İnananlar ve yararlı iş yapanları, imanlarına karşılık Rableri doğru yola eriştirir; nimet cennetlerinde onların altlarından ırmaklar akar
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İnananlar ve yararlı iş yapanları, imanlarına karşılık Rableri doğru yola eriştirir; nimet cennetlerinde onların altlarından ırmaklar akar
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Hiç şüphesiz iman edip salih ameller işleyenleri, imanlarından dolayı Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar durur.
Yaşar Nuri Öztürk
İman edip haya ve barışa yönelik amel sergileyenlere gelince, Rableri onları imanlarıyla doğruya ve güzele iletir. Nimetlerle dolu cennetlerde onların altlarından ırmaklar akacaktır.
Süleyman Ateş
İnanıp iyi işler yapanlara gelince imanlarından dolayı Rableri, onları altlarından ırmaklar akan ni'met cennetlerine iletir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
Indeed, those who have believed and done righteous deeds - their Lord will guide them because of their faith. Beneath them rivers will flow in the Gardens of Pleasure
Fransızca
Ceux qui croient et font de bonnes œuvres, leur Seigneur les guidera à cause de leur foi. A leurs pieds les ruisseaux couleront dans les Jardins des délices
İspanyolca
[Pero] a quienes crean y obren rectamente, su Señor los guiará por medio de la fe hacia los Jardines de las Delicias por donde corren ríos
Rusça
Воистину, тех, которые уверовали и совершали праведные деяния, Господь поведет верным путем за их веру. В Садах блаженства под ними будут течь реки
Endonezce
Sesungguhnya orang-orang yang beriman dan mengerjakan kebajikan, niscaya diberi petunjuk oleh Tuhan karena keimanannya. Mereka di dalam surga yang penuh kenikmatan, mengalir di bawahnya sungai-sungai
Bengalce
অবশ্য যেসব লোক ঈমান এনেছে এবং সৎকাজ করেছে, তাদেরকে হেদায়েত দান করবেন তাদের পালনকর্তা, তাদের ঈমানের মাধ্যমে। এমন সুসময় কানন-কুঞ্জের প্রতি যার তলদেশে প্রবাহিত হয় প্রস্রবণসমূহ।
Allah, iman edip salih amel işleyenleri rızasına ulaştıran salih amelleri işlemeleri için doğru yola hidayet ederek rızıklandırır. Bu, onların iman etmeleri sebebiyledir. Sonra Allah, onları kıyamet günü daimî olan ve altlarından ırmaklar akan Naim cennetlerine girdirecektir.
9- İman edip salih ameller işleyenlere gelince Rableri, imanları sebebi ile onları (dünya ve ahirette cennete götüren yola) iletir. Nimet dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. 10- Oradaki duaları:“Allah’ım, seni tenzih ederiz” sözüdür. Oradaki selamlaşma sözleri ise “Selâm”dır. Dualarının sonu da: “Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun” sözüdür.
9. “İman edip salip ameller işleyenlere” yani hem imanı hem de onunla birlikte onun gereği ve sonucu olan kalbî ve bedenî amelleri içine alan salih amelleri ihlâs ve peygambere tâbi olarak yerine getirenlere “gelince Rableri, imanları sebebi ile” yani sahip oldukları imandan ötürü “onları (dünya ve ahirette cennete götüren yola) iletir.” Allah, onları en mükemmel mükâfaat olan doğru yola iletilmekle yani hidâyet ile mükâfaatlandırır. Onlara kendilerine fayda verecek şeyleri öğretir. Bu hidâyetten neş’et eden amelleri lütfeder. Âyetleri üzerinde dikkatle düşünme yolunu gösterir. Bu dünya yurdunda dosdoğru yola ilettiği gibi amellerin karşılığının görüleceği âhiret yurdunda da onları nimetlerle dolu cennetlere ulaştıran yola iletir. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Nimet dolu cennetlerde” sürekli olarak “altlarından ırmaklar akar.” Yüce Allah’ın burada cennetleri nimetlere izafe etmesi, bu cennetlerin eksiksiz ve mükemmel nimetleri içermesinden dolayıdır. Yani sevinç, neşe, zevk, Rahman’ın görülmesi, kelâmının işitilmesi, O’nun rızasına ve yakınlığına nail olunması, kardeşlerle, sevilenlerle bir araya gelinip hoş vakit geçirilmesi, neşelendirici seslerin ve coşturucu nağmelerin işitilmesi, sevince gark eden manzaraların görülmesi gibi hem kalbî nimetler; hem de çeşitli yiyecek, içecek, zevceler ve benzerleri ile kimsenin bilmediği, kimsenin hatırına gelmeyen yahut da nitelendirenlerin nitelendirmekten aciz kalacağı daha pek çok bedenî nimetlerin dolup taştığı mükemmel nimetler oradadır...
10. “Oradaki duaları: Allah’ım seni tenzih ederiz, sözüdür.” Yani o cennetlerde Allah’a ibadetlerinin başı bu şekilde Yüce Allah tesbih ve eksikliklerden tenzih etmek, sonu ise Allah’a hamd-u senâ etmek olacaktır. Çünkü amellerin karşılığının görüleceği o yurtta mükellefiyetler kaldırılmış olacaktır. Geriye sadece -onlara en lezzetli yiyeceklerden bile daha lezzetli gelen- en mükemmel lezzet kalacaktır. Bu da kalpleri huzura kavuşturan ve ruhları sevince gark eden Allah’ın zikridir. Allah’ı zikretmek de onlar için -herhangi bir külfet ve zorluk söz konusu olmaksızın- nefes alıp vermek gibi kolay olacaktır. “Oradaki selamlaşma sözleri” karşılaşmaları ve ziyaretleşmeleri esnasında birbirlerine selamlaşmak üzere söyleyecekleri söz “ise Selâm” olacaktır. Yani her türlü boş ve anlamsız ifadeden, günahtan uzak, “selâm” niteliğine sahip bir söz olacaktır. Yüce Allah’ın:“Oradaki duaları: Allah’ım seni tenzih ederiz, sözüdür” buyruğundan itibaren âyetin, tümünün tefsiri ile ilgili olarak şöyle de denilmiştir: Cennetlikler yiyecek, içecek ve benzeri şeylere ihtiyaç duyacakları takdirde:“Seni tenzih ederiz, Allah’ım”, derler ve derhal bu istedikleri huzurlarına getirilir. Bu ihtiyaçlarının karşılanması bittikten sonra “Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun” derler.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Allah’a kavuşma ümidi taşımamak”tan maksat âhirete inanmamaktır. Âhirette bütün insanlar yaratanın huzuruna çıkacak ve O’na hesap vereceklerdir; bu mânada her insan Allah ile buluşacaktır. Bu benzersiz buluşma ve karşılaşma kimileri için ebedî saadetin ilk basamağı, kimileri için de pişmanlığın, perişanlığın, rezilliğin ve hak edilen cezanın ilk adımıdır. Vahyin ortaya koyduğu bilgilere rağmen öldükten sonra dirilmeye, ebedî âlemde mutlu veya mutsuz bir hayatın bulunduğuna inanmayanların; imanın insana verdiği feraset, sezgi ve irfandan mahrum olanların önlerinde yalnızca bu dünya hayatı vardır; burada ebedî kalmak isterler. Bu mümkün olmayınca dünyadan zevk almaya bakar, sadece burada mutlu olmanın yollarını ararlar. İmandan yoksun oldukları için bunların ibadetleri de olmaz. Ayrıca çıkar gütmeyen bir iyilik ve ödev duygusunun ancak derin ve samimi bir dinî inançla oluşacağı dikkate alındığında bunların ahlâkı da eksik, kusurlu, samimiyetten uzak ve –değişik açılardan da olsa– çıkar hesabına göre olur. Böyle bir hayatın sonu âyette bildirildiği gibi olacaktır. Dünyada meşrû olan faydalara (zevk, mutluluk) kapılarını kapatmamakla beraber bunları asıl mutluluğun gölgesi ve küçük örnekleri olarak gören, gönlü bunlara değil, ebedîye yönelen, Allah’ın rızâsını, O’na keyfiyetsiz yakınlığı ebedî nimetlerin en büyüğü ve en değerlisi bilen müminler ise dünyada kontrollü ve dengeli bir ömür geçirecekler, bu hayatın sonunda âyetin müjdelediği mutluluğa ereceklerdir. Cennette olanların artık dua ederek Allah’tan bir şey istemeye ihtiyaçları kalmamıştır, orada insanı mutlu kılacak bütün nimetler herkes için yeterince vardır. Burada Allah’a yakınlık ve gerçekleşen, tadılan, içinde yaşanan nimetler kula iki şey telkin etmekte, onu her an iki davranışa sevketmektedir: Biraz daha yaklaştıkları ve kemalini daha ziyade idrak ettikleri Allah’ı tenzih (kemalini idrak edip anmak, tesbih) ve nimetlere şükretmek, bu nimetleri bahşeden rabbi övmek (hamd).
Allah, iman edip salih amel işleyenleri rızasına ulaştıran salih amelleri işlemeleri için doğru yola hidayet ederek rızıklandırır. Bu, onların iman etmeleri sebebiyledir. Sonra Allah, onları kıyamet günü daimî olan ve altlarından ırmaklar akan Naim cennetlerine girdirecektir.