De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: Allah'a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendine yüklenen, sizin sorumluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Allah'a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz/yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir."
Süleyman Ateşen ayrışan
De ki: "Allah'a ita'at edin, Elçiye ita'at edin." Eğer dönerseniz, ona gereken, kendisine yükletilen(duyurma görevini yapmak), size gereken de size yükletilen(ita'at görevini yapmak)dır. Eğer ona ita'at ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Elçiye düşen, sadece açık bir şekilde duyurmaktır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.6%
İngilizce
Say, "Obey Allah and obey the Messenger; but if you turn away - then upon him is only that [duty] with which he has been charged, and upon you is that with which you have been charged. And if you obey him, you will be [rightly] guided. And there is not upon the Messenger except the [responsibility for] clear notification
Fransızca
Dis: «Obéissez à Allah et obéissez au messager. S'ils se détournent, ...il [le messager] n'est alors responsable que de ce dont il est chargé; et vous assumez ce dont vous êtes chargés. Et si vous lui obéissez, vous serez bien guidés». Et il n'incombe au messager que de transmettre explicitement (son message)
İspanyolca
Diles: "Obedezcan a Dios y obedezcan a Su Mensajero". Pero si se rehúsan, el Mensajero solo rendirá cuentas por lo que se le ha encomendado, y ellos deberán rendir cuentas por lo que se les ha ordenado. Pero si le obedecen [al Mensajero] se encaminarán. Mi Mensajero solo tiene la obligación de transmitir [el Mensaje] con claridad
Rusça
Скажи: «Повинуйтесь Аллаху и повинуйтесь Посланнику». Если вы отвернетесь, то ведь он отвечает за то, что возложено на него, а вы отвечаете за то, что возложено на вас. Но если вы подчинитесь ему, то последуете прямым путем. На Посланника возложена только ясная передача откровения
Endonezce
Katakanlah, "Taatlah kepada Allah dan taatlah kepada Rasul; jika kamu berpaling, maka sesungguhnya kewajiban Rasul (Muhammad) itu hanyalah apa yang dibebankan kepadanya, dan kewajiban kamu hanyalah apa yang dibebankan kepadamu. Jika kamu taat kepadanya, niscaya kamu mendapat petunjuk. Kewajiban Rasul hanyalah menyampaikan (amanat Allah) dengan jelas
Bengalce
বলুনঃ আল্লাহর আনুগত্য কর এবং রসূলের আনুগত্য কর। অতঃপর যদি তোমরা মুখ ফিরিয়ে নাও, তবে তার উপর ন্যস্ত দায়িত্বের জন্যে সে দায়ী এবং তোমাদের উপর ন্যস্ত দায়িত্বের জন্যে তোমরা দায়ী। তোমরা যদি তাঁর আনুগত্য কর, তবে সৎ পথ পাবে। রসূলের দায়িত্ব তো কেবল সুস্পষ্টরূপে পৌছে দেয়া।
Ey Resul! O münafıklara de ki; "Açıkta ve gizlide Allah'a ve resulüne itaat edin. Eğer emrolunduğunuz hususlarda o ikisinden yüz çevirecek olursanız; Peygamber'in sorumluluğu (size) tebliğ etmekten başka bir şey değildir. Sizin sorumluluğunuz ise (ona) itaat etmek ve onun getirdikleri ile amel etmektir. Eğer emrettiklerini yapıp yasakladıklarından uzak durarak ona itaat ederseniz hakka hidayet olunursunuz. Resule düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. Onun sizleri hidayete erdirmek ve sizi buna zorlamak gibi yüklendiği bir sorumluluk yoktur."
53- O (münafıklar), şayet kendilerine emredersen mutlaka cihada çıkacaklarına dair olanca güçleri ile Allah’a yemin ettiler. De ki:“(Boşuna) yemin etmeyin; itaat(iniz) malumdur! Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” 54- De ki:“Allah’a itaat edin, Rasûle de itaat edin.” Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ona düşen ancak ona yüklenen (tebliğ)dir, size düşen de size yüklenen (itaat)tir. Eğer ona itaat ederseniz hidâyet bulursunuz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.
53. Yüce Allah, münafıklardan cihadda Allah Rasûlünden geri kalanların halini, kalplerinde hastalık ve iman zaafiyeti bulunanlardan haber vermektedir. Gelecekte yahut da sen savaşa çıkacağın vakit açıktan açığa onların da cihada çıkmalarını isteyecek olursan “mutlaka cihada çıkacaklarına dair olanca güçleri ile Allah’a yemin ettiler.” Birinci mana (gelecekte onlara cihada çıkmakları için emir verirsen, anlamı) daha uygundur. Yüce Allah, onların iddialarını reddederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: (Boşuna) yemin etmeyin.” Yemin etmenize ihtiyacımız yoktur, özür beyan etmenize de. Çünkü Yüce Allah, sizin haberlerinizi bize bildirmiştir. Ayrıca sizin itaatiniz de bizce malumdur. Bize gizli, saklı değildir. Biz, sizin geçmişte hiçbir mazeretiniz olmaksızın ağırdan aldığınızı, tembellik ettiğinizi biliyoruz. O halde mazeret açıklamanızın ve yemin etmenizin anlamı yoktur. Buna ancak hakkında iki halin de muhtemel olduğu ve iki farklı duruma müsait olan kimselerin ihtiyacı vardır. Böylesinin beyan edeceği mazeret, belki kendisine fayda sağlayabilir. Size gelince bunun asla faydası olmayacaktır. Allah’ın azap ve intikamının gelip sizi bulacağından korkulur. Bundan dolayı Yüce Allah onları şöyle tehdit etmektedir:“Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır” ve o amellerin karşılığını eksiksiz bir şekilde verecektir.
54. Onların hali işte budur. Allah Rasûlünün durumuna gelince onun görevi, size emir ve yasakları bildirmektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah’a itaat edin, Rasûle de itaat edin. Eğer” bu, emre uyarlarsa bu onlar için mutluluk ve bahtiyarlık sebebidir. Şâyet “yüz çevirirseniz (bilin ki) ona düşen ancak ona yüklenen” risaleti “(tebliğ)dir” ve o da bu görevi eksiksiz yerine getirmiştir. “Size düşen de size yüklenen (itaat)tir” emre uymaktır. Bu hususlarda haliniz açıkça ortaya çıkmış bulunuyor. Böylelikle sapıklığınız, azgınlığınız ve azabı hak ettiğiniz de açıkça görülmüş olmaktadır. “Eğer ona itaat ederseniz” hem söz hem amel itibariyle dosdoğru yola “hidâyet bulursunuz.” Ona itaat etmeksizin hidâyete yol bulamazsınız. Bu olmadan hidâyete yol bulmanıza imkân yoktur. “Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” Sizden herhangi bir kimsenin ileri sürebileceği bir şüphe ve tereddüt bırakmayacak şekilde size tebliğde bulunmaktır. Allah Rasûlü de bunu fiilen yapmış, apaçık tebliğde bulunmuştur. Sizi hesaba çekecek, amellerinizin karşılığını verecek olan ise Allahtır. Rasûlün bu konuda yapacak bir şeyi yoktur. O, kendi görevini yerine getirmiş bulunmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber’in ve müminler topluluğunun, içlerinde farklı inanç gruplarının da bulunduğu topluma karşı, dini tebliğ etme ve açık bir şekilde anlatma yanında, hukukî ve sosyal adaleti gerçekleştirme, edep ve ahlâkı hâkim kılma, kamu düzenini sağlama, ülkeyi ve temel değerleri koruma gibi sorumluluk ve yükümlülükleri vardır; bunun böyle olduğu sayısız âyet ve hadisle ortaya konmuştur. Buradaki ifadeden maksat, “Apaçık tebliğ ettiğiniz halde itaat etmezlerse bunun sorumluluğu, dünya ve âhiretteki olumsuz sonuçları kendilerine aittir, kendi kusurlarının sonucudur; bundan siz sorumlu olmazsınız, Allah, niçin onları itaatkâr kılmadınız diye size sormaz” demektir.
Ey Resul! O münafıklara de ki; "Açıkta ve gizlide Allah'a ve resulüne itaat edin. Eğer emrolunduğunuz hususlarda o ikisinden yüz çevirecek olursanız; Peygamber'in sorumluluğu (size) tebliğ etmekten başka bir şey değildir. Sizin sorumluluğunuz ise (ona) itaat etmek ve onun getirdikleri ile amel etmektir. Eğer emrettiklerini yapıp yasakladıklarından uzak durarak ona itaat ederseniz hakka hidayet olunursunuz. Resule düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. Onun sizleri hidayete erdirmek ve sizi buna zorlamak gibi yüklendiği bir sorumluluk yoktur."