Ey inananlar! Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Allah şüphesiz bilendir, hakimdir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey inananlar! Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Allah şüphesiz bilendir, hakimdir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Müşrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız Allah sizi dilediğinde lütuf ve ihsanıyla zenginleştirecektir. Allah gerçekten alîmdir, hakîmdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey inananlar! Müşrikler bir pisliktir. Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar! Eğer yoksulluktan korkarsanız bilin ki, Allah dilediği taktirde sizi yakında lütfundan zengin edecektir. Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, (Allah'a) ortak koşanlar pisliktir, artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer (onların hacca gelmemeleri sonucu ekonominiz bozulup) yoksulluğa düşmekten korkarsanız; biliniz ki Allah dilerse yakında sizi kendi lutfundan zengin edecektir. Şüphesiz Allah, bilendir, hikmet sahibidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
O you who have believed, indeed the polytheists are unclean, so let them not approach al-Masjid al-Haram after this, their [final] year. And if you fear privation, Allah will enrich you from His bounty if He wills. Indeed, Allah is Knowing and Wise
Fransızca
O vous qui croyez! Les associateurs ne sont qu'impureté: qu'ils ne s'approchent plus de la Mosquée sacrée, après cette année-ci. Et si vous redoutez une pénurie, Allah vous enrichira, s'Il veut, de par Sa grâce. Car Allah est Omniscient et Sage
İspanyolca
¡Oh, creyentes! Los idólatras son impuros, que no se acerquen a la Mezquita Sagrada después de este año. No teman padecer por ello pobreza o necesidad alguna, que si Dios quiere los proveerá con Su gracia. Dios todo lo sabe, es Sabio
Rusça
О те, которые уверовали! Воистину, многобожники являются нечистыми. И пусть они после этого их года не приближаются к Заповедной мечети. Если же вы боитесь бедности, то Аллах обеспечит вас богатством из Своей милости, если пожелает. Воистину, Аллах - Знающий, Мудрый
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Sesungguhnya orang-orang musyrik itu najis (kotor jiwa), karena itu janganlah mereka mendekati Masjidilharam setelah tahun ini.371) Dan jika kamu khawatir menjadi miskin (karena orang kafir tidak datang), maka Allah nanti akan memberikan kekayaan kepadamu dari karunia-Nya, jika Dia menghendaki. Sesungguhnya Allah Maha Mengetahui, Mahabijaksana
Bengalce
হে ঈমানদারগণ! মুশরিকরা তো অপবিত্র। সুতরাং এ বছরের পর তারা যেন মসজিদুল-হারামের নিকট না আসে। আর যদি তোমরা দারিদ্রে?480; আশংকা কর, তবে আল্লাহ চাইলে নিজ করুনায় ভবিষ্যতে তোমাদের অভাবমুক্ত করে দেবেন। নিঃসন্দেহে আল্লাহ সর্বজ্ঞ, প্রজ্ঞাময়।
Ey Allah'a ve resulü'ne iman eden ve Allah'ın, kullarına koyduğu şeriate tabi olanlar! Müşrikler kendilerinde olan küfür, zulüm, kınanmış ahlak ve kötü alışkanlıklardan dolayı pisliktirler. Onun için bu yıllarından yani hicri dokuzuncu yıllarından sonra hacı yahut umreci olarak da olsa Mescid-i Haram'ın da içerisinde bulunduğu Mekke Haremi'ne girmesinler. -Ey Müminler!- Eğer onların size getirmekte oldukları yiyeceklerin ve çeşitli ticaret mallarının kesilmesi sebebi ile yoksulluktan korkarsanız, şüphesiz Yüce Allah, fazlı ile size yeter. Şüphe yoktur ki Allah, sizin içinde bulunduğunuz hali hakkıyla bilendir, sizin için düzenleyip idare ettiklerinde hikmet sahibidir.
28- Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız (bilin ki) Allah, dilerse sizi kendi lütfundan zenginleştirir. Şüphesiz Allah Alimdir, Hakimdir.
28. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler!” Allah ile birlikte başkasına ibadet eden “müşrikler ancak bir pisliktir.” İtikat ve amel yönünden pis ve murdar kimselerdir. Allah ile birlikte, fayda sağlamayan, zarar vermeyen ve kişiye gelecek hiçbir zararı önleyemeyen varlıklara ibadet eden, işleri güçleri Allah’a karşı savaş açmak, Allah yolundan alıkoymak, batıla yardım edip hakkı reddetmek, yeryüzünde ıslaha değil fesada çalışmak olan bir kimseden daha pis ne olabilir? O halde sizler de mabedlerin en şerefli ve en temiz olanını onları oraya yaklaştırmamak sureti ile temiz tutmalısınız. “Onun için bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar.” Sözü edilen yıl, Ebu Bekir es-Sıddik’in hac emirliği yaptığı yıl olan hicretin dokuzuncu yılı idi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem amcasının oğlu Ali’yi de Hacc-ı Ekber günü berâeti (müşrikler ile ilişkilerin koparıldığını) ilan etmek üzere göndermişti. O da bu yıldan itibaren hiçbir müşrik kimsenin Beyt’i haccedemeyeceğini ve çıplak bir kimsenin Beyt’i tavaf edemeyeceğini ilan etmişti. Müşriklerin pislik olması, bedenlerinin pis olduğu anlamında değildir. Çünkü başkaları gibi kâfirin de bedeni temizdir. Buna delil ise Yüce Allah’ın Kitap Ehli olan kadınlarla evlenmeyi ve ilişki kurmayı mubah kılması, onların tenine değen yeri yıkmayı da emretmemiş olmasıdır. Müslümanlar da öteden beri kâfirlerin bedenlerine temas etmişlerdir. Ancak necasetlerden sakındıkları gibi onların tenlerine değinmekten sakındıklarına dair herhangi bir şey nakledilmemiştir. O nedenle buradaki pislikten maksat -önceden geçtiği gibi- şirkten kaynaklanan manevi pisliktir. Nasıl ki tevhid ve iman bir temizliktir, şirk de bir pisliktir. Ey müslümanlar! “Eğer fakirlikten” müşriklerin Mescid-i Haram’a yaklaşmasının engellenmesi dolayısı ile sizinle onlar arasındaki dünyevi bağların kopmasından ötürü fakir ve muhtaç düşmekten “korkarsanız (bilin ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zenginleştirir.” Çünkü rızık yalnızca tek bir kapıya ve tek bir yere münhasır değildir. Aksine bir kapı kapandı mı mutlaka onun dışında pek çok kapılar açılır. Yüce Allah’ın lütfu pek geniştir. O’nun cömertliği ve ihsanı pek büyüktür. Özellikle de O’nun rızası için herhangi bir şeyi terk edenlere karşı Allah, cömertlerin en cömerdidir. Yüce Allah verdiği bu sözünü gerçekleştirmiş, müslümanları kendi lütfundan zenginleştirmiş, onlara bol ve geniş rızıklar ihsan etmiştir. Bu ihsan dolayısı ile de onlar, en büyük zenginler ve hükümdarlar arasına girmişlerdir. “Dilerse” buyruğu, zengin kılmanın ilahî meşîete bağlı olduğunu ifade etmektedir. Çünkü dünyada zengin olmak, imanın gereklerinden değildir. Yüce Allah, zengin kıldığı kimseyi seviyor diye bir şey de yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah, bu zengin kılmayı kendi dilemesine bağlı olarak söz konusu etmiştir. Allah, dünyalığı sevdiği ve sevmediği herkese verirken, imanı ve dini ancak sevdiği kimselere verir. “Şüphesiz Allah Alimdir.” O’nun ilmi pek geniştir. Kimin zenginliğe layık olduğunu, kimin layık olmadığını bilir. “Hakimdir” O, hikmeti gereği her şeyi yerli yerince koyar ve onlara hak ettiği değeri verir. Yüce Allah’ın: “Onun için bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar” buyruğu, müşriklerin önceleri Beytullah’ın başkan ve yöneticileri olduğunu, Mekke fethedildikten sonra ise yönetimin Allah Rasûlünün ve mü’minlerin eline geçtiğini, müşriklerin de Beytullah’ın çevresinde ve Mekke-i Mükerreme’de ikamet etmeye devam ettiklerini ortaya koymaktadır. Bundan sonra ise işte bu âyet-i kerime nazil olmuştur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de vefatının hemen öncesinde müşriklerin Hicaz bölgesinden sürülmelerini ve o bölgede iki farklı dinin bir arada olmamasını emretmişti. Bütün bunlar, her çeşit kâfirin Mescid-i Haram’dan uzak olması içindir ve bu, Yüce Allah’ın:“Onun için bu yıllarından sonra artık Mescid-i Harama yaklaşmasınlar” buyruğunun kapsamına girmektedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
5. âyetin tefsirinde belirtildiği üzere, bu sûrenin başındaki ve bu âyetteki bildirim İslâm’ın tebliği açısından bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Zira artık Mekke’nin fethi gerçekleşmiş, Kâbe’deki putlar yıkılmış ve Hicaz bölgesinin en güçlü kabileleri İslâmiyet’i kabul etmişlerdir. Bu aşamada Kâbe çevresindeki müşriklere sınırsız bir inanç özgürlüğü tanıyarak burada kalmalarına izin vermek, son tahlilde müslümanların bu kutsal mekânını, bölgeden yeni temizlenen putperestliğe açık bırakmak anlamına gelirdi. Kur’an’ın müslüman olmayanlarla ilişkiler konusundaki âyetleri birlikte değerlendirildiğinde, bu âyetin getirdiği düzenlemede insan hakları açısından yadırganacak bir durum olmadığı kolayca görülür. Zira burada, kültür değişimiyle sıkı irtibatı olan dinî bir düzenleme söz konusudur. Köklü kültür değişimlerinde, bu gibi zaman ve mekâna özel veya geçici tedbirler zorunlu hale gelebilmektedir.
Âyetteki hükmün ekonomik açıdan bazı olumsuz sonuçları da beraberinde getireceği ihtimaline karşı, muhatapları bu ihtimalin olumsuz etkilerinden kurtaracak bir açıklamada bulunulmuştur. Gerçekten, böyle bir düzenlemenin Kâbe’nin o güne kadar süregelen misyonu ile yakından ilişkili olan ticarî potansiyeli olumsuz yönde etkilemesi tabii idi. Fakat yüce Allah, maddî sıkıntı kaygısıyla bu buyruğun buruk karşılanmaması için bir uyarıda bulunmuş, o çevredeki müslümanların herhangi bir mahrumiyet endişesi duymadan ilâhî buyruğa teslim olmalarını istemiş ve kendisi dilediğinde başka sebepler meydana getirerek onları zengin kılabileceğini bildirmiştir.
Âyette müşrikler için yapılan niteleme, onlara yasaklanan bölge ve yasağın kimleri kapsadığı hakkında değişik yorumlar yapılmıştır. Putperestlerin “neces” (pis, kirli) olmaları, âlimlerin çoğunluğuna göre mânevî anlamdadır. Müşrikler, başta Allah’a ortak koşma yönündeki inançları olmak üzere, Kâbe’yi çıplak tavaf etme, murdar et yeme, babasının eşiyle evlenme gibi çirkin davranışları sebebiyle böyle nitelendirilmişlerdir (Zemahşerî, II, 146). Âyette, müşrikler hakkındaki nitelemenin hasr ifadesi içinde yani “onlar ancak şöyledirler” şeklinde tercüme edilebilecek bir cümlede yer alması, bu hususta tereddüt edilmemesi gerektiğini belirtmek içindir (İbn Âşûr, X, 160); bu anlam meâle “biliniz ki” şeklinde yansıtılmıştır. Âlimlerin ekseriyetine göre âyetteki Mescid-i Harâm tamlamasından maksat Harem bölgesidir, dolayısıyla yasaklanan yer Harem diye anılan mıntıkadır. Âyetin devamındaki ifade de bu anlayışı destekleyici niteliktedir (Râzî, XVI, 26). Bazı âlimlere göre ise yasaklanan yer Mescid-i Harâm ile sınırlıdır, müşriklerin Harem bölgesinin diğer yerlerine girmelerine engel olunmaması gerekir (Şevkânî, II, 398). Bu yasağın yahudileri ve hıristiyanları kapsayıp kapsamadığı hususunda farklı rivayetler bulunmakla beraber, günümüze kadar uygulanagelen kural, müslüman olmayanların bu bölgeye sokulmaması yönündedir. Kur’an’da bu iki din mensuplarının “kâfir” olarak nitelendirilmesi ve bu kesimden bir kısmının şirk (Allah’a ortak koşma) sayılacak inançlarına yöneltilen eleştirilerle Hz. Peygamber’in Arap yarımadasında ikamet ile ilgili bazı hadisleri onların da bu kapsamda kabul edilmesi sonucunu doğurmuştur (Derveze, XII, 105-107). Fakat –uygulamaya ilişkin izahlar böyle olmakla beraber– âyette özel bir kelime seçimi yapılarak “müşrikler”den söz edildiği ve Kur’an’da Ehl-i kitabın müşrik olarak nitelenmediği dikkate alınırsa, –özel şartlarda ve âyetin getirdiği düzenlemenin amacına hizmet eden durumlarda yapılabilecek istisnaî uygulamalar dışında– kural olarak Ehl-i kitabın bu yasak kapsamında düşünülmemesi Kur’an’ın ruhuna daha uygun düşer. Öte yandan, Derveze’nin, Kur’an tefsiri alanına önemli bir katkı sağlayan değerli eserine, Arap milliyetçiliği bulaştırarak buradaki ulvî amacı “İslâm’ın sancağını taşıyan Arap ırkının vatanı olması”yla irtibatlandırması (XII, 107) gerek burada yer alan düzenlemenin hedefiyle gerekse Kur’an’ın diğer âyetlerindeki ruh ile bağdaşmaz.
Ey Allah'a ve resulü'ne iman eden ve Allah'ın, kullarına koyduğu şeriate tabi olanlar! Müşrikler kendilerinde olan küfür, zulüm, kınanmış ahlak ve kötü alışkanlıklardan dolayı pisliktirler. Onun için bu yıllarından yani hicri dokuzuncu yıllarından sonra hacı yahut umreci olarak da olsa Mescid-i Haram'ın da içerisinde bulunduğu Mekke Haremi'ne girmesinler. -Ey Müminler!- Eğer onların size getirmekte oldukları yiyeceklerin ve çeşitli ticaret mallarının kesilmesi sebebi ile yoksulluktan korkarsanız, şüphesiz Yüce Allah, fazlı ile size yeter. Şüphe yoktur ki Allah, sizin içinde bulunduğunuz hali hakkıyla bilendir, sizin için düzenleyip idare ettiklerinde hikmet sahibidir.