Önceki ayet· 25:29Sonraki ayet· 25:31

Furkân Suresi 30. Ayet· 25:30

↗ Furkân suresi
Mekki
وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَٰرَبِّ إِنَّ قَوۡمِي ٱتَّخَذُواْ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ مَهۡجُورٗا
Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı terkedilmiş (bir şey yerinde) tuttular."
Yaşar Nuri Öztürk
Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."
Süleyman Ateşen ayrışan
Elçi de: "Ya Rabbi, kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar demiştir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.5%
İngilizce
And the Messenger has said, "O my Lord, indeed my people have taken this Qur'an as [a thing] abandoned
Fransızca
Et le Messager dit: «Seigneur, mon peuple a vraiment pris ce Coran pour une chose délaissée!»
İspanyolca
Dijo el Mensajero: "¡Oh, Señor mío! Mi pueblo ha abandonado el Corán
Rusça
Посланник сказал: «Господи! Мой народ забросил этот Коран»
Endonezce
Dan Rasul (Muhammad) berkata, "Ya Tuhanku, sesungguhnya kaumku telah menjadikan Alquran ini diabaikan
Bengalce
রসূল বললেনঃ হে আমার পালনকর্তা, আমার সম্প্রদায় এই কোরআনকে প্রলাপ সাব্যস্ত করেছে।
Çince
使者曾说:“我的主啊!我的宗族以这《古兰经》为弃物。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Resul o gün kavminin halini şikayet ederek şöyle diyecektir: "Ey Rabbim! Şüphesiz beni göndermiş olduğun kavmim, bu Kur'an'ı büsbütün terk ettiler."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
30- Rasûl:“Ey Rabbim! Gerçekten kavmim bu Kur’ân’ı terk etti” dedi. 31- İşte bu şekilde biz, her bir peygambere günahkârlardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter. 30. “Rasûl” Rabbine niyaz edip kavminin, getirdiklerinden yüz çevirmelerinden şikâyet ederek ve onların bu tutumlarına üzülerek: “Ey Rabbim! Gerçekten” beni kendilerine hidâyete eriştirmek ve onlara tebliğde bulunmak üzere göndermiş olduğun “kavmim, bu Kur’ân’ı terk etti, dedi.” Ondan yüz çevirdiler, uzaklaştılar. Onu bırakıp gittiler. Oysa onun hükmüne bağlı kalmaları, ahkâmına yönelmeleri, ardından yürümeleri gerekirdi. Allah, Rasûlünü teselli ederek, bu insanların geçmişlerinin de böyle olduğunu ve bunların yaptıkları gibi yaptıklarını haber vererek şöyle buyurmaktadır: 31. “İşte bu şekilde biz, her bir peygambere günahkârlardan bir düşman var ettik.” Yani hayra elverişli olmayan, hayır ile arınıp temizlenmeyen kimselerden peygamberlere karşı çıkacak, onların sözlerini reddedecek ve batıl ile mücadedele edecek kimseler kıldık. Ki bu gibilerin birtakım faydaları vardır: Hak batıla üstünlük sağlar. Hak açıklık kazanır ve çok büyük oranda netleşir. Çünkü batılın hakka karşı çıkması, hakkın açıklığını ve delillerinin mükemmelliğini arttırır. Ayrıca Yüce Allah’ın hak ehline ihsan ettiği lütufları ve batıl ehline uyguladığı cezaları açıkça görülür. O halde onlar için üzülme ve arkalarından kendini neredeyse öldürecek hale de getirme! “Yol gösterici” sana hidâyet veren ve böylelikle arzuladığını gerçekleştirip din ve dünya menfaatlerini elde etmeni sağlayacak “ve yardımcı” düşmanlarına karşı sana zafer verecek, din ve dünya işlerinde hoşuna gitmeyen her hususu senden uzaklaştıracak merci “olarak Rabbin yeter.” Sen de O’nu yeterli bil ve yalnızca O’na güvenip dayan.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Putperestlerin Resûlullah’a ısrarla karşı çıkmaları, haksız iddia ve iftiralarla onu üzmeleri üzerine onun da bu âyetteki ifadelerle inkârcıları Allah’a şikâyet ettiği belirtilmektedir (Râzî, XXIV, 76-77). Ancak Taberî (XIX, 9) gibi bazı müfessirler, konunun akışını dikkate alarak Hz. Peygamber’in bu şikâyetini âhirette, o büyük yargılama sırasında dile getireceğini belirtmişlerdir. Ayrıca yine ifadenin gelişinden anlaşıldığına göre onun şikâyetçi olduğu kesim, bütün ümmeti, hatta kendi dönemindeki bütün kavmi değil, bunlar içinden onun risâletini tanımayan, Kur’an’ın çağrısına uymayı reddeden putperestlerdir. Metindeki mehcûran kelimesinin kök anlamından dolayı ilgili bölüme çoğunlukla, “... Kur’an’a inanmayı terkettiler, onu kabul etmediler, onu dinlemekten dahi yüz çevirdiler” mânası verilmiştir (Râzî, XXIV, 77). Bu tutumlar, özetle Kur’an’a ilgisizlik anlamına geldiği için meâline anlamı bu kelimeyle yansıttık. Ancak mehcûran kelimesinin kökünde “alay etme” ve “hezeyan savurma, saçmalama” anlamları da bulunmakta olup bu anlamlar dikkate alınarak Resûlullah’ın bu şikâyetinin, “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’la alay ettiler” veya “... Kur’an’la ilgili saçma sapan sözler sarfedip haksız iddialar ileri sürdüler” şeklinde de anlaşılabileceği belirtilmiştir (Taberî, XIX, 9-10). Sonuçta her üç anlamıyla da bu şikâyette müşriklerin Kur’an karşısındaki akıl ve ahlâk ölçüleriyle uyuşmayan inkârcı ve reddedici tutumları dile getirilmektedir.
Furkân Suresi 30. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Resul o gün kavminin halini şikayet ederek şöyle diyecektir: "Ey Rabbim! Şüphesiz beni göndermiş olduğun kavmim, bu Kur'an'ı büsbütün terk ettiler."