Önceki ayet· 4:55Sonraki ayet· 4:57

Nisâ Suresi 56. Ayet· 4:56

↗ Nisâ suresi
Medeni
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا سَوۡفَ نُصۡلِيهِمۡ نَارٗا كُلَّمَا نَضِجَتۡ جُلُودُهُم بَدَّلۡنَٰهُمۡ جُلُودًا غَيۡرَهَا لِيَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمٗا
O ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir ateşe sokacağız, derileri piştikçe azabı tadsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz! Şüphesiz Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
O ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir ateşe sokacağız, derileri piştikçe azabı tadsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz! Şüphesiz Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ayetlerimizi inkâr edenleri yakında bir ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe, azabı tatsınlar diye, derilerini öncekinden başka derilerle değiştireceğiz. Allah Azîz ve Hakîm'dir.
Süleyman Ateş
O ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir ateşe sokacağız, derileri piştikçe azabı tadsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz! Şüphesiz Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
Indeed, those who disbelieve in Our verses - We will drive them into a Fire. Every time their skins are roasted through We will replace them with other skins so they may taste the punishment. Indeed, Allah is ever Exalted in Might and Wise
Fransızca
Certes, ceux qui ne croient pas à Nos Versets, (le Coran) Nous les brûlerons bientôt dans le Feu. Chaque fois que leurs peaux auront été consumées, Nous leur donnerons d'autres peaux en échange afin qu'ils goûtent au châtiment. Allah est certes, Puissant et Sage
İspanyolca
A quienes nieguen la revelación los arrojaré al Fuego. Cada vez que se les queme la piel, se la cambiaré por otra nueva para que continúen sufriendo el castigo. Dios es Poderoso, Sabio
Rusça
Воистину, тех, которые не уверовали в Наши знамения, Мы сожжем в Огне. Всякий раз, когда их кожа приготовится, Мы заменим ее другой кожей, чтобы они вкусили мучения. Воистину, Аллах - Могущественный, Мудрый
Endonezce
Sungguh, orang-orang yang kafir kepada ayat-ayat Kami, kelak akan Kami masukkan ke dalam neraka. Setiap kali kulit mereka hangus, Kami ganti dengan kulit yang lain, agar mereka merasakan azab. Sungguh, Allah Mahaperkasa, Mahabijaksana
Bengalce
এতে সন্দেহ নেই যে, আমার নিদর্শন সমুহের প্রতি যেসব লোক অস্বীকৃতি জ্ঞাপন করবে, আমি তাদেরকে আগুনে নিক্ষেপ করব। তাদের চামড়াগুলো যখন জ্বলে-পুড়ে যাবে, তখন আবার আমি তা পালটে দেব অন্য চামড়া দিয়ে, যাতে তারা আযাব আস্বাদন করতে থাকে। নিশ্চয়ই আল্লাহ মহাপরাক্রমশালী, হেকমতের অধিকারী।
Çince
不信我的迹象的人,我必定使他们入火狱,每当他们的皮肤烧焦的时候,我另换一套皮肤给他们,以便他们尝试刑罚。安拉确是万能的,确是至睿的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ayetlerimizi inkâr edenleri, kıyamet günü çepeçevre saran cehennem ateşine sokacağız. Üzerlerine azap devam etsin diye de her derileri yandığında derilerini yenileriyle değiştireceğiz. Şüphesiz Allah güçlüdür, hiç bir şey O'na galip gelemez. İşleri çekip çevirmesinde ve takdirinde hikmet sahibidir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
51- Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri gördün mü? Cibte ve Tağuta inanıyorlar. Kafirler için de: Bunlar, mü’minlerden daha doğru bir yoldadır, diyorlar! 52- İşte onlar Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. Allah’ın lanet ettiği kimseye sen hiçbir yardımcı bulamazsın. 53- Yoksa onların mülkten bir payı mı var? Böyle olsaydı insanlara hurma çekirdeğinin arkasındaki çukurcuk kadar dahi (bir şey) vermezlerdi. 54- Yoksa onlar insanları Allah kendilerine lütfundan verdi diye kıskanıyorlar mı? Doğrusu biz İbrahim soyuna da Kitabı ve hikmeti verdik. Onlara çok büyük bir mülk de bağışladık. 55- Onlardan bir kısmı ona iman etti, bir kısmı da ondan yüz çevirdi. Çılgın alevli ateş olarak cehennem (onlara) yeter. 56- Âyetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokacağız. Derileri piştikçe onları azabı tatmaları için başka derilerle değiştireceğiz. Şüphe yok ki Allah Azizdir, Hakîmdir. 57- İman edip salih ameller işeleyenleri ise altlarından ırmaklar akan cennetlere içinde ebediyen kalmak üzere koyacağız. Orada onlar için tertemiz kılınmış zevceler vardır. Onları koyu bir gölgeliğe alacağız. 51. Bu da yahudilerin çirkin işlerinden, peygamberi ve mü’minleri kıskanmalarından ortaya çıkan tutumlarından biridir. Onların aşağılık ahlâkları ve kötü tabiatları onları Allah’a ve Rasûlüne imanı terk etmeye, bunun yerine Cibt ve Tağuta iman etmeye itmiştir. Cibt ve Tağuta iman ise Allah’tan başkasına yapılan her türlü ibâdete yahut da Allah’ın şeriatı dışındaki her türlü hükme iman etmek demektir. O halde bunun kapsamına büyücülük, kâhinlik, Allah’tan başkasına ibâdet ve şeytana ibâdet girmektedir. Bütün bunlar Cibt ve Tağutun kapsamı içerisindedir. Aynı şekilde küfür ve kıskançlık onları Allah’ı inkâr eden ve putlara tapan kimselerin tuttukları yolun mü’minlerin yolundan daha üstün kabul etme noktasına kadar getirmiştir. Bu hususta Yüce Allah:“Kafirler için de” onlara şirin görünmek, yağ yapmak ve imana buğz etmek kastı ile “Bunlar mü’minlerden daha doğru bir yoldadır, diyorlar.” Bunların tutumları ne kadar çirkin, inatları ne kadar aşırı, akılları ne kadar da kıttır! Nasıl olur da bu kadar vahim bir yolu izlemeye ve bu kadar kötü ve yerilmiş bir vadiye dalmayı göze alabiliyorlar? Onlar bu tutumlarının aklı başında herhangi bir kimse tarafından beğenileceğini yahut da cahillerden herhangi birisinin aklının bu işe yatacağını mı sanıyorlar? Hiç, put ve heykellere ibâdet temeli üzerinde yükselen, hoş ve temiz şeyleri haram kılmak, murdar şeyleri mubah kılmak, haram kılınan şeylerin pek çoğunu helâl kılmak, insanlar arasında zulmü yerleştirip yaratılmışları Yaratıcıya eşit kılmak, Allah’ı, peygamberlerini ve kitaplarını inkâr etmek temeline dayalı batıl bir din, Rahmân olan Allah’a ibâdet, gizli ve açık bütün hallerde Allah’a karşı ihlâsla hareket etmek, Allah’ın dışında mabud edinilen bütün put, ortak ve yalancıları inkâr etmek, akrabalık bağlarını gözetmek, bütün yaratıklara hatta hayvanlara bile iyilik yapmak, insanlar arasında adaleti ve dengeyi yerleştirmek, her türlü kötülük ve zulmü haram kılıp, bütün söz ve davranışlarda doğruya uymak temeline dayanan bir dinden üstün olabilir mi? Böyle bir iddiada bulunmak hezeyandan başka ne olabilir? Böyle bir sözü söyleyen kimse ya insanların en câhili ve en kıt akıllısıdır ya da en ileri derecede inat eden, batılda bile bile ayak direten ve hakka karşı duran bir kimsedir. Evet, gerçek de budur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 52. “İşte onlar Allah’ın lanet ettiği” rahmetinden kovup uzaklaştırdığı, intikam ve azabını üzerlerine indirdiği “kimselerdir. Allah’ın lanet ettiği kimseye sen hiçbir yardımcı bulamazsın.” Onu dost edinecek, onun maslahatlarını görecek, hoşuna gitmeyecek şeylere karşı onu koruyacak hiçbir kimse bulamazsın. İşte bu, yardımsız kalmanın ve terk edilmenin en ileri derecesidir. 53. “Yoksa onların mülkten bir payı mı var?” da bu sayede diledikleri kimseleri dilediklerine sırf kendi arzuları dolayısı ile üstün kılabiliyorlar ve böylelikle Allah’ın egemen olduğu kainatın idaresinde Allah’a ortaklık yapmaya kalkıyorlar? Onlar gerçekten böyle olsalardı alabildiğine cimrilik yaparlar, son derece eli sıkı davranırlardı. Bundan dolayı Yüce Allah:“Böyle olsaydı” yani onların mülkten, idareden herhangi bir payları bulunsaydı “insanlara hurma çekirdeğinin arkasındaki çukurcuk” yani çok azıcık miktar “kadar dahi (bir şey) vermezlerdi.” Bu, onların Allah’ın mülküne ortak olduklarının var sayılması halinde son derece cimri olacaklarını ifade eden bir buyruktur. Buradaki soru da herkes tarafından olumsuz olarak cevaplandırılacağı bilinen inkâr amaçlı soru türündendir. 54. “Yoksa onlar insanları Allah kendilerine lütfundan verdi diye kıskanıyorlar mı?” Yani onları bu sözlerini söylemeye iten mülkünde Allah’a ortak olmaları mıdır? Bundan dolayı mı onlar istedikleri kimseleri üstün kabul ediyorlar? Yoksa onları bu sözleri söylemeye iten Allah’ın kendi lütfundan Rasûlüne ve mü’minlere vermesinden ötürü duydukları kıskançlıkları mıdır? Halbuki bu, Allah’ın şimdiye kadar görülmedik ve alışılmadık bir lütfu değildir. Zira “Doğrusu biz İbrahim soyuna da Kitabı ve hikmeti verdik. Onlara çok büyük bir mülk de bağışladık.” Bu, Yüce Allah’ın İbrahim’e ve onun soyundan gelenlere nimet olarak ihsan ettiği peygamberlik, Kitap, Dâvûd ve Süleyman gibi peygamberlerine ihsan etmiş olduğu büyük mülktür. Allah’ın nimetlerini lutfetmesi mü’min kullarına hâlâ devam etmektedir. Peki onlar Allah'ın, insanların en faziletlisi, en değerlisi, Allah’ı en ileri derecede tanıyan, Allah’tan en çok korkan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e peygamberlik, ilâhi yardım ve mülk nimetini vermesine ne diye karşı çıkıyor, tepki gösteriyorlar? 55. “Onlardan bir kısmı ona” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e “iman etti” Böylelikle dünyevi mutluluğu ve uhrevi kurtuluşu elde etti, “bir kısmı da ondan” inatla, kıskançlıkla ve hak yoldan alıkoymak maksadı ile “yüz çevirdi.” Böylelikle onlar dünyanın pek çok sıkıntıları ve musibetleri ile karşı karşıya kaldılar ki bu da onların isyanlarının sonuçlarının sadece bir parçasıdır. “Çılgın alevli ateş olarak” Allah’ı inkâr eden, peygamberlerinin peygamberliğini bile bile reddeden yahudi, hıristiyan ve onların dışında kalan çeşitli kâfirler üzerinde tutuşturulacak olan “cehennem” ateşi, onlara “yeter!” İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 56. “Âyetlerimizi inkâr edenleri” alevleri çok büyük, harareti oldukça fazla bir “ateşe sokacağız. Derileri piştikçe” tamamen yandıkça “azabı tatmaları için” azaplarının ulaşabileceği en ileri dereceye ulaşması için “başka derilerle değiştireceğiz.” Onların küfür ve inatları tekrarlanıp durduğundan ve küfür onların ayrılmaz bir sıfatı ve karakteri haline geldiğinden dolayı buna uygun bir ceza olmak üzere de azapları böylece tekrarlanıp duracaktır. İşte bundan dolayı devamla şöyle buyrulmuştur:“Şüphe yok ki Allah Azizdir, Hakîmdir” büyük izzet sahibidir ve yaratmasında, emrinde mükâfat ve cezasında hikmeti sonsuzdur. 57. Allah’a, Allah’ın iman edilmesini farz kıldığı şeylere “iman edip” farz ve müstehab türünden “salih ameller işleyenleri ise altlarından ırmaklar akan cennetlere içinde ebediyen kalmak üzere koyacağız. Orada onlar için tertemiz kılınmış zevceler vardır.” Bu zevceler, kötü ve bayağı huylardan ve dünya kadınlarında görülen her türlü kusur ve kirlilikten uzak ve arınmışlardır. “Onları koyu” gölgesi sürekli olan “bir gölgeliğe alacağız.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnsan bedeniyle ilgili bilgiler arttıkça acıyı beyne ulaştıran sinirlerin iç organlarda değil, zarlarda ve deride olduğu anlaşılmıştır. Uzun zaman veya ebediyen yanacak olan bir bedenin derisi yok olsaydı sahibi yanma acısını duyamaz hale gelirdi. Böyle bir kurtuluşun bile mümkün olmayacağı “Onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe derilerini başka deriler ile değiştiririz” buyurulmak suretiyle ifade edilmiştir. Beden ruha ve şuura haz ve elemi ulaştıran bir vasıtadan ibarettir. Kişinin nefsi, ruhu ve şuuru değişmedikçe bedenin veya bir parçasının değişmesi kişinin de değişmesini, bir başka insan olmasını gerektirmez. Bu sebeple durmadan yenilenen deri ile azap etmenin –günahsız deriye azap etmek mânasına geleceği için– adalete aykırı olduğunu ileri sürmek yanlış anlama ve değerlendirme ile eksik bilgiye dayanmaktadır; çünkü acı çeken deri değil, insanın kendisi; değişmeyen ruhu ve şuurudur.
Nisâ Suresi 56. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ayetlerimizi inkâr edenleri, kıyamet günü çepeçevre saran cehennem ateşine sokacağız. Üzerlerine azap devam etsin diye de her derileri yandığında derilerini yenileriyle değiştireceğiz. Şüphesiz Allah güçlüdür, hiç bir şey O'na galip gelemez. İşleri çekip çevirmesinde ve takdirinde hikmet sahibidir.