Önceki ayet· 21:87Sonraki ayet· 21:89

Enbiyâ Suresi 88. Ayet· 21:88

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَنَجَّيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡغَمِّۚ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِي ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları böyle kurtarırız
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları böyle kurtarırız
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Hemen imdadına yetiştik. Gamdan kurtardık onu. İnananları işte böyle kurtarırız biz!
Süleyman Ateş
Biz de onun du'asını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, inananları böyle kurtarırız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.4%
İngilizce
So We responded to him and saved him from the distress. And thus do We save the believers
Fransızca
Nous l'exauçâmes et le sauvâmes de son angoisse. Et c'est ainsi que Nous sauvons les croyants
İspanyolca
Respondí su súplica y lo libré de su angustia. Así salvo a los creyentes
Rusça
Мы ответили на его мольбу и спасли его от печали. Так Мы спасаем верующих
Endonezce
Maka kami kabulkan (doa)nya dan Kami selamatkan dia dari kedukaan. Dan demikianlah Kami menyelamatkan orang-orang yang beriman
Bengalce
অতঃপর আমি তাঁর আহবানে সাড়া দিলাম এবং তাঁকে দুশ্চিন্তা থেকে মুক্তি দিলাম। আমি এমনি ভাবে বিশ্ববাসীদেরকে মুক্তি দিয়ে থাকি।
Çince
我就答应他,而拯救他脱离忧患;我这样拯救信道者脱离忧患。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Duasına icabet ettik ve karanlıklardan, balinanın karnından çıkarmak suretiyle onu şiddetli sıkıntılardan kurtardık. Yunus'u bu sıkıntılarından kurtardığımız gibi, sıkıntıya düştüklerinde Allah'a yalvaran Müminleri de kurtarırız.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
87- Balık sahibi (Yunus’u) da (an). Hani o, (kavmine) kızıp gitmişti de bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde:“Senden başka (hak) ilâh yoktur, seni tenzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye seslenmişti. 88- Biz de duasını kabul edip kendisini sıkıntıdan kurtarmıştık. Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız. 87-88. Yani kulumuz ve rasûlümüz olan, “balık sahibi” anlamına gelen Zünnun’u, yani Yunus’u da an. Ondan güzel övgü ile söz et, onu güzel bir şekilde yad et. Allah, onu kavmine peygamber olarak göndermiş, onları davet ettiği halde iman etmemişlerdi. Yunus aleyhisselam da bir süre tayin edip o zaman başlarına azabın geleceğini söyleyerek onları uyarmıştı. Azap da onlara yaklaşmış ve onu gözleri ile görmüşlerdi. O vakit hep birlikte Yüce Allah’a yöneldiler, yalvara yakara tevbeye sarıldılar. Allah da şu buyruğunda belirttiği gibi onlardan azabı kaldırdı:“İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke halkı olsaydı ya! Yunus’un kavmi bundan müstesnadır. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.”(Yunus, 10/98) Yine bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onu yüz bin hatta daha fazla kimseye gönderdik. Onlar imana geldiler. Biz de onları bir zamana kadar faydalandırdık.”(es-Sâffât, 37/147-148) Bu büyük ümmetin Yunus’un daveti ile iman etmesi onun, en büyük faziletlerindendir. Ama o, bir vakit öfkelenerek gitmiş ve Yüce Allah’ın bize Kitabında sözünü etmediği ve esasen bizim de bilmeye ihtiyacımız bulunmayan bir hata dolayısı ile Rabbinden izin almadan kavminden ayrılmıştı. Zira Yüce Allah, onun hakkında şöyle buyurmaktadır:“Hani kaçıp o yüklü gemiye binmişti... Kınanmış bir halde iken balık onu yuttu.”(es-Sâffât, 37/140-142) Yani o kendisi sebebi ile kınandığı bir iş yapmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla bu iş, Allah'ın kendisine izin vermesinden önce onun bu şekilde acele etmesi ve kavmine kızıp gitmesi idi. O, Yüce Allah’ın kendisini sıkıştırmayacağını, yani balığın karnında onu zora sokmayacağını sanmıştı. Yahut da bu şekilde Yüce Allah’tan kaçabileceğini aklından geçirmişti ki Allah’ın kâmil kullarının bu şekilde gelip geçici, sabit olmayan bir düşünceye kapılmalarına bir mani yoktur. Derken Yunus bazı kimselerle birlikte gemiye bindi. Gemidekiler, hepsi gemide kalacak olurlarsa boğulacaklarından endişeye kapıldıkları sırada aralarından denize kimi atacaklarını tespit etmek için kura çektiler. Kura Yunus’a isabet edince onu attılar. Bir balık da onu yuttu ve Yunus ile birlikte denizin karanlıklarında kaybolup gitti. İşte bu karanlıklar içerisinde Yunus:“Senden başka (hak) ilâh yoktur, seni tehzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye seslenmiş, niyaz etmişti. Bu sözleri ile Yüce Allah’ın uluhiyetinin kemâlini dile getirmiş, O’nu her türlü eksiklik, kusur ve zatına yakışmayan noksanlıklardan tenzih etmiş, zalimlik ettiğini ve suç işlediğini böylelikle itiraf etmişti. Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Eğer o, gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı (insanların) diriltilecekleri güne kadar (o balığın) karnında kalırdı.”(es-Saffat, 37/143-144)“Biz de duasını kabul edip kendisini sıkıntıdan kurtarmıştık;” yani içine düştüğü bu sıkıntıdan kurtarmıştık. “Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız.” Bu, herhangi bir keder ve sıkıntıya düşen her mü’mini -imanı sebebi ile- Allah'ın, -Yunus aleyhisselam’a yaptığı gibi- o keder ve sıkıntıdan kurtaracağına, o sıkıntısını açıp gidereceğine dair bir vaat ve müjdedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Zünnûn, Yûnus peygamberin lakabıdır. Balık tarafından yutulduğu için kendisine Zünnûn lakabı verildiği söylenir. Putlara tapan Ninevâ (Ninova) halkını tevhid dinine davet etmekle görevlendirilmiş olan Hz. Yûnus, halkı uzun süre dine davet etmesine rağmen kendisine çok az kimse iman etmişti. Bu durum karşısında ümidini yitiren Yûnus, kavmine kızmış, onların başına gelecek bir musibetten kendisini kurtarmak için gemiye binip şehirden uzaklaşmıştır. Bindiği gemi, yükünün fazla olması sebebiyle batmaya yüz tutunca geminin yükünü hafifletmek üzere çekilen kura neticesinde denize atılmış ve bir balık tarafından yutulmuştur. İşte Yûnus’un karanlıklar içinde yaptığı duadan maksat bu balığın karnında iken yaptığı duadır. Yüce Allah Yûnus’un duasını kabul ederek onu bu sıkıntıdan kurtarmış, balık onu hasta bir halde açık bir yere bırakmıştır; Yûnus iyileştikten sonra tekrar kavmine dönmüştür. Kendilerinden ümit keserek terkettiği kavmi ise, sonunda gerçeği görerek putperestliği bırakmışlar, tövbe edip Allah’ın birliği inancına döndükleri için azaptan kurtulmuşlardır. Başka bir rivayete göre Hz. Yûnus kavmine, inanmadıkları takdirde bir azaba uğrayacaklarını bildirmiş, ancak onlar tövbe edip imana geldikleri için bu azap tahakkuk etmemiştir. Onların imana geldiklerinden habersiz olan Yûnus, belirttiği azabın vaktinde gerçekleşmediğini görünce kendisinin alay konusu olacağını düşünerek kızgın bir halde kavminden ayrılıp gitmiştir (Yûnus ve kavmi hakkında daha fazla bilgi için bk. Yûnus 10/98; Sâffât 37/139-148; Kitâb-ı Mukaddes, Yûnus, 1/1; 4/11).
Enbiyâ Suresi 88. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Duasına icabet ettik ve karanlıklardan, balinanın karnından çıkarmak suretiyle onu şiddetli sıkıntılardan kurtardık. Yunus'u bu sıkıntılarından kurtardığımız gibi, sıkıntıya düştüklerinde Allah'a yalvaran Müminleri de kurtarırız.