Önceki ayet· 83:30Sonraki ayet· 83:32

Mutaffifîn Suresi 31. Ayet· 83:31

↗ Mutaffifîn suresi
Mekki
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓاْ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُواْ فَكِهِينَ
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Ailelerine döndüklerinde, gülüp eğlenmeye koyulurlardı.
Süleyman Ateş
Ailelerine döndükleri zaman da (yaptıklarıyle övünüp) eğlenmeye başlarlardı.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.9%
İngilizce
And when they returned to their people, they would return jesting
Fransızca
et, retournant dans leurs familles, ils retournaient en plaisantant
İspanyolca
y cuando regresan a sus hogares se jactan [de ello]
Rusça
возвращаясь к своим семьям, они возвращались радостными (или)
Endonezce
dan apabila kembali kepada kaumnya, mereka kembali dengan gembira ria
Bengalce
তারা যখন তাদের পরিবার-পরিজনের কাছে ফিরত, তখনও হাসাহাসি করে ফিরত।
Çince
当他们回家的时候,洋洋得意地回去;
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ailelerinin yanına döndüklerinde de küfrederek ve Müminlerle alay ederek sevinçli bir şekilde dönerlerdi.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
29- Şüphesiz günahkârlar, iman edenlere gülerlerdi. 30- Yanlarından geçtiklerinde de birbirlerine kaş-göz işareti yapar(ak onları alaya alır)lardı. 31- Ailelerinin yanına döndükleri vakit de (yaptıklarından dolayı) keyif içinde dönerlerdi. 32- Onları gördüklerinde de:“Bunlar gerçekten sapıtmışlar!” derlerdi. 33- Halbuki onların başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi. 34- İşte bugün de iman edenler, kâfirlere gülerler. 35- Hem de tahtlar üzerinden bakınarak. 36- (Nasıl?) Kâfirler yapmakta olduklarının cezasını buldular mı? 29-31. Yüce Allah günahkârların cezasını, iyilikte bulunanların mükâfatını söz konusu ettikten ve ikisi arasındaki farkı dile getirdikten sonra günahkârların dünyada iken mü’minler ile alay ettiklerini, onları küçümsediklerini, onlara güldüklerini, yanlarından geçtikleri vakit onları hakir gördüklerini, birbirlerine kaş göz işaretleri yaparak onları alaya aldıklarını haber vermektedir. Bununla birlikte onlar pek rahattılar. Korkuyu akıllarından bile geçirmiyorlardı. Aksine sabah veya akşam “Ailelerinin yanına döndükleri vakit de (yaptıklarından dolayı) keyif” sevinç ve neşe “içinde dönerlerdi.” Bu ise aldanışın en ileri şeklidir. Çünkü onlar, en büyük kötülükleri işlemekle birlikte dünyada kendilerini güven içinde görüyorlardı. Sanki bahtiyar ve mutlu kimselerden olduklarına dair kendilerine Allah’tan yazılı bir belge ve bir eman gelmiş gibi davranıyorlardı. 32. Üstelik onlar, kendilerinin hidâyet üzere olduklarına, mü’minlerin ise sapık olduklarına hükmetmişlerdi. Bu hükmü de Allah’a iftira ederek, herhangi bir bilgiye dayalı olmaksızın ve O’nun hakkında olmadık iddialarda bulunma cesaretini göstererek veriyorlardı. 33. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır:“Halbuki onların başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.” Onlar, mü’minler üzerinde amellerini tespit etmekle yükümlü birer bekçi olarak gönderilmemişlerdi ki , ne diye onları sapık olup olmadıklarıyla bu kadar ilgileniyorlar?! Aslında onların bu tutumları, sadece işi yokuşa sürmek, inat etmek ve oynayıp eğlenceye dalmaktan ibaretti. Bu yapıp söylediklerinin herhangi bir delili, dayanağı yoktu. Bundan dolayı bunların âhiretteki cezaları da dünyada yaptıkları amelleri türünden olacaktır. Şöyle ki; 34. “İşte bugün” yani Kıyamet günü “de iman edenler kâfirlere” her taraflarını kuşatmış azabın içerisinde gidip geldiklerini ve uydurdukları ilahların kendilerinden çok uzak olduğunu gördükleri vakit “gülerler.” 35. Mü’minler, son derece rahat ve huzur içerisinde, süslü “tahtlar üzerinden bakınırlar.” Allah’ın kendileri için hazırlamış olduğu nimetlere ve kerim olan Rablerinin yüzüne bakarlar. 36. “(Nasıl?) Kâfirler yapmakta olduklarının cezasını buldular mı?” Yani kendilerine işledikleri amelleri türünden ceza verildi mi? Nasıl dünyada iken mü’minlere gülüp onları sapıklıkla itham ediyordularsa âhirette de mü’minler, onları ibretli azab ve ceza içerisinde gördüklerinde onlara güleceklerdir. Bu azapları ise sapıklığın ve azgınlığın bir cezasıdır. Evet, Allah’ın adalet ve hikmetinin bir gereği olarak kâfirler yapmakta olduklarının cezasını bulmuş olacaklardır. Allah, her şeyi en iyi bilendir, hükmüne karşı durulamayan ve hikmeti sonsuz olandır. Mutaffifîn Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu kümedeki âyetler dünyada inançlarından dolayı müminlerle alay eden, onları küçümseyen ve yollarının yanlış olduğunu ileri süren inkârcılar hakkında inmiş olup onları kınamakta ve uyarmaktadır. Özellikle 33. âyette Allah tarafından kendilerine müminleri koruyup kollama görevi verilmediğinin belirtilmesi dikkat çekicidir. Buna göre din konusunda insanların sırf kendi kişisel görüşlerine göre başkalarını yargılama yetkileri yoktur; bu konudaki ölçü ve dayanaklar Allah tarafından konulmuş olup dinî konulardaki eleştiri ve uyarılar da bu çerçevede kalmalıdır. 34-36. âyetlerde müminlerle inkârcılar arasında durumun âhirette tersine döneceği, bu sefer müminlerin inkârcıların içine düştükleri duruma gülecekleri ifade edilmekte, kendileri için hazırlanmış olan mutluluk verici âkıbetten dolayı sevinecekleri bildirilmekte ve inkârcılara hak ettikleri cezanın uygulanmasına başlanıp başlanmadığını merak ederek etrafa bakacakları bildirilmektedir. Burada asıl anlatılmak istenen husus, müminlerin, inkârcıların azap görmelerinden zevk alacakları, mutlu olacakları değil; dünyadayken inananlarla alay eden ve onların sıkıntı çekmelerinden zevk alan inkârcıların, âhirette bu tutumlarının bedelini ödeyecekleri, ettiklerini bulacaklarıdır. Dolayısıyla bu âyetler uyarı amacı taşımaktadır.
Mutaffifîn Suresi 31. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ailelerinin yanına döndüklerinde de küfrederek ve Müminlerle alay ederek sevinçli bir şekilde dönerlerdi.