Önceki ayet· 6:118Sonraki ayet· 6:120

En'âm Suresi 119. Ayet· 6:119

↗ En'âm suresi
Mekki
وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تَأۡكُلُواْ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَقَدۡ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيۡكُمۡ إِلَّا مَا ٱضۡطُرِرۡتُمۡ إِلَيۡهِۗ وَإِنَّ كَثِيرٗا لَّيُضِلُّونَ بِأَهۡوَآئِهِم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُعۡتَدِينَ
Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir
Elmalılı Hamdi Yazır
Size ne oluyor da Allah'ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalmanızın dışında haram olan şeyleri genişce açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilmeden keyiflerine uyarak insanları doğru yoldan saptırıyorlar. Muhakkak ki, Rabbin, sınırı aşanları çok iyi bilir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Size ne oluyor da üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz? Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak açıklamıştır. Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.
Süleyman Ateş
Üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan niçin yemeyesiniz? Çaresiz yemek zorunda kaldıklarınız dışında, size haram kıldığı şeyleri (Allah) size açıklamıştır. Doğrusu birçokları, bilmeden keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Muhakkak ki Rabbin, (evet) O, sınırı aşanları çok iyi bilir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.9%
İngilizce
And why should you not eat of that upon which the name of Allah has been mentioned while He has explained in detail to you what He has forbidden you, excepting that to which you are compelled. And indeed do many lead [others] astray through their [own] inclinations without knowledge. Indeed, your Lord - He is most knowing of the transgressors
Fransızca
Qu'avez-vous à ne pas manger de ce sur quoi le nom d'Allah a été prononcé? Alors qu'Il vous a détaillé ce qu'Il vous a interdit, à moins que vous ne soyez contraints d'y recourir. Beaucoup de gens égarent, sans savoir, par leurs passions. C'est ton Seigneur qui connaît le mieux les transgresseurs
İspanyolca
¿Por qué no habrían de comer de aquello sobre lo que se ha mencionado el nombre de Dios, siendo que Él ya les ha detallado lo que les es prohibido [comer], salvo en caso de extrema necesidad? Muchos se extravían al seguir sus pasiones por ignorancia, pero Dios conoce mejor que nadie a los transgresores
Rusça
Почему вы не должны есть из того, над чем произнесено имя Аллаха, в то время как Он уже подробно разъяснил вам, что вам запрещено, если только вы не принуждены к этому? Воистину, многие вводят других в заблуждение своими собственными желаниями, без всякого знания. Воистину, твоему Господу лучше знать преступников
Endonezce
Dan mengapa kamu tidak mau memakan dari apa (daging hewan) yang (ketika disembelih) disebut nama Allah, padahal Allah telah menjelaskan kepadamu apa yang diharamkan-Nya kepadamu, kecuali jika kamu dalam keadaan terpaksa. Dan sungguh, banyak yang menyesatkan orang dengan keinginannya tanpa dasar pengetahuan. Tuhanmu lebih mengetahui orang-orang yang melampaui batas
Bengalce
কোন কারণে তোমরা এমন জন্তু থেকে ভক্ষণ করবে না, যার উপর আল্লাহর নাম উচ্চারিত হয়, অথচ আল্লাহ ঐ সব জন্তুর বিশদ বিবরণ দিয়েছেন, যেগুলোকে তোমাদের জন্যে হারাম করেছেন; কিন্তু সেগুলোও তোমাদের জন্যে হালাল, যখন তোমরা নিরুপায় হয়ে যাও। অনেক লোক স্বীয় ভ্রান্ত প্রবৃত্তি দ্বারা না জেনে বিপথগামী করতে থাকে। আপনার প্রতিপালক সীমাতিক্রম কারীদেরকে যথার্থই জানেন।
Çince
除为势所迫外,你们所当戒除的,安拉已为你们阐明了,你们怎么不吃那诵安拉之名而宰的呢?有许多人,必因自己的私欲,而无知地使别人迷误。你的主确是知道过分者的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Sizleri üzerlerine Allah’ın adı zikredilerek kesilenleri yemenizden men eden nedir? Oysa Allah, zaruretle muhtaç olmanız dışında size haram kıldığı ve terk etmeniz gereken şeyleri açıkladı. Zaruret haram olan şeyleri mübah kılar. Şüphesiz müşriklerden birçoğu, cahilliklerinden kaynaklanan bozuk görüşleri sebebiyle kendilerine tabi olan kimseleri haktan uzaklaştırıyorlar. Çünkü Allah’ın onlara haram kıldığı leş ve bunun dışında kalan şeyleri helal kılıyorlar. Bahîra, Vasîle ve Hâmî ve diğer hususlardan Allah’ın helal kıldığı şeyleri de haram kılıyorlar. -Ey Resul!- Rabbin, Allah’ın hudutlarını çiğneyenleri, onun sınırlarını çiğnemelerinden ötürü elbette cezalandıracaktır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
118- Eğer O’nun âyetlerine iman edenler iseniz, üzerlerine Allah’ın adı anılan (hayvan)lardan yiyin. 119- Üzerine Allah’ın adı anılanlardan yememenize sebep ne? Halbuki O, size -zaruret halinde kendisine ihtiyaç duyduklarınızı müstesna kılarak- neyi haram kıldığını size ayrı ayrı açıklamıştır. Gerçekten birçok kimseler bilgisizce, hevâları ile saptırıyorlar. Şüphesiz Rabbin, haddi aşanları en iyi bilendir. 118-119. Yüce Allah mü’min kullarına imanlarının bir gereği olarak, eğer mü’min iseler üzerine Allah’ın adı anılan helâl kılınmış ehli ve diğer hayvanlardan yemelerini, bunları yemenin helâl olduğuna inanmalarını, cahiliye halkı gibi kendiliklerinden bir şeyler uydurarak ve şeytanların saptırmasına uyarak helâl olan birçok şeyi haram kılma yoluna gitmemelerini emretmektedir. Yüce Allah, mü’minin alametinin bu kötü ve yerilmiş âdet hususunda cahiliye mensuplarına muhalefet etmek olduğunu zikretmiştir. Çünkü cahiliyenin bu kötü adeti Allah’ın şeriatını değiştirmeyi içermektedir. Peki, mü’minleri üzerine Allah’ın adı anılmış olan hayvanların etlerinden yemekten alıkoyan nedir? Halbuki Allah kullarına neyi haram kıldığını genişçe açıklayıp izah etmiştir. O halde harama düşmek korkusu ile helâl olan birtakım şeyleri yemekten uzak durmayı gerektiren herhangi bir şüphe veya içinden çıkılmaz bir durum bulunmamaktadır. Âyet-i kerime, eşyada ve yiyeceklerde aslolanın mubahlık olduğuna delildir. Eğer bunlardan herhangi bir şeyin haram kılındığına dair Şer’î hüküm varid olmamışsa o şey, mubahlığı üzere kalmaya devam eder. Yüce Allah’ın susup da hakkında hüküm belirtmediği şey helâldir. Çünkü haramı Yüce Allah genişçe açıklamış bulunmaktadır. Allah’ın bu şekilde açıklamadığı şeyler ise haram değildir. Bununla birlikte Yüce Allah geniş geniş haramlığını açıkladığı şeyleri zaruret ve açlık halinde mubah kılmıştır. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Leş, kan, domuz eti... size haram kılındı... Kim son derece aç olur da günaha meyletmeksizin (bu sayılanlardan yemek) zorunda kalırsa, şüphesiz Allah çok bağışlayan, pek merhamet edendir.”(el-Maide, 5/3) Daha sonra Yüce Allah insanların bir çoğundan sakındırarak: “Gerçekten bir çok kimseler bilgisizce” ve bir delilleri bulunmaksızın “hevâları ile” yani sırf nefislerinin hoşuna gittiği için “saptırıyorlar.” O halde mü’min kulun böylelerinden sakınması gerekir. Bu gibi kimselerin alametleri ise -Yüce Allah’ın kullarına açıkladığı üzere- onların davet ettikleri şeylerin şer’i herhangi bir delil ve belgeye dayalı olmamasıdır. Onların kendi bozuk hevalarına ve kısır görüşlerine göre delili andıran birtakım şeylere sahip oldukları görülebilir. Ancak böyleleri Allah’ın şeriatına ve Allah’ın kullarına karşı haddi aşan kimselerdir. Allah ise haddi aşanları sevmez. Hidâyete çağıran ve hidâyet bulmuş olanlar ise böyle değildir. Onlar hakka ve hidâyete davet etmekle birlikte çağrılarını aklî ve nakli delillerle de desteklerler. Onlar bu çağrılarında ise ancak Rablerinin rızasını ve O’na yakın olma yolunu ararlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hafâcî’nin kaydettiği bir rivayete göre ilk dönem müslümanla­rından bir kısmı, zühd ve takvâ olsun diye bazı önemli gıda maddelerini kendilerine yasaklıyorlardı. Âyette böyle bir tutumun doğru olmadığına işaret edilmiştir (bk. İbn Âşûr, VIII, 33). Ancak Taberî, kendisinin ilk müslümanlar arasında böyle bir anlayış bulunduğunu gösteren bir bilgiye rastlamadığını belirtiyor (VIII, 12). Bu âyetin ifadesi karşısında da, vejeteryen anlayışın kişisel bir tercih olmaktan öte kendisi için dinî bir dayanak bulması mümkün değildir. Zira yüce Allah, açlıktan ölmek gibi bir çaresizlik dışında hangi şeylerin yenilmesinin haram olduğunu açıklamıştır. Âyetin “Oysa Allah ... haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır” cümlesiyle hangi âyetin kastedildiği hususunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Müfessirlerin çoğunluğuna göre bu ifade ile, yenilmesi haram olan şeyleri açıklayan Mâide sûresinin 3. âyetine atıfta bulunulmuştur. Ancak En‘âm sûresi Mekke’de, Mâide sûresi ise Medine’de indiğinden bu görüş isabetli görülmemektedir. Râzî ise söz konusu ifadeyle, bu sûrenin az sonra gelecek olan 145. âyetinin kastedildiği görüşündedir. Âyette, zaruret halinde haram kılınan şeylerden yenilmesine izin verilmiştir. Ancak zaruret halinin tesbitiyle ilgili kesin ölçüler belirlenmesi önemli güçlükler taşır; bu durum büyük ölçüde vicdanî bir meseledir. Bu sebeple âyetin sonunda “Muhakkak ki rabbin haddi aşanları çok iyi bilir!” buyurularak bu ruhsatı istismar etmeye kalkışacak olan kötü niyetli kimseler uyarılmıştır.
En'âm Suresi 119. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Sizleri üzerlerine Allah’ın adı zikredilerek kesilenleri yemenizden men eden nedir? Oysa Allah, zaruretle muhtaç olmanız dışında size haram kıldığı ve terk etmeniz gereken şeyleri açıkladı. Zaruret haram olan şeyleri mübah kılar. Şüphesiz müşriklerden birçoğu, cahilliklerinden kaynaklanan bozuk görüşleri sebebiyle kendilerine tabi olan kimseleri haktan uzaklaştırıyorlar. Çünkü Allah’ın onlara haram kıldığı leş ve bunun dışında kalan şeyleri helal kılıyorlar. Bahîra, Vasîle ve Hâmî ve diğer hususlardan Allah’ın helal kıldığı şeyleri de haram kılıyorlar. -Ey Resul!- Rabbin, Allah’ın hudutlarını çiğneyenleri, onun sınırlarını çiğnemelerinden ötürü elbette cezalandıracaktır.