Önceki ayet· 76:2Sonraki ayet· 76:4

İnsân Suresi 3. Ayet· 76:3

↗ İnsân suresi
Medeni
إِنَّا هَدَيۡنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرٗا وَإِمَّا كَفُورًا
Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük
Elmalılı Hamdi Yazır
Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Biz onu yola kılavuzladık. Artık ya şükredici olur ya nankör.
Süleyman Ateş
Biz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.9%
İngilizce
Indeed, We guided him to the way, be he grateful or be he ungrateful
Fransızca
Nous l'avons guidé dans le chemin, - qu'il soit reconnaissant ou ingrat
İspanyolca
Y le mostré el camino [para que libremente elija] ser de los agradecidos o de los ingratos
Rusça
Мы повели его путем либо благодарным, либо неблагодарным
Endonezce
Sungguh, Kami telah menunjukkan kepadanya jalan yang lurus; ada yang bersyukur dan ada pula yang kufur
Bengalce
আমি তাকে পথ দেখিয়ে দিয়েছি। এখন সে হয় কৃতজ্ঞ হয়, না হয় অকৃতজ্ঞ হয়।
Çince
我确已指引他正道,他或是感谢,或是辜负。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz ona, peygamberlerimizin dilleriyle hidayet yolunu açıkladık. Bundan sonra o, ya dosdoğru yolu bularak Allah’a şükreden Mümin bir kul olur ya da yoldan saparak Allah’ın ayetlerini inkâr eden kâfir bir kul olur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- İnsan üzerinden öyle uzun bir süre geçti ki o, (bu süre zarfında) anılmaya değer bir şey değildi. 2- Şüphesiz Biz insanı imtihan etmek üzere karışık bir sudan yarattık ve bu sebeple onu işiten ve gören bir varlık kıldık. 3- Gerçekten Biz ona doğru yolu gösterdik. Artık ya şükreden biri olur ya da bir nankör/kafir! (Mekke’de inmiştir. 31 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1. Yüce Allah, bu sûrede insanın ilk durumunu, sonunu ve orta dönemlerdeki halini söz konusu ederek; onun üzerinden “uzun bir süre” geçtiğini bildirmektedir. Bu süre, o daha var olmadan önce, yokluk halinde ikenki dönemini dile getirmektedir. “Ki o” bu süre zarfında “anılmaya değer bir şey değildi.” 2. Yüce Allah, insanı yaratmayı dileyince babası Âdem’i çamurdan yarattı, sonra da ardı arkasına onun neslini var etti:“Gerçekten Biz insanı… karışık bir sudan” hakir ve tiksinti veren bir sudan “yarattık.” “imtihan etmek üzere” Acaba ilk halini düşünüp bunun farkına mı varacak yoksa nefsi onu kandırıp aldatacak mı, ortaya çıkaralım diye. Yüce Allah insanı yaratmış, ona görme, işitme ve diğer azalar gibi gizli ve açık güçler vermiştir. Bunları da tam ve sağlıklı bir şekilde maksatlarını elde etmesine imkân verecek şekilde yaratmıştır. 3. Sonra da ona peygamberler göndermiş, peygamberlere de Kitaplar indirmiştir. Kendisine ulaştıran yolunu gösterip açıklamış ve bu yolu izlemeye teşvik etmiştir. Huzuruna varacağı vakit nezdinde kendisine neler saklamış olduğunu da haber vermiştir. Diğer taraftan helâke götüren yolu da bildirip bu yolu izlemekten sakındırmıştır. Bu yolu izlediği takdirde nelerle karşılaşacağını da bildirmiş ve bu şekilde onu imtihana tabi tutmuştur. Bunun sonucunda da insanlar iki kısma ayrılmışlardır: Biri, Allah’ın nimetlerine şükreden ve O’nun yerine getirilmesini istediği hakları ifa eden kimselerdir. Diğeri de Allah’ın kendisine ihsan etmiş olduğu dinî ve dünyevî nimetlere nankörlük edip Rabbini inkar eden ve helâke götüren yola giren kimselerdir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Doğru yolu gösterdik” ifadesinden ne kastedildiği müfessirlerce farklı şekillerde açıklanmıştır: a) Biz insana hidâyet ve dalâlet, hayır ve şer yollarını açıklayarak gideceği yolu gösterdik. Nitekim Beled sûresinin 10. âyetinde, “Biz ona iki yolu göstermedik mi?” buyurulmuştur; b) Mutluluk ve mutsuzluk yollarını açıkladık; c) Kâr ve zararını anlayacak yetenekte yarattık. Allah Teâlâ insanı akıllı, iradeli ve iyiyi kötüden ayırma kabiliyetine sahip değerli bir varlık olarak yaratmış; görevlendirdiği peygamberler ve indirdiği vahiyle ona doğru yolu göstermiş, aynı zamanda kendisine irade ve seçme hürriyeti vermiştir. Artık Allah’ın gösterdiği doğru yola girip şükredici olmak veya şeytana ve nefse uyarak Allah’ın verdiği imkân ve kabiliyetleri kötü kullanıp nankör olmak insanın kendi elindedir (krş. İsrâ 17/18-19; Kehf 18/29).
İnsân Suresi 3. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz ona, peygamberlerimizin dilleriyle hidayet yolunu açıkladık. Bundan sonra o, ya dosdoğru yolu bularak Allah’a şükreden Mümin bir kul olur ya da yoldan saparak Allah’ın ayetlerini inkâr eden kâfir bir kul olur.