Önceki ayet· 63:8Sonraki ayet· 63:10

Münâfikûn Suresi 9. Ayet· 63:9

↗ Münâfikûn suresi
Medeni
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُلۡهِكُمۡ أَمۡوَٰلُكُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُكُمۡ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ
Ey inananlar! Sizi, mallarınız ve çocuklarınız Allah'ı anmaktan alıkoymasın; böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey inananlar! Sizi, mallarınız ve çocuklarınız Allah'ı anmaktan alıkoymasın; böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Ey İnananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız, sizi, Allah'ı anmaktan/Allah'ın zikri olan Kur'an'dan alıkoymasın! Böyle bir şey yapanlar, hüsrana uğramışların ta kendileridir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.6%
İngilizce
O you who have believed, let not your wealth and your children divert you from remembrance of Allah. And whoever does that - then those are the losers
Fransızca
O vous qui avez cru! Que ni vos biens ni vos enfants ne vous distraient du rappel d'Allah. Et quiconque fait cela... alors ceux-là seront les perdants
İspanyolca
¡Creyentes! Que las posesiones materiales y los hijos no los distraigan del recuerdo de Dios. Pues quienes se alejen del recuerdo de Dios serán los perdedores
Rusça
О те, которые уверовали! Пусть ваше имущество и ваши дети не отвлекают вас от поминания Аллаха. А те, которые поступают таким образом, окажутся потерпевшими убыток
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Janganlah harta bendamu dan anak-anakmu melalaikan kamu dari mengingat Allah. Dan barangsiapa berbuat demikian, maka mereka itulah orang-orang yang rugi
Bengalce
মুমিনগণ! তোমাদের ধন-সম্পদ ও সন্তান-সন্ততি যেন তোমাদেরকে আল্লাহর স্মরণ থেকে গাফেল না করে। যারা এ কারণে গাফেল হয়, তারাই তো ক্ষতিগ্রস্ত।
Çince
信道的人们啊!你们的财产和子女,不要使你们忽略了记念安拉。谁那样做,谁是亏折的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Sakın mallarınız ve evlatlarınız sizi, namaz ve namaz dışındaki İslam'ın farzlarını yerine getirmekten alıkoymasın. Bir kimseyi, malları ve evlatları, namaz ve namaz dışında Allah'ın farz kıldığı hususları yapmaktan alıkoyarsa; işte kıyamet günü kendilerini ve ailelerini gerçekten ziyana uğratanlar onlardır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
9- Ey iman edenler! Mallarınız da çocuklarınız da sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. 10- Herhangi birinize ölüm gelip de:“Rabbim! Beni(m ölümü) yakın bir zamana kadar ertelesen de çokça sadaka versem ve salihlerden olsam” diyeceği an gelmeden önce size verdiğimiz rızıklardan infâk edin. 11- Zira Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimse(nin ölmünü) asla ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. 9. Yüce Allah, mü’min kullarına kendisini çokça anmalarını emretmektedir. Çünkü gerçek kâr, kurtuluş ve pek çok hayırlar bununla elde edilir. Onlara mal ve evlâtlarının, kendisini anmaktan alıkoymasına fırsat vermelerini da yasaklamaktadır. Çünkü mal ve evlât sevgisi, çoğu nefislerin mayasında vardır. Birçokları bunlara olan sevgiyi Allah’a olan sevginin önüne geçirirler. Bu ise pek büyük bir zarardır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurur: "Kim bunu yaparsa” yani malı ve evladı Allah’ı hatırlamasını engelleyecek şekilde onu oyalarsa “işte onlar” ebedi mutluluğu ve sonu gelmez nimetleri kaybettiklerinden “hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” Çünkü bunlar fani olanı kalıcı olana tercih etmişlerdir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Mallarınız da evlâtlarınız da ancak bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah nezdindedir.”(et-Teğâbun, 64/15) 10. Yüce Allah’ın:“Size verdiğimiz rızıktan infâk edin” buyruğunun kapsamına, zekât, keffâretler, hanımların, kölelerin ve benzerlerinin nafakaları gibi farz olan infâk da, bütün hayırlı alanlarda malı cömertçe harcamak şeklindeki müstehap nafakalar da girmektedir. Yüce Allah’ın:“Size verdiğimiz rızıklardan” buyurması, kullarını kendileri için zor ve ağır gelecek şekilde infakta bulunmakla mükellef tutmadığını göstermektedir. O, kendilerine vermiş olduğu ve elde etme sebeplerini de onlara kolaylaştırdığı rızıkların hepsini değil sadece bir bölümünü infâk etmelerini emretmiştir. O bakımdan muhtaç kardeşlerini gözetmek sureti ile O’nun, kendilerine verdiklerinin şükrünü yerine getirsinler ve böylelikle ölümden önce bu işi yapmaya çalışsınlar. Çünkü ölüm geldikten sonra kulun zerre ağırlığı kadar dahi olsa bir hayır yapabilme imkânı kalmaz. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Herhangi birinize ölüm gelip de” imkân ollduğu vakitlerde işlediği kusurlara pişman olup imkânsız olan geri dönüşü isteyerek: “Rabbim! Beni(m ölümü) yakın bir zamana kadar ertelesen de” yaptığım kusurları telafi etsem; azaptan kurtuluşuma vesile olacak ve pek çok mükâfata hak kazandıracak şekilde malımdan “çokça sadaka versem” emrolunduğum bütün hususları yerine getirmek ve yasaklardan sakınmak sureti ile de “salihlerden olsam.” Bunun kapsamına da hac ve diğer (ertelenen) ameller girmektedir. 11. Ama böyle bir dilek ve temenninin vakti geçmiş, böyle bir şeyin telâfi edilmesine imkân kalmamış olacaktır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Zira Allah” kesin olarak kararlaştırılmış olan “eceli geldiğinde hiçbir kimse(nin ölmünü) asla ertelemez. Allah” hayır ve şer bütün “yaptıklarınızdan haberdardır.” Sahip olduğunuzu bildiği niyet ve amellerinize göre de size karşılıklarını verecektir. Münafikûn Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an’da, yer yer dünyaya aşırı düşkünlük göstermenin tehlikelerine ve dünya hayatının varlık sebebi olan sınavın icaplarından olarak insana bazı şeylerin câzip gösterildiğine sık sık değinilir. 9. âyetten açıkça anlaşıldığı üzere burada kişiye yüklenen ödev, onun ailesiyle ilgilenmemesi, kazanç sağlayıcı işlerle meşgul olmaması değil, hayatın tabii akışı içinde ve insanın doğasının bir gereği olarak zaten gösterilmekte olan bu ilgi ve meşguliyetin, hayatın gerçek anlamını unutturacak ve Allah’a kul olma bilincini yitirmeye sebep olacak bir sapmaya yol açmamasıdır (ayrıca bk. Âl-i İmrân 3/14; Enfâl 8/28; Sebe’ 34/37; Tegābün 64/14). İnsan kendisini dünya telâşının anaforuna kaptırırsa, âhiret için bir şeyler yapmak gerektiğine inansa bile, henüz önünde uzun bir ömür bulunduğunu düşünüp varlık amacına ilişkin görevlerini ileriye erteleme gibi yanılgılara kapılır. Değişmez gerçek olan ölümle yüz yüze geldiği zaman ise kendisine ek süre verilmesi için yalvarır. Ama sınav süresi dolmuş, artık sıra değerlendirmeye gelmiştir (bu konuda benzer bir tasvir için bk. Mü’minûn 23/99-100; “ecel” hakkında bk. En‘âm 6/2; A‘râf 7/34). 7. âyette münafıkların başkaları için ve Allah yolunda yapılan harcamalar (infak) konusundaki hasis tutumları kınanmıştı; burada ise insanı lâyık olduğu yerde tutacak olan iki temel davranışa vurgu yapılmaktadır: 1. Allah’ı anmayı yani O’nun kulu olduğunu unutmamak, 2. Sahip olduğu imkânları gönüllü olarak başkalarıyla paylaşmaya çalışmak. İnsanî değerler bakımından düşük düzeyde olan bireyler ve toplumlar, başkalarından ne koparabilecekleri, bu açıdan yüksek düzeyde olanlar ise başkalarına ne verebilecekleri üzerinde yoğunlaşırlar. İnsanlık tarihindeki çekişmelerin ve geliştirilen sosyal düzenlerin özü de bu iki noktadan bağımsız değildir (infak hakkında bk. Bakara 2/245, 254, 261).
Münâfikûn Suresi 9. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Sakın mallarınız ve evlatlarınız sizi, namaz ve namaz dışındaki İslam'ın farzlarını yerine getirmekten alıkoymasın. Bir kimseyi, malları ve evlatları, namaz ve namaz dışında Allah'ın farz kıldığı hususları yapmaktan alıkoyarsa; işte kıyamet günü kendilerini ve ailelerini gerçekten ziyana uğratanlar onlardır.