Onlara gönderilen peygamberlerin Rabbinden getirmiş olduğu dinin doğruluğuna dair kanıtlar ve deliller verdik. Bunlardan biri de dişi devedir. Fakat onlar bu delillerden ibret almadılar ve onları umursamadılar.
80- Andolsun ki Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı. 81- Biz onlara âyetlerimizi/mucizelerimizi vermiştik, ama onlar, onlardan yüz çeviriyorlardı. 82- Onlar, güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 83- Nihayet sabaha girerken onları o çığlık yakalayıverdi. 84- Ancak kazanmakta oldukları kendilerine hiçbir fayda vermedi.
80. Yüce Allah, bize Hicr halkından haber vermektedir. Bunlar, Hicaz topraklarında bilinen bir yer olan Hicr’de meskûn bulunan, Salih’in kavmi idiler. Bunlar “peygamberleri yalanlamıştı” yani Salih’i yalanlamışlardı. Ancak peygamberlerden birisini yalanlayan diğerlerini de yalanlamış sayılır. Çünkü onların çağrıları aynıdır. Kavimlerin peygamberleri yalanlamaları şahıs olarak onu yalanlamak değildi. Aksine onlar, bütün peygamberlerin ortaklaşa getirdikleri gerçeği yalanlamışlardı.
81. “Biz onlara” Salih’in kendilerine getirmiş olduğu hakkın doğruluğuna delil olan “âyetlerimizi/mucizelerimizi vermiştik” Allah’ın büyük mucizelerinden biri olan dişi deve de bunlardan birisi idi. “ama onlar” büyüklenerek ve Allah’a karşı gelerek “onlardan yüz çeviriyorlardı.”
82-83. “Onlar” Allah’ın üzerlerindeki nimetlerinin çokluğundan dolayı yurtlarında korkudan yana rahat ve “güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.” Eğer Allah’ın nimetine şükretmiş ve peygamberleri Salih aleyhisselam’ı tasdik etmiş olsalardı Allah da onlara bol bol rızık ihsan eder, dünyevi ve uhrevi çeşitli mükâfatlarla onları ikramlara gark ederdi. Fakat onların peygamberleri yalanlamaları ve dişi deveyi de kesip Rablerinin emrine de karşı gelerek:“Ey Salih! Eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir”(el-Araf, 7/77) demeleri üzerine “onları o çığlık yakalayıverdi.” Bunun etkisi ile göğüslerindeki kalpleri parçalandı ve helâk olup yurtlarında diz üstü çökmüş halde kalakaldılar. Bununla birlikte bir de rezillik ve kesintisiz bir lânete de uğradılar.
84. “Ancak kazanmakta oldukları kendilerine hiçbir fayda vermedi.” Çünkü Allah’ın emri geldiği takdirde askerlerin çokluğu, yardımcıların güçlü olması y ada malların bolluğu onu geri çeviremez.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Geçmişte inkâr ve isyanları sebebiyle bazı toplumların uğradıkları felâketler hakkında bilgi verilerek bunlardan ders almak gerektiğini anlatan âyetlerin bu bölümünde de Hicr halkından yani Semûd kavminden bahsedilmektedir. Bu sûrenin girişinde de belirtildiği gibi Hicr, Arap yarımadasının kuzeybatısında, Medine-Tebük yolu üzerinde Teyma‘ın yaklaşık 110 km. güneybatısında, içinden Hicaz demiryolunun geçtiği sarp kayalıklarla çevrili vadinin ve bu vadideki eski şehrin adıdır. Bugünkü Alâ adlı yerleşim merkezinin 15 km. kuzeyine düşmektedir. Kur’an-ı Kerîm’de olduğu gibi eski tarih ve coğrafya kitaplarında da Hicr diye anılmaktadır. Ayrıca Sâlih peygamberle ilgisi dolayısıyla buraya Medâinü-sâlih de denilmiştir.
Konumuz olan âyette Hicr şehrinde yaşayan kavmin ve bunlara gönderilen peygamberin ismi verilmemektedir. Ancak müfessirler, Semûd kavminin kayaları oyarak evler yaptıklarını bildiren âyetleri (A‘râf 7/74; Şuarâ 26/141-149) dikkate alarak Hicr’de yaşayan topluluğun Semûd kavmi, peygamberlerinin de Sâlih aleyhisselâm olduğunu belirtmişlerdir. Aslında bu kavme sadece Hz. Sâlih peygamber gönderilmiş, onu da yalancılıkla suçlamışlardır. Bir peygamberi reddedenler, aynı temel gerçekleri temsil eden öteki peygamberleri de reddetmiş sayılacağından âyette bu kavmin “peygamberler”i yalancılıkla suçladığı bildirilmiştir (Zemahşerî, II, 318; Kurtubî, X, 51).
Buradaki “âyetler” genellikle Hz. Sâlih’in gerçek peygamber olduğunu kanıtlayan mûcizeler olarak açıklanmıştır (Taberî, XIV, 50; Kurtubî, X, 57-58). “Rablerini inkâr etmiş” (Hûd 11/68), tevhid inancından sapmış olan Semûd kavmi, kendilerini hidayete kavuşturması için gönderilen Hz. Sâlih’i yalancılıkla suçlayarak, doğru olduğunu kanıtlaması için mûcize göstermesini istemişler (Şuarâ 26/154); Sâlih de bir deveyi göstererek istedikleri mûcizenin bu devede olduğunu ifade etmiş; çok özel bir yaratık olan bu deveye zarar vermemeleri hususunda kavmini uyarmış; ayrıca Allah’ın kendilerine lutfettiği bazı nimetleri sıralayarak bunları hatırda tutmalarını ve ülkede karışıklık çıkarmamalarını, zihinleri bulandırmamalarını istemiştir. Fakat onlar bildiklerinden şaşmadıkları gibi söz konusu deveyi de boğazlamak suretiyle isyankârlıklarını apaçık ortaya koymuşlar; “Ey Sâlih! Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir!” (A‘râf 7/77) diyecek kadar ileri gitmişlerdi.
Onlara gönderilen peygamberlerin Rabbinden getirmiş olduğu dinin doğruluğuna dair kanıtlar ve deliller verdik. Bunlardan biri de dişi devedir. Fakat onlar bu delillerden ibret almadılar ve onları umursamadılar.