Önceki ayet· 6:7Sonraki ayet· 6:9

En'âm Suresi 8. Ayet· 6:8

↗ En'âm suresi
Mekki
وَقَالُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ مَلَكٞۖ وَلَوۡ أَنزَلۡنَا مَلَكٗا لَّقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ
Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Bir melek indirmiş olsaydık iş bitmiş olurdu da onlara göz bile açtırılmazdı
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Bir melek indirmiş olsaydık iş bitmiş olurdu da onlara göz bile açtırılmazdı
Elmalılı Hamdi Yazır
"O'na bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, sonra kendilerine hiç göz açtırılmazdı.
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da söylediler: "Bu peygambere bir melek indirilseydi ya!" Eğer böyle bir melek indirmiş olsaydık iş mutlaka bitirilmiş olurdu da kendilerine göz bile açtırılmazdı.
Süleyman Ateş
O'na bir melek indirilmeli değil miydi? dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, artık kendilerine hiç göz açtırılmazdı.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
And they say, "Why was there not sent down to him an angel?" But if We had sent down an angel, the matter would have been decided; then they would not be reprieved
Fransızca
Et ils disent: «Pourquoi n'a-t-on pas fait descendre sur lui (Muhammad) un Ange?» Si Nous avions fait descendre un Ange, c'eût été, sûrement, affaire faite; puis on ne leur eût point donné de délai
İspanyolca
Ellos dicen: "¿Por qué no hizo descender un ángel junto a él?" Pero si hubiese enviado un ángel el asunto habría quedado decidido, y no se les habría dado ningún plazo de espera [para creer]
Rusça
Они сказали: «Почему к нему не спускается ангел?». Если бы Мы ниспослали ангела, то решение уже было бы вынесено, после чего они не получили бы отсрочки
Endonezce
Dan mereka berkata, "Mengapa tidak diturunkan malaikat kepadanya (Muhammad)?"305) Jika Kami turunkan malaikat (kepadanya), tentu selesailah urusan itu,306) tetapi mereka tidak diberi penangguhan (sedikit pun)
Bengalce
তারা আরও বলে যে, তাঁর কাছে কোন ফেরেশতা কেন প্রেরণ করা হল না ? যদি আমি কোন ফেরেশতা প্রেরণ করতাম, তবে গোটা ব্যাপারটাই শেষ হয়ে যেত। অতঃপর তাদেরকে সামান্যও অবকাশ দেওয়া হতনা।
Çince
他们说:“为什么没有一个天使降临他呢?”假若我降一个天使,那么,他们的毁灭,必成定案,而他们不蒙宽待了。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu kâfirler; "Eğer Allah, Muhammed ile beraber bizimle konuşan bir melek indirseydi ve onun resul olduğuna şahitlik etseydi iman ederdik" dediler. Eğer biz onların istedikleri vasıfta bir melek indirseydik, iman etmediklerinde onları mutlaka helak ederdik. Melek indiğinde tövbe etmeleri için de onlara izin verilmezdi.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
7- Eğer biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik, kendileri de elleri ile ona dokunsalardı kâfir olanlar yine de:“Bu ancak apaçık bir büyüdür” derlerdi. 8- “Ona bir melek indirilseydi ya!” dediler. Eğer biz bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olur sonra kendilerine mühlet de verilmezdi. 9- Eğer o (peygamberi) bir melek yapsaydık, yine bir adam (suretinde) yapardık ve onları düşmekte oldukları şüpheye yine düşürürdük. 7. Bu, kâfirlerin aşırı derecedeki inatlarına dair Allah’ın, peygamberine verdiği bir haberidir. Onların yalanlamaları, senin getirmiş olduklarında bulunan bir kusurdan ve onların bilgisizliklerinden kaynaklanmıyor. Aksine bu tutumları sade bir zalimlik ve bir azgınlıktır. Sizin de buna karşı koyabilecek bir çareniz yoktur. İşte Yüce Allah onların durumunu şöylece dile getirmektedir:“Eğer biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik, kendileri de elleri ile ona dokunsalardı” ve onun gerçek olduğunu kesin olarak anlasalardı “kâfir olanlar yine de” zulmedip büyüklenerek: “Bu ancak apaçık bir büyüdür” derlerdi.” Şimdi bu delilden daha büyük ne olabilir? Buna karşılık böyle bir delil hakkında onların şu çirkin sözlerine bakın. Onlar akıldan yana azıcık bir nasibi olan herhangi bir kimsenin bile kabul edeceği maddi olan bir şeye karşı, bile bile inat göstermişlerdir. 8. Yine onlar cahilliklerine ve aklın gereklerini bilmeyişlerine dayalı inatlarını sürdürerek “Ona bir melek indirilse ya!, dediler.” Yani niçin Muhammed ile birlikte ona içinde bulunduğu bu durumda yardımcı olsun, destek versin, diye bir melek indirilmedi? Çünkü batıl zanlarına göre o bir beşer olduğundan, Allah’ın risaleti ise ancak melekler eli ile gönderilebildiğinden, onun yanında bir melek olmalıydı. Allah ise kullarına lütuf ve rahmetini insanlara kendilerinden olan birisini peygamber göndermekle beyan etmektedir. Çünkü böyle bir peygamberin getirdiklerine bilgi ve basirete dayanarak ve görmeden inanılır. “Eğer biz” risaletimizi getirmek üzere “bir melek indirseydik” o zaman iman, hakkı bilmekten dolayı olmazdı. Bu görülen ve tanık olunan şeylere iman etmek olurdu ki böyle bir iman da tek başına hiçbir fayda sağlamaz. Bu da onların iman etmeleri halinde böyledir. Ancak böyle bir durumda bile onların iman etmeyecekleri ihtimali yüksektir. İman etmedikleri takdirde de “iş” acilen helâk edilmeleri ve onlara süre tanınmaması ile “bitirilmiş olur.” Çünkü kendileri tarafından teklif edilen mucizelere iman etmeyen kimseler hakkındaki Allah’ın sünneti/kanunu budur. Allah’ın insanlara -kullar için daha uygun ve daha merhametlice olduğunu bildiği- kendilerinden bir beşeri apaçık belgelerle göndermesi, bununla birlikte kâfir ve yalanlayanlara da Allah’ın mühlet vermesi elbette ki daha hayırlıdır. Melek indirilmesini istemeleri ise -eğer bilmiş olsalardı- kendileri için bir kötülüktür. 9. Bununla birlikte eğer onlara melek indirilmiş ve peygamber olarak gönderilmiş olsaydı, onlar o melekten ilâhi mesajları alamazlar, buna tahammül edemezler ve fani güçleri buna yetmezdi. “Eğer o (peygamberi) bir melek yapsaydık, yine bir adam (suretinde) yapardık.” Çünkü ilâhi hikmet bundan başkasını gerektirmemektedir “ve onları düşmekte oldukları şüpheye yine düşürürdük.” Yani iş onlar için karışık ve içinden çıkılmaz bir hal alırdı. Buna sebep ise kendi kendilerini şüpheye düşürmeleridir. Çünkü onlar kendilerini hem karışıklık içeren, hem de hakkı açıkça ortaya koymaya elverişli olmayan böyle bir kurala bağlamışlardı. Hak, sağlıklı yolları ile ve aslî kâideleri ile kendilerine gelince başkaları bu hak ile hidâyet bulurken, aynı hak kendilerine hidâyet sebebi olmadı. Suç kendilerinindir. Çünkü hidâyet kapısını kendi yüzlerine kendileri kapattılar ve önlerine sapıklığın kapılarını açtılar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrikler görünüşte ilâhî vahyin geliş tarzını inandırıcı bulmadıkları için, hakikatte ise sırf inat ve taassuplarından dolayı başka bir istekte bulunmuşlar, Hz. Muhammed’i kastederek, “Ona bir melek inseydi ya!” demişlerdir. Aslında Hz. Peygamber’e melek inmekle birlikte, müşrikler onun hakiki suretinde gelip Hz. Peygamber’le dolaşmasını ve bunu gözleriyle görmeyi istiyorlardı. Âyetin devamında yüce Allah “Eğer biz (istedikleri şekilde) bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine mühlet verilmezdi” buyurarak onların bu talebini de reddetmiştir. Tefsirlerde âyetin bu kısmıyla ilgili olarak çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Şöyle ki: a) Zemahşerî “iş bitirilirdi” ifadesini “Onlar helâk edilirlerdi” şeklinde yorumlamakta ve bunu da şu gerekçeye bağlamaktadır: Meleği görmelerinden sonra –âyette de belirtildiği gibi– artık onlara mühlet verilmezdi; ya meleğin kendi suretinde Resûlullah’a geldiğini ayan beyan gördükleri halde yine de iman etmeyecekleri için veya melek gelip de artık her şey apaçık kesinlik kazanınca yükümlülüğün esası olan ihtiyar (seçme özgürlüğü) ortadan kalkacağı için helâk edilmeleri gerekli olurdu; ya da meleği kendi suretinde gördükleri anda, gördüklerinin verdiği dehşetten dolayı ruhları bedenlerinden ayrılır, yani ölüverirlerdi. Çünkü “şiddetin âniden zuhuru, şiddetin kendisinden daha dehşet vericidir” (II, 4-5). b) Şevkânî’ye göre müşrikler “Ona bir melek indirilseydi ya!” derken meleğin aslî suretiyle gelerek kendileriyle konuşur, Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğunu kendilerine bildirirse ona inanıp tâbi olacaklarını söylüyorlardı. Oysa Allah biliyordu ki, onlara böyle bir melek gelmiş olsa yine de iman etmeyecekler ve bunun sonucunda derhal helâk edilmeye müstahak olacaklardı (II, 117). c) Elmalılı M. Hamdi’ye göre eğer melek kendi suretinde gelip de hakikat itiraza mahal kalmayacak şekilde apaçık ortaya çıksaydı, artık Hz. Peygamber’in haber verdiği azap hemen uygulanırdı. Özellikle vahiy meleği Cebrâil’i, sıradan insanlar şöyle dursun, peygamberlerden bile pek azı asıl varlığıyla görebilmiştir (III, 1880-1881; ayrıca bk. Necm 53/1-18; Buhârî, “Tefsîr”, 53/1-2). Ayrıca Hz. Muhammed’in dahi vahiy esnasında büyük bir dehşet ve sıkıntı hali yaşadığına ilişkin hadisler vardır (Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 2-3) . Hz. Peygamber’in özellikle ilk vahyi aldığı sırada yaşadığı olağan üstü sarsıntıya Kur’an-ı Kerîm de işaret etmektedir (Müzzemmil 73/1; Müddessir 74/1). d) İbn Âşûr ise “İş bitirilmiş olurdu” ifadesini “Tehdit edildikleri azap gerçekleştirilirdi” anlamında açıklamıştır. Zira Allah’ın gazabına uğrayan bir topluma melekler ancak azap getirmek için inerler. Nitekim Lût kavminin durumu bunu göstermektedir (A‘râf 7/80-84). Muhtemelen Allah Teâlâ melekleri hak uğruna müsamahasız bir sertlik ve öfke tabiatında yaratmıştır (IV, 145). Aynı müfessir ayrıca Cenâb-ı Hakk’ın müşriklerin, aslında mahvolmalarına yol açacak olan bu taleplerini cezalandırmamasını, O’nun inkârcılara karşı bir rahmeti şeklinde yorumlamamak gerektiğini savunuyorsa da bu görüşün isabetli olduğu kanaatinde değiliz. Zira âyette de dolaylı olarak belirtildiği gibi Allah onlara mühlet vermiş ve bu sayede daha sonra bazıları İslâm’ı kabul etme şerefine ermişlerdir ki, bunlar arasında bu sûrenin 7. âyetinin inmesine sebep olduğu rivayet edilen Abdullah b. Ebû Ümeyye de vardır. Hatta bu zat daha sonra Tâif’te şehid düşmüştür (Elmalılı, III, 1180).
En'âm Suresi 8. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu kâfirler; "Eğer Allah, Muhammed ile beraber bizimle konuşan bir melek indirseydi ve onun resul olduğuna şahitlik etseydi iman ederdik" dediler. Eğer biz onların istedikleri vasıfta bir melek indirseydik, iman etmediklerinde onları mutlaka helak ederdik. Melek indiğinde tövbe etmeleri için de onlara izin verilmezdi.