And olsun ki İsrailoğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle onlara her peygamber gelişte, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da öldürürlerdi
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
And olsun ki İsrailoğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle onlara her peygamber gelişte, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da öldürürlerdi
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarının kesin sözlerini almış da onlara resuller göndermiştik. Ne zaman bir resul onlara nefislerinin hoşlanmadığı birşeyi getirdiyse bir kısmını yalanladılar; bir kısmını da öldürüyorlardı.
Süleyman Ateş
Andolsun, biz İsrail oğullarından söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman bir elçi onlara canlarının istemediği bir şey getirdiyse (gelen elçilerin) bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürüyorlardı.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
We had already taken the covenant of the Children of Israel and had sent to them messengers. Whenever there came to them a messenger with what their souls did not desire, a party [of messengers] they denied, and another party they killed
Fransızca
Certes, Nous avions déjà pris l'engagement des Enfants d'Israël, et Nous leur avions envoyé des messagers. Mais chaque fois qu'un Messager leur vient avec ce qu'ils ne désirent pas, ils en traitent certains de menteurs et ils en tuent d'autres
İspanyolca
Celebré un pacto solemne con los Hijos de Israel y les envié Mensajeros. Siempre que un Mensajero se presentaba ante ellos con algo que no les gustaba, lo desmentían o lo mataban
Rusça
Мы уже заключили завет с сынами Исраила (Израиля) и отправили к ним посланников. Каждый раз, когда посланники приносили им то, что им было не по душе, они нарекали лжецами одних и убивали других
Endonezce
(Sesungguhnya Kami telah mengambil perjanjian dari Bani Israil,288) dan telah Kami utus kepada mereka Rasul-rasul. Tetapi setiap rasul datang kepada mereka dengan membawa apa yang tidak sesuai dengan keinginan mereka, (maka) sebagian (dari Rasul itu) mereka dustakan dan sebagian yang lain mereka bunuh
Bengalce
আমি বনী-ইসরাঈলের কাছ থেকে অঙ্গীকার নিয়েছিলাম এবং তাদের কাছে অনেক পয়গম্বর প্রেরণ করে ছিলাম। যখনই তাদের কাছে কোন পয়গম্বর এমন নির্দেশ নিয়ে আসত যা তাদের মনে চাইত না, তখন তাদের অনেকের প্রতি তারা মিথ্যারোপ করত এবংঅনেককে হত্যা করে ফেলত।
İsrailoğulları'ndan itaat edip emirleri dinleyeceklerine dair kesin,sağlam bir söz almıştık. Kendilerine Allah'ın şeriatini ulaştıran rasûller gönderdik. Kendileri ise verilen sağlam sözü bozdular. Rasûllerinin kendilerine getirdiklerine karşı geldiler. Hevâ ve arzularının söyledikleri şeylere kulak verip, uydular. Yahudiler kendilerine gelen rasûllerin bazılarını yalanlamışlar ve bir kısmını da öldürmüşlerdi.
70- Andolsun biz, İsrailoğullarından sağlam bir söz aldık ve onlara rasuller gönderdik. Onlara hoşlarına gitmeyen şeyleri getiren bir peygamberin geldiği her seferinde kimisini yalanlıyor, kimisini de öldürüyorlardı. 71- Başlarına bir fitne gelmeyeceğini sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görendir.
70. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Andolsun biz İsrailoğullarından sağlam bir söz.” Yani Allah’a iman edeceklerine ve daha önce: “Andolsun Allah İsrailoğullarından söz almıştı. İçlerinden on iki de nakib göndermiştik...”(el-Maide, 5/12) buyruğunda sözü geçen emir ve buyrukları yerine getireceklerine dair ağır bir söz “aldık ve onlara rasuller gönderdik.” Bu peygamberler ardı ardına gelerek onlara davette ve irşadlarda bulunuyorlardı. Ancak bunun onlara bir faydası olmadı. “Onlara hoşlarına gitmeyen şeyleri getiren bir peygamberin geldiği her seferinde” hoşlarına gitmeyen bir hakikati getiren her bir peygamberi yalanladılar, ona karşı inatla karşı koydular ve ona tepki gösterip en çirkin şekilde muamelede bulundular. Zira “kimisini yalanlıyorlar, kimisini de öldürüyorlardı.”
71. “Başlarına bir fitne gelmeyeceğini sandılar” yani onların bu masiyet ve yalanlamalarının, başlarına bir azap ve ceza getirmeyeceğini sandılar ve böylelikle batıl yollarını sürdürmeye devam ettiler. Hakka karşı “da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti.” Onları gayrete getirdi ve Allah’a tevbe edip yönelmeleri üzerine de onların tevbelerini kabul etti. “Sonra” bu halleri uzun süre devam etmedi, nihâyet onların pek çoğu yine o çirkin hale geri döndüler ve “onlardan birçoğu yine kör ve sağır kesildiler.” Pek çoğu bu niteliğe sahip oldular, pek az kimseler ise tevbe ve imanları üzere devam ettiler. “Allah yaptıklarını görendir.” Herkese amelinin karşılığını verir, hayır işlerse hayır, şer işlerse şer ile mukabelede bulunur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İsrâiloğulları’ndan, Allah’tan başka tanrı edinmeme, ana-babaya hürmet etme, cana kıymama ve hırsızlık yapmama gibi konularda “mîsak” (kesin söz) alınmıştı (bk. Bakara 2/40, 83-84).
İsrâiloğulları’nın, işlerine gelmeyen ve çıkarlarıyla çelişen hükümler getiren peygamberlerin pek çoğunu ya yalancılıkla itham ettiklerine veya onları öldürdüklerine Kur’an-ı Kerîm’in birçok âyetinde değinilmiştir (meselâ bk. Bakara 2/87; Âl-i İmrân 3/21).
İsrailoğulları'ndan itaat edip emirleri dinleyeceklerine dair kesin,sağlam bir söz almıştık. Kendilerine Allah'ın şeriatini ulaştıran rasûller gönderdik. Kendileri ise verilen sağlam sözü bozdular. Rasûllerinin kendilerine getirdiklerine karşı geldiler. Hevâ ve arzularının söyledikleri şeylere kulak verip, uydular. Yahudiler kendilerine gelen rasûllerin bazılarını yalanlamışlar ve bir kısmını da öldürmüşlerdi.