নত হও, তখন তারা নত হয় না।
Çince
有人对他们说:你们当鞠躬。他们不肯鞠躬。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O yalanlayanlara; "Allah için namaz kılınız!” denildiği zaman, O'nun için namaz kılmazlardı.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
46- Biraz yiyin ve faydalanın (bakalım)! Çünkü siz günahkârsınız. 47- O gün yalanlayanların vay haline! 48- Onlara:“Rükû’ edin” denildiği zaman rükû’ etmezler. 49- O gün yalanlayanların vay haline! 50- Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar ki? 46-47. Bu buyruk, inkarcılara yönelik bir tehdittir. Onlar dünyada yiyip içseler, lezzet verici şeylerden istifade etseler dahi, Allah’a yakınlaştırıcı şeylerden gaflete düştüklerinden dolayı günahkârdırlar. Ve günahkârların hak ettiklerini hak ederler. O bakımdan onların lezzetleri kesilir, ondan mahrum kalırlar, geriye sadece veballeri ve günah yükleri kalır. 48-49. Onların günahkârlıklarının bir parçası da kendilerine en şerefli ibadet olan namaz kılmaları emredildiği ve onlara:“Rükû’ edin” denildiği vakit bunu kabul etmeyişleridir. Bunun ötesinde bir günahkârlık olur mu? Bundan daha ileri derece bir yalanlama düşünülebilir mi? “Yalanlayanların o gün vay haline?” Çünkü ilâhî tevfike mazhar oluşun kapıları önlerine kapanır ve her türlü hayırdan mahrum kalırlar. 50. Onlar, doğruluğun ve kayıtsız şartsız olarak kesin bilginin en üst mertebesinde bulunan bu Kur’ân-ı Kerîm’i yalanladıktan sonra artık “hangi söze inanacaklar ki?” Adı gibi olan ve delillendirilmesi bir tarafa delile benzer bir dayanağı dahi bulunmayan bâtıla mı yoksa Allah’a ortak koşan, çok yalancı, kuru iftiracıların sözlerine mi? Apaydınlık nurun ötesinde koyu karanlıkların dışında ne vardır? Lehine pek çok delil ve kesin belgenin bulunduğu doğruluğun ötesinde, apaçık iftiranın ve ancak kendisine uygun olanlara yakışan apaçık yalanın dışında ne bulunabilir? Yazıklar olsun onlara! Ne kötü ameller işlediler. Yazık onlara! Ne kadar hüsrandadırlar! Ne kadar bedbahttırlar! Yüce Allah’tan bizleri affetmesini ve esenliğe kavuşturmasını dileriz. Şüphesiz O, pek cömerttir, çok lütufkârdır. Murselat Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, Allah’a mahsustur. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetle ilgili üç yorum yapılmıştır: 1. Sakifliler hakkında inmiştir. Hz. Peygamber onlara namazla ilgili âyetleri tebliğ ettiğinde, “Namazı bizden kaldır; biz eğilemeyiz, bu bizim için bir ardır” demişler. Hz. Peygamber de “Rükûu ve secdesi olmayan dinde hayır yoktur” buyurarak onların yersiz isteklerini reddetmiştir (Şevkânî, V, 417). 2. İman etmeden ölenlere âhirette, “Allah’ın huzurunda eğilin” denilecek, fakat kendilerinde eğilme gücü bulamayacaklar. 3. Âyetteki “eğilme” (rükû) kavramıyla genel olarak Allah’a itaat ve saygı kastedilmiştir.
Mürselât Suresi 48. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O yalanlayanlara; "Allah için namaz kılınız!” denildiği zaman, O'nun için namaz kılmazlardı.