Önceki ayet· 6:44Sonraki ayet· 6:46

En'âm Suresi 45. Ayet· 6:45

↗ En'âm suresi
Mekki
فَقُطِعَ دَابِرُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْۚ وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Zulmeden milletin kökü böylece kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Zulmeden milletin kökü böylece kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur
Elmalılı Hamdi Yazır
Böylece zulmeden kavmin kökü kesildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylece, zulme saplanan topluluğun kökü kesilmişti; hamt olsun âlemlerin Rabbi'ne!
Süleyman Ateş
Böylece haksızlık eden milletin ardı kesildi. Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun!
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.5%
İngilizce
So the people that committed wrong were eliminated. And praise to Allah, Lord of the worlds
Fransızca
Ainsi fut exterminé le dernier reste de ces injustes. Et louange à Allah, Seigneur de l'Univers
İspanyolca
Así fueron destruidos los injustos. ¡Alabado sea Dios, Señor del universo
Rusça
Беззаконники были уничтожены до основания. Хвала Аллаху, Господу миров
Endonezce
Maka orang-orang yang zalim itu dimusnahkan sampai ke akar-akarnya. Dan segala puji bagi Allah, Tuhan seluruh alam
Bengalce
অতঃপর জালেমদের মূল শিকড় কর্তিত হল। সমস্ত প্রশংসা আল্লাহরই জন্যে, যিনি বিশ্বজগতের পালনকর্তা।
Çince
不义的民众,已被根绝了。一切赞颂,全归安拉——众世界的主!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Böylece o küfür ehlinin tamamı helak edilerek kökü kazındı ve Allah'ın resulleri muzaffer kılındı. Şükür ve övgü yalnızca düşmanlarını helak edip veli kullarına yardım eden alemlerin Rabbine mahsustur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
42- Andolsun ki senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik de belki yalvarırlar diye onları darlığa ve sıkıntıya uğrattık. 43- Bari onlara azabımız geldiğinde yalvarsalardı! Fakat kalpleri katılaşmış ve şeytan da yaptıklarını onlara süslü göstermişti. 44- Onlar kendilerine verilen öğütleri unutunca, biz de üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihâyet kendilerine verilenlerle şımarınca ansızın onları yakalayıverdik de ümitsizce kalakaldılar. 45- Böylece zulmedenlerin ardı arkası kesildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. 42. Yüce Allah:“Andolsun ki senden önceki ümmetlere” geçmiş ümmetlere, önceki nesiller arasından senden önceki ümmetlere biz nice “peygamberler gönderdik.” Ancak peygamberlerimizi yalanladılar ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettiler. “Belki” bize “yalvarırlar diye” ve sıkıntı esnasında bize sığınırlar diye bizden onlara bir rahmet olmak üzere “onları darlığa ve sıkıntıya” fakirlik, hastalık, çeşitli afet ve musibetlere “uğrattık.” 43. “Bari onlara azabımız geldiğinde yalvarsalardı! Fakat kalpleri katılaşmış” adeta taş kesilmiş ve hakka karşı yumuşamaz bir hal almıştı “ve şeytan da yaptıklarını onlara süslü göstermişti.” İzledikleri yolun gerçek din olduğunu sandılar ve bir süre batılları içerisinde oyalanıp durdular, şeytan onların akılları ile oynadı. 44. “Onlar kendilerine verilen öğütleri unutunca, biz de üzerlerine” dünya ve dünyanın lezzetleri ve gafletleri türünden “her şeyin kapılarını açtık. Nihâyet kendilerine verilenlerle şımarınca ansızın onları yakalayıverdik de ümitsizce kalakaldılar.” Her türlü hayırdan yana ümitlerini kestiler. Bu ise olabilecek en şiddetli azaptır. Yani farkında olmadan, gaflet içerisinde iken, huzur ve rahat içinde iken azabın onları gelip yakalaması... Böylelikle azapları daha ağır, musibetleri daha büyük olur. 45. “Böylece zulmedenlerin ardı arkası kesildi.” Yani azaba duçar oldular ve önlerinde bütün kurtuluş çareleri tükendi. O’nu yalanlayanların helâkine dair kaza ve kaderi dolayısıyla “Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.” Çünkü böylelikle Allah’ın âyetleri, gerçek dostlarına lütuf ve ihsanı, düşmanlarını hakir ve küçük göstermesi ve peygamberlerinin getirdiklerinin doğru olduğu ortaya çıkmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnsanlar kıtlıktan bolluğa, hastalıktan sağlığa, sıkıntıdan esenliğe kavuştukları zaman, bunlarda kendileri için imtihanlar bulunduğunu düşünmeli ve her zamankinden daha dikkatli, daha sorumlu hareket etmeli, bu nimet ve imkânları veren Allah’a minnet ve şükran hissi duymalıdırlar. Âyette söz konusu edilen kavimler, bu imkânların bir imtihan olduğunu düşünerek uyarılara önem verecekleri yerde, kendileri için bir istidrâc (insanın günahlarını daha da arttırmasına yol açabilecek nimetler; bilgi için bk. A‘râf 7/182), bir imtihan olan bu bolluk ve rahatlığa aldandılar; “sonunda kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları sırada” Allah Teâlâ onları ansızın yakaladı. “Bir anda bütün ümitlerini yitirdiler.” Böylece artık zulmeden –yani şükretmeleri gerekirken küfredip başkaldıran– kavmin kökü kesildi. Bu şekilde ıslah olma ümidi kalmamış olan kötülerin Allah tarafından yok edilmesi iyiler hakkında bir rahmet olduğu için, bu gelişmeleri anlatan âyetlerin sonunda “Her türlü övgü, âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur” buyurulmuştur. Rivayete göre Hz. Peygamber, “Bir topluluk günah işlemekte ısrar ederken yine de Allah’ın onlara istedikleri şeyleri verdiğini görürseniz bilin ki bu bir istidrâcdır” buyurmuşlar, ardından da bu âyeti okumuşlardır (İbn Atıyye, II, 292).
En'âm Suresi 45. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Böylece o küfür ehlinin tamamı helak edilerek kökü kazındı ve Allah'ın resulleri muzaffer kılındı. Şükür ve övgü yalnızca düşmanlarını helak edip veli kullarına yardım eden alemlerin Rabbine mahsustur.