Önceki ayet· 5:98Sonraki ayet· 5:100

Mâide Suresi 99. Ayet· 5:99

↗ Mâide suresi
Medeni
مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا تَكۡتُمُونَ
Peygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Peygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamber'in üzerine düşen sadece duyurmadır. Allah, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Resule düşen, tebliğden başka bir şey değildir. Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Elçi'ye düşen, sadece duyurmaktır. Allah, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.3%
İngilizce
Not upon the Messenger is [responsibility] except [for] notification. And Allah knows whatever you reveal and whatever you conceal
Fransızca
Il n'incombe au Messager que de transmettre (le message). Et Allah sait ce que vous divulguez tout comme ce que vous cachez
İspanyolca
El Mensajero solo tiene la obligación de transmitir el Mensaje, Dios es Quien sabe lo que manifiestan y lo que ocultan
Rusça
На Пророка не возложено ничего, кроме передачи откровения. Аллах знает о том, что вы обнаруживаете, и том, что вы скрываете
Endonezce
Kewajiban Rasul tidak lain hanyalah menyampaikan (amanat Allah), dan Allah mengetahui apa yang kamu tampakkan dan apa yang kamu sembunyikan
Bengalce
রসূলের দায়িত্ব শুধু পৌছিয়ে দেওয়া। আল্লাহ জানেন, যা কিছু তোমরা প্রকাশ্যে কর এবং যা কিছু গোপন কর।
Çince
使者只负通知的责任。安拉知道你们所表现的,和你们所隐讳的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Resulün görevi, Allah'ın kendisine tebliğ etmesini emrettiği şeyleri ulaştırmaktır. İnsanları hidayete muvaffak kılma görevi yoktur. Hidayet sadece Allah'ın elindedir. Allah, hidayet ve sapıklıktan açıkladığınızı ve gizlediğinizi hakkıyla bilir. Bunun karşılığını size verecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
97- Allah; Kâbe’yi, o Beyt-i Haram’ı, Haram ayları, kurbanı ve gerdanlıkları insanlar için bir kıyam sebebi kılmıştır. Bu da Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir. 98- Bilin ki Allah, cezası şiddetli olandır ve yine (bilin ki) Allah Ğafûr ve Rahîmdir. 99- Rasûl’e düşen ancak tebliğdir. Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (her şeyi) bilir. 97. Yüce Allah:“Kâbe’yi, o Beyt-i Haram’ı... insanlar için bir kıyam sebebi” kıldığını haber vermektedir. Yani bunları tazim etmek sureti ile insanların dinleri de dünyaları da kıyam bulur, dosdoğru olur. Bununla İslâm tamam olur, bu yolla onların günahları silinir, Beyt-i Haram’a yönelip gitmek sureti ile de büyük bağışlara ve pek çok ihsanlara nail olurlar. Bu uğurda mallar harcanır, o yolda sıkıntılara katlanılır. Orada dört bir yandan gelen ve çeşitli ırklardan oluşan Müslümanlar toplanıp bir araya gelerek tanışırlar, birbirlerinin yardımını alırlar, hepsini ilgilendiren maslahatlar hususunda istişare ederler. Aralarında dinî ve dünyevî maslahatlara dair sağlam bağlar kurulur. İşte Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:“Tâ ki kendileri için menfaatlere tanık olsunlar, belirli günlerde Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar.”(el-Hac, 22/28) Beytullah’ın insanlar için bir kıyam sebebi kılınması nedeniyle bazı alimler şöyle demişlerdir: Beytullah’ı her yıl haccetmek farz-ı kifayedir. Bütün insanlar Beytullah’ı haccetmeyi terk edecek olurlarsa onu haccetmeye gücü yeten herkes günahkâr olur. Hatta insanlar orayı haccetmeyi terk edecek olurlarsa, onların hayatlarını ayakta tutan sebepler ortadan kalkar ve Kıyamet kopar. “kurbanı ve gerdanlıkları” Yani Yüce Allah hediye kurbanlarını da hediye kurban türlerinin en şereflileri olan boyunları gerdanlıklı kurbanlıkları da böyle “bir kıyam sebebi” kılmıştır. İnsanlar bu ikisinden de yararlanırlar ve bunlar dolayısı ile sevap kazanırlar. “Bu da Allah’ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.” İşte bu Beyt-i Haram’ı, sizin menfaatinize olduğunu bildiği dinî ve dünyevî maslahatlarınız için var etmiş olması da O’nun ilminin bir tecellisidir. 98. “Bilin ki Allah, cezası şiddetli olandır ve yine (bilin ki) Allah Ğafûr ve Rahîmdir.” İşte bu iki hususa dâir bilginiz, sizin kalbinizde son derece kesin ve tam bir yakîn ile var olmalıdır. Bilin ki Allah, dünyada da âhirette de kendisine isyan edenlere karşı cezası pek şiddetli olandır. Yine bilin ki Allah, tevbe edip kendisine dönen ve itaat eden kimseleri mağfiret eden ve çokça merhamette bulunandır. Sizin bu hususa dâir bilginiz, O’nun cezasından korkma, mağfiret ve mükâfatını umma sonucunu verir ve siz, O’ndan korkmanın, mağfiret ve mükâfatını ummanın gerektirdiği şekilde amel edersiniz. 99. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Rasûl’e düşen, ancak tebliğdir” ve o emrolunduğu gibi tebliğ etmiş, görevini yerine getirmiştir. Bunun dışında onun herhangi bir şeye (hidâyet ve dalâlet konusunda bir yetkiye) hiçbir şekilde sahip olması söz konusu değildir. “Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (her şeyi) bilir.” ve sizin halinizi bilmesine uygun olarak da amellerinizin karşılığını verir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Peygamber’in görevi, tebliğ etmekten ibarettir” buyrulması onun peygamberlik dışında bir işinin ve sıfatının bulunmadığı anlamında olmayıp, bu bildirimden sonra insanların sorumluluk konusunda diyecek bir şeylerinin kalmayacağına vurgu içindir. Nitekim Nisâ sûresinde (4/165) peygamberlerin niçin gönderildiğine değinilirken, insanların Allah’a karşı bir mazeret ileri sürmelerine imkân bırakmama hususu açıkça ifade edilmiş, Gaşiye sûresinde (88/22) Hz. Peygamber’in sadece bir uyarıcı olduğu ve insanlar üzerinde baskı kurarak onları dinin icaplarına zorla uydurma gibi bir görevinin bulunmadığı hatırlatılmıştır. Âyetin devamında “Allah açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir” buyrulması da, bildirimden sonra sorumluluğun insanların omuzlarında olduğunu anlatmaktadır. Resûlullah’ın peygamberlik vazifesinin yanında bir kul olarak yükümlü olduğu ve yerine getirdiği görevlerinin bulunduğu; yine, devlet başkanı, yargıç, kumandan, eğitimci vb. sıfatlarla önemli toplumsal işler yaptığı ise hem âyet ve hadislerde belirtilmiştir hem de tarihen sabittir. Öte yandan, onun ilâhî iradeyi açıklamak üzere Kur’an’da yer alan veya almayan hükümler bildirmiş olması da tebliğ görevinin kapsamı dışında değildir. Bu hükümlere ise topluca sünnet adı verilir.
Mâide Suresi 99. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Resulün görevi, Allah'ın kendisine tebliğ etmesini emrettiği şeyleri ulaştırmaktır. İnsanları hidayete muvaffak kılma görevi yoktur. Hidayet sadece Allah'ın elindedir. Allah, hidayet ve sapıklıktan açıkladığınızı ve gizlediğinizi hakkıyla bilir. Bunun karşılığını size verecektir.