Bir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir fitne kopmayacak sandılar. Kör oldular, sağır kesildiler. Derken Allah tövbelerini kabul etti. Sonra yine birçokları körleştiler, sağırlaştılar. Allah, onların yaptıklarını ayan-beyan görür.
Süleyman Ateş
Bir fitne kopmayacak sandılar, kör oldular, sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine çokları kör, sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görüyor.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
And they thought there would be no [resulting] punishment, so they became blind and deaf. Then Allah turned to them in forgiveness; then [again] many of them became blind and deaf. And Allah is Seeing of what they do
Fransızca
Comptant qu'il n'y aurait pas de tentation contre eux, ils étaient devenus aveugles et sourds. Puis Allah accueillit leur repentir. Ensuite, beaucoup d'entre eux redevinrent aveugles et sourds. Et Allah voit parfaitement ce qu'ils font
İspanyolca
Creían que no les alcanzaría ninguna calamidad [por sus crímenes] y se volvieron ciegos y sordos [de corazón], pero Dios los perdonó, aunque muchos de ellos reincidieron. Dios ve todo lo que hacen
Rusça
Они посчитали, что не будет искушения, и потому стали слепы и глухи. Затем Аллах принял их покаяние, после чего многие из них снова стали слепы и глухи. Аллах видит то, что они совершают
Endonezce
Dan mereka mengira bahwa tidak akan terjadi bencana apa pun (terhadap mereka dengan membunuh Nabi-nabi itu), karena itu mereka menjadi buta dan tuli, kemudian Allah menerima tobat mereka, lalu banyak di antara mereka buta dan tuli. Dan Allah Maha Melihat apa yang mereka kerjakan
Bengalce
তারা ধারণা করেছে যে, কোন অনিষ্ট হবে না। ফলে তারা আরও অন্ধ ও বধির হয়ে গেল। অতঃপর আল্লাহ তাদের তওবা কবুল করলেন। এরপরও তাদের অধিকাংশই অন্ধ ও বধির হয়ে রইল। আল্লাহ দেখেন তারা যা কিছু করে।
Sözleşme ve anlaşmaları bozmaları, peygamberleri yalanlamaları ve öldürmeleri sonucunda kendilerine herhangi bir zararın gelmeyeceğini zannettiler. Hâlbuki zannetmedikleri ve beklemedikleri başlarına geldi. Bu sebeple hakka karşı sağır ve kör kesildiler ve ona giden doğru yolu bulamadılar. Hakkı kabul ederek onu dinlemediler. Sonra yüce Allah kendi lütfundan onların günahlarını bağışladı. Sonra tekrar hakka karşı kör kesildiler ve dinlemediler. Bir çokları böyle davrandılar Allah, onların yapmış olduklarından haberdardır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yaptıklarına karşılık onları cezalandıracaktır.
70- Andolsun biz, İsrailoğullarından sağlam bir söz aldık ve onlara rasuller gönderdik. Onlara hoşlarına gitmeyen şeyleri getiren bir peygamberin geldiği her seferinde kimisini yalanlıyor, kimisini de öldürüyorlardı. 71- Başlarına bir fitne gelmeyeceğini sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görendir.
70. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Andolsun biz İsrailoğullarından sağlam bir söz.” Yani Allah’a iman edeceklerine ve daha önce: “Andolsun Allah İsrailoğullarından söz almıştı. İçlerinden on iki de nakib göndermiştik...”(el-Maide, 5/12) buyruğunda sözü geçen emir ve buyrukları yerine getireceklerine dair ağır bir söz “aldık ve onlara rasuller gönderdik.” Bu peygamberler ardı ardına gelerek onlara davette ve irşadlarda bulunuyorlardı. Ancak bunun onlara bir faydası olmadı. “Onlara hoşlarına gitmeyen şeyleri getiren bir peygamberin geldiği her seferinde” hoşlarına gitmeyen bir hakikati getiren her bir peygamberi yalanladılar, ona karşı inatla karşı koydular ve ona tepki gösterip en çirkin şekilde muamelede bulundular. Zira “kimisini yalanlıyorlar, kimisini de öldürüyorlardı.”
71. “Başlarına bir fitne gelmeyeceğini sandılar” yani onların bu masiyet ve yalanlamalarının, başlarına bir azap ve ceza getirmeyeceğini sandılar ve böylelikle batıl yollarını sürdürmeye devam ettiler. Hakka karşı “da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti.” Onları gayrete getirdi ve Allah’a tevbe edip yönelmeleri üzerine de onların tevbelerini kabul etti. “Sonra” bu halleri uzun süre devam etmedi, nihâyet onların pek çoğu yine o çirkin hale geri döndüler ve “onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler.” Pek çoğu bu niteliğe sahip oldular, pek az kimseler ise tevbe ve imanları üzere devam ettiler. “Allah yaptıklarını görendir.” Herkese amelinin karşılığını verir, hayır işlerse hayır, şer işlerse şer ile mukabelede bulunur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Açık hakikatler gözlerinin önüne serilmişken bunları görmezden ve duymazdan gelen İsrâiloğulları hiçbir sınava tâbi tutulmayacaklarını ve başlarına hiçbir felâketin gelmeyeceğini sanmışlardı. Âyette onların bu tutumunun tövbelerinin kabulünden sonra da birçoklarınca tekrar edildiği belirtilmiş, fakat bunların zamanı hakkında bilgi verilmemiştir. Bir yoruma göre birincisiyle yahudilerin Hz. Zekeriyyâ, Yahyâ ve Îsâ zamanındaki tutumları, ikincisiyle Hz. Muhammed’in tebliğine karşı sergiledikleri tavır kastedilmiştir. Başka bir yoruma göre her ikisi Hz. Mûsâ zamanında olmuştur: Birinci kör ve sağır kesilmelerinden maksat buzağıyı tanrı edinmeleri, ikincisinden maksat ise Allah’ı açıkça görme talebinde bulunmalarıdır. Bazı müfessirler ise burada İsrâ sûresinin 4-7. âyetlerinde sözü edilen kötülüklerine ve bu yüzden başlarına gelen iki büyük felâkete işaret edildiği kanaatindedirler (Râzî, XII, 57-58).
Âyetin son cümlesindeki “yapmakta olduklarını” şeklinde çevrilen kısmına müfessirlerin çoğunluğunca “yapmış olduklarını” şeklinde geçmiş zaman anlamı verilmesini isabetli bulmayan Reşîd Rızâ buradaki inceliği şöyle açıklar: Burada kastedilen, yahudilerin son peygambere kurdukları tuzaklar ve nefislerinin buyruğuna uymalarının onları bir defa daha kör ve sağır hale getirmiş olduğu, böylece önceki peygamberlerin Hz. Muhammed hakkında belirttikleri üstün nitelikleri, onun getirdiği hidayet ışığını görmez ve onun anlattığı açık kanıtları duymaz hale geldikleridir. Yüce Allah önce onların geçmişteki fiillerine dair somut bir anlatımda bulunarak hâlihazırda onlar ve onlar gibi davrananların eylemleri için bir örnekleme yapmıştır (VI, 481-482).
Sözleşme ve anlaşmaları bozmaları, peygamberleri yalanlamaları ve öldürmeleri sonucunda kendilerine herhangi bir zararın gelmeyeceğini zannettiler. Hâlbuki zannetmedikleri ve beklemedikleri başlarına geldi. Bu sebeple hakka karşı sağır ve kör kesildiler ve ona giden doğru yolu bulamadılar. Hakkı kabul ederek onu dinlemediler. Sonra yüce Allah kendi lütfundan onların günahlarını bağışladı. Sonra tekrar hakka karşı kör kesildiler ve dinlemediler. Bir çokları böyle davrandılar Allah, onların yapmış olduklarından haberdardır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yaptıklarına karşılık onları cezalandıracaktır.